Marmara Denizi’nin Geleceği Sempozyumda Masaya Yatırıldı
Kocaeli'de düzenlenen "1. Marmara Sürdürülebilir Çevre Sempozyumu"nda Marmara Denizi'nin çevresel sorunları, iklim değişikliği ve sürdürülebilir çevre politikaları ele alınıyor.
Kocaeli'de düzenlenen "1. Marmara Sürdürülebilir Çevre Sempozyumu"nda Marmara Denizi'nin çevresel sorunları, iklim değişikliği ve sürdürülebilir çevre politikaları ele alınıyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Üniversitesi işbirliğinde gerçekleştirilen, Kocaeli Kongre Merkezi'nde "Bir Deniz Bir Gelecek; Marmara'dan COP31'e" ana temasıyla 3 gün sürecek sempozyumda, Marmara Denizi özelinde yaşanan çevresel sorunların küresel iklim değişikliği perspektifiyle ele alınması hedefleniyor.
Deniz ekosistemlerinin korunması, iklim kriziyle mücadele, sürdürülebilir kalkınma politikaları, çevre hukuku ve biyoçeşitliliğin muhafazası gibi başlıklar, alanında uzman akademisyenler, araştırmacılar, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile sivil toplum paydaşlarının katılımıyla kapsamlı biçimde değerlendiriliyor.
Sempozyum, yerel ölçekte karşılaşılan çevresel sorunların küresel iklim gündemiyle ilişkilendirilmesini sağlayarak, özellikle COP 31 sürecine bilimsel perspektiften katkı sunmayı amaçlanırken, bu doğrultuda Marmara Denizi ekseninde geliştirilecek politika önerilerinin ulusal ve uluslararası çevre stratejilerine ışık tutması bekleniyor.
Sempozyum kapsamında 5 farklı salonda gerçekleştirilecek oturumlarda yaklaşık 150 bilimsel bildiri sunulacak. Programda ayrıca 20 uzman konuşmacının yer aldığı oturumlar, 31 panelistin katılacağı 7 panel, proje sunumları ve sergi etkinlikleri gerçekleştirilecek.
Sempozyum alanında kurulan sergide ise çevre ve sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren 60 kurum ve firma çalışmalarını katılımcılara tanıtıyor.
Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, açılışta yaptığı konuşmada, sempozyumdan çıkacak bildiriler ve paylaşılacak bilimsel tecrübelerle büyük bir sorumluluğu yerine getirmiş olacaklarını belirterek, son yıllardaki çalışmalarla belli bir noktaya gelen çevre bilincinin bu tür sempozyumlarla daha da taçlanacağını söyledi.
Gençlere, öğrencilere ve akademiye yeni başlayanlara bu konuların anlatılmasıyla geleceğe daha da ümitle bakma imkanı sağlanacağını dile getiren Aktaş, "Bugün ülkemizde yapılan çalışmalar, yerel yönetimlerin yaptığı çalışmalar, sıfır atık projesinin de artık küresel bir proje haline gelmiş olması ekonomik anlamda da çevre açısından da hepimizi ilgilendirmekte." dedi.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Marmara Denizi ve Marmara Havzası'nın Türkiye'nin en stratejik yaşam alanlarından biri olduğunu, nüfusun önemli bir bölümünün bu havzada yaşadığını belirterek, sanayi, ticaret, lojistik ve üretim gücünün merkezi konumundaki Marmara'nın korunmasının yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve stratejik bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, kentte devam eden İzmit Körfezi'ndeki dip çamuru temizliği projesi, kentteki ileri biyolojik arıtma tesisleri ve devam eden diğer projeler hakkında bilgi verdi.
Marmara Denizi'ndeki 11 milyon ton çamurun alınması gereken 8,5 milyon tonunu almak için çalıştıklarını anlatan Büyükakın, "Almazsak ne olacak? Arıtma yapmazsak ne olacak? Müsilaj olmaya devam edecek. Deniz kirlenmeye devam edecek. Oksijen seviyesi düşecek. Oksijen seviyesi düştükçe biyoçeşitlilik azalacak. Bu ekonomiden geçinenler geçimlerini kaybedecekler ve sonu hüsran olacak. Aydınlara, üniversitelere çok iş düşüyor. Kamuoyunun bu konuda bilinçlenmesi gerekiyor. Bu güzel ve kıymetli bir organizasyon." diye konuştu.
"Marmara'yı koruyabilirsek iki kıtanın ortak geleceğini de korumuş oluruz"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan ise Marmara Denizi'nin Asya ile Avrupa kıtalarının kesişim noktasında herkesin hayatına doğrudan ya da dolaylı şekilde dokunan çok önemli bir coğrafya olduğunu vurguladı.
Turan, Marmara Bölgesi'nin ekonominin merkezi olması, lojistik ve ticaretin kalbinde yer alması, ülke nüfusunun üçte birinin burada yaşaması ve şehirleşmenin artışı ile önemli bir konumda olduğuna ancak bu yoğunluğun beraberinde ciddi sorumlulukları da beraberinde getirdiğine değinerek, "Hızlı kentleşme, kontrolsüz sanayileşme ve artan nüfus baskısı Marmara'nın doğal dengesini her geçen gün daha fazla zorlamakta. Bu nedenle sürdürülebilir şehirleşme politikaları geliştirmek, sanayi ve çevre dengesini korumak, deniz ekosistemini korumak ve toplumsal farkındalığı artırmak artık bir tercih değil, zorunluktur." şeklinde konuştu.
Marmara Denizi eylem planında yer alan eylemlerden 19'unun tamamlandığına işaret eden Turan, şöyle devam etti:
"Özellikle havzaya ulaşan azot ve fosfor yüklerinin azaltılması amacıyla ileri biyolojik arıtma altyapısının güçlendirmesi temel önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Çevre Kanunu ile Marmara havzasındaki atık su arıtma tesislerinin ileri biyolojik arıtma seviyesine dönüşmesi zorunluluğu getirilmiştir. Haziran 2025 itibarıyla dönüşüm için öngörülen süreç tamamlanmış olmakla havzadaki ileri biyolojik arıtma oranının yüzde 51'den yüzde 51,8'e yükselmiş olması önümüzdeki dönemde yatırım sürecinin hızlandırılması ve finansman imkanlarının güçlendirmesi ihtiyacını ortaya koymaktadır."
Turan, bakanlık olarak atıkları bertaraf edilmesi gereken bir yük değil, ekonomiye yeniden kazandırılması gereken değerli kaynak olarak gördüklerine dikkati çekerek, sanayi, yerel yönetimler, akademi ve özel sektör arasında kurulacak güçlü işbirliğiyle kaynak verimliliğinin artırılmasının, endüstriyel simbiyoz uygulamalarının yaygınlaştırılmasının ve geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesinin mümkün olacağını, bunun da sera gazı emisyonlarının azaltılmasına, doğal kaynakların korunmasına ve yeşil büyüme hedeflerine önemli katkılar sağlayacağını kaydetti.
"Sıfır Atık" yaklaşımının sağladığı kazanımlar üzerine inşa edilen döngüsel ekonomi politikalarıyla kaynaklarını daha verimli kullanan, atığını azaltan ve geri kazanımı artıran bir ekonomik yapının oluşturulmasının hedeflendiğini belirten Turan, "kirliliğin kaynağında önlenmesi" yaklaşımı kapsamında kimyasalların kayıt altına alınarak risklerinin yönetildiğini, gerekli durumlarda ise kullanımlarının kısıtlandığını veya yasaklandığını bildirdi.
Turan, Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği ve başkanlık yapma hedefinin yanı sıra Akdeniz'in iklim diplomasisinde de "oyun kurucu" bir ülke olarak yoluna devam ettiğini belirterek, "Sayın Bakanımızın duyurduğu üzere 2026 yılında ülkemiz COP'a ev sahipliği yapacak. COP31 sürecine yönelik çalışmalarımız hızla devam ediyor. Eğer Marmara'yı koruyabilirsek sadece bir denizi değil, iki kıtanın ortak geleceğini de korumuş oluruz." değerlendirmesinde bulundu.
Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk de Marmara Denizi'nin Türkiye'nin üretim gücünü taşıyan, ekonomik kalkınmasına yön veren ve doğal zenginlikleriyle gelecek nesillere emanet edilen eşsiz bir yaşam havzası olduğunu ancak iklim değişikliği, artan çevresel baskılar, su kaynakları üzerindeki riskler ve deniz ekosistemlerinde yaşanan değişikliklerin bu değerli havzaya karşı sorumluluğu her geçen gün artırdığını vurguladı.
Cantürk, bu nedenle sempozyumu yalnızca akademik bir etkinlik olarak değil, bilim insanlarını, kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, özel sektörü, sanayi dünyasını ve gençleri ortak bir hedef etrafında buluşturan güçlü bir istişare ve çözüm platformu olarak değerlendirdiklerini sözlerine ekledi.
Konuşmaların ardından çekilen hatıra fotoğrafıyla açılış programı sona erdi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Üniversitesi işbirliğinde gerçekleştirilen, Kocaeli Kongre Merkezi'nde "Bir Deniz Bir Gelecek; Marmara'dan COP31'e" ana temasıyla 3 gün sürecek sempozyumda, Marmara Denizi özelinde yaşanan çevresel sorunların küresel iklim değişikliği perspektifiyle ele alınması hedefleniyor.
Deniz ekosistemlerinin korunması, iklim kriziyle mücadele, sürdürülebilir kalkınma politikaları, çevre hukuku ve biyoçeşitliliğin muhafazası gibi başlıklar, alanında uzman akademisyenler, araştırmacılar, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile sivil toplum paydaşlarının katılımıyla kapsamlı biçimde değerlendiriliyor.
Sempozyum, yerel ölçekte karşılaşılan çevresel sorunların küresel iklim gündemiyle ilişkilendirilmesini sağlayarak, özellikle COP 31 sürecine bilimsel perspektiften katkı sunmayı amaçlanırken, bu doğrultuda Marmara Denizi ekseninde geliştirilecek politika önerilerinin ulusal ve uluslararası çevre stratejilerine ışık tutması bekleniyor.
Sempozyum kapsamında 5 farklı salonda gerçekleştirilecek oturumlarda yaklaşık 150 bilimsel bildiri sunulacak. Programda ayrıca 20 uzman konuşmacının yer aldığı oturumlar, 31 panelistin katılacağı 7 panel, proje sunumları ve sergi etkinlikleri gerçekleştirilecek.
Sempozyum alanında kurulan sergide ise çevre ve sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren 60 kurum ve firma çalışmalarını katılımcılara tanıtıyor.
Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, açılışta yaptığı konuşmada, sempozyumdan çıkacak bildiriler ve paylaşılacak bilimsel tecrübelerle büyük bir sorumluluğu yerine getirmiş olacaklarını belirterek, son yıllardaki çalışmalarla belli bir noktaya gelen çevre bilincinin bu tür sempozyumlarla daha da taçlanacağını söyledi.
Gençlere, öğrencilere ve akademiye yeni başlayanlara bu konuların anlatılmasıyla geleceğe daha da ümitle bakma imkanı sağlanacağını dile getiren Aktaş, "Bugün ülkemizde yapılan çalışmalar, yerel yönetimlerin yaptığı çalışmalar, sıfır atık projesinin de artık küresel bir proje haline gelmiş olması ekonomik anlamda da çevre açısından da hepimizi ilgilendirmekte." dedi.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Marmara Denizi ve Marmara Havzası'nın Türkiye'nin en stratejik yaşam alanlarından biri olduğunu, nüfusun önemli bir bölümünün bu havzada yaşadığını belirterek, sanayi, ticaret, lojistik ve üretim gücünün merkezi konumundaki Marmara'nın korunmasının yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve stratejik bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, kentte devam eden İzmit Körfezi'ndeki dip çamuru temizliği projesi, kentteki ileri biyolojik arıtma tesisleri ve devam eden diğer projeler hakkında bilgi verdi.
Marmara Denizi'ndeki 11 milyon ton çamurun alınması gereken 8,5 milyon tonunu almak için çalıştıklarını anlatan Büyükakın, "Almazsak ne olacak? Arıtma yapmazsak ne olacak? Müsilaj olmaya devam edecek. Deniz kirlenmeye devam edecek. Oksijen seviyesi düşecek. Oksijen seviyesi düştükçe biyoçeşitlilik azalacak. Bu ekonomiden geçinenler geçimlerini kaybedecekler ve sonu hüsran olacak. Aydınlara, üniversitelere çok iş düşüyor. Kamuoyunun bu konuda bilinçlenmesi gerekiyor. Bu güzel ve kıymetli bir organizasyon." diye konuştu.
"Marmara'yı koruyabilirsek iki kıtanın ortak geleceğini de korumuş oluruz"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan ise Marmara Denizi'nin Asya ile Avrupa kıtalarının kesişim noktasında herkesin hayatına doğrudan ya da dolaylı şekilde dokunan çok önemli bir coğrafya olduğunu vurguladı.
Turan, Marmara Bölgesi'nin ekonominin merkezi olması, lojistik ve ticaretin kalbinde yer alması, ülke nüfusunun üçte birinin burada yaşaması ve şehirleşmenin artışı ile önemli bir konumda olduğuna ancak bu yoğunluğun beraberinde ciddi sorumlulukları da beraberinde getirdiğine değinerek, "Hızlı kentleşme, kontrolsüz sanayileşme ve artan nüfus baskısı Marmara'nın doğal dengesini her geçen gün daha fazla zorlamakta. Bu nedenle sürdürülebilir şehirleşme politikaları geliştirmek, sanayi ve çevre dengesini korumak, deniz ekosistemini korumak ve toplumsal farkındalığı artırmak artık bir tercih değil, zorunluktur." şeklinde konuştu.
Marmara Denizi eylem planında yer alan eylemlerden 19'unun tamamlandığına işaret eden Turan, şöyle devam etti:
"Özellikle havzaya ulaşan azot ve fosfor yüklerinin azaltılması amacıyla ileri biyolojik arıtma altyapısının güçlendirmesi temel önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Çevre Kanunu ile Marmara havzasındaki atık su arıtma tesislerinin ileri biyolojik arıtma seviyesine dönüşmesi zorunluluğu getirilmiştir. Haziran 2025 itibarıyla dönüşüm için öngörülen süreç tamamlanmış olmakla havzadaki ileri biyolojik arıtma oranının yüzde 51'den yüzde 51,8'e yükselmiş olması önümüzdeki dönemde yatırım sürecinin hızlandırılması ve finansman imkanlarının güçlendirmesi ihtiyacını ortaya koymaktadır."
Turan, bakanlık olarak atıkları bertaraf edilmesi gereken bir yük değil, ekonomiye yeniden kazandırılması gereken değerli kaynak olarak gördüklerine dikkati çekerek, sanayi, yerel yönetimler, akademi ve özel sektör arasında kurulacak güçlü işbirliğiyle kaynak verimliliğinin artırılmasının, endüstriyel simbiyoz uygulamalarının yaygınlaştırılmasının ve geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesinin mümkün olacağını, bunun da sera gazı emisyonlarının azaltılmasına, doğal kaynakların korunmasına ve yeşil büyüme hedeflerine önemli katkılar sağlayacağını kaydetti.
"Sıfır Atık" yaklaşımının sağladığı kazanımlar üzerine inşa edilen döngüsel ekonomi politikalarıyla kaynaklarını daha verimli kullanan, atığını azaltan ve geri kazanımı artıran bir ekonomik yapının oluşturulmasının hedeflendiğini belirten Turan, "kirliliğin kaynağında önlenmesi" yaklaşımı kapsamında kimyasalların kayıt altına alınarak risklerinin yönetildiğini, gerekli durumlarda ise kullanımlarının kısıtlandığını veya yasaklandığını bildirdi.
Turan, Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği ve başkanlık yapma hedefinin yanı sıra Akdeniz'in iklim diplomasisinde de "oyun kurucu" bir ülke olarak yoluna devam ettiğini belirterek, "Sayın Bakanımızın duyurduğu üzere 2026 yılında ülkemiz COP'a ev sahipliği yapacak. COP31 sürecine yönelik çalışmalarımız hızla devam ediyor. Eğer Marmara'yı koruyabilirsek sadece bir denizi değil, iki kıtanın ortak geleceğini de korumuş oluruz." değerlendirmesinde bulundu.
Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk de Marmara Denizi'nin Türkiye'nin üretim gücünü taşıyan, ekonomik kalkınmasına yön veren ve doğal zenginlikleriyle gelecek nesillere emanet edilen eşsiz bir yaşam havzası olduğunu ancak iklim değişikliği, artan çevresel baskılar, su kaynakları üzerindeki riskler ve deniz ekosistemlerinde yaşanan değişikliklerin bu değerli havzaya karşı sorumluluğu her geçen gün artırdığını vurguladı.
Cantürk, bu nedenle sempozyumu yalnızca akademik bir etkinlik olarak değil, bilim insanlarını, kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, özel sektörü, sanayi dünyasını ve gençleri ortak bir hedef etrafında buluşturan güçlü bir istişare ve çözüm platformu olarak değerlendirdiklerini sözlerine ekledi.
Konuşmaların ardından çekilen hatıra fotoğrafıyla açılış programı sona erdi.
Kaynak: AA / Güncel
İklim Değişikliği, Marmara Denizi, Yerel Yönetim, Denizcilik, Kocaeli, Marmara, Güncel, Çevre, Marmara, Marmara Denizi, İklim Değişikliği, Kocaeli, Yerel Yönetim, Denizcilik, Çevre, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA