Bakan Ersoy: Sıfır Atık bir seçenek değil zarurettir

Güncel Haberler

SIFIR Atık Forumu'n kapsamında gerçekleştirilen 'Güven, Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri' konulu panelinde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Sıfır Atık hareketi dünya için bugün bir seçenek değil bir zarurettir.

SIFIR Atık Forumu'n kapsamında gerçekleştirilen 'Güven, Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri' konulu panelinde konuşan Kültür Ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Sıfır Atık hareketi dünya için bugün bir seçenek değil bir zarurettir. Vakit bu güzel gezegen için ayağa kalkma; hayatın, sürekliliğin, yarınların adına sesimizi yükseltme, en güçlü adımları atma vaktidir. Bizler bu adımları atmaya ve atanlarla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz" dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valiliği himayelerinde Sıfır Atık Vakfı tarafından Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen Sıfır Atık Forumu'na katılarak 'Güven, Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri' konulu panelde konuştu. Sıfır atık politikalarının geleceği, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin ele alındığı panele Bakan Ersoy'un yanı sıra iş dünyasından temsilciler ve davetliler katıldı. Küresel çevre sorunlarıyla mücadelede ortak akıl ve iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen Sıfır Atık Forumu 2026 dünyanın dört bir yanından kamu yöneticilerini, akademisyenleri, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerini İstanbul'da bir araya getirdi.

'FORUM 3 GÜN BOYUNCA CİDDİ BİR FİKRİ VE FİİLİ MESAİYE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK'

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Sıfır Atık Vakfı'nın düzenlediği bu forum; Sıfır Atık yaklaşımının uygulanabilirliği, eylem planının şekillenmesi ve mümkün olan en hızlı şekilde sahaya yansıtılabilmesi, paydaşların ortak bir vizyon ve kararlılıkla iş birliği içinde hareket etmesi gibi temel başlıklarda ve ilgili alt başlıklarda 3 gün boyunca ciddi bir fikri ve fiili mesaiye ev sahipliği yapacak. 1970'li yıllardan itibaren çevre sorunlarına dair ciddi yüzleşmeler yaşanmaya başlandı ama günümüzde yüzleştiğimiz çevresel sorunların ve bununla bağlantılı krizlerin çeşitliliğine, büyüklüğüne ve yaygınlığına baktığımızda aradan geçen yaklaşık 60 yılda kayda değer hiçbir şey yapılmadığını net olarak söyleyebiliyoruz. Devletler düzeyinde ortaya konulan söylemlere, verilen sözlere, alınan karar ve atılan imzalara rağmen hala daha tam anlamıyla ortak bir hareket; uygulamaya, sahaya yansıyan ortak bir irade göremiyoruz. Küresel ölçekte halihazırda maalesef çok geç kalınmış durumda. Bunun bedelini de hepimiz en ağır şekilde ödüyoruz. Bugün bütün dünyanın yüzleştiği salgın hastalıklar, devasa doğal alanları ve canlı ekosistemini ortadan kaldıran yangınlar, seller, kuraklık ve kıtlıklar, eşiğine geldiğimiz uçurumun dipsiz karanlığını gözler önüne sermektedir. Hiç değilse ödenen bu ağır bedelleri, yeni ve daha büyük bedeller ödemek zorunda kalmayacağımız bir bilinçlenmeye ve eyleme dönüştürmek için artık adım atmak zorundayız. Herkesi; 'Sıfır Atık' anlayışını, ortaya konmuş amaç ve hedefleri bu farkındalıkla değerlendirmeye ve sorumluluk üstlenmeye davet ediyorum" dedi.

'SIFIR ATIK UYGULAMALARI ATIK KAYNAKLI EMİSYONLARI YÜZDE 84 GİBİ BİR ORANDA AZALTABİLİR'

Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Bugün biliyoruz ki sıfır atık uygulamaları atık kaynaklı emisyonları yüzde 84 gibi muazzam bir oranda azaltabilir. Yine organik atıkların kompostlanması ile metan salımı yüzde 95 oranında düşürülebilir. Bunlar iklim kriziyle mücadelede elimizi güçlendirecek çok ciddi kazanımlardır. Başta su, elektrik ve petrol tüketimindeki ciddi tasarruflar olmak üzere, doğal kaynakların korunmasını mümkün kılacak sonuçlar sunan bu çalışmaların ülkelerin ekonomisine katkısı da çok ciddi oranlara ulaşmaktadır. Bu denli büyük kazanımların bireyden kurumlara ve devlete çok kolay adımlarla elde edilebilir olması da işin en güzel noktasıdır. Tüketim alışkanlıklarımızı minimize etmek, ürünlerin uzun ömürlü tasarlanması, geri dönüşüm ve kompostlama süreçlerinin desteklenmesi ve de onarım ve yeniden kullanım kültürünü teşvik etmek. Elbette spesifik sorunlara yönelik alt başlıklar, ayrıntılar eklenebilir ancak sıfır atık hareketinin başarılı olmasını sağlayacak olan; bu dört temel başlıkta alınacak mesafe, bunların toplumsal ve kurumsal olarak benimsenmesidir. Bu adımların birbiriyle uyumlu, paralel şekilde yürütülmesi sağlandığında sonuçların ne denli güçlü olduğu, ne denli olumlu geri dönüşlerin alındığı mevcut örneklerle hepimizin malumudur" ifadelerini kullandı.

'2025 YILI SONU İTİBARIYLA 90 MİLYON TON ATIK GERİ KAZANDIRILARAK EKONOMİYE 365 MİLYAR LİRA KATKI SAĞLANMIŞTIR'

Bakan Ersoy, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak uluslararası alanda üzerimize düşen her sorumluluğu eksiksiz yerine getirmenin gayreti içerisindeyiz. Çok şükür bugüne kadar bu gayretimiz daima amaçlarına ulaşmıştır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu ' Dünya Beşten Büyüktür' gerçeği ve 'Daha Adil Bir Dünya Mümkün' iradesi, Türkiye'nin küresel politik hamlelerinin daima insan merkezli, hak ve adalet temelli, kazan kazan anlayışlı olmasını beraberinde getirmiştir. Ülkemizin çıkarlarını korurken hiçbir zaman insanlığın ortak geleceğini ikinci plana atmadık; herkes için yaşanabilir adil ve refah bir dünya vizyonumuzdan ödün vermedik. Tarafı olduğumuz anlaşmaların, attığımız imzaların, verdiğimiz sözlerin gereğini de itinayla, hassasiyetle yerine getirdik. Sıfır Atık çalışmalarında da bu gerçeği, elde ettiğimiz güçlü ve örnek sonuçlar ışığında gururla ifade ediyoruz. Hanımefendi Emine Erdoğan'ın önderlik ettiği ve Cumhurbaşkanımızın ilk imzayı attığı 'Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı' bugün dünyada sıfır atık iradesinin, çevre bilincinin ardında kenetlendiği bir manifestoya dönüşmüştür. Öncülük ettikleri Sıfır Atık Projesi ise Birleşmiş Milletlerden Green Organizasyona kadar farklı uluslararası kuruluşlardan toplam 7 ödül almıştır. Sıfır Atık Hareketi kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız muazzam bir mesai yürütmüştür. 2025 yılı sonu itibarıyla 90 milyon ton atık geri kazandırılarak ekonomiye 365 milyar lira katkı sağlanmıştır. Elektrikten suya, petrolden depolama alanına, kurtarılan ağaç sayasından engellenen sera gazı salımı miktarına kadar çok ciddi kazanımlar elde edilmiştir. Bakanımız Murat Kurum, çalışma arkadaşları ve paydaşlarıyla birlikte ülkemizi adeta kendisiyle yarışan öncü bir konuma taşımaktadırlar" diye konuştu.

'TÜM TESİSLERİMİZİN ULUSLARARASI SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK STANDARTLARINA TAM UYUMLU HALE GETİRİLMESİNİ HEDEFLİYORUZ'

Bakan Ersoy, "Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bizler de üzerimize düşeni ve daha fazlasını yaparak çevrenin korunması ve sürdürülebilirliğin bir standart haline gelmesi için yoğun şekilde çalışıyoruz. Dünyada bir ilki gerçekleştirerek 2022 yılında Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi ile iş birliği içinde 'Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı'mızı' hazırladık ve uygulamaya koyduk. Belirlediğimiz kriterler doğrultusunda üç aşamalı bir sertifikasyon sistemi uygulamaktayız ve konaklama tesislerine, belirli takvimler içinde bu standartlara uyma zorunluluğu getirdik. Şu anada kadar 3. Aşama GSTC sertifikası almış olan tesis sayısı 2 bini geçmiş durumdadır. 2030 yılına kadar tüm tesislerimizin uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına tam uyumlu hale getirilmesini hedefliyoruz. Yiyecek ve içecek hizmetlerine yönelik olarak da yeni bir sürdürülebilirlik çerçevesi geliştirmekteyiz ve inşallah bu yıl içinde uygulamaya alacağız. Ayrıca, karbon ayak izi hesaplama gibi yenilikçi araçlarla sektörün çevresel performansını güçlendirmeyi de sürdüreceğiz" dedi.

'SON 8 YILDA PROJELERE VERDİĞİMİZ DESTEK YAKLAŞIK 12,3 MİLYAR LİRADIR'

Bakan Ersoy, "Bakanlığımızca mahalli idarelere, turizm amaçlı çevre düzenleme ve alt yapı uygulama işleri için mali destek verilmektedir. Son 8 yılda söz konusu projelere verdiğimiz destek yaklaşık 12,3 milyar liradır. Bunun içinde katı atık bertaraf, atık su arıtma ve içme suyu tesisleri, kanalizasyon-kolektör hattı veya şebekesi gibi çok önemli yapılar ve hizmetler bulunmakta. İhtiyaç duyulan ancak yerel yönetimlerin gerçekleştiremediği projeler de tarafımızca üstlenilerek sorunlar çözülmektedir. 65 bin metreküp/gün kapasiteli 'Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri İşi' ile 'Boğazkent Terfi Merkezi ve Terfi Çalışmaları', 20 bin metreküp/gün kapasiteli 'Muğla Bodrum İçmeler-Torba Atık Su Arıtma Tesisi ve Bağlantılı Altyapı İşi', 45 bin metreküp/gün kapasiteli 'Antalya Kemer-Çamyuva Atıksu Arıtma Tesisi ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri Yapım İşi' bizim üstlendiğimiz ve çok kısa sürelerde sonuçlandırarak hizmete aldığımız büyük projelerdir. Bunlar sayesinde ilgili bölgelerde atık suların arıtılarak alıcı ortama deşarj edilmesi, bölgenin doğal yapısının korunması ve nihayetinde turizmin sürekliliği mümkün kılınmaktadır. Ayrıca sürdürülebilir bir turizm politikası oluşturmak için yürütülen çalışmalardan biri olan Mavi Bayrak Programı için de bu çalışmalar çok değerlidir. Hatırlatmak isterim ki kıyıların korunması, çevre bilincinin geliştirilmesi ve turizm pazarlamasında Mavi Bayrak Programı önemli bir yere sahiptir. Bugün Türkiye 580 mavi bayraklı plajıyla bu alanda dünya üçüncüsü konumundadır. İsrafın önlenmesi, sürdürülebilir üretim ve tüketim, kaynakların geri kazanımı, azami oranda geri dönüşüm, döngüsel ekonomi modeli. Bunların sağlanmaması durumunda pandemilerden afetlere, küresel ekonomik çöküşlerden insani krizlere bir gidişat var. Sıfır Atık hareketi dünya için bugün bir seçenek değil bir zarurettir. Vakit bu güzel gezegen için ayağa kalkma; hayatın, sürekliliğin, yarınların adına sesimizi yükseltme, en güçlü adımları atma vaktidir. Bizler bu adımları atmaya ve atanlarla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.