Canpolat'tan TBMM'de Eşit Yurttaşlık ve Barış Vurgusu
CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, TBMM'de görüşülen çerçeve yasaya ilişkin açıklamasında, eşit yurttaşlık, demokrasi, adalet ve kalıcı barışın önemini vurguladı. Atatürk'ün 'Yurtta barış, dünyada barış' ilkesini hatırlatan Canpolat, farklılıkların zenginlik olduğunu, gerçek barışın hukukun üstünlüğü ve toplumsal uzlaşıyla sağlanabileceğini belirtti.
(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen "çerçeve yasa" ile ilgili yaptığı açıklamada, eşit yurttaşlık, demokrasi ve kalıcı barış mesajı verdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Canpolat, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen çerçeve yasaya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, toplumsal barış, eşit yurttaşlık, demokrasi, adalet ve hukuk devleti ilkelerine vurgu yaparak, kalıcı barışın ve refahın ancak demokratik kurumların güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğini belirtti.
Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesini hatırlatan Canpolat, "İnsanlık tarihi göstermektedir ki kalıcı kalkınmanın, sürdürülebilir refahın ve güçlü devlet yapılarının temelinde yalnızca ekonomik gelişmişlik ya da askeri güç değil, adalet, hukuk, demokrasi ve toplumsal barış bulunmaktadır. Bir ülkenin gerçek gücü, farklılıklarını çatışma unsuru olarak değil, ortak zenginlik olarak görebilmesinden doğar. Farklı kimliklerin, kültürlerin, inançların ve yaşam biçimlerinin barış içerisinde bir arada yaşayabildiği toplumlar, geleceğe daha güvenle bakabilmekte, bilimde, sanatta, ekonomide ve sosyal yaşamda daha büyük başarılar elde edebilmektedir" ifadesini kullandı.
Türkiye'nin, binlerce yıllık medeniyet birikiminin üzerinde yükselen, farklı kültürlerin ve inançların tarih boyunca birlikte yaşadığı köklü bir ülke olduğunu vurgulayan Canpolat, şunları kaydetti:
"Anadolu ve Mezopotamya'nın ortak mirası, yalnızca tarihi eserlerde değil, halkların ortak hafızasında, kültürel değerlerinde ve birlikte yaşama iradesinde de kendisini göstermektedir. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkesiyle, Arabıyla, Boşnağıyla, Gürcüsüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle ve tüm farklı toplumsal kesimleriyle bu ülkenin her bireyi aynı vatanın eşit ve onurlu yurttaşıdır. Cumhuriyetimizin temelini oluşturan vatandaşlık anlayışı; kökeni, dili, mezhebi, inancı ya da yaşam biçimi ne olursa olsun herkesin hukuk önünde eşit olduğu ilkesine dayanır. Demokratik hukuk devletinin en temel görevi de hiçbir bireyin kendisini dışlanmış, ötekileştirilmiş veya ikinci sınıf yurttaş olarak hissetmediği bir toplumsal düzeni tesis etmektir. Eşit yurttaşlık yalnızca anayasal bir ilke değildir. Aynı zamanda toplumsal güvenin, ortak aidiyet duygusunun ve güçlü demokrasinin temel taşıdır. İnsanların kendilerini özgürce ifade edebildiği, kimliklerinden dolayı ayrımcılığa uğramadığı ve herkesin fırsat eşitliğine sahip olduğu toplumlarda toplumsal huzur kalıcı hale gelir.
Barış, yalnızca silahların susması veya çatışmaların sona ermesi değildir. Gerçek barış; hukukun üstünlüğünün sağlandığı, insan haklarının korunduğu, adaletin tarafsız biçimde işlediği ve herkesin geleceğe umutla bakabildiği bir toplumsal düzenin inşa edilmesidir. Barış; çocukların korkusuzca büyümesi, gençlerin gelecek kaygısı yaşamaması, kadınların güven içinde yaşamlarını sürdürebilmesi, emekçilerin hak ettikleri yaşam koşullarına ulaşabilmesi ve yaşlıların huzur içerisinde yaşayabilmesidir. Barış aynı zamanda ekonomik kalkınmanın da en önemli şartlarından biridir. Çatışma ortamları yatırımın azalmasına, üretimin düşmesine, beyin göçünün artmasına ve toplumsal kaynakların verimsiz alanlara yönelmesine neden olur. Oysa huzur ortamında bilim gelişir, eğitim güçlenir, üretim artar, yatırım çoğalır ve toplumun refah seviyesi yükselir. Demokrasi yalnızca seçimlerden ibaret değildir. Demokrasi, çoğulculuk, katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğü ilkeleri üzerine kuruludur. Farklı düşüncelerin özgürce ifade edilebildiği, basının bağımsız çalışabildiği, yargının tarafsız hareket ettiği ve kamu yönetiminin hesap verebilir olduğu toplumlarda vatandaşların devlete olan güveni artmaktadır. Hukukun üstünlüğü; güçlü olanın değil, hakkın üstün tutulduğu bir düzeni ifade eder. Hiç kimsenin hukuk karşısında ayrıcalıklı olmadığı, herkesin temel hak ve özgürlüklerinin güvence altında bulunduğu bir sistem toplumsal huzurun en sağlam dayanağıdır."
"HİÇBİR ÇATIŞMA SONSUZA DEK SÜRMEZ"
Cemal Canpolat, bir toplumun geleceğinin, yalnızca ekonomik göstergelerle değil, insanlar arasındaki güven ilişkisiyle de ölçüleceğini belirterek, şunları kaydetti:
"Kardeşlik; aynı düşünmek değil, farklı düşüncelere rağmen birlikte yaşayabilmektir. Dayanışma; zor zamanlarda birbirine destek olabilmek, ortak sorunları birlikte çözebilmek ve ortak hedeflere birlikte yürüyebilmektir. Birliktelik ise farklılıkları yok saymak değil; onları ortak yaşam kültürünün doğal bir parçası olarak kabul edebilmektir. Toplumların gerçek zenginliği çeşitliliklerinden gelir. Kültürel farklılıklar ayrışmanın değil, ortak medeniyetin yapı taşlarıdır. Yakın tarih incelendiğinde dünyanın birçok bölgesinde uzun yıllar süren çatışmaların sonunda diyalog ve uzlaşının tercih edildiği görülmektedir. Barış süreçleri kolay olmamış, sabır, karşılıklı güven ve güçlü demokratik kurumlar gerektirmiştir. Ancak bu süreçler göstermiştir ki hiçbir çatışma sonsuza kadar sürmez. Kalıcı çözümler, şiddetten değil, diyalogdan; ötekileştirmeden değil, karşılıklı anlayıştan; baskıdan değil, demokratik uzlaşmadan doğmaktadır. Bu deneyimler, toplumsal sorunların çözümünde ortak aklın ve demokratik müzakerenin vazgeçilmez olduğunu ortaya koymaktadır. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta barış, dünyada barış' sözü yalnızca dış politika ilkesi değildir. Bu anlayış; toplumsal huzuru, hukuk devletini, demokratik yaşamı, insan haklarına saygıyı, uluslararası iş birliğini, karşılıklı güveni ve ortak geleceği esas alan evrensel bir vizyondur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya koyduğu bu ilke bugün de Türkiye'nin demokratik gelişimi ve uluslararası itibarı açısından yol gösterici niteliktedir. Türkiye'nin en büyük gücü genç nüfusudur."
CHP Genel Başkan Yardımcısı Canpolat, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen çerçeve yasaya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, toplumsal barış, eşit yurttaşlık, demokrasi, adalet ve hukuk devleti ilkelerine vurgu yaparak, kalıcı barışın ve refahın ancak demokratik kurumların güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğini belirtti.
Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesini hatırlatan Canpolat, "İnsanlık tarihi göstermektedir ki kalıcı kalkınmanın, sürdürülebilir refahın ve güçlü devlet yapılarının temelinde yalnızca ekonomik gelişmişlik ya da askeri güç değil, adalet, hukuk, demokrasi ve toplumsal barış bulunmaktadır. Bir ülkenin gerçek gücü, farklılıklarını çatışma unsuru olarak değil, ortak zenginlik olarak görebilmesinden doğar. Farklı kimliklerin, kültürlerin, inançların ve yaşam biçimlerinin barış içerisinde bir arada yaşayabildiği toplumlar, geleceğe daha güvenle bakabilmekte, bilimde, sanatta, ekonomide ve sosyal yaşamda daha büyük başarılar elde edebilmektedir" ifadesini kullandı.
Türkiye'nin, binlerce yıllık medeniyet birikiminin üzerinde yükselen, farklı kültürlerin ve inançların tarih boyunca birlikte yaşadığı köklü bir ülke olduğunu vurgulayan Canpolat, şunları kaydetti:
"Anadolu ve Mezopotamya'nın ortak mirası, yalnızca tarihi eserlerde değil, halkların ortak hafızasında, kültürel değerlerinde ve birlikte yaşama iradesinde de kendisini göstermektedir. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkesiyle, Arabıyla, Boşnağıyla, Gürcüsüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle ve tüm farklı toplumsal kesimleriyle bu ülkenin her bireyi aynı vatanın eşit ve onurlu yurttaşıdır. Cumhuriyetimizin temelini oluşturan vatandaşlık anlayışı; kökeni, dili, mezhebi, inancı ya da yaşam biçimi ne olursa olsun herkesin hukuk önünde eşit olduğu ilkesine dayanır. Demokratik hukuk devletinin en temel görevi de hiçbir bireyin kendisini dışlanmış, ötekileştirilmiş veya ikinci sınıf yurttaş olarak hissetmediği bir toplumsal düzeni tesis etmektir. Eşit yurttaşlık yalnızca anayasal bir ilke değildir. Aynı zamanda toplumsal güvenin, ortak aidiyet duygusunun ve güçlü demokrasinin temel taşıdır. İnsanların kendilerini özgürce ifade edebildiği, kimliklerinden dolayı ayrımcılığa uğramadığı ve herkesin fırsat eşitliğine sahip olduğu toplumlarda toplumsal huzur kalıcı hale gelir.
Barış, yalnızca silahların susması veya çatışmaların sona ermesi değildir. Gerçek barış; hukukun üstünlüğünün sağlandığı, insan haklarının korunduğu, adaletin tarafsız biçimde işlediği ve herkesin geleceğe umutla bakabildiği bir toplumsal düzenin inşa edilmesidir. Barış; çocukların korkusuzca büyümesi, gençlerin gelecek kaygısı yaşamaması, kadınların güven içinde yaşamlarını sürdürebilmesi, emekçilerin hak ettikleri yaşam koşullarına ulaşabilmesi ve yaşlıların huzur içerisinde yaşayabilmesidir. Barış aynı zamanda ekonomik kalkınmanın da en önemli şartlarından biridir. Çatışma ortamları yatırımın azalmasına, üretimin düşmesine, beyin göçünün artmasına ve toplumsal kaynakların verimsiz alanlara yönelmesine neden olur. Oysa huzur ortamında bilim gelişir, eğitim güçlenir, üretim artar, yatırım çoğalır ve toplumun refah seviyesi yükselir. Demokrasi yalnızca seçimlerden ibaret değildir. Demokrasi, çoğulculuk, katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğü ilkeleri üzerine kuruludur. Farklı düşüncelerin özgürce ifade edilebildiği, basının bağımsız çalışabildiği, yargının tarafsız hareket ettiği ve kamu yönetiminin hesap verebilir olduğu toplumlarda vatandaşların devlete olan güveni artmaktadır. Hukukun üstünlüğü; güçlü olanın değil, hakkın üstün tutulduğu bir düzeni ifade eder. Hiç kimsenin hukuk karşısında ayrıcalıklı olmadığı, herkesin temel hak ve özgürlüklerinin güvence altında bulunduğu bir sistem toplumsal huzurun en sağlam dayanağıdır."
"HİÇBİR ÇATIŞMA SONSUZA DEK SÜRMEZ"
Cemal Canpolat, bir toplumun geleceğinin, yalnızca ekonomik göstergelerle değil, insanlar arasındaki güven ilişkisiyle de ölçüleceğini belirterek, şunları kaydetti:
"Kardeşlik; aynı düşünmek değil, farklı düşüncelere rağmen birlikte yaşayabilmektir. Dayanışma; zor zamanlarda birbirine destek olabilmek, ortak sorunları birlikte çözebilmek ve ortak hedeflere birlikte yürüyebilmektir. Birliktelik ise farklılıkları yok saymak değil; onları ortak yaşam kültürünün doğal bir parçası olarak kabul edebilmektir. Toplumların gerçek zenginliği çeşitliliklerinden gelir. Kültürel farklılıklar ayrışmanın değil, ortak medeniyetin yapı taşlarıdır. Yakın tarih incelendiğinde dünyanın birçok bölgesinde uzun yıllar süren çatışmaların sonunda diyalog ve uzlaşının tercih edildiği görülmektedir. Barış süreçleri kolay olmamış, sabır, karşılıklı güven ve güçlü demokratik kurumlar gerektirmiştir. Ancak bu süreçler göstermiştir ki hiçbir çatışma sonsuza kadar sürmez. Kalıcı çözümler, şiddetten değil, diyalogdan; ötekileştirmeden değil, karşılıklı anlayıştan; baskıdan değil, demokratik uzlaşmadan doğmaktadır. Bu deneyimler, toplumsal sorunların çözümünde ortak aklın ve demokratik müzakerenin vazgeçilmez olduğunu ortaya koymaktadır. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta barış, dünyada barış' sözü yalnızca dış politika ilkesi değildir. Bu anlayış; toplumsal huzuru, hukuk devletini, demokratik yaşamı, insan haklarına saygıyı, uluslararası iş birliğini, karşılıklı güveni ve ortak geleceği esas alan evrensel bir vizyondur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya koyduğu bu ilke bugün de Türkiye'nin demokratik gelişimi ve uluslararası itibarı açısından yol gösterici niteliktedir. Türkiye'nin en büyük gücü genç nüfusudur."
Kaynak: ANKA / Güncel
Cumhuriyet Halk Partisi, Tbmm Genel Kurulu, Cemal Canpolat, İnsan Hakları, Demokrasi, Güncel, Cumhuriyet Halk Partisi, TBMM, Demokrasi, Cemal Canpolat, Tbmm Genel Kurulu, İnsan Hakları, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA