Kılıçdaroğlu'ndan Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin açıklama: 'Cumhuriyetçi eşit yurttaşlık vadediyoruz'

Güncel Haberler

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğu, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, "Sürecin başarısı yalnızca siyasi iradeye bağlı değil, hukuki güvenceye, şeffaflığa, toplumsal katılıma ve güven duygusunun yeniden inşasına bağlıdır. Biz, Cumhuriyetçi, eşit yurttaşlık vadediyoruz. Benim ne hakkım varsa Kürt vatandaşımızın da o hakkı olacak bu kadar basit. Bu mesele, Türkiye'nin güvenliği ve dış politikası için de hayati bir meseledir. Hiç kimse unutmasın, biz bu meselemizi çözmeden, güçlü bölgesel bir aktör haline gelemeyiz" dedi.

(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğu, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, "Sürecin başarısı yalnızca siyasi iradeye bağlı değil, hukuki güvenceye, şeffaflığa, toplumsal katılıma ve güven duygusunun yeniden inşasına bağlıdır. Biz, Cumhuriyetçi, eşit yurttaşlık vadediyoruz. Benim ne hakkım varsa Kürt vatandaşımızın da o hakkı olacak bu kadar basit. Bu mesele, Türkiye'nin güvenliği ve dış politikası için de hayati bir meseledir. Hiç kimse unutmasın, biz bu meselemizi çözmeden, güçlü bölgesel bir aktör haline gelemeyiz" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğu, partisinin Genel Merkezi'nde Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Açıklamaya, SHP'nin 1989 tarihli "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Sorunu" adlı raporunu göstererek başlayan Kılıçdaroğlu, "Raporda 'Kürt realitesinin' kabul edilmesi, anadil yasaklarının kaldırılması savunuluyordu. O günlerde bu rapor yüzünden SHP çok eleştirildi, yerden yere vuruldu. Soruşturmalar açıldı. Ama iki yıl sonra kurulan DYP - SHP koalisyon hükümeti ilk ziyaretini Diyarbakır'a yaptı. Rahmetli Süleyman Demirel ve rahmetli Genel Başkanımız Erdal İnönü kürsüye çıktılar ve o meşhur 'Kürt realitesini kabul ediyoruz' açıklamasını yaptılar. O açıklama Cumhuriyet tarihimiz için önemli bir andı ve çok önemli bir adımdı. Buna biz öncülük etmiştik. İlk kez biz cesaretle bu sorunun çözülmesi için önemli bir adım atmıştık. Daha sonraki yıllarda da CHP çok sayıda benzer Kürt raporları hazırladı. Bu raporların tümü Partimizin arşivlerinde" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, 2013 yılında başlayan çözüm sürecine de destek verdiklerini, sorunun çözüm adresi olarak Meclis'i gösterdiklerini hatırlatarak, "2020 yılında yaptığımız Kurultayda da yine bu soruna değinmiş ve 'Başta Kürt sorunu olmak üzere, tüm toplumsal sorunlarımız demokrasi temelinde ve TBMM'nin öncülüğünde çözülecek; Türkiye'nin tam bağımsızlığı, demokrasisi ve üniter yapısı güçlendirilecektir' demiştik. İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesimizin saptamalarından biridir. Nihayet 13 yıl sonra, yani 2026'da bizim önerimize gelindi. Sorunun çözüm adresi olarak TBMM gösterildi ve Meclis bu görevi üstlendi" ifadelerini kullandı.
"ÇÖZÜM İÇİN DÖRT BOYUT"
Gerçekçi bir çözüm için dört boyut olduğunu, bu boyutların birlikte çözüm sürecini başarıya götüreceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle demam etti:
"1 - Terör örgütünün doğrulanabilir biçimde silahsızlanması ve örgütsel tasfiyesi;
2 - Türkiye'nin bütün yurttaşlarını kapsayan demokratik ve hukuki reformların yapılması;
3 - Irak ve Suriye'deki bağlantılı silahlı yapıların geleceğini kapsayan bölgesel güvenlik düzenlemesinin hayata geçirilmesi;
4 - Dış güçlerin vekil yapılanmalar üzerinden müdahalesini sınırlayacak bir egemenlik stratejisinin oluşturulması.
Bu dört boyut, her aşamada dikkate alınmak zorundadır. Çünkü Türkiye kendi iç barışını kurarken, dış jeopolitik hesaplara karşı da dikkatli olmak zorundadır. Bu mesele, Türkiye'nin kendi tarihsel ve toplumsal gerçekliği içinde, kendi Meclisiyle, kendi hukukuyla, kendi yurttaşlarıyla çözmesi gereken bir meseledir. Dolaysıyla Türkiye, hem güvenlik mimarisini hem de toplumsal barışını hukuk ve demokrasi temelinde oluşturmak zorundadır.
"TERÖRÜN BİTMESİ TÜRKİYE İÇİN TARİHSEL BİR FIRSATTIR"
Bugün konuştuğumuz mesele yalnızca bir güvenlik başlığı, yalnızca bir yasa hazırlığı, yalnızca bir örgütün silah bırakması veya kendini feshetmesi meselesi değildir. Terörün bitmesi Türkiye için tarihsel bir fırsattır. Bu süreç, ancak Cumhuriyet'in kurucu ilkeleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin demokratik meşruiyetiyle, hukuk devletiyle, eşit yurttaşlıkla, üniter yapıyla, üretken kalkınmayla ve bağımsız dış politika iradesiyle başarıya ulaşabilir. Çünkü bugün konuştuğumuz mesele, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türkiye'nin nasıl bir ülke olacağı meselesidir. Bu gerçeği unutmamak gerekiyor.
"SORUNU İLK GÖREN, İLK KEŞFEDEN PARTİ CHP'DİR"
Bu nedenle asıl soru şudur: Terör sonrasında nasıl bir Türkiye kurulacaktır? Silahların susması kendi başına kalıcı bir barışa dönüşecek midir? İşte onu yapabilecek vizyona ve iradeye sahip parti CHP'dir. Herkes bunu bilmeli. Sorunu ilk gören, ilk keşfeden, ilk raporu hazırlayan, çözüm önerilerini getiren bütün eleştirilere göğüs geren tek parti CHP'dir. Kimse bu gerçeği unutmasın.
Gücümüzü nereden alıyoruz? Çünkü biz ülkeyi kuran partiyiz. Bu ülkenin mimarı biziz CHP'dir. Sorunları çözmesini, akılcı politilar üretmesini bilen bir partiyiz. Biz bu sürece 'Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırma' süreci diyoruz. Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırmak nedir? Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırmak, güvenliği hukukun yerine koymadan, özgürlüğü de güvenliğin karşısına dikmeden, bu iki değeri aynı anayasal düzen içinde birleştirebilmektir. Bu kapasiteye siyasetin sahip olması lazım. Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırmak, silahın siyasetten tamamen çıkması, siyasetin de kapalı pazarlıklardan çıkarak Meclis'in, hukukun ve milletin denetimine girmesidir. Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırmak; farklı toplumsal aidiyetleri çatışma alanı olmaktan çıkarıp ortak Cumhuriyet yurttaşlığı içinde güvence altına almaktır.
Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırmak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının gereğini yapmaktır."
"TERÖRÜN BİTMESİ VE ÜNİTER DEVLET YAPISI KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR"
Kemal Kılıçdaroğlu, sürecin başarısının, yalnızca siyasi iradeye değil, hukuki güvenceye, şeffaflığa, toplumsal katılıma ve güven duygusunun yeniden inşasına bağlı olduğunu dile getirerek, "Biz cumhuriyetçi eşit yurttaşlık vadediyoruz. Benim ne hakkım varsa Kürt vatandaşımızın da o hakkı olacak bu kadar basit" dedi.
Bu meselenin sadece bir demokrasi ve hukuk meselesi olmadığını vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Bu mesele, Türkiye'nin güvenliği ve dış politikası için de hayati bir meseledir. Hiç kimse unutmasın, biz bu meselemizi çözmeden, güçlü bölgesel bir aktör haline gelemeyiz. Şunu da unutmamak gerekir. Önce Kürt vatandaşlarımızla, ardından Kürt komşularımızla kuracağımız güçlü bağlar, Türkiye'nin gelecek vizyonunu da şekillendirecek. Bu noktada açık bir ilkesel çerçeve ortaya koyuyoruz. Terörün bitmesi ve üniter devlet yapısı kırmızı çizgimizdir.
"SÜRECİN TÜM AŞAMALARI BUNDAN SONRA DA TBMM MERKEZLİ YÜRÜTÜLMELİDİR"
Bu bağlamda, silahın siyasetin dışına çıkmasına evet. TBMM merkezli sürece evet. Hukuk devletine evet. Eşit yurttaşlığa evet. Demokratik siyasetin güçlenmesine evet. Üniter yapının korunmasına evet. Bölgesel barışa evet. Bu nedenle çağrımız açıktır. Sürecin tüm aşamaları bundan sonra da TBMM merkezli yürütülmelidir. Çerçeve yasa, açık hukuk ilkelerinin ürünü olmalıdır. Silahsızlanma gerçek, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olmalıdır. Demokratik siyasetin alanı genişletilmelidir. Üniter yapı ve egemenlik ilkesi korunmalıdır. Bu ülkeyi kuran parti olarak, sorumluluğumuzu biliyoruz. Hiçbir siyasi menfaat düşünmeden elimizi taşın altına koyuyoruz. Ülkemizin huzuru, bölgenin huzuru için açıkladığım çerçeve içinde çözüm Türkiye'yi rahatlacaktır. Yeter ki bir kişi daha ölmesin, yeter ki Türkiye bu meseleden kurtulsun."