Evde eşi ile gördüğü adamı öldüren başkomiser: Ben öldürmesem o beni öldürecekti

Elazığ'da başkomiserin evinde eşiyle yakaladığı şahsı öldürdüğü olayda ilk duruşma görüldü. Tutuklu olarak yargılanan başkomiser, ilk duruşmada maktulle eşinin ilişki yaşadığını belirterek, "Ben onu öldürmesem o beni öldürecekti" derken, anlattıkları pes dedirtti.

Elazığ'da 5 Eylül 2025'de Çaydaçıra Mahallesi'nde bulunan bir sitede Başkomiser M.K., öğle vakti evine geldi. M.K., içeride Orhan Ö. (44) ile karşılaştı. Çıkan kavga sonucunda başkomiser, belindeki silahla defalarca ateş etti. Kurşunların hedefi olan Orhan Ö. olay yerinde hayatını kaybederken, Başkomiser M.K. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

EŞİNİN YANINDAKİ ADAMI ÖLDÜREN BAŞKOMİSER HAKİM KARŞISINDA

Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanık M.K. ve taraf avukatları salonda hazır bulunurken, F.K. ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yöntemiyle katıldı.

İfadesinde yaşananları anlatan sanık M.K., sabah saatlerinde eşinin çocuklarını kreşe götürmek için evden ayrıldığını belirterek şunları söyledi: "Ben o sırada evdeydim. Çocuğum geceden soğuk algınlığı almıştı, bundan dolayı eşime 'Okula götürme' dedim. O da bana 'Kreşe alışsın, adaptasyon sürecini atlatsın' dedi. Ben mesaiye gitmek için hazırlanırken eşim o sırada çocuğumla evden çıktı. Eşim evden çıkınca aradım, 'Öğretmene söyle çocuk rahatsızlanırsa haberetsin' dedim. O sırada işe gitmek için evden çıktım.

"SİTEDE EŞİMİN ARACINI GÖRDÜM"

Saat 09.00 sıralarında tekrar eşimi aradım. Çünkü çocuğum daha öncesinde de kreş problemi yaşamıştı, bırakırken ağladı mı diye tekrar aradım. 'Çocuğu bıraktım ağladı ama yapacak bir şey yok. İkimiz de çalışan insanlarız' dedi. Eşimin kreşten eve dönmesi 15 dakika falan sürüyor, ondan dolayı tekrar aradım ama eşim telefonu açmadı. Cevap vermeyince çocuk hakkında konuşmak için eve gitmeye karar verdim.Eve gidince site içerisinde eşimin aracını görünce evde olduğunu anladım. Saat 09.47 sıralarında eve çıktım, kapıyı çaldım ama açılmadı.

"KAPIYI ÇALDIM AÇMADI"

Lavaboda olduğunu düşünerek ev kapısının önünde beklemeye başladım. Ara ara kapıyı çalmaya devam ediyordum. Lavaboda olmadığını, balkonda olduğunu, bundan dolayı da zili duymayacağını düşündüm. Aşağı inerek balkonlara baktım ama orada eşimi göremedim. Daha sonra tekrar daire kapısına geldim. Kapıyı çaldım, bu sefer kapıyı açtı. Yaklaşık 3 dakika geçmişti aşağıdan yukarı çıkmam. Kapıyı açınca baş kısmında bir şişlik olduğunu fark ettim.

"TİŞÖRTTE KAN İZİ OLDUĞUNU GÖRDÜM"

Üzerinde bulunan tişörtte de kan izi olduğunu gördüm. Kendisine ne olduğunu sordum, 'Kapıya çarptım, önemli bir şey yok' dedi. Mutfağa geçtim, 'Kaç dakikadır kapıyı çalıyorum açmadın. Telefona neden cevap vermiyorsun' dedim. 'Uyuyakalmışım kapıyı duymadım, telefon da sessizdeydi' dedi. Kendisi 'Bir kahve yapayım balkona geç, içelim' teklifinde bulundu. Ben de kendisine 'Kahveyi bırak, seninle konuşacaklarım var' dedim. Mutfakta çocuğumuzun durumundan dolayı 20 dakika falan konuştuk."

"GİYİNME ODASINDAN SES GELDİ"

Konuşmanın ardından eşine kahve yapmasını, kendisinin lavaboya gidip geleceğini söylediğini aktaran M.K. ifadesini şu şekilde sürdürdü: "F.K. o sırada mutfaktaydı. Lavabonun olduğu kısma giderken yerde kan damlalarını gördüm. Bulunduğum yerden seslenip, 'Kafanı çarparken çok kanaman olmuş. İyi misin?' dedim. Kendisi mutfaktan çıkarak yanıma geldi. Giyinme olarak kullandığımız odanın içerisinde tıkırtı sesi ve kapının hafiften hareket ettiğini gördüm.

"KAPININ KENARINDAN BIÇAĞI SAPLAMAK İÇİN BANA HAMLE YAPTI"

Odanın kapısı neden kapalı diyerek odaya yöneldim. Normalde o odanın kapısını hiç kapalı tutmayız. Kapıyı ittim, içeri bir adım attım. Normalde kapının sonuna kadar açılması gerekirdi fakat açılmadı. Maktul içeride saklanıyordu. Kapının arkasında saklanan maktul kapının kenarından elinde bulundurduğu bıçağı bana saplamak üzere hamlede bulundu. Refleksle elimle bıçağı tuttum. Yüzünü görmeden bıçak saldırısına maruz kaldım. Elini tuttum, boşta kalan elimle maktulün boğazına yapıştım. Maktul de boşta olan eliyle benim boğazımı tuttu. Boğuşmaya başladık."

"'SENİ GEBERTECEĞİM' DİYORDU"

M.K. şu ifadeleri kullandı: "Şahısla karşılaştığımızda bağırarak 'Sen kimsin, ne arıyorsun?' dedim. O da bana 'Benim kim olduğumu eşine sor' dedi. Eşim o esnada 'Durun yapmayın, biz arkadaşız. Konuşmak için çağırdım' diye bağırıyordu. Maktul 'Seni geberteceğim' diyordu. Kadınla maktul arasındaki gayri ahlaki boyutu boğuşurken idrak ettim. Kendi evimde böyle bir ahlaksız durumun yaşandığını ve bıçaktan kendimi kurtarmaya çalışıyordum. Ahlaksız boyut aklıma geliyor.

"BOĞUŞARAK YERE DÜŞTÜK"

O esnada kadından da bir hamle gelir mi diye düşünürken F.'ye 'Odaya girme' diye bağırdım. Bağırmamın sebebi bunların arasındaki ilişkiden dolayı kadın odaya girerse bana saldırır mı diye düşünmemden dolayıdır. O anda korku, telaş ve panik var. Daha sonra boğuşarak yere düştük. Bıçağı almak için müdahale ettim ama alamadım. Kendimi geriye iterek şahıstan o esnada ayrıldım.

"BIÇAKLA BANA HAMLE YAPARKEN 3-4 EL ATEŞ ETTİM"

Şahıstan uzaklaştıktan sonra beylik silahımı çekme fırsatı yakaladım. Maktul de yerdeyken elindeki bıçakla bana doğru hamle yaptığı esnada hedef gözetmeksizin yerdeyken yere doğru 3 veya 4 el ateş ettim. Mermilerin maktule isabet ettiğini anladım. Yaşanan vahim olayın telaşıyla silahımı güvenli hale almak istedim, şarjörü çıkarmayı unutmuşum, sürgüyü çekip bıraktım. O sırada silahta kalan 4-5 mermi yere düşmüş."

"POLİSLERİN ARDINDAN ABLAMI ARADIM"

Olayın paniğiyle kendisinde yoğun bir ter boşalması olduğunu aktaran M.K. ifadesini şu sözlerle sürdürdü: "Hem psikolojik olarak hem de fiziksel olarak kendimi toplamaya çalıştım. Sonra kadına döndüm, 'Bu yaşadığımız olaya bak. Polisi arayacağım, bundan sonraki süreçte eşlik görevini yapamadın, barı çocuğa iyi bak' diyerek polisi aradım. Polislerin ardından ablamı aradım.

"KİMSEYİ ÖLDÜRME KASTIM YOKTUR"

Asayiş birimi müdürünü aramıştım, olayı anlattım. 'Silah kullanmak zorunda kaldım' dedim. Daha sonra polis ekipleri geldi, ifade için emniyete gittik. Olay bu şekilde olmuştur. Yaşanan bu olayda öldürme kastım yoktur. Tamamen hayatıma yönelen tehditten kurtulmak, kendimi savunmak amacıyla son çare olarak üzerimde bulunan beylik silahını kullandım. Yaşanan bu olayda sanık pozisyonunda bulunuyorum ama benim konudan dahi haberim yoktu. Kimseyi öldürme kastım yoktur.

"BEN ONU ÖLDÜRMESEM O BENİ ÖLDÜRECEKTİ"

Olayın böyle sonuçlanmasını istemedim. Geldiğimiz nokta itibarıyla işimden, çocuğumdan ayrı kalmışım. Böyle bir duruma kimse düşmek istemez. Eşimin kafasındaki şişlikle benim bir alakam yoktur. Eşimin beni aldattığına dair hiçbir zaman bir kuşkum olmadı. Olay günü de, önceki zamanlarda da ailevi huzursuzluğumuz vardı ama aldattığı yönünde hiçbir şüphem oluşmadı. Maktulü ilk defa gördüğüm yer olay yeridir. Daha önce hiçbir şekilde tanışmadık. Maktul eşime 'Eşin eve gelecek mi, gelirse de tanışırız' demiş zaten mesajlarda. Olayda maktulle aramızda 70 santim mesafe vardır tahminen. Ben onu öldürmesem o beni öldürecekti."

"MAKTULLE SOSYAL MEDYADAN TANIŞTIK"

M.K.'nin eski eşi olduğunu aktaran F.K. ise şunları söyledi: "Serdar isimli şahısla sosyal medya üzerinden tanıştım. Ben adını Serdar olarak biliyordum. 2025 Mayıs ayında tanıştık, bir ay kadar yazıştık. Daha sonra temmuz ayında yüz yüze bir defa parkta, bir defa da arabada görüştük. Ben bu şahısla görüşmek istemedim. Ağustos ayında olaydan bir gün önce maktul bana mesajlar atmış, ben mesajları görmedim. Elazığ'a gelerek konuşmak istediğini söylemiş.

'Eşinin karşısına çıkarım, gerekirse onunla konuşurum' dedi. Bu süreçte maktul sanığa içten içe öfke duyuyordu. Ben mesajları olay günü saat 07.00-09.00 arasında gördüm. Dışarıda görüşmenin tehlikeli olacağını düşündüğüm için 'Evde görüşelim' dedim. Maktul sosyal medyadan aradı, kendisine eve geçeceğimi söyledim. Eve geldikten kısa bir süre sonra Serdar olarak bildiğim Orhan eve geldi.

Mutfak bölümünde oturduk. Konuşma devam ederken M. beni aramış, o sırada aramızdaki ilişkinin bitmesi gerektiğini anlatıyordum. 20 dakika falan konuştuk. Daha sonra kapı çalmaya başladı. Ben kapının dürbününden bakınca M.'yi gördüm. İçeri gidip Serdar'a 'M. geldi' dedim. Serdar öfkelendi, 'Bana kumpas kurdurunuz. Nereden çıktı bu M. İkinizi de geberteceğim' dedi.

"MAKTUL MUTFAKTAN BIÇAK ALDI"

Seslerin dışarı gideceğinden dolayı kısık sesle maktule sessiz olmasını ve saçmalamamasını söyledim. Serdar mutfaktaki bulaşık sepetinden bıçak aldı. Bırakmasını söyledim ama bırakmayarak evin arka odasında bulunan giyinme odasına doğru yöneldi. Banyo kapısının önüne geldiğinde sakin olmasını, bıçağı bırakmasını söyledim. O da bana 'İçinde olduğum durumun farkında değil misin?' diyerek tekme ve kafa attı. Kapı çalmaya devam ediyordu. 'M. içeri girdiğinde onu balkona alacağım. Sen giyinme odasına saklan, o sırada kapıdan çıkarsın' dedi."

Banyoya girip elini yüzünü yıkadığını ve kan lekelerini temizlediği aktaran F.K. ifadesini şu şekilde sürdürdü: "Vestiyerden Serdar'ın ayakkabılarını aldım ve giymesini söyledim. M. balkondayken çıkarsın dedim. Kapıyı açtım. O arada kapıyı kilitlediğim için M. içeri girememişti. M. 'Alnına ne oldu?' dedi. 'Önemli bir şey yok kapıya çarptım' diyerek onu geçiştirdim. Daha sonra kahve içmek için mutfağa aldım.

M. 'Önce konuşalım sonra kahve içeriz' dedi, kapıyı ve telefonu neden duymadığımı sordu. Ben de 'Uyuyorum' diyerek geçiştirdim. 20 dakika falan konuştuktan sonra M. 'Kahve yap' diyerek mutfaktan ayrıldı. Kahve makinesinin önündeyken koridora doğru yöneldi. Banyonun önündeki kan lekelerini görünce 'İyi misin?' diye sordu. Ben de bunun üzerine mutfaktan çıkarak M.'nin yanına yöneldim. M. giyinme kapısı kapalı olduğu için açmaya çalıştı.

"SERDAR BIÇAKLAMAYA ÇALIŞIYORDU"

O sırada 'Kapı niye kapalı?' dedi. Kapıyı aralayınca içeri bıçakla giren Serdar, kapının aralığından bıçakla M.'ye saldırmaya başladı. Aralarında boğuşma başladı. Serdar bıçağı M.'nin omuz ve boyun bölgesine doğru saplamaya çalışıyordu. Eşime Serdar için 'Biz arkadaşız' dememe rağmen Serdar halen saldırıyordu.

"SİLAH SESLERİNİ 2 VEYA 3 DEFA BULDUM"

Serdar bıçağı bırakmayınca boğuşma devam etti. M., Serdar'a 'Sen kimsin, ne işin var?' diye soruyordu. Serdar da bıçağı savurarak 'Sen bunları karına sor' diyerek saldırmaya devam ediyordu. Serdar ve M. yüzüstü pozisyonunda yere düştü. Serdar bıçakla saldırmaya devam ediyordu. M. bir ara geri çekilince silahı çekip yere doğru aralıksız ateş etmeye başladı. Silah seslerini 2 veya 3 defa duydum.

Kurşunların Serdar'a gelip gelmediğini görmedim. M. bana 'Oğlumuza iyi bak. Karılık yapmadın, ona annelik yap' diyerek isyanda bulundu. Ardından hemen telefonla birisini aradı ve polisler geldi. Olay bu şekilde oldu. Maktul yere düştüğünde ölüp ölmediğini anlamadım. Maktule hiç dokunmadık. Polislerin gelmesini bekledik" dedi.