Finlandiya'da Hasan Tekgöz, otizmli oğluna hayatını adayıp pizzacı dükkanını sattı
Finlandiya'da yaşayan 3 çocuk babası Hasan Tekgöz (47), otizmli oğlu Robin (9) için pizzacı dükkanını satarak tüm zamanını oğluna adadı. Kendi imkanlarıyla yürüttüğü tedavide oğlu 2 yaşından sonra kaybettiği konuşma yetisinde ilerleme sağladı ve şimdi bin kelime kullanıyor.
FİNLANDİYA'da yaşayan 3 çocuk babası Hasan Tekgöz (47), hayatını otizmli oğlu Robin Tekgöz'e (9) adadı. Tekgöz, 2 yaşından sonra konuşma yetisini kaybeden Robin'e kendi imkanlarıyla yürüttüğü tedavi sürecinde önemli mesafe katetti. Pizzacı dükkanını satarak tüm zamanını oğluyla geçiren Hasan Tekgöz, "Oğlumun hem öğretmeni hem babası hem de arkadaşı oldum. Benimle zaman geçirince çocuğa bir güven geldi. Sevgi her zaman bir ilaçtır. Şimdi bin kelime kullanabiliyor. Hayatımı ona adadım" dedi.
Mardin'den 17 yıl önce Finlandiya'nın Seinajoki kentine çalışmak için giden Hasan Tekgöz, burada bir pizzacı dükkanı açtı. Hasan Tekgöz'ün eşi Merve ile olan evliliklerinden 3 çocukları dünyaya geldi. Çocuklarından Robin, 2 yaşından sonra konuşma yetisini kaybetti. Doktorlar Robin'e otizm teşhisi koydu. Hasan Tekgöz, Robin'in 2 yaşından sonra yaşadığı gerileme nedeniyle pizza dükkanını kapatarak tüm zamanını oğluna adadı.
Oğlu Robin için verdiği mücadeleyi anlatan Hasan Tekgöz, "Robin 2 yaşına kadar normaldi. Anne, baba gibi kelimeleri söylüyordu. Ancak 2 yaşından sonra sanki bir perde indi, her şeyi unuttu. 4 yaşına kadar tek kelime etmedi. Sadece ağlama, sızlama, uyku sorunları vardı. Tehlikenin ne olduğunu bilmez, kendini arabanın önüne atar, kendini ısırır, başını duvara vururdu. 4 yaşında buradaki doktorlar bize 'otizmin çaresi yok, ömür boyu böyle kalacak' dediler. 2 senem doktorların 'İyileşmez' demesiyle geçti. 2 senenin gidişine çok pişmanım. 6 yaşına kadar maddi ve manevi olarak çok yıprandık. Yurt dışında kimsemiz yok. Misafirliğe bile gidemiyorduk. Çünkü çocuk durmuyordu" diye konuştu.
'DÜKKANIMI SATMAK ZORUNDA KALDIM'
Çocuğunun gelişimi için Türkiye'deki doktorlardan yardım aldığını ifade eden Hasan Tekgöz, "Buradaki doktorlar hala otizmli bir çocuğun iyileşebileceğine inanmıyor. 'Çocuk büyüdü, semptomlar kendiliğinden gitti' diye açıklıyorlar. Robin'de ise durum çok farklı. Kendini ısırma, başını yere vurma bitti. Kendi imkanlarımla Türkiye'ye gittim. Konuşma ve motor terapilerine katıldık. Saç testlerini, 15 çeşit vitamin tahlilini, her şeyi kendi araştırmalarım ve Türkiye'deki doktorlara danışarak yaptım. İşimi, dükkanımı satmak zorunda kaldım. Burada imkanlar kısıtlı ama ben pes etmedim" ifadelerini kullandı.
'ÖNCEDEN KONUŞAMAZDI ŞİMDİ BİN KELİME BİLİYOR'
Oğlundaki gelişimin kendisini heyecanlandırdığını belirten Tekgöz şöyle devam etti:
"Hayatımı Robin'e adadım. Sabah, öğle, akşam hep beraberiz. O kadar bütünleştik ki, ne demek istediğini, kendisine ait özel kelimelerini bile anlıyorum. Sosyal hayata uyum sağlasın diye onu hep insan içine çıkardım, marketlere götürdüm. İlk başta raflardakileri ürünleri deviriyordu ama o günleri geride bıraktık. Şimdi dışarıda o kadar uyumlu ki, onu ilk görenler otizm olduğunu bile fark etmiyor. Sadece konuşma gecikmesi sanıyor. Şimdi bin kelime kullanıyor. Hafızası çok güçlendi. Eskiden öğrendiklerini unutuyordu. Şimdi her şeyi anında hatırlıyor. Hatta dünyada eşine az rastlanır bir yeteneği var. Uçan bir arıyı veya sineği bile kanadından yakalayabiliyor. Finlandiya'da at terapisine götürdüğümde doktorlar, 'Faydası yok' demişti ama o, atların üzerinde kendini güvende hissedip rahatlıyordu. Nöro geribildirim, Transkraniyal Manyetik Stimülasyon gibi metotları denedik. Nöro geribildirim tedavisinden sonuç aldık ve oldukça pahalı. Bize ülkemizden bu tedavide yardım edebilecekler olursa çok memnun oluruz."
'BU ÇOCUK KONUŞACAK DEDİM'
Robin'in oyuncak kediye 'miyav' demesiyle içinde umut doğduğunu anlatan Hasan Tekgöz, "En unutulmaz anım, 4 yaşındayken aldığım oyuncak kediye 'miyav' dediği andı. O gün içimde bir umut doğdu. 'Bu çocuk konuşacak' dedim. O zaman umut doğdu bende ve o günden beri mücadele ediyorum. Bütün bunlara rağmen yolun başındayız, daha çok çalışmamız gerekiyor" dedi.
'BEN ÖLÜRSEM ONA KİM BAKACAK'
Kendinden sonra oğluna kimsenin bakamayacağını ve bu nedenle hayata tutunmasının sağlamaya çalıştığını söyleyen Tekgöz, "Oğlumun hem öğretmeni hem babası hem de arkadaşı oldum. Benimle zaman geçirince çocuğa bir güven geldi. Sevgi her zaman bir ilaçtır. Ona hep sevgiyle, şefkatle yaklaştım. Gıda takviyeleri, çeşitli terapilerle ve sosyalleştirerek hayata kazandırıyorum. Hayatımı ona adadım. Çünkü tek korkum bir gün ölürsem bu çocuğa kim bakacak? En azından kendi ayaklarının üzerinde olsun. Kendi alışverişini yapsın, gitsin, gelsin, o yeter. Kimseye muhtaç olmasın. Ben onu istiyorum" diye konuştu.
'PES ETMEYİN'
Otizmli bireylerin ailelerine seslenen Tekgöz "Buradan bütün ailelere sesleniyorum. Asla umudunuzu kaybetmeyin. Çocuğunuz otobüste ağlıyor diye eve kapatmayın, sakın çekinmeyin. İmkanınız neye elveriyorsa elinizden geleni yapın, pes etmeyin" ifadelerini kullandı.
Mardin'den 17 yıl önce Finlandiya'nın Seinajoki kentine çalışmak için giden Hasan Tekgöz, burada bir pizzacı dükkanı açtı. Hasan Tekgöz'ün eşi Merve ile olan evliliklerinden 3 çocukları dünyaya geldi. Çocuklarından Robin, 2 yaşından sonra konuşma yetisini kaybetti. Doktorlar Robin'e otizm teşhisi koydu. Hasan Tekgöz, Robin'in 2 yaşından sonra yaşadığı gerileme nedeniyle pizza dükkanını kapatarak tüm zamanını oğluna adadı.
Oğlu Robin için verdiği mücadeleyi anlatan Hasan Tekgöz, "Robin 2 yaşına kadar normaldi. Anne, baba gibi kelimeleri söylüyordu. Ancak 2 yaşından sonra sanki bir perde indi, her şeyi unuttu. 4 yaşına kadar tek kelime etmedi. Sadece ağlama, sızlama, uyku sorunları vardı. Tehlikenin ne olduğunu bilmez, kendini arabanın önüne atar, kendini ısırır, başını duvara vururdu. 4 yaşında buradaki doktorlar bize 'otizmin çaresi yok, ömür boyu böyle kalacak' dediler. 2 senem doktorların 'İyileşmez' demesiyle geçti. 2 senenin gidişine çok pişmanım. 6 yaşına kadar maddi ve manevi olarak çok yıprandık. Yurt dışında kimsemiz yok. Misafirliğe bile gidemiyorduk. Çünkü çocuk durmuyordu" diye konuştu.
'DÜKKANIMI SATMAK ZORUNDA KALDIM'
Çocuğunun gelişimi için Türkiye'deki doktorlardan yardım aldığını ifade eden Hasan Tekgöz, "Buradaki doktorlar hala otizmli bir çocuğun iyileşebileceğine inanmıyor. 'Çocuk büyüdü, semptomlar kendiliğinden gitti' diye açıklıyorlar. Robin'de ise durum çok farklı. Kendini ısırma, başını yere vurma bitti. Kendi imkanlarımla Türkiye'ye gittim. Konuşma ve motor terapilerine katıldık. Saç testlerini, 15 çeşit vitamin tahlilini, her şeyi kendi araştırmalarım ve Türkiye'deki doktorlara danışarak yaptım. İşimi, dükkanımı satmak zorunda kaldım. Burada imkanlar kısıtlı ama ben pes etmedim" ifadelerini kullandı.
'ÖNCEDEN KONUŞAMAZDI ŞİMDİ BİN KELİME BİLİYOR'
Oğlundaki gelişimin kendisini heyecanlandırdığını belirten Tekgöz şöyle devam etti:
"Hayatımı Robin'e adadım. Sabah, öğle, akşam hep beraberiz. O kadar bütünleştik ki, ne demek istediğini, kendisine ait özel kelimelerini bile anlıyorum. Sosyal hayata uyum sağlasın diye onu hep insan içine çıkardım, marketlere götürdüm. İlk başta raflardakileri ürünleri deviriyordu ama o günleri geride bıraktık. Şimdi dışarıda o kadar uyumlu ki, onu ilk görenler otizm olduğunu bile fark etmiyor. Sadece konuşma gecikmesi sanıyor. Şimdi bin kelime kullanıyor. Hafızası çok güçlendi. Eskiden öğrendiklerini unutuyordu. Şimdi her şeyi anında hatırlıyor. Hatta dünyada eşine az rastlanır bir yeteneği var. Uçan bir arıyı veya sineği bile kanadından yakalayabiliyor. Finlandiya'da at terapisine götürdüğümde doktorlar, 'Faydası yok' demişti ama o, atların üzerinde kendini güvende hissedip rahatlıyordu. Nöro geribildirim, Transkraniyal Manyetik Stimülasyon gibi metotları denedik. Nöro geribildirim tedavisinden sonuç aldık ve oldukça pahalı. Bize ülkemizden bu tedavide yardım edebilecekler olursa çok memnun oluruz."
'BU ÇOCUK KONUŞACAK DEDİM'
Robin'in oyuncak kediye 'miyav' demesiyle içinde umut doğduğunu anlatan Hasan Tekgöz, "En unutulmaz anım, 4 yaşındayken aldığım oyuncak kediye 'miyav' dediği andı. O gün içimde bir umut doğdu. 'Bu çocuk konuşacak' dedim. O zaman umut doğdu bende ve o günden beri mücadele ediyorum. Bütün bunlara rağmen yolun başındayız, daha çok çalışmamız gerekiyor" dedi.
'BEN ÖLÜRSEM ONA KİM BAKACAK'
Kendinden sonra oğluna kimsenin bakamayacağını ve bu nedenle hayata tutunmasının sağlamaya çalıştığını söyleyen Tekgöz, "Oğlumun hem öğretmeni hem babası hem de arkadaşı oldum. Benimle zaman geçirince çocuğa bir güven geldi. Sevgi her zaman bir ilaçtır. Ona hep sevgiyle, şefkatle yaklaştım. Gıda takviyeleri, çeşitli terapilerle ve sosyalleştirerek hayata kazandırıyorum. Hayatımı ona adadım. Çünkü tek korkum bir gün ölürsem bu çocuğa kim bakacak? En azından kendi ayaklarının üzerinde olsun. Kendi alışverişini yapsın, gitsin, gelsin, o yeter. Kimseye muhtaç olmasın. Ben onu istiyorum" diye konuştu.
'PES ETMEYİN'
Otizmli bireylerin ailelerine seslenen Tekgöz "Buradan bütün ailelere sesleniyorum. Asla umudunuzu kaybetmeyin. Çocuğunuz otobüste ağlıyor diye eve kapatmayın, sakın çekinmeyin. İmkanınız neye elveriyorsa elinizden geleni yapın, pes etmeyin" ifadelerini kullandı.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel
Finlandiya, Sağlık, Güncel, Çocuk, Yaşam, Çocuk, Finlandiya, Sağlık, Yaşam, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA