TCMB Başkanı Karahan, Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı'nda konuştu:

Ekonomi Haberleri

- "Jeopolitik gelişmeler yalnızca enerji fiyatlarını değil, temel mal fiyatlarını da etkiledi" "27 Mart'ta 155 milyar dolar olan brüt rezervler 30 milyar dolar artışla 12 Ağustos itibarıyla 185 milyar dolar seviyesine yükseldi"

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, akaryakıt tarafında ham petrol fiyatlarının yanı sıra, motorinde rafineri marjlarındaki yükselişin de fiyatlara olumsuz yansıdığını söyleyerek, "Jeopolitik gelişmeler yalnızca enerji fiyatlarını değil, temel mal fiyatlarını da etkiledi. Nitekim, son dönemde temel mal enflasyonundaki artışta bu etkileri kısmen gördük." dedi.
Karahan, yılın üçüncü Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuştu.
Enflasyon gelişmelerine dair değerlendirmelerini paylaşan Karahan, "Son aylarda, dezenflasyon sürecinin yavaşladığı bir dönemden geçtik. Arz yönlü baskılar önceki rapor dönemine kıyasla bir miktar hafiflese de dezenflasyonda ivme kaybına neden olmaya devam etti. Bu dinamikler eşliğinde, yıllık tüketici enflasyonu temmuz ayı itibarıyla yüzde 31,8 seviyesinde gerçekleşti. Çekirdek enflasyon göstergeleri ise manşet enflasyonun biraz altında kaldı. Nitekim enerji ve gıdayı dışlayan C endeksinde, yıllık enflasyon yüzde 30'un hafif altında gerçekleşti." dedi.
Karahan, yönetilen, yönlendirilen ürünlerde fiyat artışlarının bir süredir TÜFE'nin üzerinde seyrettiğini ifade ederek, söz konusu ürünleri dışlayan F endeksinin manşet enflasyonun altında seyrettiğini söyledi.
Temmuzda enflasyonun ana eğiliminde dağılım bazlı göstergeler öncülüğünde gerileme görüldüğünü belirten Karahan, "Bu göstergeler, B ve C gibi dışlamaya dayalı göstergelere kıyasla daha belirgin geriledi, bu nedenle ana eğilim tahminlerimize göre daha düşük gerçekleşti." ifadelerini kullandı.
Karahan, bu görünümde, temel mal ve işlenmiş gıda gibi alt kalem sayısı fazla olan geniş kapsamlı gruplardaki fiyat gelişmelerinin öne çıktığını kaydederek, son üç aydaki yıllıklandırılmış ana eğilim hesaplandığında, takip ettikleri altı göstergenin ortalamasının yüzde 27'li seviyelere işaret ettiğini belirtti.
"Enerji ve temel mal grubu enflasyonlarında ikinci çeyrekte bir güçlenme izledik"
Fatih Karahan, tasarım gereği daha uzun vadeli eğilimleri yansıtan ve tek seferlik etkileri dışlayan trend enflasyon göstergesinin görece yatay seyrettiğini söyleyerek, "Ana eğilimin iki temel bileşenine yakından baktığımızda, temmuz ayı itibarıyla temel mal enflasyonu düşük seviyelerini korurken, hizmet enflasyonu görece yüksek seyrini sürdürüyor. Bildiğiniz gibi, jeopolitik şokun enflasyondaki ilk yansımaları ağırlıklı olarak enerji ve petrokimya ile bağlantısı güçlü alt gruplar üzerinden gerçekleşti. Bu doğrultuda, enerji ve temel mal grubu enflasyonlarında ikinci çeyrekte bir güçlenme izledik. Temmuz ayına geldiğimizde bu etkiler bir miktar azaldı." diye konuştu.
Son dönem enflasyon gelişmelerinde öne çıkan bir diğer unsurun gıda fiyatları olduğuna dikkati çeken Karahan, "2026 yılına ilişkin ilk bitkisel üretim tahminleri, geçen yıl kuraklık ve zirai don nedeniyle zayıflayan üretimin, bu yıl meyve ve tahıllar öncülüğünde yeniden toparlandığına işaret ediyor. Üretimdeki bu iyileşme, gıda enflasyonu açısından olumlu bir arz yönlü görünüm sunuyor. Ancak, bu genel iyileşmeye karşın, gıda enflasyonundaki olumsuz ayrışma belirginleşti." dedi.
Karahan, arz koşullarındaki iyileşmenin gıda fiyatlarına etkisi alt gruplar itibarıyla değişkenlik gösterdiğini kaydederek, "Sebze üretimi genel olarak yatay bir görünüm sergilerken, ürün bazında farklılaşmalar görüyoruz. Ağırlığı yüksek bazı ürünlerde haziran-temmuz döneminde arz sıkıntısı yaşandı ve fiyatlar yüksek oranda arttı. Süt, et ve bunlara bağlı ürünler son bir yıllık dönemde fiyat artışları ile öne çıkan diğer ürünler oldu. Son aylarda alkolsüz içecek fiyatlarında da bir hızlanma izliyoruz." ifadelerini kullandı.
"Jeopolitik gelişmeler temel mal fiyatlarını da etkiledi"
TCMB Başkanı Karahan, enerji fiyatlarının ise jeopolitik gelişmelere bağlı olarak oynak bir seyir izlediğini belirterek, jeopolitik gelişmeler eşliğinde artan belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarının temmuz ayında yeniden yükseldiğini ve öncü göstergelerin de bu etkilerin ağustos ayına da sarktığına işaret ettiğini kaydetti.
Karahan, savaş döneminde en belirgin fiyat artışları doğal gaz ve elektrikte olurken, eşel mobil uygulamasının akaryakıt fiyatlarındaki artışları sınırladığını ifade etti.
Akaryakıt tarafında ham petrol fiyatlarının yanı sıra, motorinde rafineri marjlarındaki yükselişin de fiyatlara olumsuz yansıdığını söyleyen Karahan, "Jeopolitik gelişmeler yalnızca enerji fiyatlarını değil, temel mal fiyatlarını da etkiledi. Nitekim, son dönemde temel mal enflasyonundaki artışta bu etkileri kısmen gördük. Örneğin, petrokimya ürünleriyle yakından bağlantılı olan kişisel bakım ve ev temizlik ürünlerinde, jeopolitik çalkantı sırasında önemli fiyat artışları kaydedildi." diye konuştu.
Karahan, bu dönemde dayanıklı tüketim malları enflasyonunun nispeten yatay kaldığını belirtirken, temel mal grubunda yıllık enflasyonun yüzde 17 ile manşet enflasyonun belirgin altındaki seyrini sürdürdüğünü ve sıkı para politikasının tüketim talebinde yol açtığı yavaşlamanın, temel mal enflasyonundaki artışı sınırlayan önemli bir faktör olduğunu kaydetti.
Son dönemde yaşanan şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin sınırlı kalmasında, sıkı para politikasının önemini bir kez daha gördüklerini belirten Karahan, talep koşullarının enflasyon üzerindeki etkilerini hizmet sektöründe de gördüklerini kaydetti.
Karahan, arz şoklarına rağmen, hizmet enflasyonundaki yavaşlamanın devam ettiğini ifade ederek, "Talebin zayıflaması bu görünüme katkıda bulunuyor. Nitekim, yıllıklandırılmış son üç aylık ana eğilimin, yıllık enflasyonun altında olması, bu eğilimin devamını ima ediyor." ifadelerini kullandı.
Bir defalık etki oluşturan temmuz ayındaki muayene katılım payı düzenlemesi ile son dönem akaryakıt artışlarının, ulaştırma hizmetleri üzerinden hizmet enflasyonunu yukarı yönlü etkilediğini söyleyen Karahan, bu etkileri dışladığımızda, hizmet enflasyonunun ana eğilimindeki düşüşün daha belirgin hale geldiğini belirtti.
Karahan, hizmet enflasyonundaki yavaşlamada, özellikle kira ve eğitim hizmetlerinin rolü belirgin olduğunu ifade ederek, "Yılın ilk yedi ayındaki birikimli enflasyona bakıldığında her iki kalemde de enflasyon geçen yıla göre önemli ölçüde geriledi. Bu durum, hizmet enflasyonunda bu kalemlerden gelen ataletin gücünü yitirdiğini gösteriyor." diye konuştu.
Kira tarafında, yeni kiracı endeksi gibi öncü göstergelerin düşüş eğiliminin önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ettiğini söyleyen Karahan, "Eğitim hizmetlerinde ise fiyat ayarlamalarında son 24 ay yerine 12 aylık enflasyonu esas alan düzenlemeleri, önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Bu değişikliklerin geriye dönük endeksleme eğilimini zayıflatmaya devam edeceğini ve dezenflasyon sürecini destekleyeceğini öngörüyoruz. Bu bakımdan, ağustos-eylül döneminde vakıf yükseköğretim ücretlerindeki gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkilerini yakından takip edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Karahan, ulaştırma ve haberleşme hizmetlerinde ise farklı bir seyir izlediklerini kaydederek, akaryakıt fiyatlarındaki artışın etkileriyle ulaştırma hizmetlerinin ilk yedi aydaki fiyat artışlarının güçlü olduğunu belirtti.
Son dönemde haberleşme hizmetleri enflasyonunun da güçlendiğini söyleyen Karahan, bu iki kalemin, hizmet enflasyonundaki iyileşmeyi sınırladığını ifade etti.
Karahan, talep koşullarına duyarlılığı görece yüksek olan lokanta-oteller gibi alt kalemlerde dezenflasyonun devam ettiğini kaydederek, bu dönemde beklentiler kanalıyla ortaya çıkabilecek ikincil etkileri de yakından takip ettiklerini sözlerine ekledi.
Enflasyon beklentilerine de değinen Karahan, "Küresel gelişmelerin enflasyon beklentileri üzerindeki etkisi sektörler arasında farklılık gösterdi. Önceki rapor dönemine kıyasla piyasa katılımcılarının beklentileri yükselirken, reel sektör ve hanehalkı beklentileri de geriledi. Raporumuzda yer alan bir kutu çalışması da gösteriyor ki zayıf talep koşulları maliyet artışlarının enflasyon beklentilerine etkisini sınırlıyor. Para politikasının sıkılığını, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon sürecine katkı verecek şekilde oluşturmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
"TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz"
Fatih Karahan, bu yılın ocak ayında politika faizini 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 37 seviyesine getirdiklerini ifade ederek, mart ayı başından bu yana yaşanan savaş ve jeopolitik gelişmelerin enflasyon görünümüne etkilerini sınırlamak amacıyla, sıkı duruşu koruyarak politika faizini sabit tuttuklarını hatırlattı.
Son rapor döneminden bu tarafa sıkı para politikası duruşunu desteklemek amacıyla, 1 hafta vadeli repo ihalesi açmadıklarını söyleyen Karahan, piyasanın likidite ihtiyacını ise üst banttan yapılan gecelik fonlama işlemleri ile karşılamayı sürdürdüklerini söyledi.
Karahan, iki rapor arasında, kısa bir dönem piyasada likidite açığı oluşsa da genellikle likidite fazlası koşullarının hakim olduğunu, bu dönemde, likidite fazlasını sterilize etmek amacıyla depo alım ve swap ihalelerine devam ettiklerini belirtti.
Etkin likidite yönetimi ile para piyasalarında gerçekleşen faiz oranlarının üst bant olan yüzde 40'a yakın seviyelerde oluşmasını sağladıklarını kaydeden Karahan, "TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makro ihtiyati tedbirleri sıkı parasal duruşumuzu desteklemek üzere uygulamaya devam ediyoruz. TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz." ifadelerini kullandı.
"Sıkı para politikası duruşumuz yurt içi yerleşiklerin TL mevduat tercihinin korunmasında etkili oldu"
Karahan, kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullandıklarını söyleyerek, mevduat ve ticari kredi faiz oranlarının, ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti ile uyumlu hareket ettiğini belirtti.
Tüketici kredisi faizleri üzerinde ise ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yanı sıra makro ihtiyati tedbirler ile kredi riski gelişmelerinin etkili olduğunu değerlendirdiklerini ifade eden Karahan, "2025 yılından itibaren kıymetli maden fiyat gelişmeleri ve artan jeopolitik riskler sonucunda TL payında dalgalanmalar yaşandı. Ancak sıkı para politikası duruşumuz ve destekleyici makro ihtiyati araç setimiz yurt içi yerleşiklerin TL mevduat tercihinin korunmasında etkili oldu." açıklamalarında bulundu.
Özellikle ikinci çeyrekten itibaren TL mevduata girişlerin hızlanması ile birlikte TL mevduatın payının yüzde 62'ye yükseldiğini dile getiren Karahan, yatırım fonlarını dahil ettiklerinde de bu görünümün değişmediğini paylaştı.
"Şubat sonunda yüzde 34,6 seviyesinde olan toplam kredi büyümesi yüzde 25 dolayına geriledi"
TCMB Başkanı Karahan, kredi büyümesine ilişkin yaptığı değerlendirmelerde şunları kaydetti:
"2025 yılı son çeyreğinde hızlanan kredi büyümesi 2026 yılı ikinci çeyreğinden itibaren belirgin yavaşladı. Para politikasındaki sıkı duruşa ilave olarak KMH limitlerinin büyüme sınırına dahil edilmesi, büyüme sınırlarının düşürülmesi ve istisna kredilerin kapsamının daraltılması gibi adımlar bu yavaşlamada etkili oldu. Sonuç olarak şubat sonunda yüzde 34,6 seviyesinde olan toplam kredi büyümesi yüzde 25 dolayına geriledi. Kredi büyümesindeki bu yavaşlama tüm kredi türlerinde görülüyor.
TL ticari ve bireysel kredi büyümeleri yüzde 35 seviyesine gerilerken, YP kredi büyümesi yüzde 10'un altına geriledi. Kredi piyasasındaki bu gelişmelerin kredi kompozisyonunu iyileştirerek finansal istikrarı destekleyeceğini ve iç talepteki dengelenmeye katkı vereceğini değerlendiriyoruz. İki rapor dönemi arasında kısa vadeli tahvillere yönelik artan ilgiyle birlikte getiri eğrisinin kısa ucu geriledi. Orta-uzun vadelerde ise sınırlı bir yükseliş oldu."
Karahan, artan jeopolitik belirsizliklerin risk göstergelerinde yol açabileceği bozulmayı kararlı ve proaktif politika duruşu ile sınırlı tuttuklarını söyledi.
Risk priminin ve döviz kuru oynaklığının bir önceki rapor dönemine kıyasla da belirgin iyileşme kaydettiğini ve söz konusu gelişmeler öncesindeki seviyelerine yakınsadığını ifade eden Karahan, " 27 Mart'ta 155 milyar dolar olan brüt rezervler 30 milyar dolar artışla 12 Ağustos itibarıyla 185 milyar dolar seviyesine yükseldi. Swap hariç net rezervler aynı dönemde 35 milyar dolar artışla 56 milyar dolar seviyesine ulaştı."
(Bitti)