Babacan: Erdoğan hazineye en çok faiz ödeten cumhurbaşkanı

Güncel Haberler

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hazineye en çok faiz ödeten cumhurbaşkanı olarak tarihe geçtiğini belirterek "Rakamlar ortada. Ne derse desin beyhude. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Bundan geri dönüşü yok. Çünkü faiz talimatla düşmez. Faiz güvenle düşer. Hukuksuzluğun, keyfiliğin, öngörülmezliğin bedeli yüksek faizdir. Güveni kaybeden yüksek faize mahkum olur" dedi.

(TBMM) - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hazineye en çok faiz ödeten cumhurbaşkanı olarak tarihe geçtiğini belirterek "Rakamlar ortada. Ne derse desin beyhude. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Bundan geri dönüşü yok. Çünkü faiz talimatla düşmez. Faiz güvenle düşer. Hukuksuzluğun, keyfiliğin, öngörülmezliğin bedeli yüksek faizdir. Güveni kaybeden yüksek faize mahkum olur" dedi.

TBMM'de Yeni Yol'un grup toplantısında konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sözlerine bu hafta başlayacak olan Dünya Kupası'nda Türkiye'yi temsil edecek A Milli Futbol Takımı'na başarılar dileyerek başladı. LGS'ye girecek öğrencilere de başarılar dileyen Babacan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Avrupa'nın en büyük nüfusuna sahibiz. Avrupa'nın en genç nüfusuna sahibiz. Ama ne yazık ki Avrupa'nın en mutsuz nüfusu da bizde. Hayat pahalılığıyla mücadele etmek zorunda kalan, diploma aldığı halde iş bulamayan, hayal kurmaktan vazgeçen bir gençlik var ve biz bunu gördükçe kahroluyoruz. 15-34 yaş arası nüfusumuz 24 milyon. Genç diye tanımlayabileceğimiz ve iş hayatına katılabilecek yaş aralığı bu 15-34. ve bu 24 milyon insanımızın 6,5 milyonu bugün itibarıyla ne işte ne de eğitimde. Oran tam yüzde 27. Tüm OECD ülkeleri içerisinde en yüksek oranda bizde. Yani düşünün ki 6,5 milyon insanımız hayatının en verimli, üretken, dinamik çağında 15-34 yaş arasında ve 6,5 milyon insan boşta. Gerçekten çok yazık."

"TÜRKİYE'Yİ GETİRDİKLERİ HAL BU"

Bir tarafta iş arayan gençlerimiz var diğer tarafta nitelikli iş gücüne ulaşmakta zorlanan bir iş dünyası var. Türkiye'nin ihtiyacı gençleri merkeze alan kalıcı istihdam politikalarıdır, güvendir, yatırımdır. Gençlerin iş aramanın da ötesinde, aynı zamanda iş kurabildiği girişimcilik konusunda yol kat edebildiği bir iklimi oluşturmakta yine ülkeyi yönetenlerin sorumluluğundadır. Burada ne yapılması gerektiğini biz defalarca açık bir şekilde söyledik. İnanın çok kolay. Çok düşük bütçelerle yapılabilecek işler bunlar. Yapacağınız bir aylık, üç aylık, altı aylık, 12 aylık eğitim programlarıyla ne işte ne de eğitimde olan gençlerimizi yeni alanlarda yetiştirip hayata katmak, iş dünyasına katmak. Daha geçenlerde Kuyumcular Odası Başkanı heyeti ile beraber ziyaret etti. 'Başkanım iş hazır. Yeter ki eğitilsinler o eğitimden geçen herkese biz iş bulmayı garanti ediyoruz' diyor. Gerçekten bunun hala yapılamaması, ihtiyaçla boşta olan gençlerimizin buluşturulamaması en büyük yönetim ayıbı. Türkiye'nin sorunları çok büyük. Nereye elinizi atsanız, hangi konuda konuşsanız gerçekten vatandaşlarımız size yüzlerce sorun sıralıyor. Ama bir numaralı sorun hayat pahalılığı, geçim derdi. En önemli sorun fakirlik, fukaralık. Bakın geçen hafta sonu İstanbul'da bir pazarda arkadaşlarımız alışveriş yapanlarla sohbet ediyor. Bu sohbet edenlerden, vatandaşlarımızın söylediklerinden sadece size iki cümleyi aktarmak istiyorum. Bir vatandaşımız diyor ki: 'Fakirdik, fasfakir olduk.' Ülkenin hali, vatandaşımızın durumu bu. Dertler içinde boğulan ama derdini dillendiremeyen insanlar. Türkiye'yi getirdikleri hal bu."

"ÇİFTÇİMİZ ŞİMDİ İMKANSIZLIKLARDAN ÖTÜRÜ DÖNMÜŞ ESKİYE"

"Size kısa bir video göstermek istiyorum. Yer Van'ın Bahçesaray ilçesi, tarih 7 Haziran Pazar. Yani bundan sadece üç gün önce" diyen Babacan, salondaki partililiere ve vatandaşlara ANKA Haber Ajansı'nın "Çiftçi akaryakıt zammı yüzünden öküz ve sabana geri döndü: 'Sorsanız uzaya uçuyoruz'" başlıklı haberini izletti. Babacan şöyle devam etti:"

"Bu gördüğünüz eskilerden kalma bir görüntü değil. 21. yüzyıldayız, 2026 yılındayız. Çiftçimiz öküz ve kara sabanla toprağa sürmeye çalışıyor. Belki gençler bilmez ama kara saban modern tarım makineleri öncesinde kullanılan araçlardan biriydi. İlk yerli traktör 1955'te üretilmeye başladı, Türkiye'de traktör yaygınlaştı ve traktördü pulluklu derken artık kara saban Türkiye'de unutulmuştu. Kara sabanı nerede görüyorduk? Tarım müzelerinde görüyorduk bir de eski kitaplarda. Çiftçimiz şimdi imkansızlıklardan ötürü dönmüş eskiye. Öküz ve sabanla tarlasını sürmeye çalışıyor. Saban da yeni yapılmış. Ben buradan seslenmek istiyorum: 'Bu ülkeyi yönetenler. Ülkeyi ne hale getirdiğinizi görüyor musunuz? Hiç mi utanmıyorsunuz?' Bu Bahçesaray'ın yol meselesini bir türlü çözemediniz. Çiftçimizi yeni kara sabana mahkum ettiniz. Gerçekten diyeceğimiz herhalde tek bir ifade var: Yazıklar olsun."

"İKTİDAR ÜRETİMİ ÖNCELEYEN BİR EKONOMİ YERİNE FAİZİ ÖNCELİYEN BİR ANLAYIŞI DESTEKLİYOR"

Geçen hafta Sayın Erdoğan bir konuşmasında demiş ki: 'Faizin olduğu yerde bereket olmaz.' Elhak, doğru. Ancak bakıyoruz bu yıl bütçede faize ayırdıkları kaynak 2 trilyon 742 milyar, tarıma verdikleri toplam destek 168 milyar. Bu bütçeyi kim hazırladı da Meclis'e gönderdi? Bu bütçeyi, hazırlayan kim? Külliyede ayrı bir başkanlık kuruldu biliyorsunuz artık bütçe külliyede hazırlanıyor. Bizzat Cumhurbaşkanının başkanlığında olan bir heyet hazırlanıyor. Siz faizin olduğu yerde bereket olmaz diyeceksiniz altına imza edip 2 trilyon 742 milyar ben devletin bütçesinden, hazinesinden faiz ödeyeceğim diye Meclis'e bütçe göndereceksiniz. Bu samimiyet. Tarıma verilen desteğin tam 16 katını bu yıl faize ödeyecekler. Böylesine büyük bir faiz ödemesinin yapıldığı yerde tarıma kaynak kalır mı? Bereket kalır mı? 100 yıl sonra işte siz bu milleti yeniden kara sabana mecbur edersiniz. Unutmayın. Onlar unutturmaya çalışsa da biz unutmayacağız, unutturmayacağız. 2023 seçimlerinden önce ne dediler? Sayın Erdoğan ne dedi? Meydan meydan dolaştı. Faiz indi daha da inecek demedi mi? Seçimden hemen önce Merkez Bankası'nın yüzde 10 olan faizini yüzde 8,5'a talimatla indirtmedi mi? Seçimden önce yüzde 10'dan 8,5'a indirdiler milletin gözünü boyadılar. Seçimden hemen sonra yüzde 8,5'dan yüzde 50'ye çıkarttılar. Bugün hala yüzde 40. Aldattılar. Açık konuşmak zorundayız. Milleti aldattılar. Seçimi aldatarak kazandılar. Kazandılar ama helalinden kazanmadılar. Helal kavramının unutulduğu yerde bereket kalmaz. Helal haramın birbirine karıştığı yerde artık bereket olmaz. Ne yaparsanız yapın dikiş de tutmaz. İktidar üretimi önceleyen bir ekonomi yerine faizi önceleyen bir anlayışı destekler hale geldi.

"HAZİNEYE EN ÇOK FAİZ ÖDETEN CUMHURBAŞKANI OLARAK TARİHE GEÇTİ"

Sayın Erdoğan geçtiğimiz hafta başka ne demiş? Aynen kendi cümleleriyle aktarıyorum 'Şahsen faizsiz ekonomi özlemimi bundan sonra da gür bir seda ile dillendirmeye devam edeceğim' diyor. Arkadaş 2023 seçimlerinden beri o gür sesi hiç duymuyoruz. Şöyle bir konuşmalarını tarayın, üç yıl geçti faiz kelimesini ağzına aldığı toplam toplam cümle sayısı 3'ü 5'i geçmez bugüne kadar. Duyan oldu mu? Yoksa biz mi kaçırıyoruz? Seçime kadar iki lafın başı faiz diyen, faizle mücadele edeceğim diyen Erdoğan seçimden sonra faizden hiç bahsetmez oldu. Bu konuşmayı yaptığı yer de İslami finans ile ilgili bir toplantı. Dünyanın her yerinden faizsiz finansçılıkla ilgili bir heyet var karşısında. Ne yapsın mecburen bahsedecek yani orada. ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hazineye en çok faizi ödeten Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçti. Rakamlar orta. Ne derse desin beyhude. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Tarih sizi bu millete, bu devlete en yüksek faizi ödetmiş Cumhurbaşkanı olarak kayda geçirdi. Bundan geri dönüşü yok. Çünkü faiz talimatla düşmez. Faiz güvenle düşer. Hukuksuzluğun, keyfiliğin, öngörülmezliğin bedeli yüksek faizdir. Güveni kaybeden yüksek faize mahkum olur.

"SAYIN CUMHURBAŞKANI VE HAZİNE MALİYE BAKANI'NA SORUYORUM: BÖYLE BİR NİYETİNİZ VAR MI?"

Gerçekten riskler büyük, büyüyor. Geçenlerde Reuters kaynaklı bir haber çıktı. Haberde 'Amerika Türkiye'ye seçimlerden önce bir swap hattı açabilir' diyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Ben buradan soruyorum. Sayın Cumhurbaşkanı'na da soruyorum Hazine Maliye Bakanı'na da soruyorum: Böyle bir niyetiniz var mı? Yani gidip Amerikan hazinesinden veya Amerikan Merkez Bankası'ndan 'Bizim dövizi yaktık, arka kapıdan sattık, bitti. Dolarımız bitti, bize biraz dolar borç verin' deme niyetiniz var mı yok mu? Eğer yoksa çıkın açıklayın. Yok niyetiniz var da susuyorsanız büyük bir tehlikenin eşindesiniz açık söyleyeyim.

Cuma günü enflasyon açıklandı. Sadece ilk beş ayda toplam enflasyon yüzde 16.6. Belli ki Haziran sonu itibarıyla ilk altı ayın enflasyonu yüzde 20'ye yaklaşacak. Bu ne demek? Yılbaşında tespit edilen 28 bin lira olarak tespit edilen asgari ücret Haziran sonu geldiğinde yüzde 20 erimiş olacak. Yıllarca bu ülkede 1 Temmuz'da asgari ücrete ara zam verilmiştir. Çünkü işçinin hakkıdır. Yıl sonunu beklemek çok uzundur ve ilk altı ayda ne kadarlık asgari ücrette enflasyon sebebiyle bir erime olduysa o telafi edilmiştir. İlk defa geçen sene 1 Temmuz'u atladılar. Şimdi bu yıl yine arazamın adını bile ağızlarına almıyorlar. Enflasyon asgari ücretilinin suçu değildir. Enflasyonu bu ülkeye yönetenler üretmiştir. Asgari ücretlinin 1 Temmuz'da ara zam almak hakkıdır. Ara zam vermemek hak gaspıdır. Ara zam vermemek kul hakkına girmektir."