CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi İlk Toplantısını Yaptı.
CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Ekonomi Eşgüdüm Konseyi toplantısı sonrası, yaptığı açıklamada "Tüm yurttaşlarımıza sesleniyorum: İçinde bulunduğumuz ekonomik krize mahkum değilsiniz. Bu düzeni değiştirecek reçete Cumhuriyet Halk Partisi'nde harfi harfine hazırlandı hazırlanmaya devam ediyor. Ve ilk seçimde bu yüklerden hep birlikte kurtulacağız. O ana kadar sizlerin yanı başında hakkınızı sizlerle birlikte her zeminde savunmaya, neyi nasıl yapacağınızı anlatmaya ve çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
(ANKARA) - CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Ekonomi Eşgüdüm Konseyi toplantısı sonrası, yaptığı açıklamada "Tüm yurttaşlarımıza sesleniyorum: İçinde bulunduğumuz ekonomik krize mahkum değilsiniz. Bu düzeni değiştirecek reçete Cumhuriyet Halk Partisi'nde harfi harfine hazırlandı hazırlanmaya devam ediyor. ve ilk seçimde bu yüklerden hep birlikte kurtulacağız. O ana kadar sizlerin yanı başında hakkınızı sizlerle birlikte her zeminde savunmaya, neyi nasıl yapacağınızı anlatmaya ve çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi ilk toplantısını CHP Genel Merkezi'nde yaptı. Yaklaşık 3,5 saat süren toplantının ardından konuşan CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, şunları kaydetti:
"Saray iktidarı ülkemizi derin bir ekonomik bunalıma sürükledi. Bu bunalımdan ülkemizi çıkartacak ve ülkemizin eşitlikçi, adil, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir kalkınma hamlesini gerçekleştirmesi için ihtiyacımız olan bütüncül politikalarımızı dönük hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Bugün Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından birisi halkımızın alın teri ve emeği ile ortaya çıkarttığı kaynakların; ranttan yana, verimsizce, bir iktidarı iktidarda tutmak uğruna açık siyasi tercihlerle kara düzenden yana kullanılmasıdır. Bu nedenle, ortaya koyduğumuz ekonomik ve sosyal politikalar ile birincil ve öncelikli hedefimiz, kamu kaynaklarının en verimli şekilde kullanılmasını güvence altına almak ve halkın yararını güçlendirecek adımları atmaktır. Bunun sağlanması ise politikaların eşgüdüm içerisinde, kapsayıcı ve katılımcı süreçlerle oluşturulmasıyla mümkündür."
Halkın kaynaklarının halk için kullanılmasını sağlamak, verimli kullanılmasını güvence altına almak yani kamucu anlayışımızla Türkiye'yi, var olan zenginliklerini halk için kullanacağı bir yeni düzene kavuşturmaktır. Bir yandan da politikaların birbiriyle bütüncül olması birbirini ezen değil, birbiriyle konuşan ve o katılımcılıkla hazırlandığı için de halkın sorunlarına bütüncül bir perspektifle çare üreten bir planlamacı yaklaşım, bir öngörülebilirlik perspektifi, ölçü ve değerlendirmeye imkan verecek etki analizlerinin yapılması yani veriye inanan, veriyi değerlendiren, bunu tartışabilme özgüvenine sahip ve dinamik bir şekilde kendini yenileyebilen bir yeni kalkınmacı devlet vizyonuna ihtiyacımız var.
İşte bugün ilk toplantısını gerçekleştirdiğimiz Ekonomi Eşgüdüm Konseyimiz bugün iktidarın yapmadığı bu anlayışı bugünden iktidar olma iddiasıyla yaşatmak üzere yola koyulmuş bulunuyor. Sağlayacağımız bu eş güdüm kurduğumuz konseyle iktidarımızda kuracağımız Ulusal Planlama Ajansı'nın da ilk adımlarını çok güçlü bir biçimde atıyor. Biz planlamanın Türkiye'nin önünü açacağını, öngörülebilirlik sağlayarak rekabeti güçlendireceğini, dolayısıyla verimli yatırım yapmaya aç, açık, dinamik olan üreticilerimizi de ekonomide yeniden canlandıracağını çok iyi biliyoruz. İşte bu konsey tam da o iktidar iddiasını iktidar olmadan önce dahi yaşatacak bir kararlılıkla yola koyuldu."
"Enflasyonu kalıcı bir biçimde hayatımızdan çıkartacağız"
Ekonomi Eşgüdüm Konseyi'nin hem CHP'nin kurullarından hem de sahadan besleneceğini belirten Böke, iktidarın uyguladığı politikarın halkı yoksulluğa sürükleyen bilinçli politikalar olduğunu ifade etti. Böke, AK Parti iktidarında kurumlar arası ilişkilerin zayıfladığına dikkati çekerek, şunları ifade etti:
"Merkez Bankası'nın TÜİK'le iletişim halinde olacağı, birbirini duyacağı, gerekli hazırlıkları planlı bir şekilde yapacağı bir iktidara kurmaya geliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz sadece kurumsal işleyişimizi değiştirerek yurttaşımızın refahını arttırıyor olmayacağız. Biz enflasyonu da kalıcı bir şekilde düşürmeye kararlıyız. Bugün konsey toplantımızda etraflıca hayat pahalılığı ve enflasyon sorununu da ele aldık. ve bunlar sonucunda para politikası, finansal politikalar, maliye, üretim, istihdam politikalarında bir uyum, bir eşgüdüm, birlikte çalışma kültürünü yerleştirerek enflasyonu kalıcı bir biçimde hayatımızdan çıkartacağız."
Ne yapacağız diye sorarsanız, kalkınma politikalarımızla ortaya çıkacak olan üretimi bugün çok kapsamlı bir şekilde tartıştık. Üretimi canlandıracağız. Üretim canlanınca fiyat baskıları azalacak, enflasyon düşecek. Dışa bağımlılık azalacak, döviz kuruna duyarlı bir fiyatlama ortadan kalkacak ve bağımsız bir Merkez Bankası güçlü rezervler ve planlama esaslı bir ekonomi yönetimiyle öngörülebilirlik ortaya çıkacak. Bu öngörülebilirlik güven tesis edecek. Tesis edilen güven risk primlerini düşürecek ve tüm bunlar yurttaş açısından refahın arttığı hayat pahalılığının bittiği bir düzen anlamına gelecek. Yani bugün iktidarın yaptığı gibi TÜİK'in fiyat düzenlemesi veya kompozisyon değişikliğinin bahanesine sığınan değil, açık ve detaylı bir reçeteyi ortaya koyan bir anlayışla buradayız. ve bu üretim değişikliğinde eğitim, sağlık, barınma gibi alanlarda kamunun etkinliğini ve rolünü arttırarak kimsenin özel okullara mahkum edilmeyeceği, hastanelerde para ödeyen müşteri değil hakkı olan sağlık hizmetini alan yurttaşların geleceğini kuracağımız için de kira yükü azalacak, özel hastane yükü azalacak, özel sağlık harcama yükü azalacak, özel okul yükü azalacak, yurttaş açısından enflasyon düşecek."
Toplantıda tarım politikalarının da konuşulduğunu aktaran Böke, CHP iktidarında üretimi destekleyen bir üretim modeline geçileceğini, yine üretim temelli bir kalkınmayla işsizlikle de mücadele edileceğini söyledi.
"Bütçede geçici rahatlamalar uğruna gelecek kuşakların miraslarını yemeye kimselerin hakkı yoktur"
İstihdamı ve üretimi destekleyen eşitlikçi bir politikayı hayata geçireceklerini, ekonomik kriz nedeniyle yaşanan sosyal krizle mücadelede CHP'nin aktif rol oynamaya devam edeceğini dile getiren Böke, iktidarın özelleştirme politikalarına devam ettiğini hatırlatarak şöyle konuştu:
"Bu iktidar açık siyasi tercihleriyle iktidarı boyunca yaklaşık 65 milyar dolarlık özenleştirmeye imza attı. Bir yandan da rant projeleriyle kamu özel işbirliği projesi adı altında kamuyu toplamda 150 milyar dolarlık bir garanti yükünün altına soktu. ve sadece bu yıl bütçeden rant projelerine 240 milyar lira, bazen rakam çok konuşulunca unutuluyor, 240 milyar lirayı bu rant projelerine aktarmak üzere bütçeye koydu. ve bu iktidar şimdiden Cumhuriyet'in mirası olan, Cumhuriyet'in cevherleri olan annenizin, babanızın, dedenizin emeğiyle alın teriyle ortaya çıkmış olan kaynaktan yapılmış olan köprüleri, otoyolları satacağına dair bir iradeyi bize yabancı basın üzerinden bildirdi. Kamunun elindeki köprüler ve otoyollar kar ediyorlar. Zarar etmiyorlar. Halkın ihtiyaç duyduğu kaynakları yaratıyorlar. Vatandaş rant projelerindeki ücretlere kıyasla bu köprü ve otoyollardan çok daha uygun imkanlarla yararlanıyor. ve bu satılacak olan köprü ve otoyollar, Cumhuriyet döneminin değerleri iktidarın döneminde yapılmış da değiller. O kendilerinin çok övündüğü icraatçı yaklaşım var ya, hani icraat? Yapılmış olan icracı projeleri satmaya koyulmuş bir iktidarla karşı karşıyayız. ve tekrar edeyim dedelerimizin annelerimizin, babalarımızın, anneannelerimizin elde ettiği emeklerinin kazancıyla yapılmış olan köprüler ve otoyollar. İktidar bu köprü ve otoyolları da yabancılara satmaya kalkıyor. Çünkü bu iktidarın siyasi tercihi bu, ekonomik anlayışı bu."
Biz burada itiraz ederken itirazımız şunadır: Bunlar halkındır, milletin malını kimsenin satmaya hakkı yoktur. 2012 yılında bu konu gündeme geldiğinde vatana ihanet anlamına geleceğini söyleyip yapılmayacağına dair karar vermişlerdi. Ne oldu da bugün vatana ihanet olmaktan çıktı? Tam da ihanetin kendisidir bu. Yurttaşın emeğiyle var ettiği, kar yaratan ve yurttaşın kullandığı köprüleri yurttaşların aksine yabancıya satıyor olmak tam da kendi kelimeleriyle, vatana ihanet değil de nedir? Bir yandan da bu köprülerin, otoyolların bakım onarım konusu var biliyorsunuz. Bu konu kamusal sorumluluk gerektirir. Bu kamusal sorumluluk özel sektöre devredildiğinde elektrik de gördük, orman yangınları, aylarca yıllarca elektriksiz bırakılan yurttaşlarımız. Şimdi aynı şeyi köprülere, otoyollara yapmaya kalkıyorsunuz. Buna izin vermeyeceğimiz açıktır. Bu bütçede geçici rahatlamalar yaratmak uğruna gelecek kuşakların miraslarını yemeye kimselerin hakkı yoktur."
"Türkiye ve Avrupa Birliği arasında Gümrük Birliği'nin güncellenmesi acilen harekete geçilmesi gereken bir gündem haline gelmiştir"
Konsey toplantısında küresel ekonomi ve uluslararası ticaret konularını da ele aldıklarını bildiren Böke, şunları kaydetti:
"Küresel siyasette kural temelli düzen iddiası jeopolitik gerilimler ve bunun ekonomik yansımaları eşliğinde ortadan kalkıyor. Küresel ekonomide daha fazla korumacılık, daha bölgesel bir yaklaşım hızlanıyor. Dünya sahnesinde yaşanan bu değişim ve kopuşu parti programımızda tespit etmiş; Türkiye'yi bu gelişmelerin sonuçlarına karşı dirençli hale getirecek bir vizyonu ortaya koymuştuk. Bu gelişmeler doğrultusunda; ülkemizin en büyük ekonomik ve ticari ortağı Avrupa Birliği ile kuracağımız ilişkilerin de düzenlenmesi, acil ve hayati bir önem kazanmış durumda. Bu kapsamda, Türkiye ve Avrupa Birliği arasında Gümrük Birliği'nin güncellenmesi acilen harekete geçilmesi gereken bir gündem haline gelmiştir. Konsey toplantımızda bu konuyu temel bir çalışma başlığı haline getirdik."
Bu konu yalnızca teknik bir ticaret başlığı değildir. Bu, AB'nin küresel ticaret politikasında yön değiştirdiği bir dönemde, Türkiye'nin nerede konumlandığına dair stratejik bir meseledir. AB'nin Hindistan ve Latin Amerika ülkeleriyle imzaladığı yeni nesil serbest ticaret anlaşmaları, Made in Europe yaklaşımı, Yeşil Mutabakat, sınırda karbon düzenlemesi ve stratejik sanayi politikaları birlikte düşünülmelidir. AB aktif adımlar atarken ülkemiz ise mevcut Gümrük Birliği yapısı nedeniyle bu dönüşümün sonuçlarına karar süreçlerine dahil olmadan sonuçlarına maruz kalan bir ülke konumundadır.
