Yılmaz: Bağımsız dış politika için savunma sanayii şart
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bağımsız dış politikanın savunma sanayiiyle mümkün olduğunu belirtti. Türkiye'nin savunmada yüzde 80 yerlilik oranına ulaştığını, ihracatın 11 milyar doları aştığını ve genç nüfus avantajıyla geleceğin kendilerinde olduğunu söyledi. NATO Ankara Zirvesi'nin başarılı geçtiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bağımsız dış politika izleyecekseniz, bir savunma sanayiniz olmak zorunda. Başkalarının size sağladığı enstrümanlarla güvenliğinizi sağlıyorsanız, bağımsız bir dış politika izleyemezsiniz." dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 24 TV canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.
Dünyada güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde olunduğunu belirten Yılmaz, hem ekonomik hem de siyasi olarak dünyanın bir geçiş sürecinde olduğunu ifade etti.
Yılmaz, mevcut uluslararası kurumların, kuralların zayıfladığı, çatışmaların arttığı, belirsizliklerin, risklerin yükseldiği bir dönemde olunduğunu dile getirerek, bu risklerden NATO'nun da payını aldığını söyledi.
"NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti" gibi sözlerin de duyulduğunu anımsatan Yılmaz, "Ama bu son NATO toplantısı, bunun pek böyle olmadığını gösterdi. Yani NATO bir anlamda bu yeniden bir toparlanma görüntüsü çizdi Ankara toplantısıyla. Avrupa ülkeleri son dönemde savunmaya ciddi bir şekilde önem vermeye başladılar. Hem 'safe' dediğimiz bir programla Avrupa Birliği 800 milyar avroluk bir ortak bütçe oluşturdu. Bir taraftan da tek tek ülkeler harcamalarını arttırmaya başladılar." diye konuştu.
Ankara, NATO'nun toplanabildiğini gösterdiğini ifade eden Yılmaz, bunun başlı başına başarı olduğuna dikkati çekti. Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi'ne bütün liderlerin katılmasının, hem organizasyon hem de içerik itibarıyla başarılı olduğunu vurguladı.
Yılmaz, yeniden Avrupa-ABD dengesinin kurulduğu bir NATO Zirvesinin olduğunu belirterek, "Avrupa sütununun giderek güçleneceği artık net bir şekilde görüldü. Avrupa, NATO'da Amerika kadar olmasa da o yönde ilerleyen, yükü neredeyse yarı yarıya paylaşacak hedefle yoluna devam eden bir konumda." dedi.
"Gelecek bizim, gelecek Türkiye'nin"
NATO Ankara Zirvesi'nde savunma sanayisinin de yükselişini gördüklerini belirten Yılmaz, ilk defa Savunma Sanayii Forumu'nun resmi parçası haline geldiğini söyledi.
Yılmaz, bunun Türkiye açısından da bir avantaj olduğunu dile getirerek, Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi iradesiyle bu yola erken çıktığını belirtti.
Şu anda bu yola erken çıkmanın avantajını yaşadıklarını anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Ordumuzun envanterine giren ürünlerin yüzde 80'inden fazlası bir yerlilik oranımız var. Dünyada 11. ihracatçı konumdayız ve yakın bir gelecekte ilk 10'a gireceğiz Türkiye olarak. Geçen yıl 10 milyar doları aşmıştık, bu sene son 12 aylık döneme bakarsanız 11 milyar doların üzerinde bir ihracatımız var. Bunun yanı sıra bence en önemli unsurlardan biri şu, genç bir nüfusumuz var. 100 bin civarında bir istihdamımız var, ortalama yaşı çalışanların 34. Batı'ya bakıyorsunuz, 50'nin üzerinde ortalama yaş. Dolayısıyla gelecek bizim, gelecek Türkiye'nin. Bunun da ne kadar takdir edildiğini ve önemsendiğini bu NATO Zirvesi'nde bir kez daha görmüş olduk."
Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi'nde Türkiye'nin müthiş bir organizasyon yaptığını vurgulayarak, "Bizzat NATO Genel Sekreteri Sayın Rutte'nin bana söylediği bir sözü ifade edeyim, 'Bir sonraki ülkenin işi çok zor. Çıtayı çok yükseğe koydunuz.' dedi." ifadelerini kullandı.
Birçok kurum ve kişinin büyük katkısıyla çok iyi organize edilmiş bir toplantının gerçekleştirildiğini dile getiren Yılmaz, Türkiye'nin bu anlamda uluslararası görünümünü de oldukça yükselttiğini ve prestijini tahkim ettiğinin altını çizdi.
Yılmaz, bu yıl Türkiye'de başka zirvelerin de olduğunu belirterek, bu yılı "zirveler yılı" olarak niteledi. Antalya Diplomasi Forumu'nun yapıldığını hatırlatan Yılmaz, Türk Devletleri Teşkilatı Liderler Zirvesi'nin ve Taraflar Konferansının (COP31) Türkiye'de gerçekleştirileceğini anımsattı.
Yılmaz, dünyanın çevre meselelerinin Türkiye'de tartışıldığının görüleceğine işaret ederek, "Gerek Antalya Diplomasi Forumu gerek bu zirveler Türkiye'nin merkez bir ülke olma vasfını bence çok daha belirgin bir şekilde ortaya koyuyor. Dünyanın meseleleri, hem güvenlik meseleleri, hem diplomasi meseleleri, hem çevre meseleleri bu yıl Türkiye'de tartışılıyor. Bu da inanıyorum ki bütün vatandaşlarımıza gurur verici bir tablo." diye konuştu.
"Kazasız belasız, son derece başarılı bir zirve oldu"
"NATO Zirvesi sonunda katılımcı devlet başkanlarının isimlerinin yazılı olduğu Türk yapımı bir silah hediye edildi. Bazı devlet başkanları bu hediyeyi ülkelerine sokamadılar. Bu planlı bir hareket miydi?" sorusuna Yılmaz, NATO'nun bir güvenlik teşkilatı olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:
"Bazı ülkelerin iç mevzuatları gereği götüremediklerine dair bir bilgim var. Dolayısıyla yani bu kendi iç mevzuatları gereği yapamamış olan ülkeler var ama esas itibarıyla bir güvenlik zirvesi, dolayısıyla onunla bağlantılı bir hediye...
Külliye'nin ne kadar önemli bir rol üstlendiğini gördük bu zirvede. İyi ki böyle bir Külliyemiz var, kütüphanesiyle, sergi salonlarıyla, toplantı salonlarıyla... Başka türlü Ankara'da böyle bir zirveyi icra etmek çok zor olurdu diye düşünüyorum. Gelen tüm misafirlerimiz de hayran kaldılar doğrusu, beğenilerini de çok açık bir şekilde ifade ettiler."
Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi'nin başarıyla tamamlandığını, liderlerin, basın mensupları ve destek personelinin organizasyondan memnun ayrıldığını belirterek, "Basın mensuplarına da çok iyi bir ortam hazırlandı, ikramlardan tutun çalışma mekanlarına varıncaya kadar gayet güzel bir zirve yaşadık. Kazasız belasız, son derece başarılı bir zirve oldu." ifadelerini kullandı.
"Bundan sonraki süreci hep birlikte takip edeceğiz ama artık top Amerikan yönetiminde"
"ABD Başkanı Donald Trump, yaptırımların kaldırılması ve F-35'lerin Türkiye'ye verilmesi konusunda olumlu fakat muallak ifadeler kullandı. Sürecin nasıl ilerleyeceğini öngörüyorsunuz?" sorusu üzerine Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
"Müttefikler arasında yaptırım olmaz, müttefikler arasında ticari kısıtlama olamaz. Maalesef Türkiye bunlarla karşı karşıya kaldı. Açık veya örtülü, bazen açık bazen örtülü yaptırımlarla, engellemelerle karşı karşıya kaldı. Türkiye bu sıkıntılara karşı kendi gücünü daha fazla kullandı ve belli bir yere geldi. Bize eskiden kısıtlama uygulayan ülkelere şimdi ihracat yapar hale geldik. Paramızla verip alamadığımız ürünleri şimdi biz başkalarına parası mukabilinde satar hale geldik. Bu tarafını da unutmayalım.
En azından belli bir süre birtakım konularda ilerleme sağlayıncaya kadar ihtiyaç duyduğumuz ürünleri almamız önemli. Bu çerçevede bu yaptırımlar gerçekten hiçbir şekilde izah edilemez. Olmaması gereken şeyler. Siz müttefik olduğunuzu söylüyorsunuz, aynı çatı altındasınız, müttefik dediğiniz ülkeyi zor duruma düşürücü tavır alıyorsunuz. Yani bu hakikaten ittifak ruhuyla uyuşmayan bir yaklaşım, bağdaşmayan bir yaklaşım."
Yılmaz, ABD Başkanı Trump'ın, "Biz dostlarımıza yaptırım yapamayız" dediğini ifade ederek, Trump yönetimindeki siyasi iradenin net olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Bunda tabii Sayın Cumhurbaşkanımızla kurduğu ilişkinin ben yine önemli olduğunu düşünüyorum. Hakikaten çok uyumlu bir yaklaşım sergiliyor. Çok saygı duyuyor Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bunu da defalarca ifade etti. Dolayısıyla orada çok kendisi zaten net bir şekilde siyasi iradesini ortaya koydu. Bundan sonraki süreci hep birlikte takip edeceğiz ama artık top Amerikan yönetiminde, onlar mutlaka bu konuda gereğini yapacaklardır. Sayın Cumhurbaşkanımız da gazeteciler bu soruyu sorduğunda, 'Bizi izlemeye devam edin' dedi. Dolayısıyla burada bir gelişme olacaktır mutlaka." diye konuştu.
"Türkiye'yi ve dünyayı nasıl bir savunma politikası bekliyor?" sorusu üzerine Yılmaz, harcamaların arttığına dikkati çekerek, şunları söyledi:
"Niye bu kadar fazla artıyor dünyada savunma harcaması? Riskler yükseliyor, çatışma riskleri yükseliyor, hem bölgesel düzeyde hem küresel düzeyde. Dolayısıyla böyle dönemler başkalarının merhametine veya uluslararası kurumlara, kurallara güvenerek hareket edebileceğiniz dönemler değil, böyle bir lüksünüz yok. Kendi gücünüzü mutlaka tahkim etmeniz gerekiyor. Türkiye de uzun zamandır bu yönde hareket ediyor. Savunma sanayisi sadece güvenlikle ilgili bir mesele değil bana göre. Bağımsız dış politika izleyecekseniz, bir savunma sanayiniz olmak zorunda. Başkalarının size sağladığı enstrümanlarla güvenliğinizi sağlıyorsanız, bağımsız bir dış politika izleyemezsiniz.
Türkiye'nin aslında savunma sanayisine yaptığı bu yatırım, aynı zamanda bağımsızlık iddiasıyla, bağımsız dış politika iddiasıyla da yakından ilişkili. Bağımsızlık derken izolasyonu kastetmiyorum ama kendi kararınızı verip bu süreçlere dahil olma anlamında söylüyorum. Türkiye çok şükür bu noktada."
Yılmaz, savunma sanayisinde yaptıklarının, aynı zamanda bilgi ve teknoloji tabanlı, katma değeri yüksek bir ekonomik yapı inşa etmek ve bunu da sosyal refaha dönüştürmek açısından da son derece kıymetli olduğunu vurguladı.
"Özgüvenimizi, kimliğimizi ifade eden güzel bir organizasyon oldu"
Mehter Marşı ile karşılama yapmanın özel bir anlamının olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine Yılmaz, "Tabii ki var, yani bence devletimizin ne kadar köklü bir devlet olduğunu, ordumuzun ne kadar köklü bir ordu olduğunu, ülkemizin ne kadar önemli bir medeniyetin bugünkü temsilcisi olduğunu gösteren, özgüvenimizi, kimliğimizi ifade eden güzel bir organizasyon oldu." dedi.
Yılmaz, geçmişe takılıp kalmadıklarını ama geçmişi bilmeden de ne bugünün anlanabileceğini ne de geleceğe yürünebileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:
"O geçmişinizi ortaya koyduğunuz zaman saygınlığınız da artıyor aslında. Yani geçmişini inkar eden, geçmişiyle bağı olmayan, nevzuhur toplumlara, ülkelere kimse çok fazla saygı da duymuyor açıkçası ama köklü bir geçmişi olan, bir birikimi olan bir ülkeyseniz, bu daha büyük bir saygınlık uyandırıyor. Bizim de çok şükür böyle bir medeniyetimiz var, geçmişimiz var. Onu da bu vesileyle yansıtmış olduk."
(Sürecek)
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 24 TV canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.
Dünyada güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde olunduğunu belirten Yılmaz, hem ekonomik hem de siyasi olarak dünyanın bir geçiş sürecinde olduğunu ifade etti.
Yılmaz, mevcut uluslararası kurumların, kuralların zayıfladığı, çatışmaların arttığı, belirsizliklerin, risklerin yükseldiği bir dönemde olunduğunu dile getirerek, bu risklerden NATO'nun da payını aldığını söyledi.
"NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti" gibi sözlerin de duyulduğunu anımsatan Yılmaz, "Ama bu son NATO toplantısı, bunun pek böyle olmadığını gösterdi. Yani NATO bir anlamda bu yeniden bir toparlanma görüntüsü çizdi Ankara toplantısıyla. Avrupa ülkeleri son dönemde savunmaya ciddi bir şekilde önem vermeye başladılar. Hem 'safe' dediğimiz bir programla Avrupa Birliği 800 milyar avroluk bir ortak bütçe oluşturdu. Bir taraftan da tek tek ülkeler harcamalarını arttırmaya başladılar." diye konuştu.
Ankara, NATO'nun toplanabildiğini gösterdiğini ifade eden Yılmaz, bunun başlı başına başarı olduğuna dikkati çekti. Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi'ne bütün liderlerin katılmasının, hem organizasyon hem de içerik itibarıyla başarılı olduğunu vurguladı.
Yılmaz, yeniden Avrupa-ABD dengesinin kurulduğu bir NATO Zirvesinin olduğunu belirterek, "Avrupa sütununun giderek güçleneceği artık net bir şekilde görüldü. Avrupa, NATO'da Amerika kadar olmasa da o yönde ilerleyen, yükü neredeyse yarı yarıya paylaşacak hedefle yoluna devam eden bir konumda." dedi.
"Gelecek bizim, gelecek Türkiye'nin"
NATO Ankara Zirvesi'nde savunma sanayisinin de yükselişini gördüklerini belirten Yılmaz, ilk defa Savunma Sanayii Forumu'nun resmi parçası haline geldiğini söyledi.
Yılmaz, bunun Türkiye açısından da bir avantaj olduğunu dile getirerek, Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi iradesiyle bu yola erken çıktığını belirtti.
Şu anda bu yola erken çıkmanın avantajını yaşadıklarını anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Ordumuzun envanterine giren ürünlerin yüzde 80'inden fazlası bir yerlilik oranımız var. Dünyada 11. ihracatçı konumdayız ve yakın bir gelecekte ilk 10'a gireceğiz Türkiye olarak. Geçen yıl 10 milyar doları aşmıştık, bu sene son 12 aylık döneme bakarsanız 11 milyar doların üzerinde bir ihracatımız var. Bunun yanı sıra bence en önemli unsurlardan biri şu, genç bir nüfusumuz var. 100 bin civarında bir istihdamımız var, ortalama yaşı çalışanların 34. Batı'ya bakıyorsunuz, 50'nin üzerinde ortalama yaş. Dolayısıyla gelecek bizim, gelecek Türkiye'nin. Bunun da ne kadar takdir edildiğini ve önemsendiğini bu NATO Zirvesi'nde bir kez daha görmüş olduk."
Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi'nde Türkiye'nin müthiş bir organizasyon yaptığını vurgulayarak, "Bizzat NATO Genel Sekreteri Sayın Rutte'nin bana söylediği bir sözü ifade edeyim, 'Bir sonraki ülkenin işi çok zor. Çıtayı çok yükseğe koydunuz.' dedi." ifadelerini kullandı.
Birçok kurum ve kişinin büyük katkısıyla çok iyi organize edilmiş bir toplantının gerçekleştirildiğini dile getiren Yılmaz, Türkiye'nin bu anlamda uluslararası görünümünü de oldukça yükselttiğini ve prestijini tahkim ettiğinin altını çizdi.
Yılmaz, bu yıl Türkiye'de başka zirvelerin de olduğunu belirterek, bu yılı "zirveler yılı" olarak niteledi. Antalya Diplomasi Forumu'nun yapıldığını hatırlatan Yılmaz, Türk Devletleri Teşkilatı Liderler Zirvesi'nin ve Taraflar Konferansının (COP31) Türkiye'de gerçekleştirileceğini anımsattı.
Yılmaz, dünyanın çevre meselelerinin Türkiye'de tartışıldığının görüleceğine işaret ederek, "Gerek Antalya Diplomasi Forumu gerek bu zirveler Türkiye'nin merkez bir ülke olma vasfını bence çok daha belirgin bir şekilde ortaya koyuyor. Dünyanın meseleleri, hem güvenlik meseleleri, hem diplomasi meseleleri, hem çevre meseleleri bu yıl Türkiye'de tartışılıyor. Bu da inanıyorum ki bütün vatandaşlarımıza gurur verici bir tablo." diye konuştu.
"Kazasız belasız, son derece başarılı bir zirve oldu"
"NATO Zirvesi sonunda katılımcı devlet başkanlarının isimlerinin yazılı olduğu Türk yapımı bir silah hediye edildi. Bazı devlet başkanları bu hediyeyi ülkelerine sokamadılar. Bu planlı bir hareket miydi?" sorusuna Yılmaz, NATO'nun bir güvenlik teşkilatı olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:
"Bazı ülkelerin iç mevzuatları gereği götüremediklerine dair bir bilgim var. Dolayısıyla yani bu kendi iç mevzuatları gereği yapamamış olan ülkeler var ama esas itibarıyla bir güvenlik zirvesi, dolayısıyla onunla bağlantılı bir hediye...
Külliye'nin ne kadar önemli bir rol üstlendiğini gördük bu zirvede. İyi ki böyle bir Külliyemiz var, kütüphanesiyle, sergi salonlarıyla, toplantı salonlarıyla... Başka türlü Ankara'da böyle bir zirveyi icra etmek çok zor olurdu diye düşünüyorum. Gelen tüm misafirlerimiz de hayran kaldılar doğrusu, beğenilerini de çok açık bir şekilde ifade ettiler."
Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi'nin başarıyla tamamlandığını, liderlerin, basın mensupları ve destek personelinin organizasyondan memnun ayrıldığını belirterek, "Basın mensuplarına da çok iyi bir ortam hazırlandı, ikramlardan tutun çalışma mekanlarına varıncaya kadar gayet güzel bir zirve yaşadık. Kazasız belasız, son derece başarılı bir zirve oldu." ifadelerini kullandı.
"Bundan sonraki süreci hep birlikte takip edeceğiz ama artık top Amerikan yönetiminde"
"ABD Başkanı Donald Trump, yaptırımların kaldırılması ve F-35'lerin Türkiye'ye verilmesi konusunda olumlu fakat muallak ifadeler kullandı. Sürecin nasıl ilerleyeceğini öngörüyorsunuz?" sorusu üzerine Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
"Müttefikler arasında yaptırım olmaz, müttefikler arasında ticari kısıtlama olamaz. Maalesef Türkiye bunlarla karşı karşıya kaldı. Açık veya örtülü, bazen açık bazen örtülü yaptırımlarla, engellemelerle karşı karşıya kaldı. Türkiye bu sıkıntılara karşı kendi gücünü daha fazla kullandı ve belli bir yere geldi. Bize eskiden kısıtlama uygulayan ülkelere şimdi ihracat yapar hale geldik. Paramızla verip alamadığımız ürünleri şimdi biz başkalarına parası mukabilinde satar hale geldik. Bu tarafını da unutmayalım.
En azından belli bir süre birtakım konularda ilerleme sağlayıncaya kadar ihtiyaç duyduğumuz ürünleri almamız önemli. Bu çerçevede bu yaptırımlar gerçekten hiçbir şekilde izah edilemez. Olmaması gereken şeyler. Siz müttefik olduğunuzu söylüyorsunuz, aynı çatı altındasınız, müttefik dediğiniz ülkeyi zor duruma düşürücü tavır alıyorsunuz. Yani bu hakikaten ittifak ruhuyla uyuşmayan bir yaklaşım, bağdaşmayan bir yaklaşım."
Yılmaz, ABD Başkanı Trump'ın, "Biz dostlarımıza yaptırım yapamayız" dediğini ifade ederek, Trump yönetimindeki siyasi iradenin net olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Bunda tabii Sayın Cumhurbaşkanımızla kurduğu ilişkinin ben yine önemli olduğunu düşünüyorum. Hakikaten çok uyumlu bir yaklaşım sergiliyor. Çok saygı duyuyor Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bunu da defalarca ifade etti. Dolayısıyla orada çok kendisi zaten net bir şekilde siyasi iradesini ortaya koydu. Bundan sonraki süreci hep birlikte takip edeceğiz ama artık top Amerikan yönetiminde, onlar mutlaka bu konuda gereğini yapacaklardır. Sayın Cumhurbaşkanımız da gazeteciler bu soruyu sorduğunda, 'Bizi izlemeye devam edin' dedi. Dolayısıyla burada bir gelişme olacaktır mutlaka." diye konuştu.
"Türkiye'yi ve dünyayı nasıl bir savunma politikası bekliyor?" sorusu üzerine Yılmaz, harcamaların arttığına dikkati çekerek, şunları söyledi:
"Niye bu kadar fazla artıyor dünyada savunma harcaması? Riskler yükseliyor, çatışma riskleri yükseliyor, hem bölgesel düzeyde hem küresel düzeyde. Dolayısıyla böyle dönemler başkalarının merhametine veya uluslararası kurumlara, kurallara güvenerek hareket edebileceğiniz dönemler değil, böyle bir lüksünüz yok. Kendi gücünüzü mutlaka tahkim etmeniz gerekiyor. Türkiye de uzun zamandır bu yönde hareket ediyor. Savunma sanayisi sadece güvenlikle ilgili bir mesele değil bana göre. Bağımsız dış politika izleyecekseniz, bir savunma sanayiniz olmak zorunda. Başkalarının size sağladığı enstrümanlarla güvenliğinizi sağlıyorsanız, bağımsız bir dış politika izleyemezsiniz.
Türkiye'nin aslında savunma sanayisine yaptığı bu yatırım, aynı zamanda bağımsızlık iddiasıyla, bağımsız dış politika iddiasıyla da yakından ilişkili. Bağımsızlık derken izolasyonu kastetmiyorum ama kendi kararınızı verip bu süreçlere dahil olma anlamında söylüyorum. Türkiye çok şükür bu noktada."
Yılmaz, savunma sanayisinde yaptıklarının, aynı zamanda bilgi ve teknoloji tabanlı, katma değeri yüksek bir ekonomik yapı inşa etmek ve bunu da sosyal refaha dönüştürmek açısından da son derece kıymetli olduğunu vurguladı.
"Özgüvenimizi, kimliğimizi ifade eden güzel bir organizasyon oldu"
Mehter Marşı ile karşılama yapmanın özel bir anlamının olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine Yılmaz, "Tabii ki var, yani bence devletimizin ne kadar köklü bir devlet olduğunu, ordumuzun ne kadar köklü bir ordu olduğunu, ülkemizin ne kadar önemli bir medeniyetin bugünkü temsilcisi olduğunu gösteren, özgüvenimizi, kimliğimizi ifade eden güzel bir organizasyon oldu." dedi.
Yılmaz, geçmişe takılıp kalmadıklarını ama geçmişi bilmeden de ne bugünün anlanabileceğini ne de geleceğe yürünebileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:
"O geçmişinizi ortaya koyduğunuz zaman saygınlığınız da artıyor aslında. Yani geçmişini inkar eden, geçmişiyle bağı olmayan, nevzuhur toplumlara, ülkelere kimse çok fazla saygı da duymuyor açıkçası ama köklü bir geçmişi olan, bir birikimi olan bir ülkeyseniz, bu daha büyük bir saygınlık uyandırıyor. Bizim de çok şükür böyle bir medeniyetimiz var, geçmişimiz var. Onu da bu vesileyle yansıtmış olduk."
(Sürecek)
Kaynak: AA / Güncel
Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Kısıtlama, Diplomasi, Güvenlik, Politika, İhracat, Türkiye, Ekonomi, Güncel, Savaş, İhracat, Türkiye, Politika, Kısıtlama, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Güvenlik, Ekonomi, Diplomasi, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA