Bologna Eşgüdüm Komisyonu Koordinasyon Toplantısı

Politika Haberleri

YÖK Başkanı Prof.Dr.Gökhan Çetinsaya, "Biz, hiç şüphesiz uluslararasılaşmayı Bologna sürecinden ibaret görmeyeceğiz."

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, "Biz, hiç şüphesiz uluslararasılaşmayı Bologna sürecinden ibaret görmeyeceğiz. Belki farklı, paralel Bologna süreçleri de üreteceğiz. Ne yerlere süründürmeden, ne göklere çıkarmadan Bologna sürecinde rasyonel bir süreci takip etmeliyiz" dedi.

Çetinsaya, rektörlerle YÖK'teki Bologna Sürecinin Türkiye'de Uygulanması Projesi 2011-2013: Bologna Eşgüdüm Komisyonu Koordinasyonu Toplantısı'nda biraraya geldi.

Toplantıdaki konuşmasına, "Bu toplantı sizlerle YÖK çatısı altında yaptığımız ilk toplantı" diyerek başlayan Çetinsaya, göreve başladığı ilk gün önlerindeki en önemli gündem maddelerinden birinin yükseköğretimin kalitesini artırmak ve uluslararasılaşma olduğunu belirttiğini anımsattı.

Kalite ve uluslararasılaşma hedefleri doğrultusındaki en önemli araçlardan birisinin Bologna süreci olduğunu ifade eden Çetinsaya, üniversitelerin tarih boyunca çok farklı aşamalardan, evrelerden geçtiğini, son 20 yıldır küreselleşme denilen dönem içerisinde ise çok daha hızlı bir değişim sürecine tanık olunduğunu söyledi.

Üniversitelerin eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetlerinin yanı sıra toplumsal sorumluluk bakımından da önemli bir role sahip olduğunu belirten Çetinsaya, yükseköğretim sisteminin çok hızlı bir büyüme kaydettiğini, şu anda üniversitelerde 4 milyon öğrencinin eğitim gördüğü, 170'e yakın üniversite bulunduğu ve 110 bin civarında öğretim elemanının hizmet verdiği bilgisini aktardı.

Çetinsaya, "Yıllardır yükseköğretimimizin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlardan biri yükseköğretimi hedefleyen öğrenci sayısının üniversitelirimizdeki kapasiteden çok fazla olmasıydı. Bu nedenle de öğrencilerimiz ortaöğretimden itibaren büyük bir yarış ve sıkı bir rekabetin içinde bulunuyorlar. Türkiye, yükseköğretim talebini karşılayabilmek için son yıllarda büyük bir atılım geçirdi. Kurulan üniversite sayısının hızla artması, üniversitelerin tüm yurda yayılması bu atılımın kayda değer göstergelerinden biridir" diye konuştu.

Yükseköğretime erişimi artırmak ve talebi karşılamak için kurumların sadece sayısının artırılmasının tek başına yeterli olamayacağının altını çizen Çetinsaya, bu sayısal artışla orantılı olacak bir şekilde tüm yükseköğretim kurumlarındaki eğitim, öğretim, fiziki, akademik ve idari kapasiteler ve sosyal olanakların da bir bütün olarak düşünülmesi gerektiğini söyledi.

-"Bologna için gayretleri artırmalıyız"-

Genç nüfusun günün ihtiyaç ve gerekleri doğrultusunda bilgi, beceri ve yetkinliklerle donatmamız gerekiyor" diyen Çetinsaya, Türkiye olarak eğitim ve araştırmanın birbiriyle irtibatlı yürütülmesini sağlaması gerektiğine işaret etti.

Eğitim, öğretim müfredatlarının güncellenmesi gerektiğini de belirten Çetinsaya, programların veya bölümlerin hangi profilde mezun vereceğini bilerek gerekli donanımı sağlayarak oluşturulması gerektiğini söyledi.

Öğrencilerin, öğretim elemanlarının ve idari personelin belli dönemlerde farklı ülkelerde eğitim veya iş tecrübelerinde bulunmaları gerektiğini belirten Çetinsaya, mezunların diplomalarının yurt dışında rahat bir şekilde tanınmasının ve teknolojinin imkanlarının kullanılarak uzaktan eğitim imkanlarının geliştirilmesinin de bir gereklilik olduğunu ifade etti.

Çetinsaya, şunları kaydetti:

"Gençlerimizin yükseköğretime erişimlerinde, devam etmelerinde ve katılmalarında eşit fırsatlar sağlamamız gerekiyor. Üniversitelerimizin mali özerkliğe ulaşmasını sağlamamız, çeşitliliği özendirmemiz, hesap verilebilirliği artırmamız gerekiyor. Bu hedefler aynı zamanda eski adıyla Bologna süreci, yeni adıyla Avrupa yükseköğretim alanında bulunan 47 ülkenin de hedefleridir. İşte yükseköğretimimizin dünyayla aynı dili konuşması ve aynı standartları taşıması için Avrupa yükseköğretim alanının önerdiği ve geliştirdiği mekanizmalar bizim için de yürütülmesi gerekli mekanizmalardır. Bizim hedefimiz bu alanlarda çevremizdeki ülkelerden başlayarak öncü bir rol oynamaktır."

Bu çalışmaların başarıya ulaşabilmesi için diğer ülkelerdeki deneyimlerden, uygulamalardan faydalanmanın önemine dikkat çeken Çetinsaya, Bologna sürecinin 11 yılı aşkın süredir uygulandığını, küresel bir niteliğe ulaştığını söyledi.

Çetinsaya, "2001'den beri içinde bulunduğumuz Avrupa yükseköğretim alanındaki gelişmeleri yakından izliyoruz. Büyük ve köklü bir yükseköğretim sistemi olarak katkı veriyoruz ve bize sağladığı araçlarla yükseköğretim sistemimizi yeniden yapılandırıyoruz. Bütün bu süreçte Bologna sürecini kurumlarımızda bir grubun ilgilendiğini, bir veya birkaç kişinin uğraşısı haline gelmiş bir mesele olarak göremeyiz. Sizlerin gayretlerinizi çok yakından biliyorum ama bu gayretleri artırmalı ve süreçleri üniversitelerimizdeki bütün birimlerin ve bütün elamanların ilgilendiği bir mesele haline getirmeliyiz" diye konuştu.

-"İfrat ve tefrit arasında gider gibiyiz"-

2001'den bu yana yükseköğretimde kayda değer gelişmeler olduğunu anlatan Çetinsaya, kalite güvence sistemlerinin oluşturulması, uygulanması, yeterlilikler çalışmalarının sürdürülmesi, diploma ve derecelerin tanınması için geliştirilen diploma eki ve Avrupa kredi transfer sistemi uygulamalarının, öğrenci hareketliliğin artmasının, yükseköğretime devamdaki engellerin tespit edilmesi ve kaldırılmasının bunlardan bazıları olduğunu kaydetti.

Yükseköğretim kurumlarının uluslararasılaşmasının arttığını ifade eden Çetinsaya, "2011 başvurularında diploma eki etiketi almaya hak kazanan 14 üniversitemiz ve Avrupa kredi transfer sistemi etiketi alan 3 üniversitemiz ödül töreni için Brüksel'de bulunuyorlar" dedi.

Çetinsaya, şöyle devam etti:

"Birçok konuda olduğu gibi, Bologna süreci gibi konularda da toplumumuzda ifrat ve tefrit arasında gider gibiyiz. Bir yandan medyada beyanlar okuyorum, gerek öğrenci temsilcilerinden, gerek bazen rektörlerimizden, gerek farklı akademisyenlerden. Öğrencilerin hoşuna gitmeyen veya farklı kesimlerden eleştiriler gelen birçok şeyi Bologna sürecine bağlıyoruz. Kolay bir cevap olarak, 'Bologna söylediği için böyle yaptık, Bologna emrettiği için böyle yaptık' gibi. Ama araştırdığınız zaman görüyorsunuz ki Bologna ile bu süreçlerin aslında hiç bir alakası yok, o dile getirilen, mesele yapılan... Bundan kesinlikle kaçınmalıyız. Aksi taktirde tüm bu söylediğimiz süreçleri tamamlayamayız.

İkinci başka bir şey de Bologna'yı kutsallaştırmak, Türk yükseköğretim sisteminin en kutsal meselesi mertebesine çıkarmak. Bu da saydığım amaçlar ve hedefler doğrultusunda anlamlı bir yol değil. Bizim yükseköğretim sistemimizin uluslararasılaşması lazım ama burada Bologna hiç şüphesiz hem bizim Avrupa Birliği sürecimiz dolayısıyla başat bir roldedir hem de bizim yapacağımız diğer uluslararasılaşma süreçleri bakımından da bize büyük bir tecrübe kazandırmaktadır. Biz hiç şüphesiz uluslararasılaşmayı Bologna sürecinden ibaret görmeyeceğiz. Belki farklı, paralel Bologna süreçleri de üreteceğiz. Ne yerlere süründürmeden, ne göklere çıkarmadan Bologna sürecinde rasyonel bir süreci takip etmeliyiz ve buradan alacağımız dinamizmle yeni uluslararasılaşma süreçlerine de kendimizi hazırlamalıyız."

YÖK Başkan Danışmanı Dr. Armağan Erdoğan da toplantıda "Uluslararası Gelişmeler: 2012 Bükreş Bakanlar Zirvesi Sonuçları" konulu bir sunum yaptı. Toplantıya verilen arada Çetinsaya, rektörlerle birlikte toplu fotoğraf çektirdi.

- ANKARA