İmamoğlu, 4 gün sürecek savunmasının ilk gününde aylık gelirini açıkladı
Yaklaşık 19 aydır cezaevinde bulunan Ekrem İmamoğlu, İBB davasının 98. gününde, 4 gün sürmesi beklenen savunmasına başladı. Kimlik tespiti sırasında aylık gelirinin 250 ila 300 bin lira arasında olduğunu belirten İmamoğlu, adli sicil kaydının bulunmadığını söyledi.
Görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası'nın 98. günü başladı.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görülen İBB Davası'nın 98. gününde, 19 Mart 2025'ten bu yana cezaevinde bulunan Ekrem İmamoğlu savunma yapıyor. İmamoğlu'nun ve avukatlarının savunmasının 4 gün sürmesi bekleniyor.
Duruşmaya, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.
Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, bazı Yeni Parti milletvekilleri, Ekrem İmamoğlu'nun annesi Havva İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, eşi Dilek İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu ile partliler ve izleyiciler de duruşma salonunda hazır bulundu.
İŞTE AYLIK GELİRİ AÇIKLAMASI
Savuma yapması için söz verilen tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu, kimlik tespitinde, yüksek lisans mezunu olduğunu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinde bulunduğunu ve aylık gelirinin 250-300 bin lira olduğunu söyledi.
Sabıkası olup olmadığının sorulması üzerine İmamoğlu, "Yok, Allah'a şükür." diye cevap verdi.
"UMUDUM ÇOK YÜKSEKTİR"
İmamoğlu, "Ben bu arada kendimin ekranda, bu şekilde olmasını çok doğru bulmuyorum. Eğer uygun görürseniz... Sonuçta 100 metreden bakıyor insanlar. Gerçekten mimarisiyle burası bir mahkeme salonu değil. Hukukun, mahkemenin bu şekilde tasarlanmasının, hepimizin sırtını yaslayacağı yargı kürsüsünün doğru olmadığını düşünüyorum. Böyle bir ortamda olmak üzücü. Bu duygularla buradayım. Silivri'de cezaevinden buraya geldim." ifadelerini kullandı.
Bütün insanlığı, demokrasi ve adalet adına selamladığını söyleyen İmamoğlu, salonda yol arkadaşlarının, dostlarının bulunduğunu aktardı.
Ekrem İmamoğlu savunmasında, ümitin hiç sönmediğini, sönmeyeceğini belirterek, "Zannedenler ki koca bir imparatorluk bitti. Bitmedi, yeni bir Cumhuriyet doğdu. İşte o filizlenmeyi bildiğim için, bendeki umut çok yüksektir. Kimse söndüremez, kimse sindiremez" diye konuştu.
İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşunu kutlayan İmamoğlu, Fatih Sultan Mehmet'i minnetle yad etti. İmamoğlu, "Onun emanetine sahip çıkarak, bize pırlanta gibi bir cumhuriyeti kazandıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü minnetle yad ediyorum. Ruhları şad olsun. Ayağında giyecek çarığı yokken, üstüne giyecek bir giysisi yokken, milli mücadele vererek bu ülkenin kurtuluşu ile birlikte 'acaba yeni bir hanedan mı doğacak' dendiği noktada, cumhuriyet aşığı bir liderin ağırlığı bize Türkiye Cumhuriyeti devletini kazandırmıştır" dedi.
"BÜYÜK DEDEM 1924'TE TERHİS OLMASAYDI AİLEM OLMAYACAKTI"
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğunda 13 milyon nüfusun neredeyse 8 milyonunun kadın, 5 milyonunun erkek olduğunu ifade eden İmamoğlu, şunları söyledi:
"Çünkü büyük bir kısmı şehit olmuş, neredeyse aileler büyük kısmı aileler yok olmuş bir ülkede cumhuriyet var olmuştur. Benim rahmetli büyük dedem 1924'te terhis olup Trabzon'a dönmeseydi benim ailem olmayacaktı mesela. Çünkü dört kardeşten sadece o dönmüştü. Diğerleri meçhul asker. Benim ailem gibi yüzbinlerce aile de aynı hikayeler olduğunu biliyorum. Bu yönüyle benim, bu memlekete ve bu millete bağlılığımın tarifi yoktur. Onun için ben 87 milyona en az benim kadar bu milleti ve bu memleketi sever gözüyle bakan bir insanım, onun için. En az benim kadar. Onun için herkese iyi yurttaş gözüyle bakarım. Kimseye bana destek verdi vermedi diye ayrım yapıp terörist gözüyle bakmam, bakmadım da. Yurttaş, yurtsever, vatanını seven, her doğan evladın çığlığının, ağlama sesinin çıktığı her evden yeni bir yurtsever doğuyor diye memleketime ve memleketimin insanına baktım. Hala da öyle bakıyorum."
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı da kutlayan Ekrem İmamoğlu, şehitleri minnetle yad etti. İmamoğlu, " Her duamın büyük bir bölümünü onlar için yaptığımın da altını çiziyorum. Her duanın bitiminde bu ülkenin şehitleri, gazileri, kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları diyerek dua edenlere de ayrı bir teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
ÖZEL'E TEŞEKKÜR ETTİ
Kendilerinin verdiği büyük mücadelenin de 19 Mart'ta başladığını, bugünlere kadar sürdüğünü ve daha da süreceğini söyleyen İmamoğlu, şöyle devam etti:
"Mücadele öyle kolay bir şey değil. Mücadele deyince ve bu sonsuz mücadele içinde birbirine inancı olan insanların, birbirine bağlılıkla, ama önce vatanı ve milleti için mücadele etmenin bilinciyle hareket ettiği noktada nasıl büyük bir güç doğduğunu da bilen bir insanım. Ama bunu en az benim kadar iyi bilip, tarihi bir mücadeleye liderlik ettiği ve her daim Türkiye için çok büyük bir gayretin, azmin, cesaretin, kararlılığın simgesi olduğu için kıymetli dostum, kardeşim, Genel Başkanım Sayın Özgür Özel'e çok teşekkür ediyorum. Aynı zamanda bütün siyasi yol arkadaşlarıma, partimin çok değerli seçilmişlerine, başta İstanbul İl Başkanımız Sayın Özgür Çelik kardeşim olmak üzere onunla birlikte mücadele eden bütün illere, bütün il başkanlarına, bütün siyasi yol arkadaşlarıma, dostlarıma, yoldaşlarıma teşekkür ediyorum.
Milletvekillerimize, yöneticilerimize, belediye başkanlarımıza, belediye meclis üyelerine sevgiyle, saygıyla, dostlukla selamlıyorum. Bıkmadan, yorulmadan, kar demeden, saldırılara, biber gazına rağmen, gözaltılara, tutuklamalara, tehditlere rağmen, haklarında açılan onlarca, yüzlerce soruşturmalara rağmen cesaretle bize muazzam bir destek veriyor olmalarından büyük bir gurur duymaktayım."
"HALK TV KAYYUMU TESADÜF HERHALDE"
Halk TV'ye kayyım atanmasına ilişkin de konuşan Ekrem İmamoğlu, "Sabahleyin kalktım hazırlıklarımı yaptım. Bugün telefon günümdü, haftada 10 dakika bir kişiyi arayabiliyorum. O görüşmelerimi bugün annemi babamı arayarak gerçekleştirdim. Cuma günü duruşma olacağından görüşemeyecektik. Anneciğim, 'Halk TV'yi kapattılar, niye kapattılar' dedi. Önce anlamadım. Sonra babam 'Kayyum atamışlar Ekrem. Ne diyeyim oğlum yakında da kulağımızı keserler' dedi. Bu memlekette çok enteresan şeyler oluyor. Ferhan Şensoy'un 'tesadüfün iğne deliği' diye bir lafı var, bugün Halk TV kayyumu tesadüf herhalde, öyle yorumlayalım" dedi.
"TÜRKİYE BAŞKA BİR FAZA ÇEKİLDİ"
Ekrem İmamoğlu, bugün İBB soruşturmasına başlanmasının hemen hemen ikinci yıl dönümü olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
"2 yıldır süren hukuksuz, vicdansız zulümle devam eden bir süreç demiştim az önce. Esasında İmamoğlu soruşturması ve İBB operasyonlarıyla Türkiye başka bir faza çekildi. 87 milyon yurttaş, 2 yıldır, her sabah bir şafak operasyonuna uyanır oldu. Türkiye Cumhuriyeti, bir operasyon cumhuriyetine döndü. ve hiçbir şey yokmuş gibi bunu izleyenler var. Başta bu ülkenin yönettiğini zanneden hükümeti ve ortakları: hiçbir şey olmuyormuş gibi. Çıldıracağım, aklımı alıyor yani. Bu nasıl olur? Nasıl bir kişisel menfaat de böyle bir şey düşünülebilir? Her şeyin önündedir memleket yahu. Her şeyin önünde makamın mevkinin ister cumhurbaşkanı ol, ister partinin genel başkanı ol, ister vekil ol, ister bakan ol, ne olursan ol. 87 milyon yurttaşımız, her sabah bir şafak operasyonu, televizyonu açıyorsunuz son dakika. Bazen son dakikalar peş peşe düşüyor, aklınız karışıyor."
"TÜRKİYE CUMHURİYETİ, OPERASYON CUMHURİYETİNE DÖNDÜ"
Türkiye Cumhuriyeti'nin, "operasyon cumhuriyetine döndüğünü", iş dünyası, belediyeler, sanatçılar, siyasi partiler ve medyanın hedef alındığını belirtti. İmamoğlu, şöyle devam etti:
"Fon vurgunu ile zirve yapan ve de sosyal medya yasakları, gazetecilere olan baskı, hani bilgi ulaşmasın bunu nasıl engelleriz bakışı enteresan bir seviyeye çıktı. Neredeyse Kuzey Kore'ye rahmet okutacağız. Kuzey Kore'ye rahmet okuyacak seviyeye çıktı. Bilim insanları, sanatçılar, ekonomistler, gazeteciler. Son 20-25 günde Lale Özan Arslan tutuklu, Fatih Ergin tutuklu, Tuğba Tekerek tutuklu, Mustafa Balcı, Sözcü Gazetesi'nde bir fotoğraf yayınladı diye tutuklu, Şaban Sevinç tutuklu, Selahattin Günday tutuklu, Ali Tarakçı 'Bu hafta bir önemli bakan istifa edebilir' dedi diye tutuklu! Şaşılacak bir durum ya! Tutuklu, tutuklu, tutuklu...
"TUTUKLULUK NEDİR BİLİYORUM"
Tutukluk nedir ben biliyorum. Bu tutuklama kararını veren hakim bilmiyor ama ben biliyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin cumhurbaşkanı adayı olarak ben biliyorum. İsmail Saymaz ev hapsinde, Murat Ağırel ev hapsinde. Niye? Millet hiçbir şey duymasın! Millet hiçbir şey okumasın! Akıl alır gibi değil. Herkes sosyal medya hesaplarını kaybediyor; yasaklar, ben kaç tane geldi hatırlamıyorum artık, 20 mi, 25 mi... Yani tutuklandığımın haftasında benim 9-10 milyon takipçili sayfamı kapattılar. Habire bir şeyler açıyoruz, onlarla da uğraşıyorlar. Shadowban mi diyorlar, öyle bir şey diyorlar; yani engelleyen, gölge bir engelleme sistemine tabi tutuluyoruz yani. Uluslararası da bir iş birliği var. Nasıl beceriyorsa bunu, İletişim Başkanlığı'na sormak lazım."
"VURGUNLAR ÜLKESİ OLDUK"
Türkiye'nin "vurgunlar" ülkesine döndüğünü söyleyen İmamoğlu, şunları kaydetti:
"Daha geçen hafta T24'ün sesini kestiler. ve bu sabah son medya vurgunu... Biz vurgun ülkesi olduk. Zam vurgunu, milli irade vurgunu, asrın soygunu, fon vurgunu... Vurguncuların vurgunlarla yaptığı bir ülkeye dönüştü bu ülke. ve son medya vurgunu, Halk TV operasyonu. Güzelim ülkemizi operasyon sahasına çeviren akıl, Halk TV'ye el koyup, yayınlarını kesti. Neymiş? İhaleye fesatmış, aklamaymış, falan filan… Boy boy yalanlar, boy boy iftiralar! Akılları sıra milleti kandıracaklar. Operasyon bağımlısı bakan ne yazık ki bu iktidarı da bağımlı hale getirdi. Operasyon bağımlılığı başladı. Yalancılar girdabına tüm AK Parti'yi sürüklemiştir. Yalancılar girdabın içine sokmuştur. Türbülansa sokmuştur. Herkesi uyarıyorum. AK Parti'yi baştan aşağıya uyarıyorum. Sizi bir operasyon girdabına sokan bir süreçle iç içesiniz. Allah size akıl fikir versin. Yargı marifetiyle her kayıplarını telafi edeceklerini, kaybettikleri her şeyi… Yani milletin güvenini kaybetmişler, milletin onlara olan inancını kaybetmişler, bütün bunları telafi edeceklerini, her şeye sahip olacaklarını düşünüyorlar operasyonlarla. Zehirli sarmaşık ne yazık ki iktidarı da partilerini de zehirlemiştir. Acil tedavi ihtiyacınız var, kurtarabilir miyiz sizi bilmiyorum ama bizim derdimiz milleti kurtarmak."
"ALLAH ÜLKEYİ BU MİNİK AKILLARDAN KORUSUN"
Ekrem İmamoğlu, Türkiye'nin en çok takip edilen haber kanalını yok etme çabasının da bir akıl tutulmasının, bir zehirlenmenin sonucu olduğunu savunarak, "Bütün dünya bunu okuyacak. ya biraz aklınız fikriniz yok mu? Hani bu ülkeye sermaye istiyoruz ya, bu ülkeye itibar istiyoruz ya, bu ülkeye para gelsin, yatırım gelsin istiyoruz ya, hiç mi akıl fikir yok sizde ya? Ekrem'in duruşmasının gününe bunu koyuyorsunuz. Millet daha çok takip edecek benim duruşmamı. Dünya daha çok okuyacak benim duruşmamı. Allah bu ülkeyi minik akıllardan korusun" değerlendirmesini yaptı.
İmamoğlu, bir televizyon kanalının yaşayıp yaşamamasına siyasi iktidar değil, izleyicilerin, yani milletin karar vereceğini belirterek, şunları söyledi:
"Millet beğenirse izler, beğenmezse izlemez. Yani siz benim anacığıma hangi kanalı izleyeceksin diye baskı mı kuracaksın? 80 yaşındaki anacığımı kandıracaksınız. Hadi oradan! ya da babamı, ya da başkalarını. Hadi oradan! Millet beğenirse izliyor, beğenmezse izlemiyor. Tıpkı siyasilere gösterdiği tecessüs gibi, millet bir partiyi ya da bir siyasetçiyi beğenirse oy verir, onu iktidara taşır. Beğenmezse yüz vermez, parlamentoya bile sokmaz. Senin demenle olmaz. Seçimi iptal edersin, 13 bin oydan 806 bine çıkar farkın. Beğenmezse, bir sonraki seçimde 1 milyon 100 bine çıkar, şimdi en az 2 milyon. Milletin aklıyla alay edemezsin. Sen bu güzel insanları, 87 milyon yurttaşı hafife alıyorsun, öyle mi? Ama Allah'ın adaleti var, Yaradan izliyor, bu milletin de tokadı var, göreceğiz o günü. Yani medyanın da siyasetin de kaynağı halktır, halk! Millettir, millet! Seçilmiş siyasilere, millet iradesine saygı duymayıp operasyon çekenlerin, halkın kanalına, milletin izleme teveccühüne saygı duymasını beklemek hayalciliktir, vasatlıktır, çürümüşlüktür, çökmüşlüktür.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.
İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.
Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.
İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.
Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.
İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İddianamede Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.
İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.
İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.
Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
BİRLEŞEN İLK DOSYA
Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.
İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.
İKİNCİ DOSYA
Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.
Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.
Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 63 kişinin tahliye edilmesiyle davada 53 tutuklu sanık bulunuyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu, İstanbul, Güncel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Auto Manşet, Ekrem İmamoğlu, İstanbul, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA