Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "PISA 2025 sonuçları, Türk eğitim sistemi açısından ümidimizi artıran önemli bir tablo ortaya koymuştur"
Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, "PISA 2025 sonuçları, Türk eğitim sistemi açısından adına ümidimizi artıran önemli bir tablo ortaya koymuştur.
Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, "PISA 2025 sonuçları, Türk eğitim sistemi açısından adına ümidimizi artıran önemli bir tablo ortaya koymuştur. OECD ülkelerinin önemli bir bölümünde öğrenci başarılarının gerilediği bir dönemde Türkiye'nin fen bilimleri, matematik ve okuma becerilerinin üçünde birden yükseliş göstermesi dikkat çekicidir" dedi.
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan, PISA 2025 sonuçlarını değerlendirdi. Bu sonuçların Türk eğitim sistemi açısından önemli bir tablo ortaya koyduğunu belirten Geylan, İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkelerinin bir bölümünde öğrenci başarılarının gerilediği bir dönemde Türkiye'nin fen bilimleri, matematik ve okuma becerilerinin üçünde birden yükseliş göstermesinin büyük bir başarı olduğunu sözlerine ekledi.
"PISA 2025 sonuçları, Türk eğitim sistemi açısından ümidimizi artıran önemli bir tablo ortaya koymuştur"
PISA'da alınan sonuçların Türk eğitiminde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Geylan, "PISA 2025 sonuçları, Türk eğitim sistemi açısından adına ümidimizi artıran önemli bir tablo ortaya koymuştur. OECD ülkelerinin önemli bir bölümünde öğrenci başarılarının gerilediği bir dönemde Türkiye'nin fen bilimleri, matematik ve okuma becerilerinin üçünde birden yükseliş göstermesi dikkat çekicidir. Türkiye'nin 2025 yılında fen bilimlerinde 494, okuma becerilerinde 472 ve matematikte 462 puana ulaşması, fen bilimleri ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıkarken matematikte OECD ortalamasını yakalaması son derece önemlidir. Okuma anlama becerisindeki artış Türkçe kullanmadaki hakimiyet, anlama yorumlama becerisinin artması doğrudan ve dolaylı olarak diğer alanlarda da başarının artmasına katkı sunmuştur. Üstelik mesele yalnızca 2025 sonuçları değildir. Türkiye, PISA'ya ilk kez katıldığı 2003 yılından bugüne fen bilimlerinde 434'ten 494'e, matematikte 423'ten 462'ye, okuma becerilerinde ise 441'den 472'ye yükselmiştir. Dolayısıyla 22 yıllık süreçte fen bilimlerinde 60, matematikte 39, okumada 31 puanlık artıştan söz ediyoruz. OECD'nin uzun dönemli göstergeleri de Türkiye'nin özellikle fen bilimlerindeki yükselişini uluslararası ölçekte dikkat çekici bir gelişme olarak ortaya koymaktadır" açıklamasında bulundu.
"Eğitimde başarı varsa o başarının baş aktörü öğretmendir"
Bu başarının altında Türk öğretmenlerinin de büyük bir payı olduğunu ifade eden Geylan, "Ancak bu rakamları konuşurken bir gerçeğin altını özellikle çizmek zorundayız. Eğitimde başarı varsa o başarının baş aktörü öğretmendir, eğitim yöneticisidir. Türk eğitim sisteminin gözbebeği, taşıyıcı gücü ve lokomotifi eğitim çalışanlarıdır. Türkiye'nin en ücra köyünden büyükşehirlerin kalabalık okullarına kadar her sabah sınıfının kapısını açan, kimi zaman imkansızlıklarla mücadele eden, öğrencisinin akademik başarısının yanında sosyal ve insani gelişimi için de sorumluluk üstlenen öğretmenlerimizin emeğini görmeden PISA başarısını doğru değerlendiremeyiz. Nitekim PISA 2025 verileri de öğretmenlerimizin bu gayretini destekleyen dikkat çekici sonuçlar ortaya koymaktadır. Öğrencilerimizin yüzde 74'ü fen derslerinde öğretmenlerinin her öğrencinin öğrenmesiyle ilgilendiğini belirtirken, OECD ortalaması yüzde 69'dur. Öğrencilerin yüzde 73'ü de öğretmenlerinin, öğrenciler anlayana kadar öğretmeye devam ettiğini ifade etmektedir. OECD ortalaması ise yüzde 66'dır. Bu rakamlar bize Türkiye'nin PISA başarısının arkasındaki en önemli unsurlardan birinin sınıfın içindeki öğretmen emeği olduğunu göstermektedir. Elbette öğretmenlerimizin yanında okul yöneticilerimizin, eğitim yöneticilerimizin, eğitim sistemi ve toplumsal gelişme adına çaba harcayan akademisyenimizin ve eğitimin bütün kademelerinde görev yapan eğitim çalışanlarımızın gayretini de teslim etmek gerekir. Okullarımızdaki imkanların geliştirilmesi, eğitim ortamlarının iyileştirilmesi ve öğrencilerimizin daha nitelikli eğitim alabilmesi için özveriyle çalışan tepeden tırnağa eğitimin bileşeni olan bütün eğitim çalışanlarımız bu başarının paydaşıdır" ifadelerini kullandı.
"Eksikleri de göz ardı etmemeliyiz"
PISA sonuçlarında alınan başarıların eğitimdeki eksiklikleri gidermediğini söyleyen Geylan, "PISA 2025 sonuçlarının olumlu taraflarını görürken eksiklerimizi de göz ardı etmemeliyiz. Burada temel yaklaşımımız açıktır. Eğitim çalışanından sürekli daha fazlasını istemek yerine öğretmene daha fazlasını vermek zorundayız. Öğretmenlerimizin ekonomik ve sosyal statüsünün yükseltilmesi, mesleğin itibarının korunması, mesleki gelişim imkanlarının artırılması, sınıf mevcutlarının azaltılması, güvenlik ile yardımcı personel ihtiyacının giderilmesi ve okullarımızın fiziki, teknolojik ve sosyal imkanlarının geliştirilmesi bundan sonraki dönemin temel öncelikleri olmalıdır. Eğitim çalışanının huzurlu olmadığı bir sistemde sürdürülebilir eğitim başarısı oluşturulamaz" dedi.
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan, PISA 2025 sonuçlarını değerlendirdi. Bu sonuçların Türk eğitim sistemi açısından önemli bir tablo ortaya koyduğunu belirten Geylan, İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkelerinin bir bölümünde öğrenci başarılarının gerilediği bir dönemde Türkiye'nin fen bilimleri, matematik ve okuma becerilerinin üçünde birden yükseliş göstermesinin büyük bir başarı olduğunu sözlerine ekledi.
"PISA 2025 sonuçları, Türk eğitim sistemi açısından ümidimizi artıran önemli bir tablo ortaya koymuştur"
PISA'da alınan sonuçların Türk eğitiminde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Geylan, "PISA 2025 sonuçları, Türk eğitim sistemi açısından adına ümidimizi artıran önemli bir tablo ortaya koymuştur. OECD ülkelerinin önemli bir bölümünde öğrenci başarılarının gerilediği bir dönemde Türkiye'nin fen bilimleri, matematik ve okuma becerilerinin üçünde birden yükseliş göstermesi dikkat çekicidir. Türkiye'nin 2025 yılında fen bilimlerinde 494, okuma becerilerinde 472 ve matematikte 462 puana ulaşması, fen bilimleri ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıkarken matematikte OECD ortalamasını yakalaması son derece önemlidir. Okuma anlama becerisindeki artış Türkçe kullanmadaki hakimiyet, anlama yorumlama becerisinin artması doğrudan ve dolaylı olarak diğer alanlarda da başarının artmasına katkı sunmuştur. Üstelik mesele yalnızca 2025 sonuçları değildir. Türkiye, PISA'ya ilk kez katıldığı 2003 yılından bugüne fen bilimlerinde 434'ten 494'e, matematikte 423'ten 462'ye, okuma becerilerinde ise 441'den 472'ye yükselmiştir. Dolayısıyla 22 yıllık süreçte fen bilimlerinde 60, matematikte 39, okumada 31 puanlık artıştan söz ediyoruz. OECD'nin uzun dönemli göstergeleri de Türkiye'nin özellikle fen bilimlerindeki yükselişini uluslararası ölçekte dikkat çekici bir gelişme olarak ortaya koymaktadır" açıklamasında bulundu.
"Eğitimde başarı varsa o başarının baş aktörü öğretmendir"
Bu başarının altında Türk öğretmenlerinin de büyük bir payı olduğunu ifade eden Geylan, "Ancak bu rakamları konuşurken bir gerçeğin altını özellikle çizmek zorundayız. Eğitimde başarı varsa o başarının baş aktörü öğretmendir, eğitim yöneticisidir. Türk eğitim sisteminin gözbebeği, taşıyıcı gücü ve lokomotifi eğitim çalışanlarıdır. Türkiye'nin en ücra köyünden büyükşehirlerin kalabalık okullarına kadar her sabah sınıfının kapısını açan, kimi zaman imkansızlıklarla mücadele eden, öğrencisinin akademik başarısının yanında sosyal ve insani gelişimi için de sorumluluk üstlenen öğretmenlerimizin emeğini görmeden PISA başarısını doğru değerlendiremeyiz. Nitekim PISA 2025 verileri de öğretmenlerimizin bu gayretini destekleyen dikkat çekici sonuçlar ortaya koymaktadır. Öğrencilerimizin yüzde 74'ü fen derslerinde öğretmenlerinin her öğrencinin öğrenmesiyle ilgilendiğini belirtirken, OECD ortalaması yüzde 69'dur. Öğrencilerin yüzde 73'ü de öğretmenlerinin, öğrenciler anlayana kadar öğretmeye devam ettiğini ifade etmektedir. OECD ortalaması ise yüzde 66'dır. Bu rakamlar bize Türkiye'nin PISA başarısının arkasındaki en önemli unsurlardan birinin sınıfın içindeki öğretmen emeği olduğunu göstermektedir. Elbette öğretmenlerimizin yanında okul yöneticilerimizin, eğitim yöneticilerimizin, eğitim sistemi ve toplumsal gelişme adına çaba harcayan akademisyenimizin ve eğitimin bütün kademelerinde görev yapan eğitim çalışanlarımızın gayretini de teslim etmek gerekir. Okullarımızdaki imkanların geliştirilmesi, eğitim ortamlarının iyileştirilmesi ve öğrencilerimizin daha nitelikli eğitim alabilmesi için özveriyle çalışan tepeden tırnağa eğitimin bileşeni olan bütün eğitim çalışanlarımız bu başarının paydaşıdır" ifadelerini kullandı.
"Eksikleri de göz ardı etmemeliyiz"
PISA sonuçlarında alınan başarıların eğitimdeki eksiklikleri gidermediğini söyleyen Geylan, "PISA 2025 sonuçlarının olumlu taraflarını görürken eksiklerimizi de göz ardı etmemeliyiz. Burada temel yaklaşımımız açıktır. Eğitim çalışanından sürekli daha fazlasını istemek yerine öğretmene daha fazlasını vermek zorundayız. Öğretmenlerimizin ekonomik ve sosyal statüsünün yükseltilmesi, mesleğin itibarının korunması, mesleki gelişim imkanlarının artırılması, sınıf mevcutlarının azaltılması, güvenlik ile yardımcı personel ihtiyacının giderilmesi ve okullarımızın fiziki, teknolojik ve sosyal imkanlarının geliştirilmesi bundan sonraki dönemin temel öncelikleri olmalıdır. Eğitim çalışanının huzurlu olmadığı bir sistemde sürdürülebilir eğitim başarısı oluşturulamaz" dedi.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA