Kara Ayaklar: Hafıza Mücadelesi
Fransa'nın Cezayir'deki sömürge döneminde ayrıcalıklı Avrupa kökenli topluluk 'Pieds-noirs' (Kara Ayaklar), 1962'deki göç sonrası kimlik, tazminat ve hafıza talepleriyle iki ülke arasındaki hesaplaşmanın parçası olmaya devam ediyor.
Fransa'nın 132 yıl süren sömürge döneminde Cezayir'e yerleşen ve ayrıcalıklı bir statü kazanan Avrupa kökenli "Kara Ayaklar" (Pieds-noirs), Fransa ile Cezayir arasında sömürge geçmişiyle hesaplaşma ve hafıza mücadelesinin önemli bir parçası olmayı sürdürüyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Fransızcada kelime anlamıyla "kara ayaklar" demek olan "Pieds-noirs", esas olarak Fransız sömürge yönetimi döneminde Cezayir'de yaşayan Avrupa kökenli nüfusu tanımlamak için kullanılıyor.
Terimin kökeni kesin olarak bilinmezken, sömürge döneminde bu insanlar daha çok "Avrupalılar", "kolonlar" veya "Cezayir Fransızları" olarak anılıyordu. "Pied-noir" kimliği ise özellikle 1962'de Fransa'ya kitlesel göçün ardından ortak bir aidiyet ifadesine dönüştü.
Sömürge düzeninin ayrıcalıklı topluluğu
Topluluğun ortaya çıkışı, Fransa'nın 1830'da Cezayir'i ele geçirmesinin ardından Avrupa'dan yerleşimi teşvik etmesine dayanıyor. Fransa'nın yanı sıra İspanya, İtalya ve Malta'dan gelen göçmenler özellikle Cezayir, Oran ve diğer kıyı kentlerine yerleşti. Cezayir'in köklü Yahudi nüfusunun önemli bölümü de 1870 tarihli Crémieux Kararnamesi ile Fransız vatandaşlığı aldı ve daha sonraki dönemde Pieds-noirs kategorisi içinde anıldı.
"Kara ayaklar"ın tarihi, Fransa'nın Cezayir'de kurduğu eşitsiz sömürge hukukundan ayrı değerlendirilemiyor. Avrupa kökenli yerleşimciler Fransız vatandaşlığına bağlı siyasi ve hukuki haklardan yararlanırken, Müslüman Cezayirliler uzun yıllar Fransız tebaası sayılmalarına rağmen aynı vatandaşlık haklarına sahip değildi.
Halka ait topraklar Avrupalı yerleşimcilere aktarıldı
"Code de l'indigénat" olarak bilinen yerli statüsü sistemi, Cezayirlilere özel idari cezalar ve kısıtlamalar getirirken, sömürge döneminde çıkarılan arazi düzenlemeleri de yerli halka ait geniş toprakların Avrupalı yerleşimcilere aktarılmasının önünü açtı.
Bununla birlikte "kara ayaklar"ın tamamı büyük arazi sahipleri veya varlıklı sömürgeciler değildi. Topluluğun önemli bölümünü işçiler, memurlar, esnaf ve küçük işletme sahipleri oluşturuyordu. Ancak ekonomik durumları birbirinden farklı olsa da Avrupa kökenli nüfus, Müslüman Cezayirli çoğunluğa kıyasla sömürge sisteminin siyasi ve hukuki ayrıcalıklarına sahip kesimde yer alıyordu.
1954'te başlayan Cezayir Bağımsızlık Savaşı, bu düzenin de sonunu hazırladı. "kara ayaklar"ın önemli bölümü Cezayir'in Fransa'dan ayrılmasına karşı çıkarken, aşırı sağcı Gizli Ordu Örgütü (OAS), "Fransız Cezayiri"ni korumak amacıyla FLN (Ulusal Kurtuluş Cephesi), bağımsızlık yanlıları ve Fransız devletine karşı saldırılar düzenledi. Ancak topluluğun tamamını OAS ile özdeşleştirmek tarihsel olarak doğru kabul edilmiyor.
1962 göçünden bugüne hafıza ve hak talepleri
18 Mart 1962'de imzalanan Evian Anlaşmaları, bağımsızlığın ardından ülkede kalacak Avrupalıların mülkiyet, din ve medeni haklarına ilişkin güvenceler içeriyordu. Buna rağmen savaşın yarattığı şiddet ortamı, gelecek kaygısı ve FLN-OAS çatışmaları büyük bir göç dalgasını tetikledi. Yalnızca 1962'de yaklaşık 650 bin kişi Cezayir'den Fransa'ya geçti.
Fransız makamları bu kişileri "rapatrié", yani "ülkesine geri dönenler" olarak tanımladı. Ancak Cezayir'de doğmuş ve aileleri nesillerdir orada yaşayan birçok "kara ayak" için Fransa, daha önce hiç yaşamadıkları bir ülkeydi. Bu nedenle 1962, topluluğun kolektif hafızasında "geri dönüşten" ziyade sürgün ve köksüzleşme anlatısıyla yer aldı.
Bugün Pied-noir kimliği büyük ölçüde çocuklar ve torunlar, dernekler, anma törenleri, mezarlıkların korunması ve kaybedilen mülklere ilişkin talepler üzerinden yaşamaya devam ediyor.
Fransa, 1970'lerden itibaren Cezayir'de mülklerini kaybeden "rapatriéler" için çeşitli tazminat düzenlemeleri yaptı. Buna rağmen bazı kara ayak kuruluşları, bağımsızlığın ardından millileştirilen ev ve araziler için ek tazminat veya iade talebini sürdürürken, 1962'de yaşanan göçün "zorunlu sürgün" olarak tanınmasını ve dönemin şiddet olaylarının Fransız resmi hafızasında daha fazla yer almasını istiyor.
Cezayir tarafında ise bu talepler, 132 yıllık sömürge yönetimi sırasında yaşanan toprak kayıpları, hukuki eşitsizlik ve siyasi dışlanmadan bağımsız değerlendirilmiyor.
Bu nedenle "kara ayaklar" meselesi, bugün yalnızca Cezayir'den ayrılmış bir topluluğun geçmişi değil, sömürge döneminde edinilen hak ve mülkiyetlerin nasıl değerlendirilmesi gerektiği ve aynı tarihin Fransa ile Cezayir tarafından nasıl hatırlandığı üzerine süren daha geniş bir hafıza mücadelesinin parçası olmayı sürdürüyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Fransızcada kelime anlamıyla "kara ayaklar" demek olan "Pieds-noirs", esas olarak Fransız sömürge yönetimi döneminde Cezayir'de yaşayan Avrupa kökenli nüfusu tanımlamak için kullanılıyor.
Terimin kökeni kesin olarak bilinmezken, sömürge döneminde bu insanlar daha çok "Avrupalılar", "kolonlar" veya "Cezayir Fransızları" olarak anılıyordu. "Pied-noir" kimliği ise özellikle 1962'de Fransa'ya kitlesel göçün ardından ortak bir aidiyet ifadesine dönüştü.
Sömürge düzeninin ayrıcalıklı topluluğu
Topluluğun ortaya çıkışı, Fransa'nın 1830'da Cezayir'i ele geçirmesinin ardından Avrupa'dan yerleşimi teşvik etmesine dayanıyor. Fransa'nın yanı sıra İspanya, İtalya ve Malta'dan gelen göçmenler özellikle Cezayir, Oran ve diğer kıyı kentlerine yerleşti. Cezayir'in köklü Yahudi nüfusunun önemli bölümü de 1870 tarihli Crémieux Kararnamesi ile Fransız vatandaşlığı aldı ve daha sonraki dönemde Pieds-noirs kategorisi içinde anıldı.
"Kara ayaklar"ın tarihi, Fransa'nın Cezayir'de kurduğu eşitsiz sömürge hukukundan ayrı değerlendirilemiyor. Avrupa kökenli yerleşimciler Fransız vatandaşlığına bağlı siyasi ve hukuki haklardan yararlanırken, Müslüman Cezayirliler uzun yıllar Fransız tebaası sayılmalarına rağmen aynı vatandaşlık haklarına sahip değildi.
Halka ait topraklar Avrupalı yerleşimcilere aktarıldı
"Code de l'indigénat" olarak bilinen yerli statüsü sistemi, Cezayirlilere özel idari cezalar ve kısıtlamalar getirirken, sömürge döneminde çıkarılan arazi düzenlemeleri de yerli halka ait geniş toprakların Avrupalı yerleşimcilere aktarılmasının önünü açtı.
Bununla birlikte "kara ayaklar"ın tamamı büyük arazi sahipleri veya varlıklı sömürgeciler değildi. Topluluğun önemli bölümünü işçiler, memurlar, esnaf ve küçük işletme sahipleri oluşturuyordu. Ancak ekonomik durumları birbirinden farklı olsa da Avrupa kökenli nüfus, Müslüman Cezayirli çoğunluğa kıyasla sömürge sisteminin siyasi ve hukuki ayrıcalıklarına sahip kesimde yer alıyordu.
1954'te başlayan Cezayir Bağımsızlık Savaşı, bu düzenin de sonunu hazırladı. "kara ayaklar"ın önemli bölümü Cezayir'in Fransa'dan ayrılmasına karşı çıkarken, aşırı sağcı Gizli Ordu Örgütü (OAS), "Fransız Cezayiri"ni korumak amacıyla FLN (Ulusal Kurtuluş Cephesi), bağımsızlık yanlıları ve Fransız devletine karşı saldırılar düzenledi. Ancak topluluğun tamamını OAS ile özdeşleştirmek tarihsel olarak doğru kabul edilmiyor.
1962 göçünden bugüne hafıza ve hak talepleri
18 Mart 1962'de imzalanan Evian Anlaşmaları, bağımsızlığın ardından ülkede kalacak Avrupalıların mülkiyet, din ve medeni haklarına ilişkin güvenceler içeriyordu. Buna rağmen savaşın yarattığı şiddet ortamı, gelecek kaygısı ve FLN-OAS çatışmaları büyük bir göç dalgasını tetikledi. Yalnızca 1962'de yaklaşık 650 bin kişi Cezayir'den Fransa'ya geçti.
Fransız makamları bu kişileri "rapatrié", yani "ülkesine geri dönenler" olarak tanımladı. Ancak Cezayir'de doğmuş ve aileleri nesillerdir orada yaşayan birçok "kara ayak" için Fransa, daha önce hiç yaşamadıkları bir ülkeydi. Bu nedenle 1962, topluluğun kolektif hafızasında "geri dönüşten" ziyade sürgün ve köksüzleşme anlatısıyla yer aldı.
Bugün Pied-noir kimliği büyük ölçüde çocuklar ve torunlar, dernekler, anma törenleri, mezarlıkların korunması ve kaybedilen mülklere ilişkin talepler üzerinden yaşamaya devam ediyor.
Fransa, 1970'lerden itibaren Cezayir'de mülklerini kaybeden "rapatriéler" için çeşitli tazminat düzenlemeleri yaptı. Buna rağmen bazı kara ayak kuruluşları, bağımsızlığın ardından millileştirilen ev ve araziler için ek tazminat veya iade talebini sürdürürken, 1962'de yaşanan göçün "zorunlu sürgün" olarak tanınmasını ve dönemin şiddet olaylarının Fransız resmi hafızasında daha fazla yer almasını istiyor.
Cezayir tarafında ise bu talepler, 132 yıllık sömürge yönetimi sırasında yaşanan toprak kayıpları, hukuki eşitsizlik ve siyasi dışlanmadan bağımsız değerlendirilmiyor.
Bu nedenle "kara ayaklar" meselesi, bugün yalnızca Cezayir'den ayrılmış bir topluluğun geçmişi değil, sömürge döneminde edinilen hak ve mülkiyetlerin nasıl değerlendirilmesi gerektiği ve aynı tarihin Fransa ile Cezayir tarafından nasıl hatırlandığı üzerine süren daha geniş bir hafıza mücadelesinin parçası olmayı sürdürüyor.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA