İYİ Parti'den MEB Genelgesine Sert Tepki: 'Okullar Siyasi Projelerin Mekanı Değildir'
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Şenol Sunat, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayımladığı 44 maddelik genelgeyi eleştirerek, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin düzenlemelere yer verilmesine tepki göstererek, "Okullar, iktidarın politikalarının benimsetileceği mekanlar değildir. Öğretmenler, siyasi projelerin uygulama memurları hiç değildir" dedi.
(ANKARA) - İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Şenol Sunat, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayımladığı 44 maddelik genelgeyi eleştirerek, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin düzenlemelere yer verilmesine tepki göstererek, "Okullar, iktidarın politikalarının benimsetileceği mekanlar değildir. Öğretmenler, siyasi projelerin uygulama memurları hiç değildir" dedi.
2026-2027 eğitim öğretim yılında okul öncesi ve 1'inci sınıflar için uyum eğitimi 7 Eylül Pazartesi günü başlayacak, tüm sınıflarda ders zili ise 14 Eylül'de çalacak.
İYİ Parti Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şenol Sunat, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde yaptığı açıklamada, Türkiye'nin eğitimde fırsat eşitsizliği, kalabalık sınıflar, ikili öğretim, beslenme ve ulaşım sorunları ile ekonomik güçlüklerle karşı karşıya olduğunu belirtti.
Okullarda güvenlik ve rehberlik hizmetlerinin yetersiz olduğunu ifade eden Sunat, Mesleki Eğitim Merkezlerinde (MESEM) öğrencilerin can güvenliği sorunlarının sürdüğünü, öğretmenlerin ise ekonomik sorunların yanı sıra atama ve yer değiştirme problemleriyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Sunat, ücretli öğretmenlik uygulamasının devam ettiğini ve özel okul öğretmenlerinin ücret ve özlük haklarına ilişkin sorunların çözülmediğini belirtti.
"MİLLİ EĞİTİM, İKTİDARIN SİYASİ PROJELERİNİN UYGULAMA ALANI DEĞİLDİR"
Sunat, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 19 Ağustos'ta yayımladığı 44 maddelik genelgeyi de eleştirdi. Genelgenin ilk maddesinde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin düzenlemelere yer verildiğini belirten Sunat, söz konusu sürecin Bakanlığın "tavizsiz en temel önceliklerinden biri" ve eğitimin "ana hedeflerinden biri" olarak sunulduğunu savundu. Sunat, Bakan Yusuf Tekin'e yönelik, "Sizin göreviniz eğitim sistemini yönetmek mi, iktidarın siyasi süreçlerine meşruiyet üretmek mi?" diye sordu. Okulların siyasi politikaların benimsetileceği alanlar olmadığını belirten Sunat, öğretmenlerin de siyasi projelerin uygulayıcısı haline getirilmemesi gerektiğini söyledi. Sunat, "İlkokul öğrencisine bu sürecin nesini anlatacaksınız? Terör örgütü elebaşına 'kurucu önder' denilmesini mi? Terör örgütüyle yürütülen siyasi pazarlıkları 'milli duruş' diye mi öğreteceksiniz?" ifadelerini kullandı.
"KURTULUŞ SAVAŞI'NIN ANLAMINI BAKANA HATIRLATMAK VAHİM"
Bakan Tekin'in daha önce "Kurtuluş Savaşı" yerine "Milli Mücadele" ifadesini tercih ettiklerine ilişkin açıklamalarına da değinen Sunat, Tekin'in "Neyden kurtulduk?" sözlerini eleştirdi. Sunat, "İşgalden kurtulduk! Sevr'den kurtulduk! Anadolu'yu parçalama planlarından kurtulduk! Türk milletini vatansız bırakmak isteyenlerden kurtulduk! ve bunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde başardık" dedi. Tarihsel olayların siyasi tercihlere göre değiştirilip yorumlanamayacağının altını çizen Sunat, "Tarih, sizin ideolojik tercihlerinize göre yazılıp silinecek bir tahta, yapıp bozulacak bir metin değildir" ifadelerini kullandı.
YÖK'E "SİYASİ MEŞRUİYET" ELEŞTİRİSİ
Sunat, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) "Terörsüz Türkiye" hedefi kapsamında üniversitelerde akademik çalışmalar, paneller ve çalıştaylar düzenlenmesine yönelik çalışmalarını da eleştirdi. Üniversitelerin bilim üretmesi gerektiğini belirten Sunat, akademisyenlerin söz konusu süreci bilimsel ve hukuki gerekçelerle eleştirebilmesi gerektiğini ifade etti ve "Üniversite bilim üretir; iktidar politikalarına akademik meşruiyet üretmez" dedi. Üniversite öğrencilerinin barınma, geçinme ve iş bulma sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirten Sunat, üniversitelerin akademik özgürlük ve liyakat beklediğini kaydetti.
"ÖĞRETMENİ ALANINDAN KOPARMAK ÇÖZÜM DEĞİL"
MEB genelgesinin 43'üncü maddesini de değerlendiren Sunat, norm kadro fazlası öğretmenlerin Milli Eğitim Akademisi'nde eğitime alınarak ihtiyaç bulunan diğer alanlarda görevlendirilmesinin öngörüldüğünü belirtti. Bir öğretmenin norm fazlası olmasının uzmanlığının gereksiz olduğu anlamına gelmeyeceğini ifade eden Sunat, "Öğretmenlik, boş kadroya insan yerleştirme işi değil, alan uzmanlığıdır" dedi.
Öğretmen açığı bulunan yerlerde norm fazlası öğretmenlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Sunat, bunun için öncelikle "plansız atama ve kontenjan politikalarının" gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti. Sunat, Bakanlığın öğretmenlerin çalışma alanlarına ilişkin düzenlemelerinin yanı sıra genelgedeki merkeziyetçi yaklaşımı da eleştirdi. Genelgenin 10'uncu maddesinde eleştirel düşünmenin hedeflendiğini ancak içeriğin Bakanlık tarafından belirlenmesinin bu düşüncenin sınırlarının da Bakanlık tarafından çizilmesi riskini taşıdığını ifade eden Sunat, 12'nci maddede etkinlik materyallerinin kurul onayına bağlanmasının öğretmenin inisiyatifini daralttığını söyledi.
"TABAN ÜCRET VE İŞ GÜVENCESİ SORUNU ÇÖZÜLMELİ"
Öğretmen itibarının kıyafetle ilişkilendirilmesini de eleştiren Sunat, öğretmenin itibarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve emeğinin karşılığının verilmesiyle güçlendirilebileceğini belirtti. Özel okul öğretmenlerinin sözleşmelerinin denetlenmesinin tek başına yeterli olmadığını kaydeden Sunat, taban ücret ve iş güvencesi sorunlarının çözülmesi gerektiğini ifade etti.
"EĞİTİM SEFERBERLİĞİNE İHTİYAÇ VAR"
Türkiye'nin eğitim alanında kapsamlı bir "eğitim seferberliğine" ihtiyacı olduğunu ifade eden Sunat, çocukların nitelikli eğitime, dijital okuryazarlık becerilerine, özgürce düşünmeye, sorgulamaya ve üretmeye erişebilmesi gerektiğini söyledi. Öğretmenlerin eğitim politikasının asli aktörü olması gerektiğini belirten Sunat; okulların güvenli hale getirilmesi, rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve her çocuğun sağlıklı en az bir öğüne erişebilmesi çağrısında bulundu.
BAKAN'A SESLENDİ: "ÖĞRETMENİN, ÇOCUĞUN VE OKULUN SORUNLARINA DÖNÜN"
Sunat, açıklamasını şöyle sonlandırdı:
"Mesleki eğitimde hiçbir çocuğun can güvenliği pazarlık konusu yapılmamalıdır. Öğretmenin ekonomik sorunları da ertelenemez. Eylül ayında ödenecek 8 bin 599 liralık eğitim ödeneği yetersizdir. Bu ödenek en az bir asgari ücret tutarında olmalıdır.
Bakan Yusuf Tekin, eğitimin gerçek meselelerine dönün. Öğretmenin, çocuğun ve okulun sorunlarına dönün. Bilime, liyakate ve fırsat eşitliğine dönün. İktidarın tartışmalı süreçlerini okullara taşımaktan, öğretmenleri uzmanlık alanlarından koparmaktan vazgeçin. Çocuklarımızın nitelikli eğitim aldığı, öğretmenlerimizin emeğinin karşılığını bulduğu, hiçbir evladımızın yoksulluk nedeniyle okuldan kopmadığı bir Türkiye mümkündür.
İYİ Parti iktidarında milli eğitimi günlük siyasetin oyuncağı olmaktan çıkaracağız. Bilimi, liyakati, fırsat eşitliğini ve Cumhuriyet'in temel değerlerini esas alacağız. Yeni eğitim öğretim yılının çocuklarımıza, öğretmenlerimize ve ailelerimize hayırlı olmasını diliyorum."
2026-2027 eğitim öğretim yılında okul öncesi ve 1'inci sınıflar için uyum eğitimi 7 Eylül Pazartesi günü başlayacak, tüm sınıflarda ders zili ise 14 Eylül'de çalacak.
İYİ Parti Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şenol Sunat, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde yaptığı açıklamada, Türkiye'nin eğitimde fırsat eşitsizliği, kalabalık sınıflar, ikili öğretim, beslenme ve ulaşım sorunları ile ekonomik güçlüklerle karşı karşıya olduğunu belirtti.
Okullarda güvenlik ve rehberlik hizmetlerinin yetersiz olduğunu ifade eden Sunat, Mesleki Eğitim Merkezlerinde (MESEM) öğrencilerin can güvenliği sorunlarının sürdüğünü, öğretmenlerin ise ekonomik sorunların yanı sıra atama ve yer değiştirme problemleriyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Sunat, ücretli öğretmenlik uygulamasının devam ettiğini ve özel okul öğretmenlerinin ücret ve özlük haklarına ilişkin sorunların çözülmediğini belirtti.
"MİLLİ EĞİTİM, İKTİDARIN SİYASİ PROJELERİNİN UYGULAMA ALANI DEĞİLDİR"
Sunat, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 19 Ağustos'ta yayımladığı 44 maddelik genelgeyi de eleştirdi. Genelgenin ilk maddesinde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin düzenlemelere yer verildiğini belirten Sunat, söz konusu sürecin Bakanlığın "tavizsiz en temel önceliklerinden biri" ve eğitimin "ana hedeflerinden biri" olarak sunulduğunu savundu. Sunat, Bakan Yusuf Tekin'e yönelik, "Sizin göreviniz eğitim sistemini yönetmek mi, iktidarın siyasi süreçlerine meşruiyet üretmek mi?" diye sordu. Okulların siyasi politikaların benimsetileceği alanlar olmadığını belirten Sunat, öğretmenlerin de siyasi projelerin uygulayıcısı haline getirilmemesi gerektiğini söyledi. Sunat, "İlkokul öğrencisine bu sürecin nesini anlatacaksınız? Terör örgütü elebaşına 'kurucu önder' denilmesini mi? Terör örgütüyle yürütülen siyasi pazarlıkları 'milli duruş' diye mi öğreteceksiniz?" ifadelerini kullandı.
"KURTULUŞ SAVAŞI'NIN ANLAMINI BAKANA HATIRLATMAK VAHİM"
Bakan Tekin'in daha önce "Kurtuluş Savaşı" yerine "Milli Mücadele" ifadesini tercih ettiklerine ilişkin açıklamalarına da değinen Sunat, Tekin'in "Neyden kurtulduk?" sözlerini eleştirdi. Sunat, "İşgalden kurtulduk! Sevr'den kurtulduk! Anadolu'yu parçalama planlarından kurtulduk! Türk milletini vatansız bırakmak isteyenlerden kurtulduk! ve bunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde başardık" dedi. Tarihsel olayların siyasi tercihlere göre değiştirilip yorumlanamayacağının altını çizen Sunat, "Tarih, sizin ideolojik tercihlerinize göre yazılıp silinecek bir tahta, yapıp bozulacak bir metin değildir" ifadelerini kullandı.
YÖK'E "SİYASİ MEŞRUİYET" ELEŞTİRİSİ
Sunat, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) "Terörsüz Türkiye" hedefi kapsamında üniversitelerde akademik çalışmalar, paneller ve çalıştaylar düzenlenmesine yönelik çalışmalarını da eleştirdi. Üniversitelerin bilim üretmesi gerektiğini belirten Sunat, akademisyenlerin söz konusu süreci bilimsel ve hukuki gerekçelerle eleştirebilmesi gerektiğini ifade etti ve "Üniversite bilim üretir; iktidar politikalarına akademik meşruiyet üretmez" dedi. Üniversite öğrencilerinin barınma, geçinme ve iş bulma sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirten Sunat, üniversitelerin akademik özgürlük ve liyakat beklediğini kaydetti.
"ÖĞRETMENİ ALANINDAN KOPARMAK ÇÖZÜM DEĞİL"
MEB genelgesinin 43'üncü maddesini de değerlendiren Sunat, norm kadro fazlası öğretmenlerin Milli Eğitim Akademisi'nde eğitime alınarak ihtiyaç bulunan diğer alanlarda görevlendirilmesinin öngörüldüğünü belirtti. Bir öğretmenin norm fazlası olmasının uzmanlığının gereksiz olduğu anlamına gelmeyeceğini ifade eden Sunat, "Öğretmenlik, boş kadroya insan yerleştirme işi değil, alan uzmanlığıdır" dedi.
Öğretmen açığı bulunan yerlerde norm fazlası öğretmenlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Sunat, bunun için öncelikle "plansız atama ve kontenjan politikalarının" gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti. Sunat, Bakanlığın öğretmenlerin çalışma alanlarına ilişkin düzenlemelerinin yanı sıra genelgedeki merkeziyetçi yaklaşımı da eleştirdi. Genelgenin 10'uncu maddesinde eleştirel düşünmenin hedeflendiğini ancak içeriğin Bakanlık tarafından belirlenmesinin bu düşüncenin sınırlarının da Bakanlık tarafından çizilmesi riskini taşıdığını ifade eden Sunat, 12'nci maddede etkinlik materyallerinin kurul onayına bağlanmasının öğretmenin inisiyatifini daralttığını söyledi.
"TABAN ÜCRET VE İŞ GÜVENCESİ SORUNU ÇÖZÜLMELİ"
Öğretmen itibarının kıyafetle ilişkilendirilmesini de eleştiren Sunat, öğretmenin itibarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve emeğinin karşılığının verilmesiyle güçlendirilebileceğini belirtti. Özel okul öğretmenlerinin sözleşmelerinin denetlenmesinin tek başına yeterli olmadığını kaydeden Sunat, taban ücret ve iş güvencesi sorunlarının çözülmesi gerektiğini ifade etti.
"EĞİTİM SEFERBERLİĞİNE İHTİYAÇ VAR"
Türkiye'nin eğitim alanında kapsamlı bir "eğitim seferberliğine" ihtiyacı olduğunu ifade eden Sunat, çocukların nitelikli eğitime, dijital okuryazarlık becerilerine, özgürce düşünmeye, sorgulamaya ve üretmeye erişebilmesi gerektiğini söyledi. Öğretmenlerin eğitim politikasının asli aktörü olması gerektiğini belirten Sunat; okulların güvenli hale getirilmesi, rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve her çocuğun sağlıklı en az bir öğüne erişebilmesi çağrısında bulundu.
BAKAN'A SESLENDİ: "ÖĞRETMENİN, ÇOCUĞUN VE OKULUN SORUNLARINA DÖNÜN"
Sunat, açıklamasını şöyle sonlandırdı:
"Mesleki eğitimde hiçbir çocuğun can güvenliği pazarlık konusu yapılmamalıdır. Öğretmenin ekonomik sorunları da ertelenemez. Eylül ayında ödenecek 8 bin 599 liralık eğitim ödeneği yetersizdir. Bu ödenek en az bir asgari ücret tutarında olmalıdır.
Bakan Yusuf Tekin, eğitimin gerçek meselelerine dönün. Öğretmenin, çocuğun ve okulun sorunlarına dönün. Bilime, liyakate ve fırsat eşitliğine dönün. İktidarın tartışmalı süreçlerini okullara taşımaktan, öğretmenleri uzmanlık alanlarından koparmaktan vazgeçin. Çocuklarımızın nitelikli eğitim aldığı, öğretmenlerimizin emeğinin karşılığını bulduğu, hiçbir evladımızın yoksulluk nedeniyle okuldan kopmadığı bir Türkiye mümkündür.
İYİ Parti iktidarında milli eğitimi günlük siyasetin oyuncağı olmaktan çıkaracağız. Bilimi, liyakati, fırsat eşitliğini ve Cumhuriyet'in temel değerlerini esas alacağız. Yeni eğitim öğretim yılının çocuklarımıza, öğretmenlerimize ve ailelerimize hayırlı olmasını diliyorum."
Kaynak: ANKA / Güncel
Milli Eğitim Bakanlığı, Eğitim Öğretim Yılı, Cem Karakeçili, İYİ Parti, Güvenlik, Türkiye, Güncel, Terör, Türkiye, İYİ Parti, Eğitim Öğretim Yılı, Milli Eğitim Bakanlığı, Cem Karakeçili, Güvenlik, Terör, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA