İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Faili Meçhul Namık Erdoğan'ın Ailesini Dinledi
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde 'Terör ve şiddet olayları kapsamında yaşam hakkı ihlallerinin incelenmesi için' kurulan alt komisyon, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu üyesi olan ve 9 Mayıs 1994'te kaybolan, 3 gün sonra da Kırıkkale'de...
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde 'Terör ve şiddet olayları kapsamında yaşam hakkı ihlallerinin incelenmesi için' kurulan alt komisyon, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu üyesi olan ve 9 Mayıs 1994'te kaybolan, 3 gün sonra da Kırıkkale'de cesedi bulunan faili meçhul Namık Erdoğan'ın kardeşleri Naif Erdoğan, Necdet Erdoğan ve kızı Begüm Erdoğan'ı dinledi. İlk olarak söz alan, ünlü sanatçı Yılmaz Erdoğan'ın faili meçhule kurban giden amcası Namık Erdoğan'ın kardeşi Naif Erdoğan, ağabeyinin 17 yıl geçmesine rağmen bu olayı kabullenemediklerini anlatarak, bir bürokrat olan ağabeyinin infaz edildiğini söyledi. Yıllarca verdikleri hukuki mücadele hakkında bilgi veren Erdoğan, buna rağmen sonuç alamadıklarını anlattı. Erdoğan, Kırıkkale'de yapılan otopsi raporunda yakın mesafeden iki el ateş edildiği ve beyin dokusu içinde 7 adet değişik büyüklükte metal parça bulunduğunun belirlendiğini söyledi. Naif Erdoğan, silahın da Uzi marka bir suikast silahı olduğunun kendilerine söylendiğini anlattı. Erdoğan, 2011 yılında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini belirterek, "Ancak biz tekrar dava dosyasına ulaştık. 12 Mayıs 1994 otopsi tarihi, Kırıkkale Cumhuriyet Savcılığı mermi parçalarının balistik için incelemeye kabul tarih ise 15 Aralık 2010, yani cinayetin işlenmesinden 16 sene sonra. Bu bir delil karartma" dedi. Erdoğan, ifade veren Özel Harekat Dairesi mensuplarının 'bu olayı biz yaptık' dediklerini de belirterek, "Emir verenin dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar olduğu söyleniyor. Sizin komisyonunuz, bu kişileri nasıl sorgulayabilir mi bilmiyorum. İşiniz zor, bu tabloyu ne kadar çözebilirsiniz bilmiyorum" diye konuştu. Namık Erdoğan'ın kızı Begüm Erdoğan ise, babasının ölüm haberini aldığında 22 yaşında olduğunu ve 6 aylık beleği olduğunu belirterek, "17 senedir bu işin üzerindeyiz ve 17 senedir devletin bir bürokratının cinayetinin faili bulunamadı. Devlet bize hiçbir şekilde yardımcı olmadı. İlk zamanlar çok güveniyorduk fail bulunacak diye. Ama 17 yıl sonra ek kovuşturmaya yer olmadığına dair Kırıkkale savcılığından yazı gelince umudumuzu yitirdik. Ayhan Çarkın'ın itiraflarının ardından, yeniden dava açma şansımız doğdu" diye konuştu. Begüm Erdoğan, Mehmet Ağar ve Tansu Çiller hakkında da suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, davayı soruşturan Savcı Hakan Yüksel'in konunun üzerine ciddiyetle eğildiğini ancak, savcının değiştirildiğini ve bunun çok manidar olduğunu söyledi. "ÇIKAR ÇEVRELERİNCE YAPILMIŞ BİR CİNAYET, AMA KÜRT OLMAMIZ NEDENİYLE SİYASİ BİR GÖRÜNTÜ VERİLMİŞTİR" Bir cinayet işlendiğinde otopsiden çıkan materyallerin anında balistiğe gitmesi gerektiğini ancak 16 sene sonra gönderildiğini ifade eden Begüm Erdoğan, "Söyleyecek söz bulamıyorum, bu kabus gibi. Birebir delil karartma bu. Giden geri gelmeyecek ama 'vur' emrini verenlerin cezalarını çekmesini istiyorum. Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Tansu Çiller. Kim varsa bu olayın arkasında, yargılansın ve cezasını çeksin. Failleri bulana kadar bu olayın üzerine gitmeye devam edeceğiz" diye konuştu. Babasının adının, Ergenekon'dan sonra Veli Küçük'ün evinden çıkan belgelerde de geçtiğini belirten Erdoğan, "Bu belgelerde Namık Erdoğan'ın uyuşturucu mafyasının üzerine gittiği, uyuşturucu yapımında kullanılan bazı maddelerin Türkiye'ye usulsüz sokulması ile ilgili olayların üzerine gittiği ve elinde belgeler olduğu, Çiller'le de bu konuyu konuşmak istediğini öğrendik. Bu belgeler Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına da geldi. Dolayısıyla babamın yolsuzlukların üzerine gittiğini biliyoruz. Yani çıkar çevrelerince yapılmış bir cinayet, ama Kürt olmamız nedeniyle siyasi bir görüntü verilmiştir" dedi. "ESKİDEN ÖLDÜRÜLEN KÜRTLER, BUGÜN TUTUKLANIYOR, VERSİYON DEĞİŞTİ" Namık Erdoğan'ın diğer kardeşi Necdet Erdoğan ise, bugüne kadar başvurdukları tüm mercilerin duvar olduğunu söyledi. 1990-95 yıllarının faili meçhullerin en yoğun olduğu dönem olduğunu ifade eden Necdet Erdoğan, "O zaman genel bir algı vardı ve tüm Kürtler potansiyel suçlu olarak görülüyordu. 'En iyi Kürt ölü Kürt'tür' deniyordu. Ağabeyim de bir Kürt'tü. Ağabeyimin ölümünü, bu algının o günkü siyasi irade tarafından hayata geçirildiği bir cinayet olarak görüyorum. Doğu ve Güneydoğu'da günde 100-200 insan faili meçhule kurban gidiyordu. Beyaz Toros'a binen geri gelmiyordu. Aslında tetiği çeken insan belli, emri veren siyasi irade belli. Ağar, Çiller, Şahin diyoruz, ta Demirel'e kadar gidebilirim. Tüm bu insanların dahli var. Devlet kendiyle yüzleşmediği sürece biz bu cinayetleri hep yaşayacağız ve hiçbirinin müsebbibi bulunmayacaktır. İyi niyetli komisyonlar kuruluyor, ancak bu insanlar reel anlamda yargılanmadığı sürece bu failler bulunamayacaktır" dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2005'te Diyarbakır'da yaptığı konuşmanın kendilerini umutlandırdığını belirten Erdoğan, "İttihat terakkiden bu yana egemen olan askeri vesayeti kaldıran bu iktidarın bir gün bu failleri de bulacağına dair umudumuz vardı, Ama son zamanlarda görüyoruz ki bu siyasi irade bu konuda yeterince görev yapmıyor. Eskiden öldürülen Kürtler bugün sadece tutuklanıyorlar, versiyon değişti. Benim bu cinayetteki algım bu" diye konuştu. "ÇARKIN, RANT CİNAYETİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ" CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, adı geçen Ayhan Çarkın ile görüştüğünü ve Çarkın'ın Namık Erdoan cinayetinin bir rant cinayeti olduğunu söylediğini aktardı. Çarkın'ın ismini verdiği asıl tetikçinin ise öldüğünü belirten Aygün, dosyayı yürüten savcının değiştirt Savcı Hakan Yüksel'in konunilmesinin ise çok manidar olduğunu söyledi. "MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILSIN" CHP Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz ise, bu cinayetlerin devletin bir politikası olarak gerçekleştiğinin bilindiğini belirterek, "Komisyonun ortak talebi ile bu konuda Araştırma Önergesi verilebilir mi diye düşünüyorum. Belki İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'nun ortak vereceği önergenin Mecliste kabul edilme ihtimalinin de olduğunu düşünüyorum. Bu konuda biraz baskı yapmamamız gerek" dedi. AK Parti Ordu Milletvekili İhsan Şener ise, Necdet Erdoğan'ın 'artık umudumuz yok' açıklamasının kendisini üzdüğünü belirterek, "Evet Türkiye'de hepimizin meşru görmediği bazı olaylar yaşadık ama şu bir gerçek ki bu tür faili meçhullerin önüne geçilmesi gerekmektedir. Bunu için elbirliğiyle çalışmamız lazım. Umudunu yitiren her şeyi yitirir. Biz umutluyuz" dedi. ERONAT VE KURT'UN "YÜREKLİ' TARTIŞMASI AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, Naif Erdoğan'ın 'ne kadar başarılı olabilirsiniz bilmiyorum' sözlerine yanıt vererek, "Biz başladık. Allah yardımcımız olsun. Gölün altına atılan bir taşın dalgası mutlaka kıyıya vurur" dedi. Necdet Erdoğan'ın da 'En iyi Kürt ölü Kürt olarak algılanıyordu' sözlerine de, "Bazı insanların bu yanlış düşünceleri devam edecek diye bir şey yok. Bugün yapılan çalışmalarla mücadele ediliyor' diye yanıt verdi. Eronat, Necdet Erdoğan'ın 'Kürtler şimdi öldürülmüyor, tutuklanıyor' yönündeki sözlerine karşı çıktı. Eronat, "Ben Diyarbakırlı bir insanım. Irkımı söylemeyi fazla sevmem ama ben de Kürt vatandaşı olarak Kürtlerin gerçekten şanssız olduğunu düşünüyorum. Bir zamanlar Ergenekoncuların yaptıklarını şimdi PKK ve KCK yapıyor. Tutuklamaları kastettiniz ama uzun süredir belki Güneydoğu'da yaşamıyorsunuz, bu bölgelere yerleşmiş insanlarsınız. Ben Diyarbakır'da yaşayan bir insan olarak şu anda Güneydoğu'da ve Diyarbakır'da demokrasinin 'd'sinden bile bahsedemiyorum. Çünkü oradaki insanlarda bu lafa, tersi bir zulüm başladı. Mazlumum diyen insanlar zalimleşti. KCK diyorsunuz Erkek çocuklarına artık etek giydiriliyor, onurları çalınıyor, onlara eşarp bağlatılıyor. Kürt çocuklarını onurları çalınıyor. Kürt çocukları öldürülüyor. 2006 yılında Koşuyolu'nda 7'si çocuk, 11 kişi katledildi" dedi. Bunun üzerine BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Eronat'ın acılı bir aileye bunları anlatmasının yanlış olduğunu söylemesi üzerine Eronat, "Ben de acılı bir anneyim. Lütfen sözümü kesmeyin" dedi. Sözlerine devam eden Eronat, şunları söyledi: "O basanını kaybetti, ben evladımı kaybettim. Ama Yunus Emre'nin dediği gibi ben 'gönüller yapmaya geldim'. Final Dershanesi önünde 6'sı çocuk, biri de benim oğlum, biri baba 7 kişi katledildi. Güneydoğu'da insanlar şu anda pandomim sanatçısına dönmüş durumdalar. Başka bir partiden olduklarını söyleyemiyorlar, kaşlarıyla gözleriyle konuşuyorlar. Necdet kardeşime, ben tutuklamaların neden olduğunu bilemem, hukukçu değilim, yargıç değilim ama bunları da bilmenizi istedim. Güneydoğu'da faili meçhul cinayetler olmasın istiyorum." BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt da, Eronat'a "12 Eylül 2006'da Koşuyolu Parkı'ndaki patlamada katledilenlerin acısını t Savcı Hakan Yüksel'in konunhissetmiş olsaydınız Veli Küçük'ün ajandasındaki bilgilerden haberiniz olurdu. Veli Küçük o insanları ne şekilde katledildiği, o bombaların nasıl oraya konulduğunu söylüyor. Her söz alışınızda rencide edici olmak zorunda değilsiniz" dedi. Bunun üzerine de Eronat, "Neden siz rencide oluyorsunuz? Siz PKK'lı mısınız BDP'li misiniz?" dedi. Bunun üzerine Kurt, "Sizi bu soruyu sormaktan men ederim" karşılığını verdi. Eronat ise Kurt'a, "Ya siz kimsiniz? Size ne, ben nasıl istersem öyle konuşurum" dedi. Bunun üzerine Kurt, "Sizin bakanınız daha iki gün önce PKK'nın içine KCK'nin içine sızdırılıp suç işlemek durumunda olan MİT görevlilerinden söz etti. Eğer bu konuda samimiyetiniz varsa Meclis Araştırma Önergesi verirsiniz, inceletirsiniz, o dönemin tüm olaylarını inceletmeyi taahhüt ederseniz biz de size destek veririz" dedi. AK Parti grubunun bu konuda gerekli çalışmaları yapacağını ve her şeyin aydınlatılacağını belirten Eronat, "Yüreğiniz yetiyorsa PKK'nın işlediği" şeklinde konuştu. Kurt'un, 'Bizimle yürek yarıştıramazsın" sözleri üzerine de Eronat, "Siz mi, sizde yürek ne gezer" dedi. HALAÇOĞLU VE ÖNDER'İN TARTIŞMASI MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Namık Erdoğan'ın cesedinin bulunmasının bir mafya görüntüsü verdiğini, çünkü devlet eliyle işlenen cinayetlerde cesedin bulunamadığını söyledi. Halaçoğlu'nun aileye, neden özellikle Kürt olduğu için öldürüldüğünü düşündüklerini ve balistik raporunun 16 yıl gecikmesinin avukatları tarafından neden takip edilmediğini sorması üzerine, BDP'li Sırrı Süreyya Önder Halaçoğlu'na tepki gösterdi. Önder, "Ben bu konuşmayı baştan sorma izleyen bir faili meçhul yakını olsaydım, Erdoğan ailesinin muhatap kaldığı soruları önceden izleseydim bağrıma taş basar bu komisyona gelmezdim. Bir komisyon üyesi, elindeki sadece birkaç sayfalık veriyle aileye dedektiflik yapamaz. Bir komisyon üyesi, burada yakının kaybetmiş bir aileye 'balistik istediniz mi?' diye sorma, uygun kavram bulamıyorum. Hukuktan ve hukuki prosedürlerden bihaber şekilde davranamaz. Yakını öldürülen biri devlet kapısında 'balistiği yapın' demez. Bu bir kamu davasıdır, kamu bunun bütün balistiğini de halk adına araştırmak zorundadır. Bu soruyu tekrar aileye sormak şu manaya gelir Sayın Halaçoğlu; 'siz bu konuda gerekeni yapmamışsınız gibi, aile burada mağdurken, ihmalkarlıkla suçlanır. Buna kimseni hakkı yok. Bu aileye sorulmaz cesaretin varsa devlete sorarsın" diye konuştu. Bunun üzerine Halaçoğlu'nun, 'Sizden mi emir alacağım" demesi üzerine Önder, "Acılı bir aileyi böyle tecessüse itemezsin. 16 sene sonra balistiği, Adalet bakanına sorarsın, savcıya sorarsın ama aileye soramazsın. Gelen aile Kürtlüğünden sorumlu tutuluyor ya, böyle şey olur mu?" diye konuştu. Halaçoğlu'nun sözlerine tepki gösteren Naif Erdoğan da, "Halaçoğlu'na kalsa bize 'niye geldiniz?' diyecek" dedi. Bu sırada Halaçoğlu ve Önder'in tartışmaya devam etmesi üzerine Begüm Erdoğan, "Beyler sizin kavganızı dinlemek zorunda değilim, ben derdimi anlatmak için geldim. Siz beni dinleyeceksiniz" dedi. Halaçoğlu'nun 'Ben sadece balistik 16 sene sonra geldiği için sordum" sözlerine ise Begüm Erdoğan, "Bu devletin görevi" yanıtını verdi. Necdet Erdoğan ise, Halaçoğlu'na, "Neret Savcı Hakan Yüksel'in konundeyse katili niye bulmadınız diyeceksiniz" dedi. - ANKARA
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika
Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanlığı, Oya Eronat, Kırıkkale, Politika, Güncel, Politika, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA