Tanju Özcan ve 18 sanığın yargılandığı davada 'cafe, hak ediş, beton' savunmaları
Bolu Belediyesi'ne yönelik irtikap soruşturmasında, aralarında eski Başkan Tanju Özcan'ın da bulunduğu 19 sanığın yargılandığı davada ikinci gün duruşmasında cafe, hak ediş ve beton olayına ilişkin savunmalar alındı. Özcan, iddiaları reddetti.
Bolu Belediyesine yönelik "irtikap" soruşturması kapsamında haklarında dava açılan, aralarında belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan'ın da bulunduğu 6'sı tutuklu 19 sanığın yargılandığı davanın ikinci gün duruşmasında, "cafe olayı", "hak ediş olayı" ve "beton olayı"na ilişkin savunmalar alındı.
Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesince, Bolu Sosyal Bilimler Lisesinin spor salonunda özel oluşturulan salonda yapılan duruşmaya, tutuklu sanıklar Tanju Özcan, Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Belediye Meclis üyesi Cihan Tutal, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan, BolSev yöneticisi Ali Sarıyıldız ile Bolu Köroğlu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi ile Bolu Manavlar Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mustafa Altındal, tutuksuz sanıklar, müştekiler ve tarafların avukatları katıldı.
Duruşmada, bir iş yerinin ruhsat devir sürecinde yaşanan sorunların çözülmesi için BolSev'e bağış yapma iddiasını içeren "cafe olayı" ile ilgili sanıklar savunma yaptı.
Tutuklu sanık Tanju Özcan savunmasında, herhangi bir pazarlıktan haberdar olmadığını iddia ederek, "Adım kullanılıp pazarlık yapılmışsa nitelikli dolandırıcılıktan işlem yapılması gerekir." dedi.
Mustafa Altındal ile ilişkilerinin iyi olduğundan bahseden Özcan, "Zaman zaman sorun yaşadığımız anlar da olmuştu. Pazarcılar sorunları için belediyeye sık sık gelir. Belediyeye sık geldiği için 'Bunlar Tanju başkanla çok sık görüşüyor, başkan onu kırmaz' denilmiş olabilir. Mustafa Altındal da bunu kullanmış olabilir mi bilmiyorum." ifadelerini kullandı.
Özcan, BolSev'i küçük esnafı korumak ve yakınlarına yardım yapmak için kurduklarını söyleyerek, "Yanımda parayla ilgili hiçbir şey görüşülmedi. Bu vakfı küçük esnaftan para alalım diye kurmadık. Onların çocuklarına burs verelim diye kurduk. Gelip bana 'Vakfa katkı vereyim, sen de bu işi çöz.' derse onu odamdan kovarım." diye konuştu.
"Hak ediş" olayı
Cafe olayına ilişkin savunmaların tamamlanmasının ardından belediyeden, hak ediş ödemelerinin zamanında yapılması için bir şirket yetkilisinden vakfa yardım talep edildiği iddiasını içeren "hak ediş olayı"na ilişkin savunmalara geçildi.
Tutuklu sanık BolSev yöneticisi Ali Sarıyıldız, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan ile oturdukları sırada şirket yetkilisi H.V.A. ile tanıştıklarını, o görüşmede H.V.A. ile 2,5 milyon liralık bağış sözleşmesi imzalandığını gördüğünü söyledi.
Sarıyıldız, "Hak edişlerin daha erken ödenmesi konusunda aralarında konuşma olmuş. Buna şahitlik etmedim. 1,5 ay sonra Naim Bey, H.V.A. ile geldi. 7,5 milyon liralık sözleşme imzalandı. Görselleri gelmediği için öyle kaldı. Sözleşmeyi imzaladıktan sonra 7,5 milyon para gönderildi." ifadelerini kullandı.
Tutuklu sanık Naim Ayhan da H.V.A'nın hak ediş ödemeleri üzerinden baskı altına alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak, hiçbir yüklenici firmaya hak ediş ödemesi karşılığında bağış yapması ya da reklam sözleşmesi imzalaması yönünde telkinde bulunmadığını iddia etti.
Belediyedeki hak ediş ödemelerinin kişilerin inisiyatifiyle değil, mevzuata göre gerçekleştirildiğini aktaran Ayhan, iş yoğunluğu nedeniyle bağış toplamak ya da reklam sözleşmesi yapmak gibi bir görevi ve vakti olmadığını, vakfın da faaliyetlerini bağımsız şekilde yürüttüğünü söyledi.
