"Tetimmetü'l-Keşşaf" eserinin tanıtım toplantısı İSAM'da yapıldı

Güncel Haberler

Fahreddin el-Çarperdi'nin tefsir klasiklerinden Zemahşeri'nin "el-Keşşaf" eseri üzerine kaleme aldığı "Tetimmetü'l-Keşşaf" adlı çalışmasının tanıtımı, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi'nde (İSAM) gerçekleştirildi.

Fahreddin el-Çarperdi'nin tefsir klasiklerinden Zemahşeri'nin "el-Keşşaf" eseri üzerine kaleme aldığı "Tetimmetü'l-Keşşaf" adlı çalışmasının tanıtımı, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi'nde (İSAM) gerçekleştirildi.
İSAM Yayınlarınca hazırlanan çalışmanın tanıtıldığı toplantının moderatörlüğünü Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Suat Mertoğlu üstlendi.
Mertoğlu, 2012'de yeni bir projeyi hayata geçirdiklerini belirterek, "Bu tarihte hicri 7. yüzyıldan başlayan dönemi 'İkinci Klasik Dönem Projesi' olarak ele almaya karar verdik. Amacımız, bu dönemin ilmi birikiminin ortaya çıkmasını sağlamaktı. O sıralarda ansiklopedi çalışması henüz bitmemişti ve diğer projelere çok fazla yer veremiyorduk. O tarihten itibaren bu proje kesintisiz olarak devam etti. Bu dönemi anlamak için belli bir araştırmacı tipi gerekiyordu. Biz de bunun için uzmanlar yetiştirmeye çalıştık. Eserlerin çoğu yazma eserlerdi. Yazma eserler alanı ise henüz bir gelenek haline gelmemişti. Bizler bu proje bağlamında şimdiye kadar 59 yayın yayımladık ve bu dönemin akademi gündemine girmesine vesile olduk. Bugün tanıtımını yapacağımız eser de bu projenin olgunluk meyvelerinden birisidir." dedi.
Projenin yürütücüsü ve 29 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Taha Boyalık, Fahreddin el-Çarperdi'nin Tebriz'de dünyaya geldiğini anlatarak, Tebriz'in 700'li yıllarda canlı bir ilim merkezi olduğunu söyledi.
"El-Çarperdi'nin tefsirle ilişkisine Beyzavi'nin önemli katkıları olmuştur"
El-Çarperdi'nin Tebriz'de 10 yıl eğitim aldığını ve önemli ilim adamlarından Beyzavi'den eğitim aldığını vurgulayan Boyalık, "El-Çarperdi'nin Beyzavi'den 'Keşşaf'ı okuduğunu biliyoruz. Dolayısıyla el-Çarperdi'nin tefsirle ilişkisine Beyzavi'nin önemli katkıları olmuştur." ifadelerini kullandı.
Boyalık, el-Çarperdi'nin farklı ilim dallarında eserler verdiğini belirterek, "O, genelde şerhler yazmış ve önemli eserlerini tefsir alanındaki şerhleriyle yapmıştır. Biz, onun Keşşaf'ı defaatle okuttuğunu biliyoruz. El-Çarperdi, Keşşaf'ı okuturken notlar alıyor ve bunları öğrencileriyle müzakere ediyordu. Bu notlar zamanla büyüdü ve el-Çarperdi onları düzenleyerek bu eseri ortaya çıkarmıştır." şeklinde konuştu.
Keşşaf'ın Zemahşeri tarafından kaleme alındığını kaydeden Boyalık, şu bilgileri verdi:
"Eserin yayımı sırasında Mutezile ekolünün fikriyatı canlıydı ve bu dönem zarfında Keşşaf'ın oldukça önemsenen bir eser olduğunu biliyoruz. Daha sonra söz konusu ilgi azalmaya başlıyor ve 150 yıllık bir kopuş, yahut yavaşlama ortaya çıkıyor. Bunun temel sebebi ise Keşşaf'ın itikadi içeriğinden dolayıdır. Beyzavi bu noktada önemli bir yerde duruyor ve bu eseri eleştirmekten ziyade açıklamaya çalışan bir metin ortaya koyuyor."
Mehmet Taha Boyalık, Keşşaf'ın tefsir şerhi alanındaki önemine de değinerek, "Keşşaf, şerhe müsait bir metindir ve bu eserden sonra tefsir şerhciliği ortaya çıkmış oluyor. El-Çarperdi'nin çalışması da Keşşaf'ın bu geleneğini devam ettiren önemli bir çalışmadır. Bu metnin temel özelliklerinden ilki, Keşşaf'ı tefsir alanında bir otorite olarak kabul edip açıklamaya çalışması, ikincisi ise Keşşaf'ı tamamen şerh eden bütüncül bir çalışma olmasıdır."
Tetimmetü'l-Keşşaf'ın şerh geleneği alanında kurucu bir metin olduğunu sözlerine ekleyen Boyalık, proje kapsamında önemli bir emeğin ortaya koyulduğunu dile getirdi.
"Şerh ve haşiye geleneği, modern dönemde yok sayıldı"
Medeniyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Kaya, şerh ve haşiye geleneğinin modern dönemde yok sayıldığını ve bu durumun uzun yıllar devam ettiğini söyledi.
Tefsir tarihiyle ilgili yapılan farklı çalışmaların birçoğunda tefsirlere ilişkin şerhlerin görmezden gelindiğine dikkati çeken Kaya, "(Ignac) Goldziher gibi tarihçiler modern dönemde 'Keşşaf'tan sadece çok kısaca bahseder. Benzeri durum diğer eserlerde de devam eder. Bunun temel sebebi, Batılılaşma sürecinin ortaya çıkardığı problemle ilgilidir. Bu dönemde Bergamalı Cevdet ve Ömer Nasuhi Bilmen ise şerh ve haşiye geleneğini sürdürmeye çalışmıştır. Böylece gelenek bir yerde kopuşa uğrarken, bir yerden kendisini yeniden inşa etmiştir." dedi.
Kaya, söz konusu geleneğin "küçümseyici bir bakış" ile ele alındığının altını çizerek, "Bizler de ilahiyat olarak bu kopuştan nasibimizi almış olduk. İsmail Kara, 'Unuttuklarını Hatırla! - Şerh ve Haşiye Meselesine Dair Birkaç Not' adlı çalışmasıyla bu durumu ele almıştır. Onun metni bu ilmi geleneğe bakışı değiştirmiştir. Kara'nın çalışması, Osmanlı düşüncesinin yeniden anlaşılmasında bu geleneğin önemli bir yere sahip olunduğunu ortaya koymuştur." diye konuştu.
Keşşaf'a ilişkin önemli şerhler yazıldığına işaret eden Kaya, "El-Çarperdi'nin Keşşaf'a ilişkin yazdığı şerh ise Beyzavi'nin şerhinin bir devamı olarak anlaşılabilir. El-Çarperdi'nin 'Tetimmetü'l-Keşşaf'ı, Kur'an'ın inzal ve tenziline ilişkin tartışmalara yer vererek, bunun yanı sıra mühim noktalarına dair izahlarda bulunuyor. Bu çalışmalar kolay işler değildir. Keşşaf gibi bir metne başından sonuna kadar şerh yazmak önemli bir ilmi çabadır. Bu yüzden takdiri hak eden eserlerdir." ifadelerini kullandı.
Etkinlik, soru cevapların ardından sona erdi.