Cinsel istismar sanığı, karar duruşmasına iki ay kala mağduru kaçırdı iddiası

Güncel Haberler

Antalya'da iki yıl önce çevrimiçi oyun platformunda tanıştığı E.Ö.'ye cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen R.H.U., İstanbul'daki davanın karar duruşmasına iki ay kala mağduru markete giderken zorla araca bindirip kaçırdı. Anne Nagihan Solak, uzlaşma teklifini reddettiklerini, kızının epilepsi hastası olduğunu ve ilaçlarını alamadığını belirterek yetkililerden yardım istedi.

Çevrimiçi oyun platformunda tanıştığı E.Ö.'ye (18) cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla 20 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan sanık R.H.U., şikayetini geri çekmeyen genç kızı güpegündüz sokak ortasında zorla kaçırdı. Karar duruşmasına sadece iki ay kala aileye yapılan "uzlaşma" teklifi reddedilince, 'Markete gidiyorum' diyerek evden çıkan E.Ö.'nün sanık ve beraberindeki kişiler tarafından zorla bir araca bindirilip Antalya'ya götürdüğü öne sürüldü.

FALEZLERE GÖRÜRÜP İSTİSMAR ETTİ

E.Ö., 2024 yılının yazında ailesiyle birlikte tatil için Antalya'ya gitti. İddiaya göre, burada çevrimiçi oyun platformu üzerinden tanıştığı R.H.U. ile bir süre sohbet ettikten sonra annesinden de izin alarak buluştu. O dönem 16 yaşında olan E.Ö.'nün, R.H.U. tarafından falezlere götürüldüğü ve burada cinsel istismara uğradığı öne sürüldü. Tatil dönüşünde kızının davranışlarında değişiklikler farkeden anne Nagihan Solak, ergenlik döneminde olduğu için normal karşıladığını, kızının ise korktuğu için yaşadıklarını kendisine anlatamadığını söyledi.

DOĞUM GÜNÜNDE İKİNCİ KEZ CİNSEL İSTİSMARA UĞRADIĞI İDDİA EDİLDİ

İddiaya göre, bir yıl sonra E.Ö.'nün 17'nci yaş günü olan 24 Nisan 2025'te R.H.U. İstanbul'a geldi. Bağcılar'da çayırlık alanda E.Ö. ile buluşan R.H.U. burada ikinci kez cinsel istismara uğradığını söyledi. Eve döndüğünde kızının boynunda yara farkeden anne, E.Ö.'yü hastaneye götürdü. Hastanedeki kontrollerin ardından E.Ö.'nün cinsel istismara uğradığı belirlendi. Bunun üzerine aile şikayetçi oldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı R.H.U. hakkında 'Çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçundan soruşturma başlatılıp 20 yıl hapis istemiyle iddianame hazırlanarak dava açıldı. İddiaya göre, tutuksuz yargılanan sanık hakkında adli kontrol tedbirlerini ihlal ettiği gerekçesiyle yapılan tutuklama talepleri kabul edilmedi. Mahkeme sürecinde pedagog eşliğinde ifade veren E.Ö.'nün korktuğu için uzun süre yaşadıklarını anlatamadığı belirtildi.

DAVAYI KAPATMAK İSTEMİŞLER

Anne Nagihan Solak, davanın karar duruşmasına yaklaşık 2 ay kala, kızının reşit olmasının ardından sanık yakınlarının kendisiyle iletişime geçerek davanın uzlaşmayla kapatılmasını teklif ettiğini öne sürdü. Anne ve kızının ise bu teklifi kabul etmeyerek şikayetlerinden vazgeçmedikleri öğrenildi. Bunun üzerine 2 Temmuz günü 'Markete gidiyorum' diyerek evden çıkan E.Ö.'nün, R.H.U. ve yanındaki kişiler tarafından zorla araca bindirilerek Antalya'ya götürüldüğü öne sürüldü.

"KIZIMI FALEZLERE GÖTÜRÜP 16 YAŞINDAYKEN İSTİSMAR ETMİŞ"

Kızının hayatından endişe eden anne Nagihan Solak, "Şu anda 18 yaşında, 2 ay oldu 18 yaşına gireli. Bundan 2 sene önce tatil amaçlı ailecek Antalya'ya gittik. Orada erkek arkadaşı vardı görüşmesine izin verdim. Oyundan tanışmışlar. Daha sonra kızımla gezme amaçlı park, bahçe dolaşmak için benden izin aldılar. Kızımı falezlere götürüp orada 16 yaşındayken istismar etmiş. Kızım bana bunu söyleyemedi. Biz tatilimizi yaptık ve geri döndük. Ama hareketleri tuhaftı, içine kapanıktı her zamanki kızım değildi. İstanbul'a döndükten sonra bir dönem kızım içine kapandı, konuşmadı. Bağırmaları, çağırmaları, odalara kapanmaları, benden uzaklaşmaları başladı. Bende ergenlik, genç kızlık diye düşündüm, üstüne gitmedim" dedi.

"AVUKATIMIZ BİRÇOK KEZ DİLEKÇE VERMESİNE RAĞMEN TUTUKLANMADI"

Solak, "Bu sürede aradan 1 sene kadar geçti. Bu şahıs tekrardan kızımın doğum günü olduğu için İstanbul'a geldi. İstanbul'a geldiğinde Bağcılar'da çayırlık bir alanda 'Rızası vardı, isteği vardı' diyor. Bir insan çayırlık alanda nasıl istek gösterebilir? Benim kızım epilepsi hastası. Kendi bazı problemleri var, psikolojikte problemleri var. Biz mahkemeye bunların hepsini raporlarıyla sunduk. Burada tekrardan bir istismar, Antalya'da bir istismar, iki kere suçu tekrarladı. Tekrardan içine kapanmalar ve boynunda yırtıklar olduğunu gördüm. Daha sonrasında kızıma sorduğumda 'Yok bir şey anne' diye söyledi ve ben şüphelendim. Bunun üstüne sorarak söylemesini istedim ama bana söyleyemedi, ağladı. Sürekli ağlıyordu ve ben kızıma bir şey olduğu için hastaneye götürdüm ve ortaya çıktı. Daha sonrasında şikayet ettik. Hastanede, istismara uğradığı belli oldu. Oradan aldığımız raporla karakola gidip şikayet ettik. Şikayet sonucunda ben hemen tutuklanacağını düşünürken Antalya takipsizlik verdi, inceleme bile yapılmadı. Buradaki savcımız en ağır cezadan, 20 yılla yargılanmak üzere dosyayı açtı, mahkemesi kabul edildi. Fakat biz bütün uğraşlarımıza rağmen, bütün dilekçelerimize rağmen, kızımı tekrardan kendini kurtarmak amaçlı iletişime geçebileceği, kızımı kandırabileceği, kaçırabileceği ya da şahsın kaçabileceği adli kontrol şartlarına da uymadığı ve bunlarla alakalı avukatımız birçok kez dilekçe vermesine rağmen tutuklanmadı" dedi.

"BANA 'BU İŞİ TATLIYA BAĞLAYALIM' DEDİLER"

Solak, "Ben mahkemeye çıktığım zaman bunları söylemeye çalıştığımda mahkemede tam sağlıklı şekilde dinlenmedim. Kızım dinlenmedi, korktuğunu birçok kez söyledi. Pedagoglar eşliğinde dinlendi ve suskun kaldı. Kızıma bu şahıs birkaç yerden sahte sanal medya hesaplarından yazmış 'Konuşalım' diye. Kızım reşit olduktan 3-4 gün sonra aile bana ulaştı. Beni aradılar, 'Biz bu işi halledelim. Bu işi kapatalım, gelelim görüşelim, olayı işte tatlıya bağlayalım' dediler. Bende 'Hayır şikayetimden vazgeçmiyorum, kızımda şikayetinden vazgeçmiyor' dedim. O an kızım benim yanımdaydı bana söylediği tek şey 'Anne, Allah belasını versin, artık tutuklansın. Ben artık rahat yaşamak istiyorum. Bu işin bitmesini istiyorum. Bu kişinin tutuklanmasını istiyorum' dedi. Ben çocuğumu tek başıma büyüttüm, açıkçası bunu söyleyeyim. Çocuğumu el bebek gül bebek büyüttüm. Kızım böyle bir şey yapacak bir çocuk değil. Bu kadar uğraşıma, bu kadar çabama, bu kadar adliyeye gidip gelmeme rağmen. Hala adliyelerdeyim. Bu kadar çabama rağmen, söylememe rağmen tutuklanmadı ve kızımı kaçırdı. 2 Temmuz günü öğle saatlerinde kızımı kaçırdı" dedi.

"KIZIM KAÇACAK BİR ÇOCUK DEĞİLDİ"

Solak, "Evdeydi, markete çıkmak için market kartını aldı ve 'Anne ben markete gidiyorum, gidip geleceğim' dedi gitti. 10 dakika geçti, 20 dakika geçti, 'Gelir, baskı yapmayayım, rahat hissetsin kendini' diye aramadım. 40 dakika geçti, dayanamadım, en sonunda aradım. Dedim ki 'Kızım hani nerede acaba?' Arıyorum açmıyor. Kızım kaçacak bir çocuk değildi. Hemen dışarı çıktım o can havliyle, onun ailesini aradım, açmadılar. Ondan sonra kızımı arıyorum açmıyor. Normalde beni arayıp 'İşte bu işi bağlayalım' diyen insanlar bana duvar oldular ve iletişime geçmediler. Ardından biz karakola gittik şikayetçi olmak için. Görenler var mahallede de 3-4 tane adam tarafından zorla götürüldüğünü" ifadelerini kullandı.

"BABASI BANA 'TAMAM ALDIK BİTTİ GİTTİ NİYE UZATIYORSUN'" DEDİ

Solak, "Kızımın arkadaşı kaçıran kişiyle de irtibata geçti. Kızımla konuşmak istediğini, sağlığından haber almak istediğimizi söyledik fakat kızımla hiçbir şekilde konuşmadık, konuşturulmadık. Sanal medya hesapları ele geçirildi, kızımın telefonu kapatıldı. Asla iletişime geçmiyorlar. Babasıyla görüştüm. Babası benimle dalga geçer gibi, 'Tamam, aldık, bitti, gitti, niye uzatıyorsun?', Çok uzatırsan başına işler gelecek.' Gerçekten bu şekilde beni arayıp tehdit ettiler. Daha sonrasında amcası aradı. Ondan sonra, 'Güzellikle çözelim yoksa zorla çözeceğiz' dedi. Kendi numaralarından değil, yurt dışı ve izlenmesi mümkün olmayan numaradan aradı, ben de bunu savcılıktan öğrendim, o tarz numaralardan arayıp beni tehdit ediyorlar. Çocuğumu aramayacakmışım, çocuğumun peşini bırakacakmışım" dedi.

"BENİM ÇOCUĞUMU ZORLA GÖTÜRDÜLER"

Solak, "Bu olay sadece istismarı gerçekleştiren kişinin kendini kurtarmaya yönelik planı. Ben çocuğumu tek başıma büyüttüm. Öyle bir çocuk değil. Deseniz ki; ya kaçan, giden bir kız, gezen, tozan bir kız. Benim kızım üniversite sınavına girdi. Bizim hayallerimiz vardı. Ben ona araba alacaktım. Ehliyetini almak için staja gitti, para biriktirdi. Kaçacak bir çocuk bunları, geleceğiyle alakalı niye düşünsün? Niye yapsın? Hiçbir şey yokken, çocuğum 'Markete gidiyorum.' diye gitti. Benim çocuğumu zorla götürdüler. Ama kimseye duyuramıyorum, kimseye anlatamıyorum. Aile olarak iyi bir aile olmadığının haberleri de geliyor bana, mafyavari. Araç kiralama işi yapıyorlarmış Antalya'da" diye konuştu.

"EPİLEPSİ HASTASI VE İLAÇ İÇMESİ GEREKİYOR"

Solak, "Ben çocuğumun böyle bir ortamda kalmasını istemiyorum. Sayın devlet büyüklerinden yardım istiyorum. Beni duysunlar. Sadece ben çocuğumu istiyorum, başka bir şey istemiyorum. Ben bir kere görmek, bir kere konuşmak istiyorum. Çocuğumun yüzünü görmek istiyorum. Kimse çocuğunu bırakmaz. 'Ben 'bunu bırakayım, aman ne hali varsa görsün' diyemem. Benim sesimi duyurmaya çalıştığım konu bu. Eğer öyle bir kız olsaydı evlensin, gitsin, yuvasını kursun diyebilecek bir insanım ama değil. 'Anne ben evlenmeyi düşünmüyorum, ömür boyu seninle yaşayacağım' diyordu. Adliyeye işe sokmayı düşünüyorduk KPSS'ye girip puan kazandığı zaman. Polis olmak istiyor, hemşire olmak istiyor. Böyle hayalleri olan bir çocuk niye 18 yaşında kaçsın? 2 ay sonra mahkeme varken, karar mahkemesi varken neden kaçsın? Ben çocuğumun zorla tutulduğunu düşünüyorum. Biri beni duyup bu konuya el koysun, başka bir şey istemiyorum. Çocuğumun sağlığını, psikolojisini merak ediyorum. Epilepsi hastası ve ilaç içmesi gerekiyor. İlaçlarını da yanına almamış. Benim çocuğum nöbet geçirse kim sorumlu? Çocuğuma bir şey olsa kim sorumlu?" dedi.