COP31'e ev sahipliği yapacak Türkiye'de fosil yakıt çelişkisi
İklim Ağı toplantısında konuşan Emel Türker Alpay, Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapma iddiasına rağmen fosil yakıtlardan çıkış planı olmadığını ve hâlâ yeni kömürlü termik santrallerin konuşulduğunu belirtti.
Haber: ÇAĞATAN AKYOL - Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT
(İSTANBUL) - İklim Ağı'nın Cop31'e ilişkin düzenlediği toplantıda konuşan Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay, "Dünyanın en büyük iklim zirvesine ev sahipliği yapma iddiamız var fakat fosil yakıtların enerji planlamamızdaki yerine baktığımız zaman ne fosil yakıtlardan çıkışa dair bir planımız var ne tarihimiz var, hala yeni kömürlü termik santral yapmak üzerine konuşuyoruz" dedi.
İklim alanında çalışan 16 sivil toplum kuruluşundan oluşan İklim Ağı, kasım ayında Türkiye'nin başkanlığında gerçekleşecek COP31'e ilişkin Beyoğlu'ndaki Postane'de toplantı düzenledi. Toplantıda COP31 hazırlık sürecindeki güncel gelişmeler, İklim Ağı'nın beklentileri ve talepleri, çözüm önerileri ve döneme ilişkin yol haritası ele alındı.
Programda WWF-Türkiye Çevre Politikaları Müdürü Ayşe Mine Doğan, Yeşil Düşünce Derneği Proje Koordinatörü Özge Doruk, Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay ve Mekanda Adalet Derneği İklim Adaleti Programı Koordinatörü Yağız Eren Abanus konuşmacı olarak yer aldı.
"TALEBİMİZİN HAKLILIĞI GÖRÜLDÜ"
Bölgesel sorunlara değinen Ayşe Mine Doğan, "Bizim güneyimizde bir ABD-İsrail-İran ekseninde tarihte yaşanan en ciddi enerji krizlerinden birisi oldu. Aslında bizim fosil yakıtlardan adil bir geçiş talebimizin haklılığı, geçerliliği, her açıdan hem ekonomik hem siyasi hem güvenlik hem de çevre açısından ne kadar rasyonel olduğu bir kere daha görülmüş oldu. Çünkü bir de kuzeyimizde Rusya-Ukrayna ekseninde yaşanan krizi de düşündüğümüzde aslında hem kuzeyimizde hem güneyimizde yaşanan bu krizler bu fosil yakıtın arz zincirinde kırılmalara sebep oldu. Fosil yakıtların sadece ticari emtialar olmadığı, yani ciddi stratejik güvenlik silahları olduğu, ekonomi politiğin bir konusu olduğu hep bilinmekle birlikte böyle üst düzeyde daha sık dile getirilir oldu" değerlendirmelerini yaptı.
FOSİL YAKITLARDAN NASIL ÇIKILDIĞI TARTIŞMASI
COP31'i Türkiye'nin iklim politikalarına yaklaşımı ve aynı zamanda uluslararası iklim müzakereleri sürecindeki tutumunu, tavrını da yakından takip edebilecekleri önemli bir süreç olarak gördüklerini vurgulayan Özge Doruk, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu süreçte sadece kasım ayında değil. Birkaç aydır yoğun bir şekilde devam eden bir hazırlık süreci var ve sadece bugün değil, öncesinde de birçok toplantı, gelişme vs. pek çok kurumun aktif olarak içinde yer aldığı bir süreç devam ediyor. Uluslararası tartışmalar sadece emisyon azaltım hedeflerine yönelik değil, aynı zamanda bu azaltıma yönelik dönüşüm politikalarının da nasıl olacağına ilişkin hedeflere ulaşmaya yönelik konuşmalar var. Buna odaklanılacak bir süreç. Bir yandan bu emisyon konusundan bahsediyorken de bu emisyon konusunun merkezinde ise fosil yakıtlardan çıkış mevzusu yer alıyor. Geçtiğimiz aylarda Kolombiya'da Santa Marta kentinde fosil yakıtlardan çıkışa ilişkin hem ülkelerin hem de sivil toplum kuruluşlarının bu sürecin hızlandırılmasına yönelik ve somut bir yol haritası çizilmesine ilişkin çağrısı oldu. Bu çağrı yenilendi. Buna yönelik de artık temel tartışma fosil yakıtlardan çıkıyor muyuz, çıkmıyor muyuz değil. Çıkarken ne kadar planlı çıkıyoruz, ne kadar adil bir şekilde çıkacağız ve ne kadar hızlı bir şekilde çıkabileceğiz aslında. Tartışmayı bu noktadan başlatmak ve artık buradan ele almak gerekiyor."
"BİZ KENDİMİZE YER BULAMIYORUZ"
Yağız Eren Abanus, Türkiye'nin güncel iklim karnesine dair şu tespitlerini dile getirdi:
"Türkiye'de iklim politikalarının nasıl yapıldığı yöntemi ile ilgili konuşmak gerekirse bakmamız gereken ilk husus Türkiye'de bu kararların nasıl alındığı. Bununla ilgili mevzuatta İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu diye bir kurul halihazırda tanımlı. Bu kurul, Cumhurbaşkanlığı'na bağlı olarak çalışıyor ve bu kurula işte birçok bakanlığın bu kurulun bir parçası olduğunu görüyoruz. Bu aslına çok olumlu, çok iyi bir şey, çok önemli bir şey. Çünkü iklim meselesi sağlık, enerji, tarım, gıda gibi birçok farklı konuyu etkileyen bir konu. O yüzden bu alanlardan farklı hükümete bağlı kurumların bir araya gelip bir koordinasyon içinde çalışması çok önemli. Bu ayrıca şunu da gösteriyor. Türkiye'de iklim meselesinin sadece çevreyle ilgili bir şey olarak ele alınmadığını da daha bütüncül yaklaşıldığını da gösteren bir kurumsal yapı. Öte yandan bu kurumun çok ciddi bir eksikliği var. O da katılımcılık. Biz bu kuruma TÜSİAD ve MÜSİAD gibi sektör derneklerinin doğrudan bakanlıklar seviyesinde katılımcı olabildiğini görüyoruz. Buna karşın bizim gibi iklim alanında veya toplumdaki farklı kesimleri temsil eden sendikalar, tüketici örgütleri gibi yapıların bu kurulda kendine yer bulamadığını görüyoruz. Bu da Türkiye'de yapılan iklim politikalarının, özellikle sadece belli grupların çıkarlarının duyularak yapılmasına neden oluyor ve büyük eksikliklere yol açabiliyor."
"ÇELİŞKİYİ GİDERMELİYİZ"
Emel Türker Alpay, iklim değişikliğine dikkat çekerek şöyle konuştu:
"Bir şey yapmamız gerekiyor diye yıllardır konuşuyoruz. Umarım adil geçişi ve kömürden çıkışı, fosil yakıtlardan çıkışı konuşarak ve savunuculuğunu yaparak bunu gerçekleştirebiliriz. Türkiye bu COP31 zirvesine ev sahipliği yapacak Antalya'da. Ben bunun biraz fosil yakıtlara ve Türkiye'de kömürden çıkışa bakan yönüyle ilgili konuşmak istiyorum... COP30'dan devreden iki önemli konu var. Birisi fosil yakıtlardan uzaklaşılması. Diğeri de adil geçiş gündemi olacak ama biz Türkiye'nin iklim politikalarına baktığımızda maalesef hem kendi taahhütlerimizi, 2053'te net sıfır olma taahhüdü gibi taahhütleri karşılamayan enerji politikaları görüyoruz maalesef. Ortada da bir iddiamız var. İşte dünyanın en büyük iklim zirvesine ev sahipliği yapmak, bu konuda iklim değişikliği ile ilgili liderlik yapmak fakat fosil yakıtların enerji planlamamızdaki yerine baktığımız zaman ne fosil yakıtlardan çıkışa dair bir planımız var ne tarihimiz var, hala yeni kömürlü termik santral yapmak üzerine konuşuyoruz. Kömürden çıkışla ilgili bir tarihimiz yok. Hala fosil yakıtları sübvanse etmeye devam ediyoruz. Böyle bir ortamda da iklim liderliği yapıp işte ülkelerin COP31 sürecinde işte fosil yakıtlardan uzaklaşması için bir yol haritası oluşturulmasına, işte adil geçiş için mücadele edilmesi vs. liderlik etme rolü üstleniyoruz aynı zamanda. Dolayısıyla burada bir çelişki var ve buradaki çelişkiyi gidermemiz gerekiyor."
Sivil Toplum, Politika, Türkiye, Enerji, Güncel, COP31, Çevre, Fosil, COP31, Türkiye, Sivil Toplum, Politika, Enerji, Çevre, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA