İstanbul'da "Suriye'de Yeni Anayasa ve Toplumsal Barış" paneli düzenlendi

Güncel Haberler

İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği (AYBİR) tarafından Fatih'te düzenlenen panelde, Suriye'nin yeni anayasa hazırlıkları, geçiş dönemi hukuku ve toplumsal uzlaşı süreçleri akademik açıdan değerlendirildi. Eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, anayasanın uzlaşma metni olması gerektiğini vurguladı.

İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği (AYBİR) tarafından " Suriye'de Yeni Anayasa ve Toplumsal Barış" konulu panel düzenlendi.
Fatih'teki AYBİR Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen panelde, Suriye'nin yeni anayasa hazırlıkları, geçiş dönemi hukukunun oluşturduğu çerçeve, uluslararası hukuk perspektifi ve toplumsal uzlaşı süreçleri akademik açıdan değerlendirildi.
Eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, panelin açılışında yaptığı konuşmada, Suriye'nin anayasa tarihinin kısa ömürlü umutlarla uzun süreli kırılmaların tarihi olduğunu ifade etti.
Suriye'nin toplumsal dokusunun homojen olmadığını, ülkedeki etnik ve mezhepsel grupların kendi içlerinde de farklı siyasi eğilimlere sahip olduğunu, topluluklara sabit kotalar üzerinden temsil verilmesini öngören modellerin ülkenin gerçekliğiyle örtüşmediğini belirten Şentop, "Bu toplumsal tabloya bir de savaşın bıraktığı enkazı eklemeliyiz. Milyonlarca insan yerinden edildi, milyonlarcası ülke dışında, on binlerce insan hala kayıp, tutuklu ya da toplu mezarlarda. Geçtiğimiz dönemde sahilde ve Süveyda'da yaşanan şiddet olayları toplumsal güvenin ne kadar kırılgan olduğunu da acı bir şekilde göstermektedir." diye konuştu.
Şentop, Suriye'de geçmişle hesaplaşma ve güvenlik mekanizmasının yeniden yapılandırılmasının da anayasal sürecin önemli parçaları olduğunu kaydederek, "Geçmişte hesaplaşma eğer bir intikam aracına dönüşürse toplumsal barışı onarmaz. Yeni kin halkaları üretebilir. Buna karşılık hiç hesaplaşılmazsa yani işkenceye, zorla kaybetmeye, katliamlara, cezasızlık zırhı değdirilirse mağdurların devlete olan güveni hiçbir zaman onarılamaz. Anayasanın bu ince çizgiyi yani adalet ile barışı aynı anda gözeterek bir geçiş adaleti anlayışını da sağlaması gerekmektedir." ifadelerini kullandı.
Anayasanın hazırlanış sürecinin, içeriği kadar önemli olduğunu belirten Şentop, şöyle devam etti:
"Anayasa bir pazarlığın metni değil, varılmış bir uzlaşmanın metni olmalıdır. Otoriterliğin geri dönüşüne karşı en sağlam güvence tek bir anayasa maddesi değildir. Hiçbir madde tek başına bir kültürün yerini tutamaz. Ancak iyi tasarlanmış maddeler, süre sınırları, bağımsız bir yargı, gerçekten dengeleyen bir yasama, güvenlik aygıtının sivil denetimi, bu da çok önemli. O kültürün yeşermesi için bir zemin hazırlayabilir. Anayasa demokrasiyi garanti etmez ama demokrasinin yeşereceği toprağa sürebilir."
İstanbul Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu da panelin yalnızca Suriye için değil, bölge açısından da önemli olduğunu vurgulayarak, uzun yıllar süren mücadelenin ardından Suriye'de yeni bir dönemin başladığını söyledi.
Toplumsal sözleşme hazırlanırken İslam dünyasından akademisyen ve yazarların görüşlerinin alınmasının önemine işaret eden Hersanlıoğlu, "Bu çalışmanın yüzyıllardır bölgede fitneyi üretenlere cevap olacak ve onların üreteceği fitneye hiçbir açık bırakmayacak şekilde olmasını arzu ediyorum." dedi.
AYBİR Başkanı Prof. Dr. Ebubekir Ceylan ise panelde savaş, yıkım ve zorunlu göçün ardından Suriye'nin yeniden inşa sürecinde adalet, birlikte yaşama ve kalıcı barış arayışının ele alındığını aktardı.
AYBİR'in farklı ülkelerden akademisyen ve düşünce insanlarını ortak bir zeminde buluşturan uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olduğunu dile getiren Ceylan, "İnancımız odur ki İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu meseleler yalnızca siyasi ve ekonomik araçlarla değil, bilgi, hikmet, ilim ve sağlıklı fikir üretilmesiyle aşılabilir. Bu anlayışla bugüne kadar farklı ülkelerde akademik toplantılar, sempozyumlar, çalıştaylar ve paneller düzenledik, raporlar yayınladık." diye konuştu.
Ceylan, Filistin, Gazze ve Arakan başta olmak üzere İslam coğrafyasında ciddi insani krizlerin sürdüğünü belirterek, "Adil, kapsayıcı ve güçlü kurumlar inşa edilmeden sürdürülebilir barışın tesis edilmesi mümkün değildir. İşte bu tüm meydan okumaları İslam dünyasının entelektüel beşeri sermayesi arasındaki bağları güçlendirerek ve ortak faydalarımızı, işbirliklerimizi artırarak aşabileceğimize inanıyoruz." ifadelerini kullandı.