İstanbul'un asırlık ağaçları rölöve planlarıyla korunuyor

Güncel Haberler

- Kentin doğal sit alanlarında bulunan asırlık ağaçlar, türünden yaşına, sağlık durumundan koordinat bilgilerine kadar hazırlanan rölöve planlarıyla kayıt altına alınıyor, uzman raporu olmadan müdahale edilemeyen ağaçların iç çürüklüğü ise "ağaç MR'ı" olarak nitelendirilen akustik tomografi yöntemiyle tespit edilerek devrilme riskleri önceden belirleniyor İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serhun Sağlam: "Boğaz başta olmak üzere doğal sit alanlarında herhangi bir ağaca kendiniz karar vererek müdahale edemezsiniz. İstanbul'un önemli doğal sit alanları bu ağaç rölöve planı ve raporlarıyla korunuyor. Sit alanlarındaki bütün ağaçlar kayıt altında. Hava fotoğrafları ve koordinatlı veriler sayesinde izinsiz yapılan işlemler sonradan da tespit edilebiliyor. Bu nedenle yeşil dokuya raporsuz hiçbir şekilde müdahale edemeyiz"

İstanbul'un Boğaz hattı başta olmak üzere doğal sit alanlarında bulunan yüzlerce yıllık ağaçlar, hazırlanan rölöve planlarıyla kimliklendirilip kayıt altına alınırken, akustik tomografi yöntemiyle de iç yapıları incelenerek olası devrilme riskleri önceden belirleniyor ve bilimsel yöntemlerle korunuyor.
Kentin tarihi koruları, Boğaz yamaçları ve doğal sit alanlarında yer alan asırlık ağaçlar, yalnızca görsel kontrollerle değil ayrıntılı bilimsel çalışmalarla da izleniyor.
Bu çalışmaların ilk basamağını oluşturan ağaç rölöve planı ve raporları, her ağacın adeta kimlik kartını oluşturuyor.
Rölöve çalışmaları kapsamında ağaçların türü, yaşı, çapı, boyu, tepe genişliği ve sağlık durumu tek tek kayıt altına alınıyor. Hastalık, mantar oluşumu, anıtsal değeri, estetik özellikleri ve korunma gereksinimi gibi bilgiler raporlara işlenirken, koordinatları da belirlenerek sayısal ortama aktarılıyor.
Böylece doğal sit alanlarında bulunan ağaçların tamamı haritalandırılarak, gelecekte yapılacak bakım ve koruma çalışmalarının altyapısı hazırlanıyor.
Hazırlanan rölöve raporları yalnızca envanter oluşturmak amacıyla kullanılmıyor. Ağacın budanması, mekanik destekle güçlendirilmesi, kuruyan dallarının temizlenmesi ya da gerektiğinde güvenlik nedeniyle kaldırılması gibi tüm bakım süreçleri de bu bilimsel değerlendirmeler doğrultusunda planlanıyor.
Özellikle doğal sit alanlarında herhangi bir ağaca yapılacak müdahalede uzman raporları ve ilgili kurumların onayı zorunlu tutuluyor.
Rölöve çalışmalarının ardından ikinci aşamada ise ağaçların dışarıdan görülemeyen iç yapıları inceleniyor. Bunun için kullanılan akustik tomografi yöntemi, "ağaç MR'ı" olarak da biliniyor.
Ağaca yerleştirilen sensörler aracılığıyla ses dalgalarının gövde içerisindeki hareketi ölçülerek üç boyutlu görüntüler elde ediliyor. Bu sayede ağacın içinde çürüme, boşluk veya yapısal zayıflık bulunup bulunmadığı tespit edilebiliyor. Ancak uzmanlar, yalnızca çürümenin varlığının yeterli olmadığını, ağacın türü, kök yapısı, boyu, eğimi ve bulunduğu bölgedeki rüzgar yükü gibi birçok verinin birlikte değerlendirilerek devrilme riskinin hesaplandığını belirtiyor.
Bu analizler sonucunda risk taşıyan ağaçlar için budama, mekanik destek sistemleri veya farklı koruma yöntemleri uygulanırken, sağlıklı şekilde yaşamını sürdürebilecek ağaçların ise kesilmeden korunması hedefleniyor. Böylece hem kent güvenliği sağlanıyor hem de İstanbul'un yüzlerce yıllık doğal mirasının gelecek kuşaklara aktarılması amaçlanıyor.
"Çalışma yapılan alandaki tüm bitkilerin ayrıntılı verileri elimizde bulunuyor"
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serhun Sağlam, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ender Makineci, GreenMetric sıralamasında 1700 üniversite arasında dünyada ilk 50 içinde, Türkiye'de de ikinci sırada olan Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü'nde yer alan ağaçların rölöve planlarını çıkartıp, akustik tomografi çekimlerinin nasıl yapıldığını AA muhabirine gösterdi.
Doç. Dr. Serhun Sağlam, AA muhabirine, ağaç rölöve planı ve raporlarının yalnızca ağaçların envanterinin çıkarılmasını değil, sağlık durumlarının belirlenmesini, gelecekte uygulanacak bakım çalışmalarının bilimsel verilere göre planlanmasını ve korunmasını sağladığını söyledi.
Rölöve çalışmalarıyla ağaçların türü, yaşı, boyu, çapı, tepe çapı, sağlık durumu ve konum bilgilerinin kayıt altına alındığını belirten Sağlam, özellikle doğal sit alanlarında yeşil dokunun korunmasında bu çalışmaların önemli rol üstlendiğini ifade etti.
Sağlam, ağaç rölöve planının insanların kimlik kartı gibi ağaçların da kimliklendirildiği bir rapor olduğunu kaydederek, "Her ağaca bir numara veriliyor. Türü, çapı, boyu, tepe çapı ölçülüyor, yaş tespiti yapılıyor. Sağlık durumu inceleniyor, estetik değeri ya da anıt ağaç niteliği gibi tüm özel bilgiler kayıt altına alınıyor. Daha sonra bütün ağaçların koordinatları alınarak sayısal ortama aktarılıyor ve haritalandırılıyor. Böylece çalışma yapılan alandaki tüm bitkilerin ayrıntılı verileri elimizde bulunuyor."
"Rölöve raporları, İstanbul'un yeşil dokusunun korunmasını sağlıyor"
Doğal sit alanlarında ağaçlara yapılacak her türlü müdahalenin bilimsel raporlara dayandırıldığını belirten Sağlam, bu uygulamanın İstanbul'un yeşil dokusunun korunmasını sağladığını söyledi.
Sağlam, ağaçların kent yaşamı açısından taşıdığı öneme dikkati çekerek, "Ağaç rölöve planı ve raporu doğaya zarar vermemek için hazırlanıyor. Ağaçlar oksijen sağlıyor, havayı temizliyor, gürültüyü azaltıyor, iklimi yumuşatıyor, kuşlara yuva oluyor ve erozyonu önlüyor. Bu nedenle bir ağaca gerçekten müdahale gerekip gerekmediğine uzmanların karar vermesi gerekiyor." diye konuştu.
Boğaz başta olmak üzere doğal sit alanlarında vatandaşların ya da kurumların kendi kararıyla ağaçlara müdahale edemeyeceğini vurgulayan Sağlam, uzman raporlarının ilgili kurullar tarafından onaylanmasının zorunlu olduğunu belirtti.
Sağlam, "Boğaz başta olmak üzere doğal sit alanlarında herhangi bir ağaca kendiniz karar vererek müdahale edemezsiniz. Ağaç tamamen kurumuş gibi görünse bile önce uzman raporu hazırlanması gerekiyor. Hazırlanan raporlar ilgili komisyonlar tarafından incelenip onaylandıktan sonra budama, bakım, taşıma ya da kesim yapılabiliyor. İşte bu sistem rölöve raporları, İstanbul'un yeşil dokusunun korunmasını sağlıyor. Yoksa bugün Boğaz'da çok daha az yeşil alanımız olurdu." ifadelerini kullandı.
İzinsiz müdahale tespit edilebiliyor
Doğal sit alanlarında hazırlanan rölöve raporlarının koordinatlı kayıt sistemi sayesinde izinsiz müdahalelerin de tespit edilmesini sağladığını belirten Sağlam, "İstanbul'un önemli doğal sit alanları bu ağaç rölöve planı ve raporlarıyla korunuyor. Sit alanlarındaki bütün ağaçlar kayıt altında. Hava fotoğrafları ve koordinatlı veriler sayesinde izinsiz yapılan işlemler sonradan da tespit edilebiliyor. Bu nedenle yeşil dokuya raporsuz hiçbir şekilde müdahale edemeyiz." diye konuştu.
Sağlam, rölöve çalışmalarının ardından özellikle büyük ve yaşlı ağaçlarda devrilme riskinin akustik tomografi yöntemiyle belirlendiğini anlattı.
Kentlerde yaşanan fırtınaların ardından meydana gelen ağaç devrilmelerinin can ve mal kayıplarına yol açabildiğini hatırlatan Sağlam, bu nedenle risk analizlerinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
Sağlam, "Ağaç rölöve planı ve raporunda ağacın türü çok önemli. Dışarıdan çok sağlıklı görünen bir ağaç kolayca devrilebilirken, içi çürük bir ağaç ayakta kalabiliyor. Çünkü kök yapısı, fiziksel gelişimi ve bulunduğu alanın koşulları birbirinden farklı. Risk analizinde, rüzgar, kar yükü ve çevresel risklerin tamamı birlikte değerlendiriliyor." dedi.
"Aynı insanların MR'ı çekilir gibi biz de ağacın MR'ını çekiyoruz"
Devrilme riskinin belirlenmesinde akustik tomografi yöntemini kullandıklarını belirten Sağlam, şöyle konuştu:
"Akustik tomografi yöntemiyle ağaçların içsel çürüklüğünü ölçüyoruz. Ağaca yerleştirilen sensörlerle ses dalgalarının hızı ölçülüyor. Aynı insanların MR'ı çekilir gibi biz de ağacın MR'ını çekiyoruz. Böylece ağacın içinde nerede çürüme ya da boşluk oluştuğunu görebiliyoruz. Eğer çürüklük tespit edersek farklı yüksekliklerden yeni ölçümler alıyor ve bunları üç boyutlu olarak modelliyoruz."
Sağlam, akustik tomografi sonuçlarının tek başına karar vermek için yeterli olmadığını, elde edilen verilerin ağacın türü ve çevresel koşullarla birlikte değerlendirildiğini söyledi.
Risk tespit edilen ağaçlarda önceliğin kesim olmadığını vurgulayan Sağlam, "En temel uygulamamız budama. Tepe çapını ve ağacın yükünü azaltarak devrilme riskini düşürüyoruz. Gerekirse mekanik destek sistemleri kullanıyoruz. Bunların büyük bölümü yaşlı ve anıt ağaçlar. Bizim amacımız bu ağaçları kesmek değil, hem onları yaşatmak hem de insanların güvenliğini sağlamak." diye konuştu.
Sağlam, dışarıdan sağlıklı görünen bazı ağaçların iç kısmının tamamen çürümüş olabildiğine dikkati çekerek, akustik tomografinin bu riskleri erken aşamada ortaya çıkardığını söyledi.
İstanbul'da akustik tomografi çalışmalarının yaklaşık 16-17 yıldır uygulandığını ve ilk çalışmaların yoğun kullanılan korularda başladığını belirten Sağlam, şunları dile getirdi:
"İlk amaç İstanbul korularında insanların yoğun kullandığı alanlarda devrilme riski taşıyan ağaçları belirlemekti. Göğüs çapı 70 santimetrenin üzerindeki ağaçların tomografileri çekildi, risk analizleri yapıldı ve sonuçlar koru planlarına işlendi. Beykoz Korusu'nda yıllar önce yaşanan ve üç kişinin hayatını kaybettiği olay bu çalışmaların önemini ortaya koydu. Daha sonra yapılan analizlerle benzer olaylar önemli ölçüde azaltıldı." ifadelerini kullandı.
Bu ölçümlerin belirli aralıklarla tekrarlanması gerektiğini aktaran Sağlam, "Bugün büyük risk oluşturmayan bir çürüme birkaç yıl sonra ilerleyebilir. Bu nedenle ölçümlerin belli aralıklarla yenilenmesi ve gelişimin takip edilmesi gerekiyor. Şimdi de Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa kampüsünde ağaçların rölöve planını yapıyoruz ve riskli gördüğümüz bazı ağaçlarda devrilme riskini hesaplamak için bu yöntemi kullanıyoruz " dedi.
Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki ağaçların tomografisi çekiliyor
Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Görevlisi Dilek İlhan Fındıkçıoğlu, üniversitede yürütülen ağaç rölöve ve akustik tomografi çalışmalarının sürdürülebilirlik hedeflerine önemli katkı sunduğunu söyledi.
Üniversitenin uluslararası GreenMetric sıralamasında dünyanın önde gelen yükseköğretim kurumları arasında yer aldığını belirten Fındıkçıoğlu, çalışmaların yalnızca ağaçların kayıt altına alınmasını değil, uzun vadeli korunmasını da amaçladığını ifade etti.
Fındıkçıoğlu, "Üniversitemiz GreenMetric sıralamasında 1700 üniversite arasında dünyada ilk 50 içinde yer alıyor. Aynı zamanda Türkiye'nin en sürdürülebilir ikinci üniversitesi olma özelliğini koruyor. Kampüsümüzde yürütülen ağaç tomografisi ve rölöve çalışmaları da sürdürülebilirlik faaliyetlerimize ciddi katkı sağlayacak. Burada amaç yalnızca ağaçları kayıt altına almak değil, onların yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlamak ve kampüsümüzdeki varlıklarına ne kadar değer verdiğimizi ortaya koymak." diye konuştu.
Çalışmaların uzun vadeli bir planlamanın parçası olduğunu dile getiren Fındıkçıoğlu, kampüsteki ağaç envanterinin her geçen gün genişlediğini belirtti.
Fındıkçıoğlu, bilimsel yöntemlerle yürütülen çalışmaların yalnızca üniversiteye değil, İstanbul'un yeşil dokusunun korunmasına da katkı sunduğunu belirterek, "Bu kadar büyük bir yeşil alanı korumak ciddi emek gerektiriyor. Bilimsel çalışmalarla hem araştırma yürütüyor hem de ağaçların burada çok daha uzun yıllar varlığını sürdürmesine katkı sağlıyoruz. Yaptığımız çalışmalar üniversitemizin görünürlüğünü artırmanın ötesinde, kampüsümüzün doğal yapısını koruyarak gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor." ifadelerini kullandı.???????