Ayhan, müştekinin de beyanlarında vakfa öğrencilere yardım ve firmasının reklamını yapmak amacıyla ödeme yaptığını söylediğini aktararak, H.V.A'nın zaman zaman belediyede yanına geldiğini, Sarıyıldız'ın bahsettiği görüşmeyi hatırlamadığını, Sarıyıldız ile bağış konusunda herhangi bir görüşme yapmadığını ve sözleşme imzalamadığını ileri sürdü.
Tanju Özcan'ın savunması
Tutuklu sanık Tanju Özcan, yüklenici H.V.A. ile park yapım çalışmaları sırasında tanıştığını, projenin belediye açısından önem taşıdığını söyledi.
Özcan, H.V.A. ile görüşmesinde ekonomik kriz nedeniyle maliyet artışlarından söz edildiğini, belediye olarak hak ediş ödemelerini zamanında yaptıklarını söylediğini ifade etti.
Hak edişler karşılığında reklam sözleşmesi ya da vakfa bağış konusunda herhangi bir girişiminin olmadığını savunan Özcan, "Reklam sözleşmesinden haberim yoktu, vakıftan da bahsetmedim. Reklam sözleşmesini imzalayana kadar 4-5 hak ediş kendisine ödenmiş. Bu iddianamedeki ifadelerine bakıyorum benim reklam sözleşmesi yapmak istediğimi söylememiş. Vakıftan bahsettiğimi söylememiş. Sözleşme konusunda zorlama olmadığını, zorlama olsa imzalamayacağını söylemiş. Hak edişlerini geç aldığını da söylememiş." ifadelerini kullandı.
Reklam sözleşmesi öncesi ve sonrasındaki hak ediş ödeme sürelerinde fark bulunmadığını öne süren Özcan, reklamların ise soruşturmanın başlamasının ardından normalden erken yayımlanmış olabileceğini söyledi.
"Beton olayı"
Duruşmada daha sonra bir şirket yetkilisinin belediyeye bağlı şirketten beton almaya zorlandığı iddialarını içeren "beton olayı"na ilişkin sanıkların savunmaları alındı.
Tutuklu sanık Ali Sarıyıldız, Tanju Özcan'ın kendisinden talep edilen beton tipi için piyasa araştırması yapmasını istediğini, maliyet hesabı sonucu betonun metreküp fiyatını yaklaşık 3 bin 400 lira olarak belirlediklerini kaydetti.
Daha sonra firma yetkilisiyle bir araya geldiklerini ancak fiyat konusunda anlaşamadıklarını belirten Sarıyıldız, "Firma yetkilisi, 'Beton santrali kuracağım, bu fiyata alamam, kendim üretir kendim yaparım.' dedi. Başkan da 'Bu fiyata olmaz. Alacaksanız alın, size santral kurdurtmam.' dedi." ifadelerini kullandı.
Tanju Özcan ise "firmaya belediye şirketinden beton alma zorunluluğu getirdiği" iddialarının gerçeği yansıtmadığını savundu.
Bolu'da hastane inşaatı ihalesi alan firmanın beton arayışından ve sonraki süreçten bahseden Özcan, "Firmanın üstlendiği Kadın Doğum Hastanesi ihalesi kapsamında kendi beton santralini kurma hakkı da var. Firma yetkilisi buna rağmen bölgeden beton temin etmek istiyordu. Ben de şirketin beton satmasını istiyordum. Önceden belediye şirketinde görev yapan Ali Sarıyıldız'dan istenilen beton sınıfına ilişkin fiyat çalışması yapmasını istedim." diye konuştu.
Özcan, fiyat konusunda anlaşamadıklarını dile getirerek, "'Fiyat istediniz, verdik. Ben belediye başkanıyım, buna izin vermem.' dedim. Sonrasında da 'Diğer firmalardan alın.' dedim." beyanında bulundu.
Görüşme sırasında firma yetkilisiyle tartışma yaşandığını, beton santrali kurulmasına ilişkin sözlerinin yanlış yorumlandığını söyleyen Özcan, "Doğru olan sözüm 'Santrali kurdurtmam.' değil, 'Faaliyetine izin vermem. 'Firma yetkilisi, santrali kurarsa piyasaya da satış yapacağını söyledi. Ben de kendi ihtiyacı için santral kurabileceğini ancak piyasaya satış yapmak için ayrıca izin gerektiğini, buna izin vermeyeceğimi söyledim." ifadelerini kullandı.
Duruşmaya, diğer sanıkların da savunmalarını almak üzere yarına kadar ara verildi.
Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesince, Bolu Sosyal Bilimler Lisesinin spor salonunda özel oluşturulan salonda yapılan duruşmaya, tutuklu sanıklar Tanju Özcan, Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Belediye Meclis üyesi Cihan Tutal, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan, BolSev yöneticisi Ali Sarıyıldız ile Bolu Köroğlu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi ile Bolu Manavlar Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mustafa Altındal, tutuksuz sanıklar, müştekiler ve tarafların avukatları katıldı.
Duruşmada, bir iş yerinin ruhsat devir sürecinde yaşanan sorunların çözülmesi için BolSev'e bağış yapma iddiasını içeren "cafe olayı" ile ilgili sanıklar savunma yaptı.
Tutuklu sanık Tanju Özcan savunmasında, herhangi bir pazarlıktan haberdar olmadığını iddia ederek, "Adım kullanılıp pazarlık yapılmışsa nitelikli dolandırıcılıktan işlem yapılması gerekir." dedi.
Mustafa Altındal ile ilişkilerinin iyi olduğundan bahseden Özcan, "Zaman zaman sorun yaşadığımız anlar da olmuştu. Pazarcılar sorunları için belediyeye sık sık gelir. Belediyeye sık geldiği için 'Bunlar Tanju başkanla çok sık görüşüyor, başkan onu kırmaz' denilmiş olabilir. Mustafa Altındal da bunu kullanmış olabilir mi bilmiyorum." ifadelerini kullandı.
Özcan, BolSev'i küçük esnafı korumak ve yakınlarına yardım yapmak için kurduklarını söyleyerek, "Yanımda parayla ilgili hiçbir şey görüşülmedi. Bu vakfı küçük esnaftan para alalım diye kurmadık. Onların çocuklarına burs verelim diye kurduk. Gelip bana 'Vakfa katkı vereyim, sen de bu işi çöz.' derse onu odamdan kovarım." diye konuştu.
"Hak ediş" olayı
Cafe olayına ilişkin savunmaların tamamlanmasının ardından belediyeden, hak ediş ödemelerinin zamanında yapılması için bir şirket yetkilisinden vakfa yardım talep edildiği iddiasını içeren "hak ediş olayı"na ilişkin savunmalara geçildi.
Tutuklu sanık BolSev yöneticisi Ali Sarıyıldız, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan ile oturdukları sırada şirket yetkilisi H.V.A. ile tanıştıklarını, o görüşmede H.V.A. ile 2,5 milyon liralık bağış sözleşmesi imzalandığını gördüğünü söyledi.
Sarıyıldız, "Hak edişlerin daha erken ödenmesi konusunda aralarında konuşma olmuş. Buna şahitlik etmedim. 1,5 ay sonra Naim Bey, H.V.A. ile geldi. 7,5 milyon liralık sözleşme imzalandı. Görselleri gelmediği için öyle kaldı. Sözleşmeyi imzaladıktan sonra 7,5 milyon para gönderildi." ifadelerini kullandı.
Tutuklu sanık Naim Ayhan da H.V.A'nın hak ediş ödemeleri üzerinden baskı altına alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak, hiçbir yüklenici firmaya hak ediş ödemesi karşılığında bağış yapması ya da reklam sözleşmesi imzalaması yönünde telkinde bulunmadığını iddia etti.
Belediyedeki hak ediş ödemelerinin kişilerin inisiyatifiyle değil, mevzuata göre gerçekleştirildiğini aktaran Ayhan, iş yoğunluğu nedeniyle bağış toplamak ya da reklam sözleşmesi yapmak gibi bir görevi ve vakti olmadığını, vakfın da faaliyetlerini bağımsız şekilde yürüttüğünü söyledi.
Ayhan, müştekinin de beyanlarında vakfa öğrencilere yardım ve firmasının reklamını yapmak amacıyla ödeme yaptığını söylediğini aktararak, H.V.A'nın zaman zaman belediyede yanına geldiğini, Sarıyıldız'ın bahsettiği görüşmeyi hatırlamadığını, Sarıyıldız ile bağış konusunda herhangi bir görüşme yapmadığını ve sözleşme imzalamadığını ileri sürdü.
Tanju Özcan'ın savunması
Tutuklu sanık Tanju Özcan, yüklenici H.V.A. ile park yapım çalışmaları sırasında tanıştığını, projenin belediye açısından önem taşıdığını söyledi.
Özcan, H.V.A. ile görüşmesinde ekonomik kriz nedeniyle maliyet artışlarından söz edildiğini, belediye olarak hak ediş ödemelerini zamanında yaptıklarını söylediğini ifade etti.
Hak edişler karşılığında reklam sözleşmesi ya da vakfa bağış konusunda herhangi bir girişiminin olmadığını savunan Özcan, "Reklam sözleşmesinden haberim yoktu, vakıftan da bahsetmedim. Reklam sözleşmesini imzalayana kadar 4-5 hak ediş kendisine ödenmiş. Bu iddianamedeki ifadelerine bakıyorum benim reklam sözleşmesi yapmak istediğimi söylememiş. Vakıftan bahsettiğimi söylememiş. Sözleşme konusunda zorlama olmadığını, zorlama olsa imzalamayacağını söylemiş. Hak edişlerini geç aldığını da söylememiş." ifadelerini kullandı.
Reklam sözleşmesi öncesi ve sonrasındaki hak ediş ödeme sürelerinde fark bulunmadığını öne süren Özcan, reklamların ise soruşturmanın başlamasının ardından normalden erken yayımlanmış olabileceğini söyledi.
"Beton olayı"
Duruşmada daha sonra bir şirket yetkilisinin belediyeye bağlı şirketten beton almaya zorlandığı iddialarını içeren "beton olayı"na ilişkin sanıkların savunmaları alındı.
Tutuklu sanık Ali Sarıyıldız, Tanju Özcan'ın kendisinden talep edilen beton tipi için piyasa araştırması yapmasını istediğini, maliyet hesabı sonucu betonun metreküp fiyatını yaklaşık 3 bin 400 lira olarak belirlediklerini kaydetti.
Daha sonra firma yetkilisiyle bir araya geldiklerini ancak fiyat konusunda anlaşamadıklarını belirten Sarıyıldız, "Firma yetkilisi, 'Beton santrali kuracağım, bu fiyata alamam, kendim üretir kendim yaparım.' dedi. Başkan da 'Bu fiyata olmaz. Alacaksanız alın, size santral kurdurtmam.' dedi." ifadelerini kullandı.
Tanju Özcan ise "firmaya belediye şirketinden beton alma zorunluluğu getirdiği" iddialarının gerçeği yansıtmadığını savundu.
Bolu'da hastane inşaatı ihalesi alan firmanın beton arayışından ve sonraki süreçten bahseden Özcan, "Firmanın üstlendiği Kadın Doğum Hastanesi ihalesi kapsamında kendi beton santralini kurma hakkı da var. Firma yetkilisi buna rağmen bölgeden beton temin etmek istiyordu. Ben de şirketin beton satmasını istiyordum. Önceden belediye şirketinde görev yapan Ali Sarıyıldız'dan istenilen beton sınıfına ilişkin fiyat çalışması yapmasını istedim." diye konuştu.
Özcan, fiyat konusunda anlaşamadıklarını dile getirerek, "'Fiyat istediniz, verdik. Ben belediye başkanıyım, buna izin vermem.' dedim. Sonrasında da 'Diğer firmalardan alın.' dedim." beyanında bulundu.
Görüşme sırasında firma yetkilisiyle tartışma yaşandığını, beton santrali kurulmasına ilişkin sözlerinin yanlış yorumlandığını söyleyen Özcan, "Doğru olan sözüm 'Santrali kurdurtmam.' değil, 'Faaliyetine izin vermem. 'Firma yetkilisi, santrali kurarsa piyasaya da satış yapacağını söyledi. Ben de kendi ihtiyacı için santral kurabileceğini ancak piyasaya satış yapmak için ayrıca izin gerektiğini, buna izin vermeyeceğimi söyledim." ifadelerini kullandı.
Duruşmaya, diğer sanıkların da savunmalarını almak üzere yarına kadar ara verildi.
Kaynak: AA / Güncel
Belediye Başkanlığı, Yerel Haberler, Tanju Özcan, Politika, Belediye, Ekonomi, Güncel, Bolu, İrtikap, Tanju Özcan, Belediye Başkanlığı, Bolu, Ekonomi, Politika, Belediye, Yerel Haberler, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA