Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı "Van Gölü Havzası Sürdürülebilir Gelecek Çalıştayı"nda konuştu Açıklaması

Güncel Haberler

"Hedefimiz günü kurtarmak değil, geleceği planlamaktır. Bugünü konuşmuyoruz, geleceği planlamaya gayret ediyoruz. Dolayısıyla hazırlıklarına başladığımız Van Kapalı Havzası Master Planı da su kaynaklarının korunmasından yatırımların önceliklendirilmesine kadar önümüzdeki yılların yol haritasını oluşturacaktır"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Hedefimiz günü kurtarmak değil, geleceği planlamaktır. Bugünü konuşmuyoruz, geleceği planlamaya gayret ediyoruz. Dolayısıyla hazırlıklarına başladığımız Van Kapalı Havzası Master Planı da su kaynaklarının korunmasından yatırımların önceliklendirilmesine kadar önümüzdeki yılların yol haritasını oluşturacaktır." dedi.
Van Valiliği, Bitlis Valiliği, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Bitlis Eren Üniversitesi, Van ve Bitlis Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği il müdürlükleri ile Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle düzenlenen "Gelecek İçin Ortak Akıl Platformu- Van Gölü Havzası Sürdürülebilir Gelecek Çalıştayı" tamamlandı.
Van'ın Edremit ilçesindeki otelde gerçekleştirilen çalıştayın kapanış oturumu saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.
Video gösterimiyle devam eden çalıştayda konuşan Bakan Yumaklı, 2020'de başlatılan çalışmanın gözden geçirilerek 2050 hedefleri doğrultusunda yeni bir plan hazırlanmasına yönelik yürütülen çalışmaları takdire şayan bulduğunu söyledi.
Çalıştayda Van Gölü Havzası'nın dünü, bugünü ve geleceğinin ele alındığını belirten Yumaklı, bu tür çalışmaların genellikle su ve çevre odaklı değerlendirildiğini ancak bu çalıştayda Van Gölü'nün sahip olduğu doğal zenginliklerin korunması için bugüne kadar yapılanlar ve bundan sonra atılacak adımların da konuşulduğunu belirtti.
Bunun büyük bir memnuniyet vesilesi olduğunu dile getiren Yumaklı, şunları kaydetti:
"İspanya'da günlerdir devam eden bir orman yangını var. Hayatını kaybedenler oldu. Yine Amerika Birleşik Devletleri'nde, Avustralya'da ve Kanada'da çok ciddi orman yangınları maalesef devam ediyor. Birkaç hafta önce de Uzak Doğu'da adeta hayatı yerle bir eden ciddi sel ve taşkınları gördük. Dünyanın bir tarafı orman yangınlarıyla mücadele ederken diğer tarafı sellerle ve taşkınlarla boğuşuyor. Dünya Meteoroloji Örgütü, haziran ayı başında bir rapor yayımlayarak bazı bölgelerde aşırı yağışların, bazı bölgelerde ise aşırı kuraklığın yaşanacağını ifade etmişti. Bunlar, iklim değişikliğinin artık hayatımızın bir parçası olduğunun en önemli kanıtlarıdır. Bunu her platformda söylüyoruz. İklim değişikliği konusu sadece bir akademik çalışmanın, köşe yazısının ya da entelektüel bir çalışmanın sonucu değildir. Hayatımızın tam da merkezinde yer alan önemli bir gerçektir. Tüm dünya buna göre önlemler alıyor. Elbette biz de değişen şartlara ve güncel duruma göre mutlaka tedbirlerimizi alıyoruz."
"11 binin üzerinde su ve sulama tesisi yatırımı yapıldı"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın su konusuna ilişkin dile getirdiği, "Suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında mahiyet itibarıyla hiçbir fark yoktur." sözlerine dikkati çeken Yumaklı, bu sözün yalnızca su yatırımlarını kapsamadığını, özünde hangi kaynak kullanılıyorsa onun korunması ile kullanılması arasındaki dengeye riayet edilmesi gerektiğini ifade ettiğini anlattı.
Bu minvalde özellikle suyun verimli kullanılması adına birçok çalışma yürüttüklerini ifade eden Yumaklı, şöyle konuştu:
"Ülkede son 24 yılda 11 binin üzerinde su ve sulama tesisi yatırımı yapıldı. Yaklaşık 3 trilyon lirayı aşan, 4 trilyon liraya yaklaşan bir rakamı görüyoruz. Tüm bunlar, denizlerimizdeki ve iç sularımızdaki su ürünlerini sadece ekonomik bir değer olarak görmediğimizi, aynı zamanda bunların sürdürülebilirliğini sağlama konusundaki irademizi de Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde ortaya koyduğumuzu göstermektedir. Su politikalarını oluştururken bunu yalnızca bir mühendislik çalışması olarak ele almıyoruz. Kültürel mirası, sosyolojik beklentileri ve sosyal bilimleri de göz önünde bulunduruyoruz. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde 2023'ten itibaren başlayan ve dünya kamuoyuna mal olan sıfır atık gibi su verimliliği seferberliğini de bu ülkenin evlatları olarak başlatmış durumdayız. Tüm bunların sonucunda hayat kaynağımız olan suyu ve akciğerlerimiz olan ormanları bize emanet olarak görüyor, onları geleceğe taşımak için sahip çıkıyoruz. Aslında işin özü ve esası da budur."
Van Gölü Havzası için konuşulan çalışmaların, halihazırda devam eden projeler de dikkate alınarak Türkiye'nin tamamında aynı anlayışla sürdürüleceğini kaydeden Yumaklı, "Van Gölü'nün Hazineleri" diye bir kavramın olduğunu ifade etti.
"Bizim sorumluluğumuz bu hazineleri korumaktır"
Van Gölü'nün hazinelerini konuşurken, bunların keşfedilmek için değil, korunmak için var olduğunu özellikle ifade etmek istediğini vurgulayan Yumaklı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu gölün hazinesi sadece sodalı suyunda değil. İnci kefalinin herkesi hayrete düşüren, dünyaya mal olmuş hayatı yeniden başlatan yolculuğudur. Ülkemizde kayıt altına alınan kuş türlerinin yarısı bu havzada. Belki bazılarınız bunları biliyor, ancak bunları tüm Türkiye kamuoyuna anlatmamız gerekiyor. Binlerce yıllık medeniyetlerin izinden bahsetmiyorum. Kıyılarında yaşayan insanların binlerce yıllık emeğinden, katkısından bahsetmiyorum. Bu havzanın taşıdığı eşsiz doğal dengeden bahsetmiyorum. Aslında bir bütünü konuşuyorum. Sahip olduğumuzun farkında olmamız ve korumamız gereken büyük bir hazineden bahsediyorum. İşte tam da bizim sorumluluğumuz bu hazineleri korumaktır. Van Gölü'nün geleceği, bu hazinenin farkında olup onu koruyarak gelecek nesillere, evlatlarımıza eksiksiz şekilde teslim edebilmemize bağlıdır. Korunması gereken ilk hazine, bu havzanın eşsiz doğal yapısıdır. Van Gölü dünyada benzeri çok az görülen bir ekosisteme sahip. İnci kefali bu gölün sadece endemik bir türü değildir. Aynı zamanda bu havzanın hafızasıdır, bereketidir ve yaşam döngüsünün en güçlü sembollerinden biridir."
"Adeta açık hava laboratuvarıdır"
Bakanlık olarak inci kefalini üretim planlamasına aldıklarını belirten Yumaklı, bu türün korunması gereken biyolojik çeşitliliğin önemli bir parçası olduğunu dile getirdi.
Van Gölü'nden geçimini sağlayan vatandaşlar için inci kefalinin önemli bir gelir kaynağı oluşturduğunu da anımsatan Yumaklı, "Üreme dönemlerinde gerçekleştirdiğimiz denetimlerle kaçak avcılığa müsaade etmiyoruz, hiçbir şekilde de müsaade etmeyeceğiz. Van Gölü'nün ikinci hazinesi biyolojik zenginliğidir. Bu havza sadece ülkemizin değil, dünyanın da korumak istediği önemli bir doğal miras alanıdır. Sulak alanları, yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan yaşam alanları, milli parkları ve tabiat varlıkları var. Adeta açık hava laboratuvarıdır. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz koruma çalışmalarıyla bu zenginliği güvence altına almaya gayret ediyoruz. Bu sadece kurumların ya da görevlendirilmiş kişi ve kuruluşların sorumluluğu değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur." diye konuştu.
Deveboynu Yarımadası'nı Van'ın dördüncü milli parkı olarak ülkeye kazandırmaya hazırlandıklarını dile getiren Yumaklı, "Şimdiden hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Amacımız yalnızca yeni koruma alanları ilan etmek değil. Asıl hedefimiz korumayı kalkınmayla, turizmle, bilimle ve yerel hayatla güçlendirmektir. Bu yüzden iki günlük bu önemli çalıştayın çıktıları arasında en fazla üzerinde durmamız gereken hususun da bu olduğunu düşünüyorum." dedi.
"Burası çok önemli bir tarım havzasıdır"
Van Gölü'nün üçüncü hazinesinin su olduğunu belirten Yumaklı, suyun bu havzanın yalnızca doğal yaşam kaynağı olmadığını, aynı zamanda tarımın bereketi, şehrin geleceği, güvencesi ve üretimin sürdürülebilirliğinin temeli olduğunu ifade etti.
Van Gölü'nün suyunun sodalı olması nedeniyle tarımda kullanılmasının mümkün olmadığını söyleyen Yumaklı, şöyle devam etti:
"Burası çok önemli bir tarım havzasıdır. Bu nedenle barajlar, göletler ve sulama sistemleriyle, açık sulama sistemlerini kapalı sistemlere dönüştürerek bu döngüyü tamamlamış olacağız. Yaptığımız bilimsel çalışmalar bize Van Gölü Havzası'nın iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerden biri olduğunu açıkça gösteriyor. İşte bu sebeple 2035'i, 2045'i, 2055'i ve 2071'i konuşmak lazım. Hedefimiz günü kurtarmak değil, geleceği planlamaktır. Bugünü konuşmuyoruz, geleceği planlamaya gayret ediyoruz. Dolayısıyla hazırlıklarına başladığımız Van Kapalı Havzası Master Planı da su kaynaklarının korunmasından yatırımların önceliklendirilmesine kadar önümüzdeki yılların yol haritasını oluşturacaktır. Burada sadece sorunlar konuşulmadı, ortak akıl üretildi, bilim ve tecrübe konuşuldu. Bu, ülkemiz açısından son derece memnuniyet verici bir husustur."
"Ülkemizin en kıymetli havzalarından biridir"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Burak Demiralp ise ortak gelecek açısından büyük önem taşıyan bu anlamlı çalışmanın başarıyla tamamlanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Başta Sıfır Atık Vakfı olmak üzere, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile çalışmaya katkı sunan bakanlıklara ve yöneticilerine teşekkür eden Demiralp, "Çalıştayın ilk gününde de ifade ettiğim gibi, Van Gölü yalnızca bir göl değil, doğal zenginliği, biyolojik çeşitliliği, tarımsal üretim kapasitesi, kültürel mirası ve ekonomik potansiyeliyle ülkemizin en kıymetli havzalarından biridir. Çalıştayımız kapsamında oluşturulan 13 tematik masada, iklim ve çevre altyapısından bölgesel kalkınmaya, kültürel mirastan dijital dönüşüme kadar geniş bir yelpazede son derece kıymetli değerlendirmeler yapıldı. Ortak kanaatimiz şudur ki Van Gölü Havzası'nın gelecek nesillere aktarılması, kurumlarımızın güçlü iş birliği ve koordinasyonu, bilimsel veriler ışığında ortak sorumluluk anlayışıyla mümkün olacaktır." ifadelerini kullandı.
"Havzanın geleceğine yönelik güçlü adımlar atıyoruz"
Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı ise çalıştayın havzanın korunması ve bölgenin kalkınması açısından önemli bir adım olduğunu belirtti.
Yapılan yatırımların yanı sıra tarım ve hayvancılık alanında da önemli desteklerin sağlandığına dikkati çeken Balcı, "Van Gölü Havzası Koruma Planı artık sadece gölün korunmasına yönelik bir çalışma olmaktan çıktı. Bu çalışma, bölgenin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkı sağlayan bir kalkınma planına dönüşmeye başladı. Tarımdan hayvancılığa, turizmden çevreye kadar birçok alanda yapılan yatırımlarla havzanın geleceğine yönelik güçlü adımlar atıyoruz. Düve üretim merkezi, küçükbaş hayvan destekleri, sertifikalı tohum üretimi, meyve fidanı çalışmaları ve sulama yatırımlarıyla üretim kapasitemizi artırıyoruz." diye konuştu.
Bitlis Valisi Ahmet Karakaya da Van Gölü Havzası Sürdürülebilir Gelecek Çalıştayı'nda havzanın korunması, çevresel sorunların çözümü, iklim değişikliği, sürdürülebilir su yönetimi ve biyolojik çeşitliliğin korunması gibi konuların ele alındığını belirtti.
Van Gölü'nün Van ve Bitlis başta olmak üzere bölgenin ortak doğal mirası olduğunu vurgulayan Karakaya, "Van Gölü'nün korunması yalnızca kamu kurumlarının değil, üniversitelerimizin, yerel yönetimlerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın ve tüm vatandaşlarımızın ortak sorumluluğudur." dedi.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan, çalıştayın Van Gölü Havzası için önemli sonuçlar ortaya koyacağını belirterek, "Güçlü bir havza yönetim modeli, kurumlar arasındaki koordinasyonu güçlendirecek ve yaşanan sorunların çözümüne katkı sağlayacaktır. Havzanın kalkınmasında turizm önemli bir rol üstlenecek. Turizmin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi, kültürel mirasın korunması ve dijital altyapıların oluşturulması büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, iki gün süren çalıştayda 5 ana tema altında oluşturulan 13 masada akademisyenler, kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla kapsamlı değerlendirmeler yapıldığını dile getirdi.
Çalıştayın nihai raporunun kısa süre içinde tamamlanarak ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılacağını söyleyen Turan, çalışmanın yalnızca Van Gölü'nün korunmasına değil, havzanın çevresel, kültürel, sosyal ve ekonomik açıdan geleceğine yön verecek bir yol haritası niteliği taşıdığını ifade etti.
"Nehre attığımız çöp Van Gölü'ne ulaşıyor"
Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş da çalıştayın Van Gölü Havzası'nın geleceğine yönelik en kapsamlı çalışmalardan biri olduğunu belirterek, hazırlanan yol haritasının ortak akıl ve bilimsel veriler doğrultusunda oluşturulduğunu vurguladı.
Çalıştayda kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve uzmanların katkılarıyla çözüm önerilerinin geliştirildiğini ifade eden Ağırbaş, "Biz Van Gölü Havzası'nın sadece bugününü değil, 2050 yılını ve sonrasını da bugünden planlamak zorundayız. Vatandaşlarımızın atıkları dere yataklarına ve doğal alanlara bırakmaması gerekiyor. Nehre attığımız çöp Van Gölü'ne ulaşıyor ve buradaki doğal yaşamı tehdit ediyor." dedi.
Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, çalıştayın Van Gölü Havzası için önemli sonuçlar ortaya koyacağını belirterek, güçlü bir havza yönetim modelinin kurulmasının kurumlar arası iş birliğini artıracağını dile getirdi.
Toplu fotoğraf çekimiyle sona eren çalıştaya Van Vali Yardımcısı Hasan Musap Okatan, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mücahit Avkıran, İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, İŞKUR İl Müdürü Selma Biçek, AK Parti İl Başkanı Abdulahat Arvas, MHP İl Başkanı Salih Güngöralp, kurum müdürleri ve akademisyenler katıldı.