Enstitü Sosyal, "Eğitimde Yetenek Yönetimi" araştırma raporunu açıkladı

Güncel Haberler

Enstitü Sosyal, Türkiye'deki eğitim sistemini bütüncül bir yaklaşımla ele alan 'Eğitimde Yetenek Yönetimi' araştırma raporunu tanıttı. Raporda, LGS'den özel yetenekliler eğitimine kadar birçok konu değerlendirilirken, yetenek yönetiminde çoklu ölçütler ve Cumhurbaşkanlığı himayesinde bir kurul önerisi sunuldu.

Enstitü Sosyal, Türkiye'deki eğitim sistemini ortaöğretime geçiş süreçlerinden özel yetenekliler eğitimine ve uluslararası bilim olimpiyatlarına kadar bütüncül bir yaklaşımla ele alan "Eğitimde Yetenek Yönetimi" araştırma raporunu, düzenlediği programda tanıttı.
Enstitü Sosyal'in Üsküdar'daki merkezinde raporun tanıtım programında konuşan Genel Koordinatör Dr. İpek Coşkun Armağan, yetenek yönetiminin amacının en yeteneklileri seçmek değil, hiçbir yeteneğin kaybolmamasını sağlamak olduğunu dile getirdi.
Gerçek yetenek yönetimi politikasının doğuştan başladığını ifade eden Armağan, ancak okul öncesi dönemden itibaren başlatarak bu süreci planlamayı önerdiklerini söyledi.
Armağan, bu süreçte ilk aşamanın çocukların farklı yeteneklerini fark edebilecek bir bakış açısı geliştirmek olduğunu belirterek, "Yetenek yalnızca matematikte ya da fen bilimlerinde aranmaz. Sanatta, sporda, liderlikte, sosyal ilişkilerde, girişimcilikte ve problem çözmede de kendini gösterebilir." dedi.
İkinci aşamanın bu yetenekleri bilimsel ve çok boyutlu yöntemlerle keşfetmek olduğunu vurgulayan Armağan, tek bir sınavın ya da performansın çocukların geleceğini belirlemesine izin verilmemesi gerektiğini anlattı.
Armağan, öğretmen gözlemleri, portfolyolar, proje çalışmaları ve gelişim süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini aktararak, yetenek yönetimindeki üçüncü aşamayı, çocukların ihtiyaçlarına göre şekillenen farklılaştırılmış eğitim, dördüncü aşamayı ise mentörlük ve rehberlik olarak tanımladı.
Doğru mentörlük ve rehberlik yapılmazsa, öğrencilerin yeteneklerinin literatürdeki tabiriyle "yetenek laneti"ne dönüşeceğini belirten Armağan, bu duruma düşüldüğünde insanların sürekli zekadan bahsedeceğini, yeteneklere odaklanılamayacağını dile getirdi.
Armağan, bunların içinde en önemli aşamanın yeteneği toplumsal değere dönüştürmek olduğunu kaydederek, "Eğitimin amacı katma değerdir. Yani toplumuna karşı sorumluluk hisseden, bilgi ve yeteneğini insanlığın ortak sorunlarının çözümünde kullanabilen bireyler yetiştirmektir." diye konuştu.
Konuşmanın ardından Enstitü Sosyal Araştırmacısı Fatma Betül Ercan moderatörlüğünde, İstanbul Teknik Üniversitesinden Doç. Dr. Tolga Yüret, Anadolu Üniversitesi'nden Doç. Dr. Bilge Bal Sezerel, Marmara Üniversitesinden Araştırma Görevlisi Fatma Betül Karalı Impram'ın konuşmacı olduğu "Eğitimde Yetenek Yönetimi" paneli düzenlendi.
"Eğitimde Yetenek Yönetimi" araştırma raporu
Raporda, Türkiye'deki Liselere Geçiş Sistemi ( Lgs ) analitik bir çerçevede değerlendirilirken en üst yüzde 5'lik başarı dilimine girerek ülkenin seçkin liselerine yerleşen öğrencilerin gelişimlerinin sistematik olarak izlenmesinin stratejik bir zorunluluk olduğu vurgulanıyor.
Ortaöğretime geçiş sistemindeki geliştirilmeye açık alanlara da dikkat çekilen raporda, öğrenci yönlendirmelerinde yalnızca tek bir sınavın esas alınmasının ötesine geçilmesi ve sürecin niteliksel olarak geliştirilmesi için çoklu ölçütlerle desteklenen bir değerlendirme yaklaşımının benimsenmesi gerektiği belirtiliyor.
Ayrıca, yüksek potansiyel gösteren öğrencilerin esnek ders saati kredilendirmesi ve dikey müfredat geçişkenliği gibi modellerle desteklenmesi öneriliyor.
Raporda, özel potansiyele sahip öğrencilerin ülkeye etkin şekilde kazandırılması ve yetenek yönetiminin ortak akılla yürütülmesi amacıyla Cumhurbaşkanlığı himayesinde "Yetenek Yönetimi Yüksek Kurulu" kurulması önerisinde bulunuluyor.