Fidan: ABD-İran mutabakatına yakında iyi haberler bekliyoruz

Güncel Haberler

Dışişleri Bakanı Fidan, ABD-İran mutabakatında iyimser olduğunu, anlaşma halinde Türkiye'nin mayın temizleme gibi süreçlere katkı sunmaya hazır olduğunu belirtti. Ayrıca Sinop Nükleer Santrali için Güney Kore ile iş birliğini umduğunu ifade etti.

(ANKARA) - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ve İran arasındaki mutabakat konusunda çok yakında iyi haberler alabilmeyi umduğunu belirterek, "Taraflar arasında bir anlaşma sağlanırsa veya bizden mayın temizleme sürecine katkıda bulunmamız istenir ise bunu memnuniyetle yaparız" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Güney Kore ziyaretinde, Korece yayın yapan JTBC TV'ye mülakat verdi.

Güney Kore ile Türkiye arasındaki iş birliğinin son dönemde savunma ve nükleer enerji alanlarında genişlediğinin belirtilmesi üzerine Fidan, iki ülkenin Kore Savaşı'ndan bu yana müttefik olduğunu, resmi olarak 2012 yılında iş birliğinin stratejik düzeye yükseltildiğini belirtti.

"Sinop nükleer projesi ile ilgili görüşmeler şu anda fizibilite çalışmalarına mı odaklanıyor, yoksa somut bir sözleşme yönünde mi ilerliyor?" sorusuna karşılık Fidan, "Her iki taraf da şu anda Sinop Nükleer Santrali konusunda olası bir iş birliğini görüşmeye başladı. Aslında, 2008-9 yıllarında KEPCO ile ileri düzeyde bir iş birliği yapmak istiyorduk. O dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte çalışırken bu proje üzerinde görevliydim. Dolayısıyla ilk tercihimiz KEPCO'ydu, ancak daha sonra bu proje bir sonuca varamadı. Umarız bu sefer ortak projemizi gerçekleştirebiliriz, çünkü Kore teknolojisinin Türkiye'deki nükleer santral inşaatlarında önemli bir rol oynamasını gerçekten çok istiyoruz" diye konuştu."

ABD Başkanı Donald Trump'ın, "İran ile bir mutabakat zaptının bir hafta içinde imzalanabileceğini" belirttiğinin hatırlatılması üzerine de Bakan Fidan, "Ben iyimserim, çünkü her iki tarafla, arabulucu Pakistan ve bölgedeki diğer bazı ilgili taraflarla düzenli istişareler içindeyim. Onların bir mutabakata, bir anlaşmaya varmalarına yardımcı olmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte, bazı teknik ayrıntılar olduğunu da biliyorsunuz. Nihai teyit konusunda ise her iki tarafın da ilk taslağın son hali üzerinde genel bir mutabakata vardığını düşünüyorum. Umarım çok yakında iyi haberler alabiliriz" dedi.

Hakan Fidan, Hürmüz Boğazı'na ilişkin bir başka soru üzerine, "Hürmüz Boğazı birkaç ay daha kapalı kalırsa, bazı raporlara göre Afrika'daki bazı ülkeler gerçekten gıda kıtlığıyla karşı karşıya kalacak. Sonuç olarak, bu herkes için küresel bir kabustur. Bu nedenle her iki taraf da Hürmüz Boğazı'nın açılmasına odaklanıp ardından nükleer müzakerelere geçmeye çok istekli" değerlendirmesini yaptı.

"MAYIN TEMİZLEME SÜRECİNE KATKI İSTENİRSE MEMNUNİYETLE YAPARIZ"

Dışişleri Bakanı Fidan, "Barış anlaşması sağlanırsa Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki mayın temizleme operasyonlarına katılabilir mi?" sorusuna karşılık Fidan, şunları kaydetti:

"Aslında Cumhurbaşkanımızın bu konuda ilkesel bir tutumu var, ancak bazen örneğin Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi arabuluculuk yapmaya çalıştığımızda kendimizi benzer bir durumda buluyoruz, burada da durum aynı. Savaşan taraflar bir çözüm üzerinde anlaştığında, o çözümün bir parçası olabileceğimizi düşündüğümüz veya o çözümü kolaylaştırmamız istendiğinde, yardım etmeye hazırız. Dolayısıyla, eğer taraflar arasında bir anlaşma sağlanırsa veya bizden mayın temizleme sürecine katkıda bulunmamız istenir ise bunu memnuniyetle yaparız."

Bir başka soru üzerine de Fidan, bölgede çatışmanın sona ermesi konusunda iyimser olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

"Çünkü dediğim gibi, her iki taraf da farklı zorluklarla karşı karşıya, ancak aynı sonucu istiyorlar. Bildiğiniz gibi, hem Amerikalılar hem de İranlılar savaşın sona ermesini istiyor. Ancak burada savaşın başlatıcısı olan üçüncü bir taraf var: İsrail. İsrail şu anda, ABD ve İran arasında şu anki haliyle yapılacak herhangi bir anlaşmanın İsrail'in çıkarlarına uygun olmadığını düşünüyor. Bu yüzden müzakereleri rayından çıkarmak veya sabote etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bence uluslararası toplum, barış müzakereleri söz konusu olduğunda İsrail'e baskı uygulayarak onu uslu durmaya zorlamalı."

"EN ÖNEMLİ DİPLOMATİK KOZ..."

Dışişleri Bakanı Fidan, "Gazze Barış Kurulu'nun çekirdek üyelerinden biri olarak, İsrail'i müzakere masasına oturtmak için en etkili diplomatik kozun ne olduğunu düşünüyorsunuz?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Bence en önemli diplomatik koz, geçen yıl Genel Kurul'da Filistin Devleti'nin tam üyeliği konusunda yapılan oylamada görüldüğü gibi, tüm uluslararası toplumun tutumudur. 157 ülke Filistin Devleti lehinde oy kullandı. Bu bize bir şey söylüyor. ve biliyoruz ki tüm uluslararası toplum, Gazze ve Filistin'deki soykırıma şiddetle karşıdır. Dolayısıyla bence bu duruş, bu tutum, İsrail'e baskı yapmak için bir koz olarak kullanılmalıdır, çünkü İsrail uluslararası kurallardan, normlardan, düzenlemelerden ve etik kurallardan muaf tutulmamalıdır. Dolayısıyla, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, diğer bazı bölgesel ve uluslararası kuruluşlar ve topluluklar ile ulus devletler bir araya gelip İsrail'e aynı şeyi söyleyebilirse, eğer İsrail buna karşı önlem almazsa eyleme geçerlerse, bence yüzde yüz başarı şansımız olacaktır."

"İsrail'in bu savaşı uzatmaktaki nihai hedefi nedir ve bu durum Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri nasıl etkiliyor?" sorusu üzerine Fidan, "İsrail'in bölgedeki tutumu ve bunun sonucunda ortaya çıkan yayılmacılık ve işgal politikası ile halkları yerinden eden savaşlar yaratması, sadece bölge için değil, İran'a yönelik saldırıda da görüldüğü gibi, tüm dünyayı etkileyen büyük riskler doğurmaktadır. Dolayısıyla enerji güvenliğinden kitlesel göçe, terörle mücadele meselelerine kadar her türlü sorun, İsrail'in bölgedeki dış politikasının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu teşhis neredeyse herkes tarafından paylaşılmaktadır. Dolayısıyla, bölgesel ve uluslararası toplumun, İsrail'in bölgedeki yayılmacı politikalarını gerçekten durdurmak için gerekli önlemleri alması gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu."

Bakan Fidan, "Peki sizce ne tür önlemler alınmalı?" sorusuna karşılık, şunları söyledi:

"İsrail, geçmişte Holokost'a maruz kalmış olmanın bir dokunulmazlık sağladığını düşünüyor. Kendilerini istisnai bir konumda görüyorlar. Bence bu bir yanılsamadır. Kim soykırım yaparsa yapsın, onu suçlamalı, adını ortaya çıkarmalı ve utandırmalıyız. Eğer dünyanın geri kalanından izole edilirlerse, bence kendileri de şu soruyu soracaklardır: 'Neden izole ediliyoruz?'. ve normal davranmaya başlayacaklardır. İnsanları, masum insanları, kadınları ve çocukları öldürmeyi bırakın, Gazze halkının gıda, ilaç ve barınağa erişmesine izin verin, diğer ülkeleri işgal etmeyi bırakın ve ardından bölgesel ülkelerle güvenlik konularında bile iş birliği yapmaya başlayın. Kendi güvenlik sorunlarınız varsa, bölgenin geri kalanıyla iş birliği yapmaya başlayın. İyi niyet, iyi inanç ve bölgeyle iş birliğine dayalı kendi gerçek ilişkilerinizi kurmaya başlayın. Bu bölgemizde büyük ve acil bir sorundur."

"TRUMP ANKARA'DAKİ ZİRVEYE KATILACAKTIR"

Hakan Fidan, "Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne Başkan Trump'ın katılımını bekliyor musunuz?" sorusuna, "Bildiğiniz gibi, ABD Başkanlarının neredeyse her seferinde NATO Zirvelerine katıldığını görüyoruz. Başkan Trump da ilk döneminde tüm zirvelere katıldı, ikinci döneminde de zirvelere katıldığını gördüm. Örneğin, geçen yıl Hollanda'da da katıldı; sanırım bu yıl Ankara'daki Zirveye de katılacaktır" karşılığını verdi.

Bakan Fidan, sunucunun "'Dünya beşten daha büyüktür' ilkenizden hareketle, küresel güvenlik mimarisinin büyük güç merkezli bir sistemden nasıl uzaklaşacağını öngörüyorsunuz?" sorusu üzerine de şunları kaydetti:

"Bence miras aldığımız mevcut sistem, İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında ortaya çıktı. O dönemde Birleşmiş Milletler'e üye 55 ulus devlet vardı. Şu anda Birleşmiş Milletler'e üye 200'e yakın ulus devlet var. Dolayısıyla bence güç parametreleri, güç dengesi, teknoloji, yaşam tarzı, refah, sermaye, dünyada her şey değişti. Dolayısıyla miras aldığımız sistem, insan olarak, ulus devletler olarak sorunlarımızı düzgün bir şekilde ele almamıza izin vermiyor. Bunu Gazze'deki Filistinlilere yönelik soykırım sırasında gördük. Bu nedenle, daha iyi işleyen bir uluslararası sistem oluşturmak için mevcut sistemi gözden geçirmenin zamanı geldiğini düşünüyorum. Başka hiçbir ulus devletin uluslararası normlara, düzenlemelere ve insanlığın geleceğine olan inancını yitirmesine izin vermemeliyiz. Aslında iş birliği yapma becerimizin eksikliği ya da kendi çıkarlarımızı karşılamak için daha açgözlü olmamız nedeniyle diğer ulus devletleri, dünya nüfusunu ve insanları hayal kırıklığına uğratırsak, insanlığın geleceğine olan inançlarını yitirirler. Bunun insanlığa karşı büyük bir ihanet olacağını düşünüyorum. İşte bu yüzden acilen samimi bir şekilde bir araya gelip bu sorunu çözmek için bir yol bulmamız gerekiyor."