Uzmanlardan yaz tatilinde çocukların doğa ve aile büyükleriyle vakit geçirmesi önerisi
- Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın: "Özellikle gençlerimiz dedeleriyle, nineleriyle daha çok vakit geçirmeli. Onların hayat tecrübelerini dinlemeli, kendi hayatına ders olarak almalı. Bu pratik, gençlerin hayatta daha özgüvenli ve daha bilinçli yürümelerini sağlayacaktır" Çocuk Gelişim Uzmanı ve Psikolog Filiz Yıldırım: - "Aile ile birlikte geçirilecek vakit, oyunlar, doğada insanlarla, aile ile arkadaşlarla buluşma, aile büyükleriyle bir araya gelme, teyzelerle dayılarla kuzenlerle bol bol vakit geçirme, bunların hepsi çocuğun sosyalleşmesi için çok güzel fırsatlardır"
Uzmanlar, çocukların yaz tatilinin yalnızca otel, havuz ve kapalı mekanlarda geçirilen bir dinlenme süreci olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, doğayla, aile büyükleriyle ve sosyal çevreyle geçirilen zamanın çocukların gelişimi açısından önemli olduğuna dikkati çekiyor.
Okulların yaz tatiline girmesiyle birlikte aileler tatil planlarını yapmaya başlarken, uzmanlar çocukların uzun süre ekran başında kalmasının ve doğadan, köy yaşamından, akrabalık ilişkilerinden uzaklaşmasının gelişimleri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirtiyor.
Ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte tüm tatili otellerde geçirmesinin, çocukların sosyal, kültürel ve duygusal gelişimleri açısından bazı eksikliklere yol açabileceğini kaydeden uzmanlar, yaz döneminin aile bağlarını güçlendirmek, aile büyükleriyle vakit geçirmek ve çocukları farklı deneyimlerle buluşturmak için fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın, AA muhabirine, yaz tatili dendiğinde aklına "otel tatili" gelenlerin artık çok fazla olduğunu söyledi.
Türkiye'nin hemen hemen her şehrinde çeşitli müze ve kültür merkezleri olduğunu vurgulayan Akın, çocukların yıl boyunca telefon ve televizyon ekranlarına hapsolduğunu, onların başka hayatlarla empati kurabilmesi için sanatsal faaliyetlerin öne çıkarılması gerektiğini dile getirdi.
Akın, ailece izlenecek bir tiyatro oyunu veya birlikte gidilecek bir konserin, çocuklara unutamayacakları anlar yaşatabildiğini ifade etti.
Büyükanne, büyükbaba, amca, teyze gibi kavramların bir çocuğun hayatındaki kolonlar olduğuna dikkati çeken Akın, yaz tatilinin, ihmal edilen bu kavramlarla barışmak ve yakınlaşmak için fırsat olabileceğini kaydetti.
"Özellikle gençlerimiz dedeleriyle, nineleriyle daha çok vakit geçirmeli"
Prof. Dr. Akın, yaz tatilinin, manevi değerlerin içselleştirilmesinde fırsat olarak değerlendirilmesini tavsiye ederek, "Özellikle gençlerimiz dedeleriyle, nineleriyle daha çok vakit geçirmeli. Onların hayat tecrübelerini dinlemeli, kendi hayatına ders olarak almalı. Bu pratik, gençlerin hayatta daha özgüvenli ve daha bilinçli yürümelerini sağlayacaktır." dedi.
Yaz tatilinin sanki her gün denizde, havuzda geçmesi gerekliymiş gibi algılanmasının doğru olmadığını kaydeden Akın, bireyler kent hayatına gömüldüğü için bir süre sonra köy kavramından uzaklaşıldığını aktardı.
Akın, son yıllarda teknolojik gelişmelerin etkisiyle ciddi değişimler yaşandığını, bu değişimin bireylerin dinlenme seçeneklerini, tatile olan bakış açılarını ve bu bağlamdaki kararlarını da etkilediğini belirtti.
Ailelerin yaz sürecine dair planlamalarını daha çok dinlenme ve eğlenme odaklı yaptıklarını aktaran Akın, "Oysa hem aileler için hem de çocuklar için tatil sadece eğlenmenin, dinlenmenin olduğu alanlara değil, özellikle bireysel gelişimi, sosyalleşmeyi, kültürleşmeyi, aile bağlarının güçlenmesini, yeni alışkanlıklar, hobiler edinebilmeyi, farklı kültürlere iştirak edebilme gibi ya da memleketimizde farklı şehirleri ziyaret edebilme gibi birçok seçenekte de değerlendirilmesi gerekir." diye konuştu.
Esra Akın, çocukların tüketim odaklı yetiştirildiğini belirterek, tatil planlamalarının da bu şekilde yapılmasının çocukların anlam-değer dünyasını olumsuz etkilediğini, bu şekilde eğlence, haz odaklı tüketime yönelik bir algı oluştuğunda sorumluluktan, sosyalleşme ve kültürel edimlerden yoksun çocukların yetiştiğini anlattı.
Modernleşmeyle beraber aile ve kültürel değerlerde bir aşınma ve zayıflama da görüldüğünü dile getiren Akın, bunun da ciddi kültürel kopuşlar meydana getirdiğini, bunun önüne geçmenin yollarından birinin de çekirdek aile ile geniş aile ve komşular arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinden geçtiğini söyledi.
Akın, kitap okumak, resim yapmak, tiyatroya gitmek, sanatın herhangi bir dalıyla uğraşmak ve bu anlamda etkileşimler içerisinde olmanın, çocuklarda kişilik gelişimine ve farkındalık geliştirmelerine katkı sağlayacağını ifade etti.
Çocukların doğayla, toprakla, hayvanlarla iç içe olabileceği bir alana dokunabilmesinin onlarda hem fiziksel hem de ruhsal yönden olumlu değişim ve gelişimler sağladığını kaydeden Akın, şöyle devam etti:
"Özellikle çevre bilincinin gelişmesi, hayvan sevgisinin şekillenmesi, üretmenin anlamlılığı, üretirken gösterilen sabrın değeri gibi birçok noktada farklı başlıklarda farkındalıklar oluşturmasına neden olacaktır ve özellikle de dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü, anksiyete, gerçeklik algısında değişim gibi bugün teknolojinin yarattığı birçok olumsuz etkiler de evlatlarımızda görülmeyecek. Doğayla iç içe olan çocuklarımızda, yani hareket halinde olan çocuklarımızda fiziksel aktivitenin getirdiği yine fizyolojik bağlamda da olumlu sonuçlar ortaya çıkacaktır."
"Ekrandan uzak tutmak çocuğun sosyal gelişimi için ön koşuldur"
Çocuk Gelişim Uzmanı ve Psikolog Filiz Yıldırım ise yaz tatilinin sadece dinlenme süreci olmadığını belirterek, sadece otel, deniz, havuz gibi aktivitelerle zaman geçiren çocukların öğrenme süreçlerinden koptuğuna dikkati çekti.
Yıldırım, 3 aylık tatil sürecinde öğrenmeye ve gelişmeye uzun süre ara vermenin çocuklarda gerileme yaşattığını vurgulayarak, "Çocuk, eylülde okullar açıldığında yüzde 30 öğrenme kaybıyla okula başlar. Araştırmalar bunu gösteriyor. O nedenle yaz tatilini sadece dinlenme süreci olarak düşünmek çok yanlıştır. Çocuğu yüzde 30 geriletir. Her gün kitap okumak, bitirdiği yılın konularına göz gezdirmek, çok değil ama her gün belli bir miktar öğrenme sürecine devam etmek, tatil kitaplarından, ders videolarından bir şeyler izlemek, yazmak çocuğun zihnini, beynini öğrenme sürecinde yolda tutar." ifadesini kullandı.
Tatil döneminin, çocuğun ve ailenin birlikte kaliteli vakit geçirebileceği çok güzel bir fırsat olduğunu anlatan Yıldırım, ancak sürekli ekran başında otelde, havuzda vakit geçiren çocuğun sosyal gelişimden, kültürlenme fırsatından mahrum kaldığını aktardı.
Çocuğun sosyal becerilerinin gelişmesi için öncelikle sosyal ortamlara girmesi, insanlarla etkileşim içinde olması gerektiğine işaret eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ekrandan uzak tutmak çocuğun sosyal gelişimi için ön koşuldur. Çocuk ekran başında toplumdan aileden uzaklaşır, bir yalnızlık içinde ekranın esiri olur. Çocuğu ekrandan uzak tutmak için ona ekranın yerine geçebilecek, fiziksel, zihinsel ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılayabilecek ortamlar sunmak gerekir. Aile ile birlikte geçirilecek vakit, oyunlar, kutu oyunları, doğada insanlarla, aile ile arkadaşlarla buluşma, aile büyükleriyle bir araya gelme, teyzelerle dayılarla kuzenlerle bol bol vakit geçirme, bunların hepsi çocuğun sosyalleşmesi için çok güzel fırsatlardır."
Bunun yanı sıra çocuğu sadece tüketen bir kimlik olarak değil, aynı zamanda çevresine, ailesine bulunduğu şehre, dünyaya katkı sunan bir kimlik olarak yetiştirmek gerektiğini kaydeden Yıldırım, "Sokaktaki hayvanlara yaz sıcağında su vermek, beslemek, yaşadığı çevrede ihtiyaç sahibi canlıları fark etmek ve gücü ölçüsünde yardım etmek, ağaçlara, kuşlara, doğaya dikkatini çekmek, yaşadığı dünya ile etkileşim içinde bir çocuk yetiştirmek çok önemlidir." değerlendirmesinde bulundu.
Yıldırım, kuşaklar arası iletişimin çocukların kimlik gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayarak, şunları dile getirdi:
"Eğer çocuğun dedesi ninesi hayattaysa, yaşıyorsa bu o çocuk için çok büyük bir şanstır. Kendi büyüklerini görmek, onlara sarılmak, onlarla sohbet etmek, hayatın içinden damıtılmış o güzel anıları dinlemek bir çocuk için çok önemli kaynaktır. Bir çocuk köklerinden beslenerek büyür ve bir yetişkin olur. Kökleri ile iletişim halinde olmak çok değerlidir. O nedenle okul döneminde ziyaret edemediğimiz uzaktaki aile büyüklerine yaz tatilinde mutlaka gitmek, onlarla vakit geçirmek onların elinden yemek yemek, bir çocuğun sinir sistemine çok büyük katkıdır."
Okulların yaz tatiline girmesiyle birlikte aileler tatil planlarını yapmaya başlarken, uzmanlar çocukların uzun süre ekran başında kalmasının ve doğadan, köy yaşamından, akrabalık ilişkilerinden uzaklaşmasının gelişimleri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirtiyor.
Ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte tüm tatili otellerde geçirmesinin, çocukların sosyal, kültürel ve duygusal gelişimleri açısından bazı eksikliklere yol açabileceğini kaydeden uzmanlar, yaz döneminin aile bağlarını güçlendirmek, aile büyükleriyle vakit geçirmek ve çocukları farklı deneyimlerle buluşturmak için fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın, AA muhabirine, yaz tatili dendiğinde aklına "otel tatili" gelenlerin artık çok fazla olduğunu söyledi.
Türkiye'nin hemen hemen her şehrinde çeşitli müze ve kültür merkezleri olduğunu vurgulayan Akın, çocukların yıl boyunca telefon ve televizyon ekranlarına hapsolduğunu, onların başka hayatlarla empati kurabilmesi için sanatsal faaliyetlerin öne çıkarılması gerektiğini dile getirdi.
Akın, ailece izlenecek bir tiyatro oyunu veya birlikte gidilecek bir konserin, çocuklara unutamayacakları anlar yaşatabildiğini ifade etti.
Büyükanne, büyükbaba, amca, teyze gibi kavramların bir çocuğun hayatındaki kolonlar olduğuna dikkati çeken Akın, yaz tatilinin, ihmal edilen bu kavramlarla barışmak ve yakınlaşmak için fırsat olabileceğini kaydetti.
"Özellikle gençlerimiz dedeleriyle, nineleriyle daha çok vakit geçirmeli"
Prof. Dr. Akın, yaz tatilinin, manevi değerlerin içselleştirilmesinde fırsat olarak değerlendirilmesini tavsiye ederek, "Özellikle gençlerimiz dedeleriyle, nineleriyle daha çok vakit geçirmeli. Onların hayat tecrübelerini dinlemeli, kendi hayatına ders olarak almalı. Bu pratik, gençlerin hayatta daha özgüvenli ve daha bilinçli yürümelerini sağlayacaktır." dedi.
Yaz tatilinin sanki her gün denizde, havuzda geçmesi gerekliymiş gibi algılanmasının doğru olmadığını kaydeden Akın, bireyler kent hayatına gömüldüğü için bir süre sonra köy kavramından uzaklaşıldığını aktardı.
Akın, son yıllarda teknolojik gelişmelerin etkisiyle ciddi değişimler yaşandığını, bu değişimin bireylerin dinlenme seçeneklerini, tatile olan bakış açılarını ve bu bağlamdaki kararlarını da etkilediğini belirtti.
Ailelerin yaz sürecine dair planlamalarını daha çok dinlenme ve eğlenme odaklı yaptıklarını aktaran Akın, "Oysa hem aileler için hem de çocuklar için tatil sadece eğlenmenin, dinlenmenin olduğu alanlara değil, özellikle bireysel gelişimi, sosyalleşmeyi, kültürleşmeyi, aile bağlarının güçlenmesini, yeni alışkanlıklar, hobiler edinebilmeyi, farklı kültürlere iştirak edebilme gibi ya da memleketimizde farklı şehirleri ziyaret edebilme gibi birçok seçenekte de değerlendirilmesi gerekir." diye konuştu.
Esra Akın, çocukların tüketim odaklı yetiştirildiğini belirterek, tatil planlamalarının da bu şekilde yapılmasının çocukların anlam-değer dünyasını olumsuz etkilediğini, bu şekilde eğlence, haz odaklı tüketime yönelik bir algı oluştuğunda sorumluluktan, sosyalleşme ve kültürel edimlerden yoksun çocukların yetiştiğini anlattı.
Modernleşmeyle beraber aile ve kültürel değerlerde bir aşınma ve zayıflama da görüldüğünü dile getiren Akın, bunun da ciddi kültürel kopuşlar meydana getirdiğini, bunun önüne geçmenin yollarından birinin de çekirdek aile ile geniş aile ve komşular arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinden geçtiğini söyledi.
Akın, kitap okumak, resim yapmak, tiyatroya gitmek, sanatın herhangi bir dalıyla uğraşmak ve bu anlamda etkileşimler içerisinde olmanın, çocuklarda kişilik gelişimine ve farkındalık geliştirmelerine katkı sağlayacağını ifade etti.
Çocukların doğayla, toprakla, hayvanlarla iç içe olabileceği bir alana dokunabilmesinin onlarda hem fiziksel hem de ruhsal yönden olumlu değişim ve gelişimler sağladığını kaydeden Akın, şöyle devam etti:
"Özellikle çevre bilincinin gelişmesi, hayvan sevgisinin şekillenmesi, üretmenin anlamlılığı, üretirken gösterilen sabrın değeri gibi birçok noktada farklı başlıklarda farkındalıklar oluşturmasına neden olacaktır ve özellikle de dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü, anksiyete, gerçeklik algısında değişim gibi bugün teknolojinin yarattığı birçok olumsuz etkiler de evlatlarımızda görülmeyecek. Doğayla iç içe olan çocuklarımızda, yani hareket halinde olan çocuklarımızda fiziksel aktivitenin getirdiği yine fizyolojik bağlamda da olumlu sonuçlar ortaya çıkacaktır."
"Ekrandan uzak tutmak çocuğun sosyal gelişimi için ön koşuldur"
Çocuk Gelişim Uzmanı ve Psikolog Filiz Yıldırım ise yaz tatilinin sadece dinlenme süreci olmadığını belirterek, sadece otel, deniz, havuz gibi aktivitelerle zaman geçiren çocukların öğrenme süreçlerinden koptuğuna dikkati çekti.
Yıldırım, 3 aylık tatil sürecinde öğrenmeye ve gelişmeye uzun süre ara vermenin çocuklarda gerileme yaşattığını vurgulayarak, "Çocuk, eylülde okullar açıldığında yüzde 30 öğrenme kaybıyla okula başlar. Araştırmalar bunu gösteriyor. O nedenle yaz tatilini sadece dinlenme süreci olarak düşünmek çok yanlıştır. Çocuğu yüzde 30 geriletir. Her gün kitap okumak, bitirdiği yılın konularına göz gezdirmek, çok değil ama her gün belli bir miktar öğrenme sürecine devam etmek, tatil kitaplarından, ders videolarından bir şeyler izlemek, yazmak çocuğun zihnini, beynini öğrenme sürecinde yolda tutar." ifadesini kullandı.
Tatil döneminin, çocuğun ve ailenin birlikte kaliteli vakit geçirebileceği çok güzel bir fırsat olduğunu anlatan Yıldırım, ancak sürekli ekran başında otelde, havuzda vakit geçiren çocuğun sosyal gelişimden, kültürlenme fırsatından mahrum kaldığını aktardı.
Çocuğun sosyal becerilerinin gelişmesi için öncelikle sosyal ortamlara girmesi, insanlarla etkileşim içinde olması gerektiğine işaret eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ekrandan uzak tutmak çocuğun sosyal gelişimi için ön koşuldur. Çocuk ekran başında toplumdan aileden uzaklaşır, bir yalnızlık içinde ekranın esiri olur. Çocuğu ekrandan uzak tutmak için ona ekranın yerine geçebilecek, fiziksel, zihinsel ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılayabilecek ortamlar sunmak gerekir. Aile ile birlikte geçirilecek vakit, oyunlar, kutu oyunları, doğada insanlarla, aile ile arkadaşlarla buluşma, aile büyükleriyle bir araya gelme, teyzelerle dayılarla kuzenlerle bol bol vakit geçirme, bunların hepsi çocuğun sosyalleşmesi için çok güzel fırsatlardır."
Bunun yanı sıra çocuğu sadece tüketen bir kimlik olarak değil, aynı zamanda çevresine, ailesine bulunduğu şehre, dünyaya katkı sunan bir kimlik olarak yetiştirmek gerektiğini kaydeden Yıldırım, "Sokaktaki hayvanlara yaz sıcağında su vermek, beslemek, yaşadığı çevrede ihtiyaç sahibi canlıları fark etmek ve gücü ölçüsünde yardım etmek, ağaçlara, kuşlara, doğaya dikkatini çekmek, yaşadığı dünya ile etkileşim içinde bir çocuk yetiştirmek çok önemlidir." değerlendirmesinde bulundu.
Yıldırım, kuşaklar arası iletişimin çocukların kimlik gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayarak, şunları dile getirdi:
"Eğer çocuğun dedesi ninesi hayattaysa, yaşıyorsa bu o çocuk için çok büyük bir şanstır. Kendi büyüklerini görmek, onlara sarılmak, onlarla sohbet etmek, hayatın içinden damıtılmış o güzel anıları dinlemek bir çocuk için çok önemli kaynaktır. Bir çocuk köklerinden beslenerek büyür ve bir yetişkin olur. Kökleri ile iletişim halinde olmak çok değerlidir. O nedenle okul döneminde ziyaret edemediğimiz uzaktaki aile büyüklerine yaz tatilinde mutlaka gitmek, onlarla vakit geçirmek onların elinden yemek yemek, bir çocuğun sinir sistemine çok büyük katkıdır."
Kaynak: AA / Güncel
Filiz Yıldırım, Esra Akın, Güncel, Çocuk, Çocuk, Esra Akın, Filiz Yıldırım, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA