Hanönü'de ikinci maden ocağına tepki

Çevre Haberleri

Kastamonu Hanönü'nde planlanan Küreçay Bakır Ocağı için ÇED toplantısına katılmayan vatandaşlar, mevcut madenden zarar gördüklerini belirterek ikinci maden ocağına karşı çıktı ve hukuksal mücadele süreceğini açıkladı.

Kastamonu'nun Hanönü ilçesinde Türk Altın İşletmeleri şirketi tarafından kurulması planlanan Küreçay Bakır Ocağı için düzenlenen ÇED toplantısına katılmayan vatandaşlar, ilçede ikinci bir maden ocağı istemediklerini söyleyerek tepki gösterdi.
Kastamonu'nun Hanönü ilçesinde Türk Altın İşletmeleri A.Ş. tarafından Akçasu ve Yeniköy köyleri sınırında kurulması planlanan Küreçay Bakır Ocağı'na ilişkin ilçe halkını bilgilendirmek için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) toplantısı düzenlendi. Toplantıya katılmayan vatandaşlar, toplantının yapıldığı Hanönü Düğün Salonu önünde toplanarak tepkilerini dile getirdi. İkinci bir maden ocağı istemediklerini belirten vatandaşlar, Acacia Maden firması tarafından işletilen bakır madeni sebebiyle de ilçedeki su kaynakları, tarım alanları ve ormanların zarar gördüğünü ifade ettiler.
"Sonuna kadar hukuksal mücadelemizi de sürdüreceğiz"
Basın mensuplarına konuşan Hanönü Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Mehmet Soysal, "Bir kere bunları Hanönü'ne sokarsak, ikinciye bir daha güç yetiremeyiz. Hanönü'nün tamamı bizim, Hanönü'nün tamamı halkınındır. Bunun böyle bilinmesi lazım. Halkın önüne hiçbir kuvvet geçemez. Öncelik bizim. Madene ihtiyacımız yok, bizim öncelikle memlekete ihtiyacımız var. Çoluğumuza, çocuğumuza bırakacak bir Hanönü olması lazım. Onlar haksız, biz haklıyız. Ama onurlu duruş bizde olacak. Biz onurlu insanlarız. Memleketimin bir karış toprağını üç-beş kişiye zengin olsun diye vermem. Bu memleket, bütün Hanönü halkının yaşama hakkıdır. İki tane göleti bu Hanönü'nde niye yaptılar? Bu iki tane göleti de kaldırmayacaklar. Ama 50 yıl bunların pisliğini biz çekeceğiz. Pislikleri deremize karışıyor, suyumuza karışıyor. Bunların yine pisliğini biz çekiyoruz. Hastalık yine bizim. Bu bizim özgürlüğümüzü kısıtlamadır. Bizim özgürlüğümüzü Türkiye Cumhuriyeti içinde hiçbir şirket kısıtlayamaz. Biz, madene her türlü sonuna kadar hayır diyoruz. Sonuna kadar hukuksal mücadelemizi de sürdüreceğiz. Buraya ne getirirlerse getirsinler, halkın önüne hiç kimse geçemez. Bunu son güne kadar Hanönü halkından niye gizliyorlar, niye Hanönü halkını bilinçlendirmediler? 15 gün öncesinden böyle toplantı olduğunu neden bizlere duyurmadılar" dedi.
"Ağaçlarımız kurudu"
İlçe sakinlerinden Recep Güney ise, "Her seferinde gelip, 'Zarar yok' dediler. Bana herhangi bir şekilde resmi bir belge vermediler. Hayvanlar ölmüştü, dün yine gelip 'Zarar yok' dediler. Gerçekten zarar olmadığını bana resmi olarak bildirmeleri gerekiyor. Ama kesinlikle zarar var. Madene karşıyız. Ağaçlarımız kurudu. İnanmayan gelip şu anda bakabilir. Elmalarım ne hale geldi, görebilirler. Ayvalarımız tamamen kurudu. Gelip baksınlar. 'Yok' diyenler gelsin baksın" diye konuştu.
"Bu madenin bize ne faydası var"
İlçede yaşayan Mehmet Kıyak da madenlerin ilçe halkına bir faydasının bulunmadığını dile getirerek, "Ben çocuğumu madende işe koydum. 10 sene çalıştı. Şefleri çocuğumla tartışmış. Çocuğu işten atacaklardı, kendisi ayrıldı. Şimdi işe koymak istiyoruz, bahane buluyorlar, 'Senin evrakların eksik' diyorlar. Bütün evraklarını tamamladı ama benim çocuğumu işe almıyorsun. O zaman bu madenin bize ne faydası var" şeklinde konuştu.
"Irmakta balık kalmadı"
İkinci madenin ilçeye daha çok zarar vereceğini dile getiren Osman Korkmaz da, "İlçemizde ikinci madene karşıyız. Çünkü birincisinden hiçbir hayır görmedik. Tozu, toprağı, atık havuzlarını istemiyoruz. Kesinlikle karşıyız. Sularımızı kirletiyor, havamızı kirletiyor. Artık bıktık. Bize de hiçbir faydası yok. Irmakta balık kalmadı, ırmaklarımız kirlendi. Sularımız pis" diye konuştu.
"Bizim ilçemize, toprağımıza, suyumuza dokunmasınlar"
İlçede yaşayan Sevgi Altuntaş da maden ocağı istemediklerini dile getirerek, "Biz toprağımızı istiyoruz, biz suyumuzu istiyoruz. Biz geleceğimize sahip çıkmak istiyoruz. Biz çocuklarımıza bırakmak istiyoruz. Maden bizim karnımızı doyurmuyor. Maden her tarafı altüst etti. Bir sürü hayvanlar zehirlendi, kimin haberi oldu, kim cevap verdi? Biz madene karşıyız. Nereden maden çıkartıyorlarsa çıkarsınlar. Bizim ilçemize, toprağımıza, suyumuza dokunmasınlar. Onlara para lazım, bize değil. Biz bir dilim ekmeği bulup yiyoruz. Bize servet lazım değil, bize yaşayacak alan lazım, yaşayacak temiz hava lazım" ifadelerini kullandı.
Öte yandan, ÇED süreci devam eden Küreçay Bakır Ocağı Projesi'nin ÇED dosyasının Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sunulduğu belirtildi. Kastamonu il merkezine yaklaşık 58 kilometre, Hanönü ilçe merkezinin ise yaklaşık 6 kilometre batısında bulunan maden ocağı projesinin inşaat aşamasında 25 kişinin, işletme aşamasında ise 54 kişinin istihdam edilmesinin planlandığı ifade edildi.
Küreçay Bakır Ocağı Projesi kapsamında yaklaşık 23,40 hektarlık büyüklüğünde açık bakır ocağı, 2,72 hektar bitkisel toprak depolama alanı ve 1,31 hektar şantiye alanı yapılacağı öğrenildi. Toplamda 273,57 hektarlık alanı kapsayacağı belirtilen projede küpeli pasa stok alanı 20,08 hektar olarak belirlendiği bildirildi. Proje çerçevesinde 2027-2031 yıllarını kapsayan üretim programı kapsamında toplamda 1 milyon 300 bin ton cevher üretimi hedeflendiği öğrenildi.
ÇED süreci tamamlanıncaya kadar projeye ilişkin görüş ve önerilerin Kastamonu Valiliği ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne iletilebileceği bildirildi.