Btp Genel Başkanı Baş: "Bugün Suriye Dediğimiz Bölge Aslında Amerika İçin Bir Uydu Devlet Haline Getirildi"
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, Suriye'deki gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamalarda, bölgenin Amerika'nın kontrolünde bir uydu devlet haline getirildiğini belirtti. Ayrıca, Türkiye’deki bayrak tartışmaları ve Kürtlerin temsilciliği üzerine değerlendirmelerde bulundu.
(ANKARA) - Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Suriye'deki son gelişmelere ilişkin, "Bugün Suriye dediğimiz bölge aslında Amerika için bir uydu devlet haline getirildi. Suriye'de Amerika'nın istediği bir ortam oluştu" dedi.
Meltem TV'de yayınlanan Gündem Özel programına konuk olan Hüseyin Baş, Suriye'deki son gelişmeler ile Nusaybin'de Türk bayrağına yönelik saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Baş, Mardin'deki bayrak olayının, "Terörsüz Türkiye" sürecinin sonucu olmadığını, bu ülkede daha önce bayrağın, milletin, Türklüğün tartışmaya açıldığını belirterek, "Bu ülkenin her şeyi tartışmaya açıldı. Bu ülkede iktidarı eleştirmek suç sayıldı ama milletin öz değerlerini eleştirmek hiçbir zaman suç olmadı hatta bir ifade özgürlüğü olarak değerlendirildi. İfade özgürlüğünün sınırları çok geniş olmalı ancak tarihiyle bu kadar kavga eden bir milletin ortaya çıkmasına sebep olmak da biraz sorumluluk gerektiren bir durum. Bu ülkede Atatürk tartışmaya açıldı, Cumhuriyet tartışmaya açıldı, hala iktidarı destekleyenlerin bir bölümü Cumhuriyetle kavga eder halde, Atatürk'le kavga eder halde" ifadelerini kullandı.
"O eller kırılır normalde"
İktidar temsilcilerinin büyük bir bölümünün de bundan hiçbir zaman rahatsızlık duymadıklarını hatta bir bölümünün iktidarını Cumhuriyet karşıtlığına, Atatürk karşıtlığına borçlu olduğunu sandığını ifade eden Hüseyin Baş, şöyle konuştu:
"Bu ülkede Lozan tartışmaya açıldı ki Lozan bu ülkenin kırmızı çizgilerinin belirlendiği anlaşmaydı. Lozan bu ülkenin tapusuydu ama tartışmaya açıldı. Dolayısıyla her şeyin bu kadar tartışıldığı bir çeyrek asrın sonunda Türk bayrağına da bu tip girişimler ortaya çıkmış oldu. Bunlar bu kadar tartışıldıktan sonra birileri şımarıklık ortaya koydu, haddini aştı. O eller kırılır normalde. Bu böyledir. Bunun izah edilecek bir tarafı da yoktur, görmezden gelinecek de bir tarafı yoktur.
"Dini kabul etmez bir tavırdadırlar ama hep kullandıkları bizim Güneydoğu'daki başörtülü teyzelerimiz"
Kürtlerin temsilcisi kim? Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı hiçbir zaman olmadı. Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı varmış gibi bir siyasi ortam oluşturuldu. Hem PKK hem DEM her zaman marksist bir çizgide olmuştur, bölücü bir çizgide olmuştur, Türkiye Cumhuriyeti ile Türklükle kavga eder bir çizgide olmuştur. Hatta o partilerden bir tanesinin parti tüzüğünde Kıbrıs'taki Türk askeri için 'işgalci' deniyor. Bunlar Türkiye'nin sahip olduğu hinterlandı hiçbir zaman kabul etmeyen, etmek istemeyen bir çizgide olmuşlardır. Bizim Güneydoğu halkımıza baktığınız zaman da son derece muhafazakar, değerlerine düşkün, değerlerine aşık bir toplum olduğunu biliriz, görürüz, yaşarız. Bugün Kürtleri temsil ettiğini iddia eden siyasi çizginin bu tip öz değerlerle buluştuğu hangi nokta var? Bunlar muhafazakarlık noktasında marksist bir çizgidedir, dini kabul etmez bir tavırdadırlar ama hep kullandıkları bizim Güneydoğu'daki başörtülü teyzelerimizdir, baktığınız zaman hiç alakaları yoktur. Onların, yaşam tarzları inançları, ideolojileri, zevk aldıkları şeyler, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler Kürt vatandaşlarımızdan farklı."
"Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz"
Suriye'de SDG'nin Kürtlerin temsilcisi olmadığını belirten Baş, şöyle devam etti:
"SDG bir terörist yapıdır, YPG bir terörist yapıdır. Aynı şekilde PKK da Kürtlerin temsilcisi değildir ve bir terörist yapılanmadır. Dolayısıyla YPG'yi ayrı tutalım, PKK'yı ayrı tutalım hülyalarına da girmeye gerek yok. Suriye'de YPG geri çekildi. Bu bence de Türkiye adına da bir başarıdır, Suriye'nin yeni hükümeti adına da bir başarıdır. Sonuçta terörden arındırılmış bir bölge oluşuyor. Bunlarda problem yok. Bağımsız Türkiye Partisi'nin siyasi çizgi olarak bugüne kadar durduğu nokta her zaman şudur; biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz. Biz bölgemizde birilerinin bizi at edip binmesini, eşek edip sürmesini istemiyoruz! İşin Türkçesi bu. Biz bağımsız karar verebilen, hür düşünebilen bir yapıda olmak istiyoruz. Amerika bölgeye vekil güçler vesilesiyle değil, vekil devletler vesilesiyle yerleşiyor. Bugün Suriye dediğimiz aslında Amerika için bir uydu devlet haline getirildi. Suriye'de Amerika'nın istediği bir ortam oluştu. Tom Barrack da 'YPG artık varlık maksadını doldurdu' diyor. Suriye'de yönetim değiştikten sonra YPG'nin misyonu da tamamlanmış oluyor. Yönetim değişti. Peki nasıl bir yönetim? Amerika'nın tam istediği gibi bir yönetim, İsrail'in arkasını rahat hissedeceği bir yönetim. Dolayısıyla bizim karşı olduğumuz şey, bölgemizde yerleşik bir emperyalizmdi. Biz hala buna karşıyız. Bu noktada biz kazanmadık."
Meltem TV'de yayınlanan Gündem Özel programına konuk olan Hüseyin Baş, Suriye'deki son gelişmeler ile Nusaybin'de Türk bayrağına yönelik saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Baş, Mardin'deki bayrak olayının, "Terörsüz Türkiye" sürecinin sonucu olmadığını, bu ülkede daha önce bayrağın, milletin, Türklüğün tartışmaya açıldığını belirterek, "Bu ülkenin her şeyi tartışmaya açıldı. Bu ülkede iktidarı eleştirmek suç sayıldı ama milletin öz değerlerini eleştirmek hiçbir zaman suç olmadı hatta bir ifade özgürlüğü olarak değerlendirildi. İfade özgürlüğünün sınırları çok geniş olmalı ancak tarihiyle bu kadar kavga eden bir milletin ortaya çıkmasına sebep olmak da biraz sorumluluk gerektiren bir durum. Bu ülkede Atatürk tartışmaya açıldı, Cumhuriyet tartışmaya açıldı, hala iktidarı destekleyenlerin bir bölümü Cumhuriyetle kavga eder halde, Atatürk'le kavga eder halde" ifadelerini kullandı.
"O eller kırılır normalde"
İktidar temsilcilerinin büyük bir bölümünün de bundan hiçbir zaman rahatsızlık duymadıklarını hatta bir bölümünün iktidarını Cumhuriyet karşıtlığına, Atatürk karşıtlığına borçlu olduğunu sandığını ifade eden Hüseyin Baş, şöyle konuştu:
"Bu ülkede Lozan tartışmaya açıldı ki Lozan bu ülkenin kırmızı çizgilerinin belirlendiği anlaşmaydı. Lozan bu ülkenin tapusuydu ama tartışmaya açıldı. Dolayısıyla her şeyin bu kadar tartışıldığı bir çeyrek asrın sonunda Türk bayrağına da bu tip girişimler ortaya çıkmış oldu. Bunlar bu kadar tartışıldıktan sonra birileri şımarıklık ortaya koydu, haddini aştı. O eller kırılır normalde. Bu böyledir. Bunun izah edilecek bir tarafı da yoktur, görmezden gelinecek de bir tarafı yoktur.
"Dini kabul etmez bir tavırdadırlar ama hep kullandıkları bizim Güneydoğu'daki başörtülü teyzelerimiz"
Kürtlerin temsilcisi kim? Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı hiçbir zaman olmadı. Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı varmış gibi bir siyasi ortam oluşturuldu. Hem PKK hem DEM her zaman marksist bir çizgide olmuştur, bölücü bir çizgide olmuştur, Türkiye Cumhuriyeti ile Türklükle kavga eder bir çizgide olmuştur. Hatta o partilerden bir tanesinin parti tüzüğünde Kıbrıs'taki Türk askeri için 'işgalci' deniyor. Bunlar Türkiye'nin sahip olduğu hinterlandı hiçbir zaman kabul etmeyen, etmek istemeyen bir çizgide olmuşlardır. Bizim Güneydoğu halkımıza baktığınız zaman da son derece muhafazakar, değerlerine düşkün, değerlerine aşık bir toplum olduğunu biliriz, görürüz, yaşarız. Bugün Kürtleri temsil ettiğini iddia eden siyasi çizginin bu tip öz değerlerle buluştuğu hangi nokta var? Bunlar muhafazakarlık noktasında marksist bir çizgidedir, dini kabul etmez bir tavırdadırlar ama hep kullandıkları bizim Güneydoğu'daki başörtülü teyzelerimizdir, baktığınız zaman hiç alakaları yoktur. Onların, yaşam tarzları inançları, ideolojileri, zevk aldıkları şeyler, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler Kürt vatandaşlarımızdan farklı."
"Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz"
Suriye'de SDG'nin Kürtlerin temsilcisi olmadığını belirten Baş, şöyle devam etti:
"SDG bir terörist yapıdır, YPG bir terörist yapıdır. Aynı şekilde PKK da Kürtlerin temsilcisi değildir ve bir terörist yapılanmadır. Dolayısıyla YPG'yi ayrı tutalım, PKK'yı ayrı tutalım hülyalarına da girmeye gerek yok. Suriye'de YPG geri çekildi. Bu bence de Türkiye adına da bir başarıdır, Suriye'nin yeni hükümeti adına da bir başarıdır. Sonuçta terörden arındırılmış bir bölge oluşuyor. Bunlarda problem yok. Bağımsız Türkiye Partisi'nin siyasi çizgi olarak bugüne kadar durduğu nokta her zaman şudur; biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz. Biz bölgemizde birilerinin bizi at edip binmesini, eşek edip sürmesini istemiyoruz! İşin Türkçesi bu. Biz bağımsız karar verebilen, hür düşünebilen bir yapıda olmak istiyoruz. Amerika bölgeye vekil güçler vesilesiyle değil, vekil devletler vesilesiyle yerleşiyor. Bugün Suriye dediğimiz aslında Amerika için bir uydu devlet haline getirildi. Suriye'de Amerika'nın istediği bir ortam oluştu. Tom Barrack da 'YPG artık varlık maksadını doldurdu' diyor. Suriye'de yönetim değiştikten sonra YPG'nin misyonu da tamamlanmış oluyor. Yönetim değişti. Peki nasıl bir yönetim? Amerika'nın tam istediği gibi bir yönetim, İsrail'in arkasını rahat hissedeceği bir yönetim. Dolayısıyla bizim karşı olduğumuz şey, bölgemizde yerleşik bir emperyalizmdi. Biz hala buna karşıyız. Bu noktada biz kazanmadık."
Kaynak: ANKA / Güncel
Türkiye Partisi, Dış Politika, Hüseyin Baş, Güvenlik, Türkiye, Suriye, Güncel, Terör, Suriye, Türkiye, Hüseyin Baş, Türkiye Partisi, BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİ, Dış Politika, Terör, Güvenlik, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA