Cezayir'deki seçimlerin ardından meclisteki güç dengeleri değişmedi, parti çeşitliliği arttı

Güncel Haberler

Bir önceki seçimin parlayan gücü olan bağımsız adaylar 50'den fazla sandalye kaybederek sert bir düşüş yaşarken, geçmiş seçimleri boykot eden köklü muhalefet partileri parlamentoya geri dönmeyi başardı ancak grup kurma eşiğine ulaşamadı

Cezayir'deki parlamento seçimlerinin resmi olmayan ilk sonuçları, siyasi güç dengelerinin sıralamasında ve meclisteki parti çeşitliliğinde dikkate değer değişiklikler ortaya koysa da ülkedeki temel yönetim denklemini ve güç dengelerini değiştirmedi.
Açıklanan ilk verilere göre, Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun'u ve hükümet programını destekleyen "Ulusal Akım" (milliyetçi) partileri, Ulusal Halk Meclisindeki 407 sandalyenin büyük çoğunluğunu kazandı.
Seçimi boykot eden bazı köklü muhalefet partileri ise yeniden meclise dönmeyi başardı.
Cumhurbaşkanı Tebbun destekçileri ilk üç sırayı paylaştı
Cezayir Ulusal Bağımsız Seçim Kurulu Başkan Vekili Kerim Halfan, düzenlediği basın toplantısında, Ulusal Kurtuluş Cephesinin (FLN) 90 sandalye kazanarak seçimi birinci sırada tamamladığını duyurdu.
Demokratik Ulusal Birlik (RND) partisi, önceki seçime göre sandalye sayısını 15 artırıp 73 sandalyeye ulaştırarak ikinci sıraya yükseldi.
Müstakbel Cephesi ise 59 sandalye elde ederek üçüncü oldu.
Böylece Cumhurbaşkanı Tebbun'un programını destekleyen üç parti, parlamentonun ilk üç sırasını kapatmış oldu.
İslami eğilimli MSP 22 sandalye kaybetti
2021 yılında yapılan bir önceki seçimlere kıyasla meclis aritmetiğinde ciddi bir yer değişimi gözlendi.
Bir önceki parlamentoda 84 sandalye ile ikinci sırada yer alan bağımsız adaylar, bu seçimde 50'den fazla sandalye kaybederek 32 sandalye ile altıncı sıraya geriledi.
Uzmanlar, bağımsız adayların 2021'deki yükselişinin 2019'daki "Halk Hareketi" (Hirak) sonrası siyasi partilere duyulan tepkiden kaynaklandığını, ancak kurumsal bir tabana sahip olmamaları ve organizasyonel zorluklar nedeniyle bu seçimde ciddi bir gerileme yaşadıklarını belirtiyor.
Ülkenin en büyük İslami eğilimli partisi ve eski meclisin tek muhalefet bloku olan Barış Toplumu Hareketi (MSP) de 22 sandalye kaybederek 43 sandalye ile dördüncü sıraya geriledi.
Bir diğer İslami eğilimli parti olan Ulusal Bina Hareketi (El-Bina) ise 38 sandalye ile beşinci sıradaki yerini korudu.
Milliyetçi çizgideki "Halkın Sesi" (Savtu'ş-Şa'b) partisi 17 sandalye kazanarak meclisteki iç tüzük gereği grup kurma eşiği olan 15 milletvekili sınırını aşmayı başardı ve meclisteki yedinci siyasi grup oldu.
Hükümet senaryoları ve 2020 Anayasası
Mevcut sandalye dağılımı, Cumhurbaşkanı Tebbun'u destekleyen blokun mecliste salt çoğunluğu sağladığını gösteriyor.
Bu durum, Cumhurbaşkanı'nın kendi programını uygulayacak bir başbakan atamasının önünü açıyor.
Cezayir'in 2020 Anayasası'na göre hükümet, meclis çoğunluğunu cumhurbaşkanı yanlıları kazanırsa cumhurbaşkanının programını, muhalefet kazanırsa muhalefetin kendi programını uygulamak üzere kuruluyor.
Mevcut seçim sonuçlarına göre ise cumhurbaşkanı yanlılarının çoğunlukta olduğu ilk senaryonun gerçekleşmesi kesinleşti.
Muhalefet meclise döndü ancak grup kuramadı
2019 yılındaki Halk Hareketi sonrası yapılan ilk seçimleri boykot eden köklü muhalefet partileri bu seçimle parlamentoya geri döndü.
Ülkenin en eski muhalefet partisi konumundaki sol eğilimli Sosyalist Güçler Cephesi (FFS) 12, seküler çizgideki Kültür ve Demokrasi Rallisi (RCD) 4 ve solcu İşçi Partisi (PT) 3 sandalye kazandı.
Ancak bu partiler, resmi olmayan sonuçlara göre 15 milletvekili sınırına ulaşamadıkları için mecliste kendi adlarına grup kurma hakkını elde edemedi.
Öte yandan yeni mecliste parti çeşitliliği de arttı.
Bir önceki dönemde mecliste 13 parti temsil edilirken, bağımsızların gerilemesiyle birlikte bu sayı yeni dönemde 22'ye yükseldi.
Seçim Kurumu, ilk sonuçları ve itirazları değerlendirmek üzere evrakları Anayasa Mahkemesine devredecek.
Mahkemenin incelemesinin ardından kesin sonuçlar Resmi Gazete'de yayımlanacak.
Düşük katılım oranı ve siyasi partilere eleştiri
Cezayir Ulusal Bağımsız Seçim Kurulu Başkan Vekili Halfan, seçime katılım oranının yurt içinde yüzde 21,24, yurt dışındaki Cezayir diasporasında ise yüzde 10,75 olarak gerçekleştiğini açıkladı.
Halfan, ülke tarihinin en düşük katılım oranlarından biri olarak kayda geçen bu tabloya dikkati çekerek, bu oranın "sandığa yansıyan halk iradesinin gerçekliği" olduğunu, kurum olarak görevlerinin rakamları büyütmek veya küçültmek değil, gerçeği olduğu gibi sunmak olduğunu vurguladı.
Düşük katılımın siyasi partilerin neden olduğuna işaret eden Halfan, şu ifadeleri kullandı:
"Cezayir yasaları seçmeni oy vermeye zorlamaz, aksine seçmenin yenilikçi bir söylemle ikna edilmesi gerekir. Bu sonuçların, seçmenin güvenini yeniden kazanmak ve sandığa katılımı artırmak adına siyasi partiler ile sivil toplum kuruluşlarına bir ders olmasını umuyorum."
Ülkedeki 69 vilayette 2 Temmuz akşamı sandıkların kapanmasıyla tamamlanan oy verme işlemi, 2019'daki kitlesel protestoların ardından ülkede yapılan ikinci genel seçim olma özelliğini taşıyor.
Yaklaşık 1 milyon geçersiz oy
Cezayir seçimlerinde geleneksel bir tepki biçimi haline gelen "geçersiz oy" olgusu bu seçimde de ağırlığını hissettirdi.
Seçim Kurumu verilerine göre, ülke genelinde kullanılan oyların 910 bin 230'u geçersiz sayılırken, 1095 oy ise ihtilaflı olarak kaydedildi.
Siyasi analistler, 1 milyona yaklaşan bu geçersiz oyları, sandığa giden ancak hiçbir adayı veya parti programını benimsemeyen seçmenlerin "protesto oyu" olarak yorumluyor.