BASK Başkanı Öğretici, TÜİK'in eylül enflasyonu üzerine refah payı istedi
BASK ve Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Mehmet Alper Öğretici, TÜİK'in eylül enflasyonu verilerinin ardından memur ve emekliye refah payı verilmesini istedi. Enflasyon farkının her ay maaşlara yansıtılmasını ve biriken kayıpların seyyanen zamla telafi edilmesini çağırdı.
(ANKARA) - Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (BASK) ve Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Mehmet Alper Öğretici, TÜİK tarafından açıklanan eylül ayı enflasyon verilerine ilişkin, "Memur ve emeklinin insanca yaşayabileceği bir alım gücüne kavuşabilmesi için bu oranların üzerine mutlaka refah payı eklenmelidir. Kamu çalışanları sadaka değil, alın terinin ve emeğinin karşılığını istemektedir" ifadelerini kullandı.
Öğretici, yaptığı yazılı açıklamada, TÜİK'in eylül ayı enflasyonunu aylık 1,84 olarak açıkladığına işaret etti.
Yılın ikinci yarısı için öngörülen artışların daha şimdiden enflasyonun gerisinde kaldığını belirten Öğretici, şunları kaydetti:
"İşin en vahim tarafı maaşlar enflasyonun altında kaldığında oluşan farkın geçmişe dönük telafi edilmemesidir. Altı ayda bir yapılan maaş ayarlamaları ve geriye dönük verilen enflasyon farkı, memurun ve emeklinin yaşadığı reel kayıpları karşılamaktan uzaktır. Geçtiğimiz aylar boyunca çalışanların cebinden eksilen, mutfağından çalınan alım gücü geriye dönük ödenmemektedir ve bu durum açık bir hak kaybıdır. Öncelikle yıllardır biriken kayıplar seyyanen zamla telafi edilmeli, ardından oluşan enflasyon farkı hiç geciktirilmeden her ay maaşlara yansıtılmalıdır.
"KAMU ÇALIŞANLARININ EN BÜYÜK ÇIKMAZI BARINMA KRİZİ"
Mutfaktaki yangının yanı sıra kamu çalışanlarının en büyük çıkmazı barınma krizidir. Özellikle büyükşehirlerde kontrolden çıkan fahiş kira artışları, sabit gelirlileri adeta çaresizliğe mahküm etmektedir. Maaş zamları yerinde sayarken kiralardaki devasa artışlar, memurların en temel hakkı olan barınma hakkını tehdit eder boyuta ulaşmıştır."
Öğretici, "rakamlarla yapılan düzenlemelerin pazardaki, mutfaktaki ve kiralardaki hayat pahalılığını gizleyemeyeceğini, kamu çalışanının cebindeki yangını söndüremeyeceğini" belirterek, "Bilinmelidir ki, sadece gerçekleşen enflasyon kadar zam yapmak bir lütuf ya da refah artışı değildir; yalnızca kaybolan alım gücünün geç ve eksik bir iadesidir. Enflasyonun altında kalan her artış ise kamu çalışanının hakkının gasbedilmesidir. Memur ve emeklinin insanca yaşayabileceği bir alım gücüne kavuşabilmesi için bu oranların üzerine mutlaka refah payı eklenmelidir. Kamu çalışanları sadaka değil, alın terinin ve emeğinin karşılığını istemektedir" ifadelerini kullandı.
Öğretici, yaptığı yazılı açıklamada, TÜİK'in eylül ayı enflasyonunu aylık 1,84 olarak açıkladığına işaret etti.
Yılın ikinci yarısı için öngörülen artışların daha şimdiden enflasyonun gerisinde kaldığını belirten Öğretici, şunları kaydetti:
"İşin en vahim tarafı maaşlar enflasyonun altında kaldığında oluşan farkın geçmişe dönük telafi edilmemesidir. Altı ayda bir yapılan maaş ayarlamaları ve geriye dönük verilen enflasyon farkı, memurun ve emeklinin yaşadığı reel kayıpları karşılamaktan uzaktır. Geçtiğimiz aylar boyunca çalışanların cebinden eksilen, mutfağından çalınan alım gücü geriye dönük ödenmemektedir ve bu durum açık bir hak kaybıdır. Öncelikle yıllardır biriken kayıplar seyyanen zamla telafi edilmeli, ardından oluşan enflasyon farkı hiç geciktirilmeden her ay maaşlara yansıtılmalıdır.
"KAMU ÇALIŞANLARININ EN BÜYÜK ÇIKMAZI BARINMA KRİZİ"
Mutfaktaki yangının yanı sıra kamu çalışanlarının en büyük çıkmazı barınma krizidir. Özellikle büyükşehirlerde kontrolden çıkan fahiş kira artışları, sabit gelirlileri adeta çaresizliğe mahküm etmektedir. Maaş zamları yerinde sayarken kiralardaki devasa artışlar, memurların en temel hakkı olan barınma hakkını tehdit eder boyuta ulaşmıştır."
Öğretici, "rakamlarla yapılan düzenlemelerin pazardaki, mutfaktaki ve kiralardaki hayat pahalılığını gizleyemeyeceğini, kamu çalışanının cebindeki yangını söndüremeyeceğini" belirterek, "Bilinmelidir ki, sadece gerçekleşen enflasyon kadar zam yapmak bir lütuf ya da refah artışı değildir; yalnızca kaybolan alım gücünün geç ve eksik bir iadesidir. Enflasyonun altında kalan her artış ise kamu çalışanının hakkının gasbedilmesidir. Memur ve emeklinin insanca yaşayabileceği bir alım gücüne kavuşabilmesi için bu oranların üzerine mutlaka refah payı eklenmelidir. Kamu çalışanları sadaka değil, alın terinin ve emeğinin karşılığını istemektedir" ifadelerini kullandı.
Kaynak: ANKA / Güncel
Türkiye İstatistik Kurumu, Mehmet Alper, Ekonomi, Güncel, Memur, Refah, Eylül, Türkiye İstatistik Kurumu, BASK, Memur, Refah, Eylül, Enflasyon, Mehmet Alper, Anadolu Eğitim Sendikası, Ekonomi, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA