Evinin önünde otomobilin çarpması sonucu 23 yaşında felç kalan genç kızın ailesi hukuk mücadelesi başlattı

Başakşehir'de evinin önünde babasını bekleyen Zahide Diyar Demirbaş, alkol ve uyuşturucu etkisinde olduğu öne sürülen Barış A.'nın aşırı süratle gelip çarpması sonucu felç kaldı. Genç kız yaşam mücadelesi verirken, araçtan uyuşturucu haplar çıktığını ve 2 şüphelinin kaçtığını iddia eden aile adalet çağrısı yaptı. Anne Mahide Demirbaş, "Evladım gözümün önünde eriyor. 23 seneni ver, koru ama biri gelsin kızına vursun. Kapımızın önünde duramayacak mıyız?" diyerek isyan etti.

İstanbul Başakşehir’de yaşanan trafik kazası, 23 yaşındaki bir gencin hayatını kararttı. Evinin önünde misafirleri uğurladıktan sonra babasını bekleyen Zahide Diyar Demirbaş, alkollü ve uyuşturucu madde etkisinde olduğu öne sürülen bir sürücünün kontrolsüzce sokağa dalarak otomobiliyle çarpması sonucu ağır yaralandı. 

Kaldırıldığı hastanede ölüm kalım savaşı veren ve ardı ardına birçok ameliyat geçiren Demirbaş felç oldu. Yaşanan feci olayın ardından yatalak kalan genç kızın ailesi ve sevenleri, kazaya neden olan sürücünün uyuşturucu etkisinde olduğunu, araçta bulunan diğer şüphelilerin kaçtığını ve delillerin karartılmaya çalışıldığını iddia ederek adalet arayışı için basın açıklaması yaptı.

"KAZA DEĞİL, ADETA BİR KATLİAM YAŞADIK"

Aile adına hazırlanan ortak açıklamayı Zahide Diyar'ın ablası Eda Yıldırım okudu. Yaşananların basit bir trafik kazası olarak geçiştirilemeyeceğini, bunun güpegündüz başlayan bir sorumsuzluğun zincirleme sonucu olduğunu belirten Yıldırım, olayın perde arkasını şu sözlerle aktardı:

"30 Haziran Salı gecesi saat 22.55 sıralarında Posta Caddesi'ndeki evimizin önünde, içimizi yakan, yüreğimizi ateşe atan, hayatımızı karartan bir katliam yaşadık. Kaza değildi başımıza gelenler. Alkol ve uyuşturucunun etkisindeki, sorumsuz bir gencin sebep olduğu dehşet anlarıydı. Edindiğimiz bilgilere göre, gündüz 12.00 gibi başlayan araba partisinde alkolün yanında yoğun madde kullanımı da vardı. Üç erkek iki kızdan oluşan beş kişilik arkadaş grubu gün boyu Bahçeşehir Esenkent civarındaydı. Tehlikeli araç kullanılıyordu. Polis kameralarından ve mobese ekranlarından durum tespiti yapılmasına rağmen tedbir noktasında maalesef yetersiz kalınıyordu. Yüksek sesli müzik, aşırı sürat, trafiği riske atan hareketler ve beraberinde ağır sonuçlar... Vahşetin ayak sesleri adım adım bize doğru geliyordu."

DARACIK SOKAKTA DEHŞET: OTOMOBİLLERİN ARASINA SIKIŞTI

Kardeşinin hiçbir suçu yokken sadece evinin önünde durduğunu ifade eden acılı abla, çarpma anında yaşanan vahşeti şu cümlelerle dile getirdi:

"Diyar evinin önünde duruyordu. Misafirleri uğurluyordu. Hemen arkasında 8 yaşında ikizlerimiz vardı. Diğer tarafta ise aile bireyleri bulunuyordu. Daracık yola inanılmaz bir süratle giren Barış A. (19), kontrolünü kaybederek park halindeki araçlara çarptı. O esnada Diyar, otomobillerin arasında sıkışarak çok ağır bir darbe aldı. Gürültü, kaos, panik ve şaşkınlık herkesi şok etkisinde bıraktı. Kardeşimizin vücudundaki kırıklar dehşet verici boyuttaydı. Kesikler ve aşırı kan kaybı nedeniyle ölüm yaşam çizgisi saniyelere inmişti. Üstelik boğazına isabet eden cam kırıkları sebebiyle nefes almakta zorlanıyordu. O an kızımızı en kısa sürede hastaneye yetiştirmekten başka hiçbir şey düşünemedik."

ACİLDE YAŞAM MÜCADELESİ VERİRKEN SÜRÜCÜ SERBEST BIRAKILDI

Hastaneye ulaştıklarında aldıkları tıbbi raporla yıkıldıklarını söyleyen Yıldırım, hukuki sürecin peşini bırakmayacaklarını vurguladı:

"Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi'ndeki ilk tespitler; kardeşimizin akciğerinin parçalandığı ve mesanesinin patladığı şeklindeydi. Ağır bir iç kanaması vardı ve hemen yoğun bakıma alındı. Biz orada zor saatler içinde kızımızı hayatta tutmak için uğraş verirken, şüphelinin ilk etapta serbest bırakıldığını öğrendik. Bu durumu asla kabullenmedik ve avukatlarımız kanalıyla hemen alkol ve uyuşturucu testi talep ederek itirazda bulunduk. Yapılan testlerde şahıs 1.83 promil alkollü çıktı. İtirazlarımız neticesinde nihayet tutuklanmasını sağladık."

"ARAÇTAN ŞEFFAF POŞETLERDE UYUŞTURUCU HAPLAR ÇIKTI"

Olay yerindeki ihmallere ve araçtaki gizemli kişilere dikkat çeken abla Eda Yıldırım, delillerin karartılmak istendiğini öne sürerek yetkililere şöyle seslendi:

"Zaman ilerledikçe sürecin diğer ayrıntılarına odaklandık. Katliama karışan 34 NPG 872 plakalı araç, ortada bu kadar ağır bir yaralanma olmasına rağmen, olay yeri inceleme ekibi gelmeden ve savcılık talimatı beklenmeden apar topar bulunduğu yerden çekilmişti. Araçtaki beş kişiden sadece üçünün kimliği belirlenebildi. Diğer iki kişi ise ortada yoktu, ifadelerine başvurulmadan izlerini kaybettirmişlerdi. Bu iki şahsın tespiti, yakalanması ve onlara da uyuşturucu testi yapılması adına yasal taleplerimizi açtık. Çünkü Diyar kızımızı yaralayan araç, hemen ilerideki bir pick-up araca vurarak durabilmişti. O esnada ailemizden bir gencimiz aracın içini incelemek istediğinde içeriden yoğun bir alkol kokusu geldiğini fark etti. Etrafa bakarken şeffaf poşetler gördü; iki poşette uyuşturucu hap, üçüncüsünde ise toz madde bulunuyordu. Biz bu araştırmayı sürdürürken polisler geldi ve poşetleri kendilerine vermemiz gerektiğini söyleyerek teslim aldı."

ANNE MAHİDE DEMİRBAŞ: "KAPININ ÖNÜNDE DE DURAMAYACAKSAK BİZ KADINLAR NE YAPALIM?"

Toplantıda söz alan ve ayakta durmakta güçlük çeken acılı anne Mahide Demirbaş ise gözyaşları içinde isyan etti. Kızının ameliyatlar sonrasında "Anne ben ne zaman yürüyeceğim?" sorusuna yanıt veremediğini belirten anne Demirbaş, adaletin yerini bulmasını isteyerek şunları söyledi:

"Evladım gözümün önünde eriyor. 'Anne ne zaman yürüyeceğim' dediği sürece ben onun yanında ağlayamıyorum, gözyaşlarımı içime akıtıyorum. Ablası da onunla beraber büyüdü, onun da psikolojisi altüst oldu. Diyar kendisi de durumun farkında, 'Ayaklarım tutmuyor biliyorum' diyor. Ben bir anne olarak bunu nasıl kaldırabilirim? Buradan bütün annelere soruyorum, içim yanıyor. 23 seneni ver, çocuğunu binbir emekle büyüt, her türlü kötülükten ve pislikten koru ama bir müptezel gelsin senin kızına kapısının önünde vursun. Üstelik şimdi birileri çıkmış pisliklerini kaldırmaya, üzerini örtmeye çalışıyor. Karşı tarafın avukatı ne biçim bir avukat ki kalkıp kızıma 'O saatte orada ne işi var' diyebiliyor. Soruyorum herkese; saat 23.00 olsun, gece 01.00 olsun... Biz kendi evimizin kapısının önünde de güvenle duramayacaksak, biz kadınlar ne yapalım? Adalet istiyorum!"