İktidarın görevi bu gelişmeler karşısında izleyici kalmak değildir. Bu yeni bir durum değildir. Gümrük Birliğinin güncellenmesi konusu da AB'nin yapacağı serbest ticaret anlaşmaları da 20 yılı aşkın süredir gündemdedir. İktidar bu konuda hiçbir hazırlık yapmamıştır. İktidar görevini yerine getirmemiştir. Üretim ve ihracat kapasitesini geçtiğimiz on yıllarda AB ile yapılan ticaretle ciddi oranda artmış sanayimizin bu gelişmeler karşısında korunması ülkemiz için temel bir meseledir. Bugün Ekonomi Eşgüdüm Konseyi toplantımızda yaptığımız gibi; iktidar olana kadar Gümrük Birliği anlaşmasını nasıl güncelleyeceğimizi, üretim alanlarımızı nasıl genişleteceğimizi, küresel rekabet gücümüzü nasıl artıracağımızı planlamaya devam edeceğiz.
Bu çerçevede, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi yalnızca bir 'kapsam genişletme' olarak değerlendirilemez. Siyasi, ekonomik, sosyal boyutu olan bütüncül bir yeniden müzakere süreci olarak ele alınmalıdır. AB ile teknik uyum başlıklarını hızlandırmak, menşe kümülasyonu ve yeşil-dijital dönüşüm dosyalarını ticaret diplomasisinin merkezine almak temel öncelikler olmalıdır. Parti programımızda ortaya koyduğumuz dönüşüm politikaları bu çerçeveyi ortaya koymaktadır. İktidarın terk ettiği, partimizin güçlü bir şekilde sahip çıktığı Türkiye'nin AB'ye tam üyelik perspektifi bu kapsamda en önemli kaldıraçlardan biridir. Öyle ki Gümrük Birliğinin güncellenmesi başlığında yaşanan tıkanma ve aksaklıklarda, iktidarın Türkiye'de demokrasiyi ve hukuku yok etme girişimleri önemli bir rol oynamıştır. Gümrük Birliğinin Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda güncellenmesi için; bilindik beylik lafların ve sloganların ötesine geçen, ekonomimizi koruyan gerçekçi bir düzenleyici çerçeveye ve bu çerçeveyi harekete geçirecek yeni bir diplomasiye ihtiyaç vardır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bulunduğumuz tüm zeminlerde bu yaklaşımla girişimlerimizi sürdürecek ve artıracağız."
"Politikalarımız hazır, iktidar iddiamız büyük, kararlılığımız yüksek"
Üreticilerin ve ihracatçıların kamu destekleri ve teşvikler konusundaki ihtiyaçlarını, taleplerini bizzat kendilerinden duyduklarını belirten Böke, "Bu konuda Konseyimizin yaptığı değerlendirmeler; kısa vadeli pansuman ihtiyacı için desteklerin doğru bir şekilde verilmesi gerektiğini, ancak bunun ötesinde verimliliği artıracak yeşil-mor-dijital dönüşüm politikalarının hayata geçirilmesi ve rekabet gücümüzün artırılması yönündedir" dedi.
Böke, "Meclis'te, yerel yönetimlerde, işyerlerinde, üretim merkezlerinde hayatın her bir yerinde bizi göreceksiniz. Politikalarımız hazır, iktidar iddiamız büyük, kararlılığımız yüksek, bugün hayat mücadelesi içerisinde yoksullukla başbaşa bırakılmış olan, çalışmak isteyen ama çalışamayan, üretmek isteyen ama üretemeyen, çocukları için güvenli bir geleceği arzulayan tüm yurttaşlarımıza sesleniyorum: İçinde bulunduğumuz ekonomik krize mahkum değilsiniz. Bu düzeni değiştirecek reçete Cumhuriyet Halk Partisi'nde harfi harfine hazırlandı hazırlanmaya devam ediyor. ve ilk seçimde bu yüklerden hep birlikte kurtulacağız. O ana kadar sizlerin yanı başında hakkınızı sizlerle birlikte her zeminde savunmaya, neyi nasıl yapacağınızı anlatmaya ve çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Cumhuriyet Halk Partisi, Selin Sayek Böke, Ekonomi, Mahkum, Mahkum, Güncel, Mahkum, Mahkum, Selin Sayek Böke, Cumhuriyet Halk Partisi, Ekonomi, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA