Sdü'de Akademik Yıl Açılış Töreni

Yerel Haberler

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Halkımızın her şeye rağmen anayasanın değişmesi konusundaki iradesi fevkalade önemlidir.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Halkımızın her şeye rağmen anayasanın değişmesi konusundaki iradesi fevkalade önemlidir. Artık yamalı bohçaya dönen bir anayasadan ayrılmak ve yepyeni bir anayasa yapmak ihtiyacı ortaya çıktı. Çünkü 1, 2, 3, 5, 30 maddesini değiştirmekle anayasanın ruhu değişmemiş oluyor" dedi.

Süleyman Demirel Üniversitesinin (SDÜ) akademik yıl açılışında ilk dersi veren Arınç, yakın siyasi tarihle ilgili bilgi sahibi olduğunu, gençlik kolu üyeliğinden TBMM başkanlığına ve başbakan yardımcılığına geldiğini belirterek,

"Siyasi hayatımız da belki yakın bir zamanda bitecek" diye konuştu.

Ondan sonra da Türkiye'ye hizmet etmeye devam edeceğini belirten Arınç, Türkiye'nin demokrasi sorunu olduğunu vurguladı. Yakın siyasi tarihteki demokrasi mücadelesinde Isparta'nın önemine işaret eden Arınç, "Demokrasi mücadelesinde Sayın Demirel'in ismi ne kadar ön plana çıkıyorsa çıksın, aslında 46 seçimlerinin, Senirkent'te meydana gelen olayların da önemli bir yer tuttuğunu bilmemiz lazım. Sadece Senirkent olaylarının değil, sırtlarına binilip de kendilerine hakaret edilen, o zamanların meşhur uygulamasıyla oylar açık, ama tasnifleri gizli olduğu 77 seçimlerini de biliyorum" ifadelerini kullandı.

1946'da yapılan seçimlerle yine tek parti iktidarının devam ettiğini, ama o zaman CHP içinden çıkan 4-5 siyasetçinin 1950'de halkın oylarıyla yeni bir dönemin başlamasına, Demokrat Parti'nin iktidara gelmesine vesile olduğunu vurgulayan Arınç, şöyle devam etti:

"Çok partili siyasi hayatımızın seçimle başlama yılı 14 Mayıs 1950'dir. Biz 2011'deyiz. 61 yıl. Bu 61 yılda demokrasilerde şu ölçü geçerlidir; seçimle iş başına gelinir, seçimlerle gidilir. Sayın Demirel'in veciz ifadesiyle demokrasilerde iktidarlar, hilesiz, entrikasız kansız şekilde el değiştirmelidir. El değiştirir demek güzel bir hüküm, ama temenni mahiyetinde söylemek daha uygun. Çünkü Türkiye bu gerçeği maalesef çok az yaşayabilmiştir. 10 yıllık Demokrat Parti iktidarı maalesef askeri bir darbeyle sonlanmıştır. 27 Mayıs 1960 askeri bir darbe olarak geldi ve rahmetli Menderes ve arkadaşları Yassıada'da yargılandılar. 1961'in Eylül ayında da Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildiler. Aynı darbe 20 sene sonra 12 Eylül 1980'de. Arkadan gelen dönemi de katarsanız, bu 61 yılın en az 30 yılı darbe ve darbe sonrası dönemlerdir. Belki bir 30 yılını koalisyonlar, iktidarlar, seçimler ve çekişmeler yılı olarak görebilirsiniz."

-"Postmodern darbeler"-

Başbakan Yardımcısı Arınç, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bazen gerçekten silah, güç göstererek, emir komuta zinciri altında güvenlik konseyleri kurmak suretiyle fiilen iktidara geldiğini, bazen de postmodern darbeler, istifaya davet mektuplarıyla sivil hükümetlere müdahale edildiğini kaydetti.

Arınç, "Dünyanın her yanında bunun adı demokrasiye karşı müdahaledir. Anayasa dışı kurumların siyasi, seçilmiş hükümetlere karşı tavır almasıdır. Bir demokratik rejimin hakim olduğu ülkede olağan kabul etmek doğru değildir. Bu travmalar sonucunda Türkiye gerilemiştir" diye konuştu.

Darbelerin yaşanmaması halinde Türkiye'nin çok daha önce AB'ye üye olacağını, çoğulcu ve katılımcı demokrasinin olmazsa olmaz şartlarını taşımış olacağını belirten Arınç, her darbenin Türkiye'yi 50 yıl geriye götürdüğünü kaydetti.

Türkiye'de artık halkın siyasilerin desteğiyle demokratikleşme yolunda büyük adımlar attığını ifade eden Arınç, 1960'da darbe yapıldığını, 1961'de anayasanın kabul edildiğini, 1980'de darbe yapıldığını, 1982'de anayasanın kabul edildiğini anlattı.

Arınç, şöyle konuştu:

"Şu anda yarısı değişmiş 82 Anayasası elimizde. Bu konu herkesin ilgi duyduğu bir konudur. TBMM, 23 Nisan 1920'de açıldı. Bu çok önemli bir gündür. O Meclis önce 21 Anayasası'nı yaptı. Çok az maddeli bir anayasaydı ama özdü. 1924 ikinci Meclis'te yine Meclis kendi anayasasını yaptı. 28'de, 37'de değişiklik oldu, ama Meclis kendi değişikliklerini kendisi yaptı. Bir dış müdahaleyle, zorlamayla, vesaireyle değil. 24 Anayasası 1960 darbesine kadar geldi.

Bir gerçek var karşımızda, 1920, 1921 ve 1924 anayasaları Meclis'te yapılmıştır. 1961 ve 82 anayasaları darbe sonrası anayasalardır, tepkisel anayasalardır ve kendisinden önceki dönemi kilitleyebilmek için yeni bir takım unsurların eklendiği anayasalardır. Şimdi biz 82 Anayasası'yla bugünlere geldik. Bu anayasa 175-180 maddedir, zaman içinde de defalarca değişmiştir. 2001 değişikliği 32 maddedir. Bizim 12 Eylül 2010 yılında yaptığımız değişiklik sadece 26 maddeliydi."

-"Maddeleri tekrar yorumlamak gerekir"-

Bülent Arınç, 1982'den sonra ne zaman ihtiyaç duyulduysa anayasa'nın değiştiğine dikkati çekerek, "Anayasa değişmekle kısmi iyileşmeler sağlansa bile bir defa bütünlüğü bozulmuştur. Maddelerin birbiriyle ilişkisi kalmamıştır. Bu maddeleri tekrar yorumlamak gerekir. Her çıkan sorunda 'Bu nasıl anayasa, hiç anlaşılmıyor, nasıl yazılmış, böyle bir durum karşısında anayasada ne yapacağız' diye merak içinde koşuşan bekleşen insanlar durumuna düştük" dedi.

Özellikle son 26 maddelik anayasa değişikliğiyle çok önemli kurumlarda değişiklikler olduğunu belirten Arınç, şunları belirtti:

"Halkımızın her şeye rağmen anayasanın değişmesi konusundaki iradesi fevkalade önemlidir. Artık yamalı bohçaya dönen bir anayasadan ayrılmak ve yepyeni bir anayasa yapmak ihtiyacı ortaya çıktı. Çünkü 1, 2, 3, 5, 30 maddesini değiştirmekle anayasanın ruhu değişmemiş oluyor. 26 maddenin ruhunu bir kapta toplasanız, şu su bardağı gibi, bu darbe dönemlerinin izlerini silen bir referandum yapılmıştır. Artık kimse darbe yapmasın, kimse cuntacılık düşünmesin, halkın seçtiği hükümetleri anormal yollardan defetmeye çalışmasın, demokrasinin şartları, koşulları mutlaka işlesin, eğer bir kimse darbe yapma ihtiyacı duyuyor veya bu konuda bir cesarete giriyorsa onun hiçbir korunması olmasın."

"Geçici 15. maddenin kaldırılması bu anlama geliyor" diye konuşan Arınç, bu yüzden Türkiye'nin geçmişteki bütün olumsuzluklarını şu anda araştıran ve yargıya teslim eden bir noktada olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

"Bunun içinde faili meçhul cinayetlerden tutunuz, siyasi suikastlara kadar her şey bulunmaktadır. Bu dönem mafya ve çeteyle mücadele dönemidir. Darbe ve cunta heveslileriyle mücadele dönemidir. Bu dönem demokrasiye silahlı, silahsız müdahale etmeyi kendisine hedef almış düşüncelerle mücadele etme dönemidir. Egemenliğin kayıtsız, şartsız millette olduğunun ifade ve ilan edildiği bir dönemdir.

Dolayısıyla yeni, daha çağdaş, daha öz ve herkesin 'Benim anayasam' diyebileceği bir anayasaya ihtiyacımız var. Anayasalar temel belgelerdir herkesin bağrına basıp kabullenebileceği bir metin ortaya koymak zorundayız. Bu ideolojisi olmayan bir anayasa sayılabilir, etnik kökene vurgu yapmayan bir anayasa olarak sayılabilir, darbe dönemlerinin izlerini taşıyan bir takım başlangıç maddeleriyle sonuç maddelerinin izini taşımayan yemin metninden başlayarak her maddenin yazılışında onlarca hatayı taşıyan bir anayasadan farklı bir şey yapmalıyız. Temel haklar ve ödevler, bireyi devlet karşısında koruma altına alan yeni özgürlükler ve herkesin bu ülkede kendi kimliğini rahatlıkla ifade edebileceği şiddetten ve cebirden uzak, 'Bu vatan benim, ortak yaşama iradesine sahibim, ben bu ülkenin insanıyım' diyebileceği yeni bir döneme ihtiyacımız var."

Arınç, toplumun tüm kesimlerinin desteğini beklediklerini söyledi.

- ISPARTA
Kaynak: AA / Yerel

Yerel, Yerel, Haberler