Asgari ücret için dikkat çeken çıkış! Cumhur İttifakı üyesinden yılda iki kez zam çağrısı

Güncel Haberler

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "Diğer çalışanlarımız ve emeklilerimiz altı ayda bir enflasyon farkı alırken asgari ücretli niye enflasyon farkı almıyor? Ya Asgari Ücret Tespit Komisyonu senede iki kere toplansın ya da bir kere toplanıyorsa altı aylık enflasyon farkını alacağı da o anlaşmaya, o mutabakata mutlaka eklensin" dedi.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından gerçekleştirilen "Türkiye'de Çalışma Hayatının Gelecek 50 Yılı Çalıştayı"nda konuştu.

Türkiye'nin en temel meselelerinden birinin vergi adaletsizliği olduğunu vurgulayan Destici, 2026 bütçesinde yaklaşık 16 trilyon liranın üzerinde gelir, 18 trilyon liranın üzerinde gider ve yaklaşık 2,8 trilyon liralık açık bulunduğunu, bu açığın neredeyse tamamının faiz giderlerine karşılık geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı tarafından açıklanan 2027 yılına ilişkin tahmini bütçe rakamlarına da değinen Destici, yaklaşık 23 trilyon liralık gelire karşılık 27 trilyon lira civarında gider öngörüldüğünü ifade etti. Destici, "Açık dört trilyon liranın üzerine çıkmış vaziyette ve bunun tamamı da faiz gideri. Bütçedeki artış yüzde 30'u bile bulmazken faizdeki artış yüzde 40'ın üzerine çıkmış. Temel problemlerimizin en önemlilerinden bir tanesi bu" ifadelerini kullandı.

Bütçe açığının vergilerle kapatılmaya çalışıldığını savunan Destici, vergi sisteminin çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan ise hiç vergi alınmaması ilkesi üzerine kurulması gerektiğini vurguladı.

Vergi gelirlerinin büyük bölümünün dolaylı vergilerden elde edildiğini söyleyen Destici, gelir düzeyleri farklı vatandaşların tüketim üzerinden aynı oranda vergi ödediğine dikkati çekti. Destici, "Türkiye'nin en zengini de arabasına 20 litre mazot aldığında aynı vergiyi ödüyor, asgari ücretli de aynı vergiyi ödüyor, 23 bin lira alan emekli de aynı vergiyi ödüyor" dedi.

Özel Tüketim Vergisi'nin uygulama alanını da eleştiren Destici, çiftçinin üretimde kullandığı mazottan bu verginin alınmasına karşı olduklarını belirtti. Çiftçinin buğday ve pancar ekerken kullandığı mazotun özel tüketim olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Destici, "Biz BBP olarak bunu bugün söylemiyoruz. Yıllardır diyoruz ki çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV mutlaka kaldırılmalı. Vergi sistemimiz baştan aşağı yenilenmeli. Prensip olarak çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmalı; kazanmayandan, asgari ücretliden ve emekliden asla ve kat'a vergi alınmamalı. Bizim temel prensibimiz budur" diye konuştu.

"ASGARİ ÜCRETLİYE NİYE ENFLASYON FARKI VERİLMİYOR"

HAK-İŞ'in çalıştayla farklı kesimleri bir araya getirerek ortak akıl oluşturmayı amaçladığını dile getiren Destici, siyasi partilerin, kamu kurumlarının ve sendikaların aynı zeminde buluşmasının önemine işaret etti. Türkiye'nin temel sorunlarından birinin bir araya gelerek ortak çözümler üretmekte yaşanan güçlük olduğunu savunan Destici, "Maalesef bir araya gelmeyi, ortak bir akıl oluşturarak ortak çözümler üretmeyi beceremiyoruz. Bugün bu çalıştayla birlikte bunu gerçekleştiren HAK-İŞ'i buradan bir kere daha tebrik etmek istiyorum" dedi.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısına ilişkin eleştirileri haklı bulduğunu söyleyen Destici, asgari ücretlinin enflasyon karşısındaki kaybına dikkati çekti. Enflasyonun yüzde 30 düzeyinde olduğu bir ülkede asgari ücretin yılda yalnızca bir kez belirlenmesine itiraz edilmesi gerektiğini kaydeden Destici, sendikalara çağrıda bulunarak "Diğer çalışanlarımız ve emeklilerimiz altı ayda bir enflasyon farkı alırken asgari ücretli niye enflasyon farkı almıyor? ya Asgari Ücret Tespit Komisyonu senede iki kere toplansın ya da bir kere toplanıyorsa altı aylık enflasyon farkını alacağı da o anlaşmaya, o mutabakata mutlaka eklensin" şeklinde konuştu.

Ocak ayında belirlenen asgari ücretin yılın onuncu ayında da aynı kaldığına işaret eden Destici, bu süreçte ücretin, alım gücünün önemli ölçüde gerilediğini söyledi. Destici, "Emekliye düşük de olsa enflasyon farkı veriyoruz, çalışana veriyoruz. En düşük ücreti alan asgari ücretliye niye vermiyoruz? Bana göre ilk önce taviz verilmemesi gereken husus budur" ifadelerini kullandı.

"ÇALIŞANLA EMEKLİNİN MAAŞ DENGESİ BOZULDU"

Çalışma hayatı değerlendirilirken emeklilik dönemindeki gelir düzeyinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Destici, yalnızca çalışırken alınan ücretin değil, emekli olunduğunda alınacak maaşın da hakkaniyetli olması gerektiğini vurguladı.

Ocak 2023'te çalışan ile emekli arasındaki maaş dengesinin üçte iki düzeyinde olduğunu ifade eden Destici, "Çalışan üç alırken emekli iki alıyordu. Bugün üçe bir. Bununla mücadele etmek gerekiyor. Emekli için de bu mücadeleyi vermek gerekiyor" şeklinde konuştu.

Çalışan memurlara toplu sözleşmeyle sağlanan hakların emeklilere de aynı şekilde yansıtılması gerektiğini savunan Destici, bu yaklaşımın gerekli yasal ve anayasal düzenlemelerle işçi emeklileri için de uygulanabileceğini kaydetti.

Çalıştayın teknik başlıklarını uzmanların değerlendireceğini söyleyen Destici, siyasetçilerin sorumluluğunun vatandaşın günlük hayatında karşılaştığı sorunlara çözüm üretmek olduğunu belirtti. Destici, "Bize düşen güncel konulardır; işçinin, emeklinin, memurun, asgari ücretlinin, vatandaşın talepleridir. Bizim için öncelikli olan bunlardır. Bunlara yoğunlaşmamız gerektiğini düşünüyorum ve biz bunlara yoğunlaşıyoruz" ifadelerini kullandı.

"ASGARİ HANE GEÇİM RAKAMI BELİRLENMELİ"

Dar gelirli ailelerin desteklenmesine ilişkin önerilerini üç yıl önce hükümete proje olarak sunduklarını aktaran Destici, bir hanenin asgari geçim ihtiyacını belirleyecek komisyon oluşturulmasını istedi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu'na benzer bir mekanizma kurulabileceğini ancak komisyonun yapısının farklı olması gerektiğini söyleyen Destici, asgari hane geçim tutarının gerektiğinde illere ve bölgelere göre belirlenmesini önerdi. Ankara'da bir hanenin asgari geçim tutarının örneğin 40 bin lira olarak hesaplanması durumunda, hanenin geliri ile bu tutar arasındaki farkın devlet tarafından karşılanması gerektiğini ifade eden Destici, "En düşük emekli maaşı olarak 23 bin lira alıyor, evi kira ve başka geliri yok. Aradaki 17 bin lirayı devlet, sosyal devlet olmanın gereği olarak vermeli. ya da yalnızca 28 bin lira asgari ücret alıyor. Aradaki 12 bin lirayı devlet, sosyal devlet olmanın gereği olarak vermeli" dedi.

Avrupa ülkelerinde benzer uygulamalar bulunduğunu söyleyen Destici, bütçe imkanlarının herkese aynı anda destek verilmesine elvermemesi durumunda dezavantajlı hanelerin öncelenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Tek maaş alan emekliyi, tek maaş alan asgari ücretliyi, evi kira olanı, çocuğunu okutan işçiyi öncelemeliyiz" diye konuştu.

"AİLE OLMAZSA TOPLUM, TOPLUM OLMAZSA MİLLET OLMAZ"

Kadınların çalışma hayatındaki yerinin çok kıymetli olduğunu belirten Destici, aile yapısının korunmasının da vazgeçilmez önemde olduğunu söyledi. Destici, "Aile olmazsa toplum olmaz, toplum olmazsa millet olamayız. Güçlü bir devlet halinde yolumuza devam edemeyiz. Onun için aileyi en ön plana koymamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Nüfus ve demografik yapı konusunun çalıştay masalarında ele alınacak başlıklardan biri olduğunu hatırlatan Destici, aile kurumunun güçlenmesi ve nüfusun artması için çalışma hayatında somut düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Destici, "100 milyonluk Türkiye'yi hedefliyorsak çalışma hayatında kadına mutlaka ama mutlaka pozitif ayrımcılık yapmak zorundayız" dedi.

"ÇALIŞANLARIN ÇOCUKLARI İÇİN KREŞ İMKANI SAĞLANMALI"

Çalışan kadınların kreş sorununun çözülmesi gerektiğini belirten Destici, belirli sayının üzerinde çalışanı bulunan iş yerlerinde ve kamu kurumlarında çalışanların çocukları için kreş imkanı sağlanmasını istedi. Destici, "Her kamu kurumunun ve belli bir sayının üzerinde işçi çalıştıran her iş yerinin, çalışanların çocukları için mutlaka kreşi olmalı. Bunu sağlayamayan, çalışan sayısı az olan iş yerleri için de ortak kreşler kurulmalı" şeklinde konuştu.

Kadınların iş ve aile hayatını birlikte sürdürebilmelerini kolaylaştıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Destici, bu konuda somut adımlar beklediklerini söyledi.

"KADIN ÜNİVERSİTELERİ VE KADIN HASTANELERİ KURULMALI"

Japonya örneğini hatırlatarak Türkiye'de kadın üniversitelerinin kurulmasını öneren Destici, kadın hastanelerinin de oluşturulması gerektiğini ifade etti. Şehir hastanelerinin farklı alanlarda hizmet veren hastane ve kulelerden oluştuğunu belirten Destici, bu yapı içerisinde kadın hastanelerine de yer verilebileceğini söyledi. Bilkent Şehir Hastanesi'ni örnek gösteren Destici, farklı alanlara ayrılmış yapılardan birinin kadın hastanesi olarak düzenlenebileceğini belirtti. Destici, benzer bir uygulamanın Etlik Şehir Hastanesi'nde de hayata geçirilebileceğini dile getirdi.

"EVLİ VE ÇOCUKLU KADINLAR İŞE BİR SAAT GEÇ GİTMELİ, BİR SAAT ERKEN ÇIKMALI"

Evli ve çocuklu çalışan kadınların mesai saatlerine ilişkin önerisini de paylaşan Destici, kadınlara çalışma hayatında pozitif ayrımcılık sağlanması gerektiğini vurguladı. Destici, "Bunu bir teklif olarak söylüyorum: Evli ve çocuklu olan kadınlar işe bir saat geç gitmeli ve bir saat erken çıkmalı. Kadına çalışma hayatında pozitif ayrımcılık mutlaka ama mutlaka sağlanmalı" dedi.

Bu düzenlemenin aile yapısının korunması ve nüfusun azalmaması açısından önemli olduğunu belirten Destici, söz konusu öneriyi atılması gereken somut adımların başında gördüklerini ifade etti.

Konuşmasının sonunda çalıştayın bütün paydaşlar için hayırlı sonuçlar doğurmasını dileyen Destici, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.