Toplum Çalışmaları Enstitüsü, "Batı Demokrasilerinde Yükselen Sağın Arka Planı" Raporu Hazırladı

Güncel Haberler

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün “Batı Demokrasilerinde Yükselen Sağın Arka Planı: Amerikan Seçmeni Üzerinden Bir Analiz” başlıklı raporu, ABD başta olmak üzere Batı demokrasilerinde düşük eğitim ve düşük gelir gruplarının sandık sonuçlarını köklü bir şekilde etkilediğini ortaya koydu. Raporun sonuç bölümünde, "Ekonomik dönüşümün yarattığı maddi kayıplar, kültürel düzeyde bir tepkiyle birleşerek, siyasal kutuplaşmanın yalnızca politik tercihler üzerinden değil, kimlikler ve değerler üzerinden derinleşmesine zemin hazırlamaktadır" ifadelerine yer verildi.

(ANKARA) - Toplum Çalışmaları Enstitüsü'nün "Batı Demokrasilerinde Yükselen Sağın Arka Planı: Amerikan Seçmeni Üzerinden Bir Analiz" başlıklı raporu, ABD başta olmak üzere Batı demokrasilerinde düşük eğitim ve düşük gelir gruplarının sandık sonuçlarını köklü bir şekilde etkilediğini ortaya koydu. Raporun sonuç bölümünde, "Ekonomik dönüşümün yarattığı maddi kayıplar, kültürel düzeyde bir tepkiyle birleşerek, siyasal kutuplaşmanın yalnızca politik tercihler üzerinden değil, kimlikler ve değerler üzerinden derinleşmesine zemin hazırlamaktadır" ifadelerine yer verildi.

Ankara merkezli düşünce kuruluşu Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından yayımlanan "Batı Demokrasilerinde Yükselen Sağın Arka Planı: Amerikan Seçmeni Üzerinden Bir Analiz" başlıklı rapor, eğitim ve gelir gruplarına göre oy verme davranışındaki uzun dönemli değişimi inceledi.

Toplum Çalışmaları Enstitüsü'nün Batı demokrasilerindeki siyasal dönüşüme ilişkin yaptığı çalışma, eğitim ve gelir uçurumunun siyasal kutuplaşmayı derinleştirdiğini ortaya koyarken, ABD'de lise altı eğitimli seçmenlerin Cumhuriyetçi oylarını 32 yılda 25 puan artırdığını kaydetti.

Enstitü Araştırma ve Veri Analizi Programı Direktörü Yağmur Uzunırmak ile M. Ercan Yüksel imzasını taşıyan çalışma, ABD verileri üzerinden 1992–2024 dönemini kapsayan karşılaştırmalı analizler içeriyor.

Lise ve altı eğitimlilerin seçimlerinde kritik değişim

American National Election Studies (ANES) verilerine göre, ABD'de lise ve altı eğitime sahip seçmenler arasında Cumhuriyetçi başkan adayına verilen destek 1992 yılında yaklaşık yüzde 32 düzeyindeyken, 2024 itibarıyla yüzde 57'ye yükseldi. Aynı dönemde bu grupta Demokrat adaylara verilen destek belirgin şekilde geriledi.

Lisansüstü eğitim grubunda ise ters yönlü bir değişim kaydedildi. 1992'de Cumhuriyetçi adaylara yaklaşık yüzde 48 oranında destek veren bu kesimde oran 2024'te yüzde 30'a düştü. Demokrat adaylara verilen destek ise arttı.

'Alt basamaktayım' diyenlerin oranında ciddi artış

Uluslararası Sosyal Araştırma Programı (ISSP) verilerine göre, lise altı eğitime sahip bireylerin kendilerini toplumsal hiyerarşinin alt basamaklarında (1–4 aralığında) konumlandırma oranı 1992'de yüzde 14,4 iken 2019'da yüzde 33,3'e yükseldi.

Yüksek eğitimli gruplarda ise aynı dönemde alt basamakta konumlanma oranlarının gerilediği tespit edildi.

Sanayinin payı yarı yarıya azaldı

Toplum Çalışmaları Enstitüsü'nün raporuna göre, ABD ekonomisinde 1947'den bu yana sanayi sektörünün gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı yüzde 31,1'den yüzde 15,7'ye geriledi. Aynı dönemde hizmetler sektörünün payı yüzde 47,3'ten yüzde 72,1'e yükseldi. Tarım sektörünün payı ise yüzde 8'den yüzde 0,9'a düştü. Raporda, bu yapısal dönüşümün işgücü piyasasındaki dağılımı değiştirdiği ve eğitim düzeyi düşük gruplar üzerinde farklı etkiler yarattığı belirtildi.

Eğitim ve gelir arasındaki makas açıldı

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre, 2024 yılında profesyonel derece sahiplerinin haftalık medyan kazancı 2 bin 363 dolar olurken, lise altı eğitim grubunda bu rakam 738 dolar olarak kaydedildi.

2000–2024 döneminde tüm eğitim gruplarında gelir artışı görülmesine rağmen, yüksek eğitimliler ile düşük eğitimliler arasındaki farkın sürdüğü ifade edildi.

Kültürel tutumlarda belirgin ayrışma

Toplum Çalışmaları Enstitüsü'nün ANES verilerine dayandırdığı analize göre, 2024'te "Geleneksel aile bağlarına daha fazla önem verilseydi birçok sorun daha az yaşanırdı" ifadesine katılım oranı lise altı eğitim grubunda yaklaşık yüzde 63 iken, lisansüstü eğitim grubunda yüzde 47 seviyesinde kaldı.

Göç konusunda ise "ABD'de yabancı ülke vatandaşlarının sayısı azaltılmalı" diyenlerin oranı lise altı eğitim grubunda yaklaşık yüzde 60 olurken, lisansüstü eğitim grubunda bu oran yüzde 31 olarak ölçüldü.

Avrupa'da da benzer eğilimler

Raporda, Birleşik Krallık'ta İşçi Partisi'nin beyaz işçi sınıfındaki oy oranının 1987–2019 döneminde yüzde 52'den yüzde 24'e gerilediği; Fransa'da 2017 seçimlerinde Marine Le Pen'in işçilerin yüzde 37'sinin oyunu aldığı; Almanya'da 2025 seçimlerinde AfD'nin işçilerden yüzde 38 destek aldığı verilerine yer verildi.

Çalışma, Batı demokrasilerinde son otuz yılda eğitim, gelir ve oy verme davranışı arasındaki ilişkinin belirgin biçimde yeniden şekillendiğini ortaya koyuyor.

Kutuplaşmayı hangi etkenler belirliyor

Raporun sonuç bölümünde ise şu tespitlere yer verildi:

"Ekonomik ve statü temelli ayrışmanın, zaman içerisinde siyasal davranışlara da açık biçimde yansıdığı görülmektedir. Kendilerini giderek daha yüksek oranda toplumsal yapının alt basamaklarında konumlandıran düşük eğitimli bireylerin, aşırı sağ adaylara oy verme eğilimlerinde belirgin bir artış yaşanmıştır. Bu bulgu, ekonomik konum algısının siyasal tercihler üzerindeki etkisine işaret eden literatürle de uyumludur."

Ancak bu yazıda da gösterildiği üzere, ekonomik dönüşüm ile kültürel dönüşüm birbirinden bağımsız süreçler değildir; aksine, çoğu zaman eşanlı ve birbirini pekiştiren dinamikler olarak işlemektedir. Toplumsal statü açısından kendisini dezavantajlı konumda algılayan gruplar, yalnızca ekonomik kaygılarla değil, aynı zamanda küreselleşmeyle birlikte yaygınlaşan kültürel normlara ve değerlere karşı daha mesafeli bir tutum geliştirmektedir.

Yeşil dönüşüm, göç, cinsiyet eşitliği ve eşcinsel birey hakları gibi başlıklar, bu kesimler açısından çoğu zaman ekonomik dönüşümün sembolik uzantıları olarak algılanmakta, bu da söz konusu değerlerin, bireylerin gündelik deneyimleriyle uyumsuz veya tehdit edici görülmesine yol açabilmektedir. Dolayısıyla, kültürel mesafe ve değer temelli tepkiler, büyük ölçüde ekonomik konum kaybı algısıyla beslenen bir savunma refleksi olarak ortaya çıkmaktadır.

ABD'de Trump etrafında şekillenen aşırı sağ popülist siyasetin arka planında, küreselleşmenin yarattığı etkilerin bireyleri ekonomik konum, toplumsal statü ve kültürel değerler bakımından toplumun geri kalan kesimlerinden farklılaştırması yatmaktadır. Ekonomik dönüşümün yarattığı maddi kayıplar, kültürel düzeyde bir tepkiyle birleşerek, siyasal kutuplaşmanın yalnızca politik tercihler üzerinden değil, kimlikler ve değerler üzerinden derinleşmesine zemin hazırlamaktadır."