Tunceli'de küçükbaş üreticisi yem ve maliyetlerden yakınıyor, bir torba yem 1200 lira

Yerel Haberler

Tunceli Koyun Keçi Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kala, küçükbaş hayvancılıkta artan girdi maliyetleri ve pazarlama sorunlarına dikkati çekti. Kala, bir torba yemin 1200 lira olduğunu belirterek üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını, devlet desteği gerektiğini söyledi.

Haber: Caner Aktan

(TUNCELİ) - Küçükbaş hayvancılıkta artan girdi maliyetlerine dikkati çeken Tunceli Koyun Keçi Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kala, "Yağmurda, doluda, çamurda gece gündüz demeden ezilen biziz, ama kazanan tüccar oluyor" dedi.

Tunceli'nin Hozat ilçesine bağlı Avşeker köyünde 450 baş küçükbaş hayvanla üretim yapan Kala, küçükbaş hayvancılıkta artan girdi maliyetleri, peynir üreticilerinin yaşadığı pazarlama sorunları, çoban bulma güçlüğü ve üreticilerin borç yüküne dikkati çekti. Kala, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için devletin destek vermesi, üreticilerin pazara doğrudan ulaşması ve süt ürünleri fabrikaları ile kesimhanelerin kurulması gerektiğini söyledi.

"ŞU ANDA EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI ALAMIYORUZ"

Küçükbaş hayvancılığın yoğun emek ve insan gücü gerektiren bir iş olduğunu belirten Murat Kala, üreticilerin çalışma koşullarının sosyal yaşamlarını da olumsuz etkilediğini ifade etti.

Kala, "Bizim hayvancılık insan gücüyle yapılan bir iş. 400-500 koyunu olan bir ailenin bu işi en az 5-6 kişiyle yapması gerekiyor. İki çoban, aile bireyleriyle birlikte çalışıyor. İnsan gücüne dayalı olduğu için insanlar yıpranıyor. Herhangi bir sosyal hayatları yok. Gençler bir etkinliğe, düğüne katılamıyor, sosyal hayata karışamıyor. Sürekli çalışmak zorundayız. Bu çalışmanın, emeğimizin karşılığını almak istiyoruz. Şu anda emeğimizin karşılığını alamıyoruz" diye konuştu.

"ÜRETİCİMİZE DESTEK OLAMADIK, KENDİMİ ELEŞTİRİYORUM"

Peynir üreticilerinin bu yıl ciddi mağduriyet yaşadığını belirten Kala, Tunceli Koyun Keçi Birliği Yönetim Kurulu Üyesi olarak üreticilerin yaşadığı sorunlar karşısında sorumluluklarını yeterince yerine getiremediklerini söyledi.

Kala, "Bu sene peynir konusunda çok mağdur olduk. Üreticimize gereken fiyatı açıklayamadık, onu destekleyemedik. Önce kendimi eleştiriyorum. Bu konuda çok eksik kaldık. Üreticimizden de gerekeni yapamadığımız için özür diliyoruz" dedi.

Üreticilerin ürünlerini pazarlama konusunda tüccarlara bağımlı hale geldiğini ifade eden Kala, "Tüccarlar gelip peyniri bizden 200 liraya alıyor, şu anda toplu satışta 600-650 liraya satıyor. Perakende satışta belki daha yüksek fiyatlara ulaşıyor. Arada uçurum kadar fark var. Burada emek veren biziz, ezilen biziz. Yağmurda, doluda, çamurda gece gündüz demeden çalışan biziz ama kazanan tüccar oluyor" diye konuştu.

"BİR TORBA YEM 1200 LİRA, SAMANIN MALİYETİ KATLANIYOR"

Hayvancılıkta kullanılan yem, arpa, saman ve ilaç fiyatlarının üreticinin üzerindeki yükü artırdığını belirten Kala, bölgedeki nakliye maliyetlerinin de ürün fiyatlarına yansıdığını kaydetti.

Girdi maliyetlerine ilişkin bilgi veren Kala, "Arpa fiyatları, yem fiyatları, ilaç fiyatları almış başını gidiyor. Tarım Bakanlığı'nın bu konuda denetim yapmadığını düşünüyorum. İlaç fiyatları her yıl enflasyonun üzerinde artıyor. Bugün bir torba yem 1200 lira, arpa 16-16,5 lira. Kırmızı saman 16 lira, normal saman 7-8 lira. Diyarbakır'da yerinden alındığında ortalama 2,5 lira olan saman, buraya geldiğinde 7-8 liraya mal oluyor. Bu farkın önemli bir nedeni mazot ve nakliye maliyetleri" dedi.

Üreticilerin tarımsal faaliyetlerini de sürdüremediğini belirten Kala, "Burada arazilerimizin çoğu tarım arazisi. İnsanlar ekemiyor. Traktörü olan bile ekim yapamıyor çünkü zarar ediyor. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan üreticiler için mazotta ÖTV'nin kaldırılması gerekiyor. İnsanlar çok zor şartlarda geçinmeye çalışıyor. Devletin burada devreye girmesi lazım. Biz bu ülkenin üretim yapan milli servetiyiz. Devletin de bize karşı bir adım atması gerektiğini düşünüyorum. Ancak atılan adımlar yetersiz kalıyor" ifadelerini kullandı.

"KREDİ ÇEKMEDEN YEM, SAMAN VE ÇOBAN PARASINI KARŞILAYAMIYORUZ"

Üreticilerin artan maliyetler nedeniyle borçlanmak zorunda kaldığını dile getiren Kala, tarımsal kredilerin sağladığı avantajların kesintiler ve geri ödeme koşulları nedeniyle sınırlı kaldığını savunarak, "Bizim bulunduğumuz çevrede 20 üretici varsa 20'si de Ziraat Bankası'na borçlu. Krediler olmasa ayakta kalamıyoruz. Bu kredileri niye çekiyoruz? Arpa alamıyoruz, saman alamıyoruz, çobanların parasını karşılayamıyoruz. Çok ciddi çoban masraflarımız var. Bunları karşılayamadığımız için krediye başvuruyoruz" dedi.

"PEYNİR SATACAK PAZAR BULAMIYORUZ"

Küçükbaş hayvancılık yapan üreticilerin yalnızca maliyetlerle değil, ürünlerini değerlendirebilecekleri pazarların yetersizliğiyle de karşı karşıya kaldığını belirten Kala, üreticilerin kendi işleme ve pazarlama imkanlarını oluşturması gerektiğini söyledi.

Kala, "Biz bu ülkede et, süt ve peynir üretiyorsak devletin de sorumluluk alması gerekiyor. Üreticiyi banka kredilerinde, meralarda ve çoban konusunda desteklemesi lazım. Küçükbaş hayvancılık yapıyoruz ama peynirimizi satabilecek pazar alanı bulamıyoruz. Neden bizim bir süt ürünleri fabrikamız olmasın? Neden bir kesimhanemiz olmasın?" ifadelerini kullandı.

"HEM ÜRETİCİ HEM TÜKETİCİ MAĞDUR"

Üreticinin yeterli kazanç elde edememesiyle tüketicinin uygun fiyatlı süt ürünlerine erişememesinin birbiriyle bağlantılı olduğunu ifade eden Kala, aracıların fiyatlar üzerindeki etkisinin azaltılması gerektiğini söyledi.

Kala, "Bugün tüketici tereyağını 1000 liraya, tulum peynirini en ucuz 800 liraya alıyor. Türkiye'deki koşulları düşündüğümüzde insanların alım gücü yetmediği için bu ürünleri satın alamadığını görüyoruz. Bir tarafta tüketici alamıyor, diğer tarafta üretici emeğinin karşılığını alamıyor. İkimiz de mağduruz. Aradaki tüccarları ortadan kaldırmamız lazım" diye konuştu.

Kala, üreticinin doğrudan pazara ulaşabileceği sistemlerin kurulması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve küçükbaş hayvancılığı sürdürülebilir hale getirecek desteklerin sağlanması gerektiğini belirtti.

Uygulamayı yükle! YÜKLE