İMKB Yeli Kredi İstiyor
İMKB Başkanı Dr. İbrahim Turhan, "Yerli kredi derecelendirme kuruluşunun kurulmasında geç bile kalınmıştır"dedi.
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Başkanı İbrahim Turhan, artık sıkı para politikalarının benimsendiğini ve siyasi partilerin hala oy alabildiklerini belirterek, "Halk şunu anladı; devlet bir şey veriyorsa, bu para cebinizden çıkıyor" dedi. Tufts Üniversitesi'nin düzenlediği "Uluslararası Finans Dünyasında Türkiye'nin Gelecekteki Rolü" konulu panelde konuşan Turhan, İstanbul'un bir finans merkezi olacağının gerçek olduğunu, ancak bugün İstanbul'un finans merkezi olmadığının da bir gerçeklik niteliği taşıdığını, burada doldurulması gereken bir boşluk bulunduğunu söyledi. Dünyanın "küresel kriz" dediği son krize kendisinin "Kuzey Atlantik finansal krizi" demeyi tercih ettiğini belirten Turhan, şunları kaydetti: "Çünkü Çin'de kriz yok. Bu kriz, dünyayı çok olumsuz etkiledi. Türkiye'deki bankaların hiçbiri, krizden öyle çok zarar görmedi. Türkiye'de bazı uluslararası bankalar var. Türkiye'de yan şubeleri var. Bazı durumlarda Türkiye'deki yan kuruluşun değeri ana şirketin değerinden daha fazla olabiliyor. Bu konuda bankacıları, düzenleyicileri tebrik etmek isterim. Bankacılığın iyi gidiyor olması, finansal hizmetler sektörünün iyi durumda olduğu anlamına gelmemektedir. Bir dengesizlik var, sektörün yüzde 85'i bankacılıkta olması iyi yapı anlamına gelmiyor. Kıta Avrupa'sı geleneğini takip ediyor olmak Türkiye açısından kötü kader. Ben Anglo Sakson geleneğini tercih ederdim. Bununla baş edebiliriz. Daha dengeli finansal varlık dağılımına ulaşmak mümkün. Makroekonomik ortam 2000'li yılların ortalarına kadar iyi değildi. Bu da ekonomik oyuncuların davranışını etkiliyor." -"Geçmişte ekonomide işlenebilecek bütün günahı işledik"- İMKB Başkanı Turhan, geçmişte ekonomide işlenebilecek bütün günahın işlendiğini ifade ederek, şöyle konuştu: "Yüksek bütçe açığı vardı, disiplin edilmemiş kamu finansmanı mekanizması vardı, kamu sektörü ortaya çıkan her türlü likidite damlasını götürüyordu. Merkez Bankası, bunları telafi etmek için çok çalışıyordu. Hükümetler, Merkez Bankası'nda bütçe harcamalarında yüzde 15'ine kadar borç alma imkanına sahipti. Bütün bütçe harcamalarının yaklaşık 7'de 1'inin finansmanını Merkez Bankası yapıyordu. Böyle bir ortamda enflasyonu tahmin edebilirsiniz. 3 defa 3 haneli enflasyon oldu, ama hiçbir zaman hiper enflasyon olmadı. İnsanlar yüksek enflasyona alışıyor, hiper tansiyon gibi... İnsan yüksek tansiyona alışıyor, bünye yavaşlıyor ve yavaş yavaş zarar görüyor. Faiz oranlarından bahsetmeyeceğim, nominal yüzde 130 faiz oranı vardı. Bu şartlara rağmen bu ülke büyüyordu. 2002'de biz bir karar verdik, işlerin böyle devam etmeyeceğini anladık ve neredeyse her şeyi değiştirdik. Merkez Bankası bağımsızlaştı, BDDK kuruldu, başka bağımsız kurumlar da oluşturuldu." Artık sıkı para politikalarının benimsendiğini ve siyasi partilerin hala oy alabildiklerini ifade eden Turhan, "Artık halk şunu anladı; devlet bir şey veriyorsa, bu para cebinizden çıkıyor. Yapı değişti, enflasyon düştü, kamu finansmanı düzeldi, bunun bedelini ödedik" dedi. -"SPK Kanunu üzerinde çalışıyoruz"- Devletin sermaye piyasalarına verdiği desteğin önemine işaret eden Turhan, "SPK Kanunu üzerinde çalışıyoruz. İş ortamını tamamen değiştirmesi söz konusu. Gelişmiş ekonomiler açısından uzun süre büyüme oranı çok yüksek olamayacak. Modern kapitalizm ortaya çıktığından beri ilk defa yükselmekte ve gelişmekte olan ekonomilerin, küresel üretime yaptığı katkı gelişmiş olan ülkelerden daha fazla oldu. Bu süreç böyle devam edecek. Yükselmekte olan pazarlar küresel ekonomide itici güç olmaya devam edecek" şeklinde konuştu. İbrahim Turhan, Merkez Bankası'na 2004'te girdiğini ve çeşitli uluslararası konferanslara gittiğini anlatarak, "Herkese, 'Türkiye'de bankacılığı düşünelim. Türkiye'deki bankacılık sektörü 10 yılda 4 kat büyüyecek' diyordum. Şu anda bu gerçekleşti bile. Bankacılık sektörü 4 kat büyüdü. Şu anda sermaye piyasaları için söylüyorum; önümüz açık ilerlemeye kararlıyız. Olumlu bir ortam ve destek var. Bu fırsatı kaçırırsak yazık olur, biz bu fırsatı kaçırmayacağız" ifadelerini kullandı. -Finans merkezi...- İstanbul'un finans merkezi olma kapasitesine sahip bir şehir olduğunu vurgulayan Turhan, "Piyasa değeri, gayri safi milli hasılaya oranına baktığınızda yüzde 25'tir. Bu oran, benzer ülkelere kıyasla ortalamadan çok daha düşük. Bizim amacımız yüzde 80'i tutturmak. Bu, ulaşılabilecek bir hedef. Piyasa değerinin gayri safi milli hasılaya oranının yüzde 80 olmasında hiçbir engel yok. Bölgedeki en likit piyasa İstanbul', 2,5 trilyon dolara eş değer bir likidite oranı var" diye konuştu. Kısa bir süre önce Kore ile piyasa bağlantı sistemi oluşturmaya karar verdiklerini hatırlatan Turhan, Makedonya, Dubai, Umman, Azerbaycan, Kırgızistan, Bosna Hersek, Mısır gibi ülkelerle adım atılmış durumda olduğunu, ortak endeksler konusunda anlaşmaya varacaklarını söyledi. İstanbul'un İslami finansman için de merkez olma potansiyeline sahip olduğunu dile getiren Turhan, "Balkanlar, Orta Asya, Körfez ve Uzakdoğu İslami bankacılık merkezlerinin bir araya geldiği bir yer olabiliriz" dedi. - İSTANBUL
Kaynak: AA / Ekonomi
Merkez Bankası, İbrahim Turhan, Türkiye, Ekonomi, Ekonomi, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA