Zafer Partisi Sözcüsü Karamahmutoğlu: "Bir öğün okul yemeğini öğrenci çocuklara bir hak olarak görmüyorlar"

Güncel Haberler

Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, yeni eğitim ve öğretim yılının başlaması dolayısıyla yaptığı açıklamada, milyonlarca öğrencinin yetersiz beslenmeyle okula gittiğini belirterek, "Bir öğün okul yemeğini öğrenci çocuklara bir hak olarak görmüyorlar" dedi.

(ANKARA) - Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, yeni eğitim ve öğretim yılının başlaması dolayısıyla yaptığı açıklamada, milyonlarca öğrencinin yetersiz beslenmeyle okula gittiğini belirterek, "Bir öğün okul yemeğini öğrenci çocuklara bir hak olarak görmüyorlar" dedi.

Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Karamahmutoğlu, yeni eğitim ve öğretim yılının başlaması dolayısıyla yaptığı açıklamada, ilkokul, ortaokul ve liselerde toplam 16 milyon öğrencinin bulunduğunu belirterek, bu sayının Yunanistan ve Bulgaristan'ın toplam nüfusuna yakın olduğunu söyledi.
Karamahmutoğlu, "Bu, bizim ülkece en kıymetli varlığımız ve zenginliğimiz. Öyleyse ülkece yapacağımız yatırımlarda en öncelikli alan da burası olmalıdır. Bu öğrencilerimiz olmalıdır" diye konuştu.
AK Parti hükümetlerinin eğitim politikalarını eleştiren Karamahmutoğlu, 2002 yılından bugüne kadar dokuz farklı Milli Eğitim Bakanının görev yaptığını ve her değişiklikte müfredat ile sınav sistemlerinin değiştirildiğini söyledi.
Karamahmutoğlu, "AKP'nin Milli Eğitim politikası, ülkemizin eğitim kalitesi sürekli olarak aşağıya çekilmiştir ve bu kalitesi bozulan eğitim politikasıyla anlatılan dersleri boş mideyle, aç karınla dinlemeye çalışan öğrenci çocuklarımız var. Yoksulluk sınırının, asgari ücretin dört katına yaklaştığı bir dönemdeyiz. Yoksulluk sınırı asgari ücretin dört katı fazla. Türk-İş'e göre Ağustos 2026 itibarıyla dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 122 bin lira. Yoksulluk sınırıyla gelir arasındaki mesafe belirgin biçimde çatışıyor" ifadelerini kullandı.
"BİR ÖĞÜN OKUL YEMEĞİNİ ÇOCUKLARA BİR HAK OLARAK GÖRMÜYORLAR"
Okullarda öğrencilere ücretsiz bir öğün yemek verilmemesini de eleştiren Karamahmutoğlu, şöyle konuştu:
"Geçim baskısının derinleştiği bu tabloda çocukların eğitime devam edebilmesi de apaçık doğrudan doğruya etkileniyor. Resmi ve sendikal veriler artan yoksullukla birlikte, çocuk işçiliğinin yaygınlaştığını, özellikle düşük gelirli hanelerde çocukların eğitimin dışına itilerek çalışmak zorunda bırakıldığını ortaya koyuyor. Gelir dağılımındaki bozukluk, eğitimi de gelecek kuşakların geleceğe olan umudunu da böylesine etkileyebiliyor. 28 bin lira olan asgari ücretin açlık sınırının altında, 38 bin liranın altında kaldığı bir ortamda gelir yetersizliği yalnızca bugünkü yaşam koşullarını değil, çocukların eğitim ve gelecek hakkını da tehdit eden yapısal bir sorun haline geliyor. Bizim mahallede durum böyleyken diğer tarafta bir AKP sosyetesi gerçeği var. AKP cemiyet hayatı var. Onlar kendi çocuklarını yine aynı zümrenin sahip olduğu özel okullarda lüks ve bolluk içinde okutabilen AKP'nin siyaset zümresi, AKP elitleri, Cumhur İttifakı'nın oligarşisi, açlık ve yoksulluk sınırının altında bırakılan ailelerin milyonlarca çocuğunu okullarda verilebilecek günlük bir öğün ücretsiz yemekten mahrum bırakıyor. Günlük bir öğün ücretsiz yemek fazla görülüyor, çok görülüyor bu yoksul ailelerin çocuklarına. Bu bir öğün okul yemeğini öğrenci çocuklara bir hak olarak görmüyorlar. Gelir dağılımındaki bu adaletsiz düzen, yaşayarak görüyoruz ki AKP iktidarı sürdükçe devam edecek. Milyonlarca öğrenci çocuk yetersiz beslenmeyle okullarına aç gidecekler. Ülkemiz bu eşitsizliği, bu adaletsizliği hak etmiyor. İçine düşürüldüğümüz bu açlık ve yoksulluk düzenini yıkabilmek için Zafer Partisi Türk seçmeninden hak ettiği desteği alacaktır."
"CUMHUR İTTİFAKI'NDA ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALAR"
Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, "Çerçeve Yasa" sürecine dair şunları kaydetti:
"Değerli Türk kamuoyu, ikinci yılına girdiğimiz narko terör örgütü PKK ile kurulan karşılıklı al-ver pazarlık masasının Eylül ayı itibarıyla geldiğimiz aşamasında yeni pazarlıkların ifşa edildiğini, açığa çıktığını geçen hafta gördük. Fakat burada Cumhur İttifakı'nı ayakta tutan Devlet Bahçeli ile Cumhur İttifakı iktidarının baş partisi olan AKP arasında bir çalışma, bir çelişki, bir çatışma olduğunu yapılan karşılıklı açıklamalardan görüyoruz. Pazarlıkta gelinen yeni aşama, bilindiği gibi, İmralı'daki baş teröristin yeni ikametgahına ve statüsüne ilişkin olan tartışmalar. Bu ikametgah değişikliğini Sayın Bahçeli 'bahçeli ev' olarak duyurdu. Narko terör örgütünün başına bahçeli bir dubleks villa hazırlanıp sunulmuş. Hükümet bunu reddediyor. Bugün hükümetin kalemşorlarından biri yine hükümet medyasından bir gazetede, Abdülkadir Selvi, köşesinde yazdı ve bu 'bahçeli villa' lafını diline dolamanın süreci sabote edebileceğini söyleyerek abartılmaması ve üstünün örtülmesi gerektiğini söylüyor. Fakat biz bu ifşaatı, Devlet Bahçeli'den duyduk. Yani Abdülkadir Selvi'nin bugünkü yazısının muhatabı doğrudan doğruya Sayın Devlet Bahçeli'dir. Bunu kendi aralarında çözebileceklerini zannediyoruz. Hükümet reddediyor, orada öyle bir şey yok diyor. Fakat Sayın Bahçeli metrekaresine kadar, dubleks bir villa olduğuna kadar konuyu açıklıyor röportajında. Şimdi buradan anlıyoruz ki Cumhur İttifakı içerisinde garip bir rol dağılımı var. AKP hükümetini ayakta tutan Sayın Bahçeli bir yanda, hükümetin bakanları diğer yanda. İki zıt farklı şeyleri söylüyorlar. Ortada iki zıt iddia varsa taraflardan biri doğruyu söylemiyor. Taraflardan biri yalan konuşuyor. Öyleyse doğruyu konuşanın, yalan konuşanın kim olduğunu kamuoyunun bilmesi en doğal hakkıdır ve bunun bir an önce açığa çıkartılmasını istiyoruz. Çünkü ortada vatandaşa söylenen bir yalan var.
Terör örgütüyle oturdukları bu al-ver pazarlık masası daha en başından halka anlatılan yalanlarla kurulmuştu. PKK koşulsuzca kendini sonlandırıyor yalanıyla kurulmuştu. Yine yalanlarla, bu kez utanılacak gerçeklerin gizlenmesiyle, kamuoyundan saklanmasıyla pazarlık masası kurulduğu yerde orta yerde duruyor. PKK'ya özel af, taksit taksit, adım adım ilerletiliyor, çıkartılıyor. En tepesinden ayak takımına kadar PKK'lı teröristlere özel af getiren Çerçeve Yasa'nın daha nelere mal olacağını Devlet Bahçeli'nin ağzından duyduk. Devlet Bahçeli'nin ifşaatıyla öğrendik ki terörist başı katil, şimdi de kendisine sunulan Bahçeli dubleks villaya taşınıp yerleşmek için statü istiyormuş. Oysa terör estirmeye başladığı 1983 yılından bu yana, kırk yılı aşkın süredir terörist başı, Türk vatandaşlarının katili, bebek katilinin statüsü ve sıfatı Türk kamuoyunca dağa taşa, hafızalara, zihinlere kazınmıştır."
Karamahmutoğlu, iktidar çevresinin, sürece itiraz edenlere, "Siz terörün devam etmesini mi istiyorsunuz?" diye saldırdığını belirterek, "Şimdi AKP hükümeti, terör ile bir yere varılabileceğini Türk kamuoyuna, Türk halkına göstermek ve yaşatmak istiyor. Bu imtiyazlı, ayrıcalıklı şımarıklığa, küstahlığa karşı çıkan Cumhuriyet Türkiye'sinin temiz vatandaşları, terörün bitmesini istemeyenler olarak suçlanıyor. Oysa biz teröre boyun eğilmesine karşı çıkıyoruz. PKK'nın terör estirerek sahip olmak istediği ayrıcalıkları onlara kazandırmayın diye çabalıyoruz. Cumhuriyet Türkiye'sinin değerli kazanımlarının feda edilmesine karşı çıkıyoruz" dedi.