Sanatçı Melihat Gülses, gelenekten sahneye uzanan müzikal yolculuğunu AA'ya anlattı Açıklaması
Türk sanat müziğinin usta yorumcularından 67 yaşındaki Melihat Gülses, babasını rol model aldığını belirterek, "Çünkü Türk müziğini babamla tanıdım. Ben Akşehirliyim, Nasreddin Hoca'nın torunuyum. Akşehir halkının da müziğe, sanata önem veren bir tarafı var.
Türk sanat müziğinin usta yorumcularından 67 yaşındaki Melihat Gülses, babasını rol model aldığını belirterek, "Çünkü Türk müziğini babamla tanıdım. Ben Akşehirliyim, Nasreddin Hoca'nın torunuyum. Akşehir halkının da müziğe, sanata önem veren bir tarafı var. O toplumun içinde yetişerek de bugün geldiğim noktayı çok önemserim." dedi.
Yorumu, klasik üsluba bağlılığı ve sahnedeki duruşuyla uzun yıllardır dinleyicilerin beğenisini kazanan Melihat Gülses'in müziğe ilgisi çocukluk yıllarında başladı.
Sanatçı, eğitimini bu alanda derinleştirerek İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarından mezun oldu.
Klasik Türk musikisinin temel disiplinlerini ustalarından öğrenen Gülses, geleneği yalnızca tekrar eden değil, onu anlayarak aktaran bir yorumcu olmayı benimsedi. Bu yaklaşım, sesinde olduğu kadar sahne duruşunda ve repertuvar seçimlerinde de belirleyici oldu.
"İstanbul'dan Atina'ya Türküler", "Musikişinas Tüccarlarımız", "Miras-İbrahim Bodur Güftelerinden Şarkılar", "Eşber Yağmurdereli Şarkıları", "Ata'mızın Sevdiği Şarkılar"ın da aralarında bulunduğu birçok albüme imza atan sanatçı, 2002'de İncesaz'ın "Çok Aşığın Var Diyorlar" adlı eserin de yer aldığı "Eylül Şarkıları" adlı ikinci albümünde solist olarak yer aldı.
TRT başta olmak üzere birçok önemli kurumda icracı kimliğiyle yer alan usta sanatçı, müzik hayatının başlangıcını ve sanat serüvenini AA muhabirine anlattı.
"TRT'nin 1981'de açtığı sınavla İstanbul Radyosuna girdim"
Soru: Müzikal yolculuğunuz ilk olarak nasıl başladı?
Gülses: Bir kere doğuştan yeteneklisiniz, Allah cebinize bir avuç lokumu koymuş göndermiş. Böyle olunca o yetenek de fark edildi. Ailede müzikle uğraşan, kanun çalan bir baba var ve o babanın meşklerinde, gittiği müzikli toplantılarda siz de olduğunuz için bir anlamda çok küçücük yaşlarda müziğin içinde kendinizi buluyorsunuz. Zaman içinde de bu durum öyle güzel bir ilerleme kaydediyor ki, bir aşka dönüşüyor.
Soru: Konservatuvara giriş süreciniz nasıl oldu?
Gülses: Lise yıllarında, babamla uzun bir mücadelenin neticesinde konservatuvara başladım. 9 sene süren güzel bir eğitim süreci oldu. Tabii acı tatlı anıları da var. Bir yıl da babamın üniversite okumamı istemesi yüzünden ara vermiştim. Fakat neticede okulu bitirdim. Daha sonra TRT'nin 1981'de açtığı sınavla İstanbul Radyosuna girdim. Dolayısıyla sanat hayatı veya asıl müziği öğrenme çağı o zaman başladı benim için. İyi bir solist olmak adına radyonun arşivinde olan tüm solistlerin Sabite Tur Gülerman, Perihan Altındağ Sözeri, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla ve kendi hocalarım Bekir Sıtkı Sezgin, Alaeddin Yavaşca'nın bütün bantlarını hem dinledik hem de bunlarla evimizde bir arşiv oluşturduk.
Tabii konservatuvar yıllarımda eşimle (Necip Gülses) tanıştım. 6-7 yıl çok iyi arkadaştık. Daha sonra konservatuvarın son yılında evlendik ve bir bebeğimiz oldu. Bugünlere gelmemde eşimin de bana çok büyük katkısı oldu.
"Rol modelim babam oldu"
Soru: Müzikle bağınız aslında ilk olarak babanızla başladı değil mi?
Gülses: Evet, rol modelim babam oldu. Çünkü Türk müziğini babamla tanıdım. Ben Akşehirliyim, Nasreddin Hoca'nın torunuyum. Akşehir halkının da müziğe, sanata önem veren bir tarafı var. O toplumun içinde yetişerek de bugün geldiğim noktayı çok önemserim.
Soru: Sanat yolculuğunuzda dönüm noktalarınız var mıdır?
Gülses: Dönüm noktası değil de mihenk taşı diyebiliriz. Rol model aldığım babamın, bu sanatın içinde aktif yer almamı, şarkı söylememi istememesi ve onunla mücadelem benim için bir dönüm noktası. Hayatımdaki diğer mihenk taşları ise Cinuçen Tanrıkorur ve Bekir Sıtkı Sezgin hocanın talebesi olmak. Ayrıca İbrahim Bodur'un çok büyük desteğini gördüm. Babam da daha sonra, "Benim yapamadıklarımı kızım yaptı." diye albümlerimi dinleyerek son zamanlarını yaşadı. Benimle hep gurur duydu.
Soru: Hayatınızda sizi en çok etkileyen ya da sanatınızı dönüştüren bir isim ya da eser var mıydı?
Gülses: Evet, beni bu ülkeye tanıtan şarkı "Günaydınım Narçiçeğim" oldu. Sözlerini Fevzi Halıcı, hüzünlü bir efsaneden esinlenerek yazmış. Çok eski bir şarkı olmasına rağmen Türk halkı bunu benimle çok sevdi. Hatta bebeklere ninni olarak bile çok söyleyen anneleri bilirim. Bir de İncesaz ile yaptığım "Çok Aşığın Var Diyorlar" şarkısı... Bu şarkının gençlere ulaşması beni hep mutlu etmiştir. İncesaz ile yaptığımız "Eylül Şarkıları" isimli albümden şarkılar da bugün hala gençliğin dilinde.
Soru: Sanat hayatınız aktif bir şekilde devam ediyor. Yeni bir proje ve konser var mı?
Gülses: Birçok konser var. Bir albüm çalışması da var, henüz bitiremedik. İnşallah bu sene bu albümü tamamlamayı düşünüyoruz veya single olarak şarkıları çıkaracağız. Bunun dışında yapmak istediğim tabii ki çok şey var, bakalım hayatımıza ne kadar şey sığdıracağız. Ömür o kadar hızlı geçiyor ki ben de çalışmayı çok seviyorum. Hayatım hep çalışarak geçti. Kızım Neva Gülses de klasik kemençe çalıyor ve onunla da projelerimiz var.
Yorumu, klasik üsluba bağlılığı ve sahnedeki duruşuyla uzun yıllardır dinleyicilerin beğenisini kazanan Melihat Gülses'in müziğe ilgisi çocukluk yıllarında başladı.
Sanatçı, eğitimini bu alanda derinleştirerek İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarından mezun oldu.
Klasik Türk musikisinin temel disiplinlerini ustalarından öğrenen Gülses, geleneği yalnızca tekrar eden değil, onu anlayarak aktaran bir yorumcu olmayı benimsedi. Bu yaklaşım, sesinde olduğu kadar sahne duruşunda ve repertuvar seçimlerinde de belirleyici oldu.
"İstanbul'dan Atina'ya Türküler", "Musikişinas Tüccarlarımız", "Miras-İbrahim Bodur Güftelerinden Şarkılar", "Eşber Yağmurdereli Şarkıları", "Ata'mızın Sevdiği Şarkılar"ın da aralarında bulunduğu birçok albüme imza atan sanatçı, 2002'de İncesaz'ın "Çok Aşığın Var Diyorlar" adlı eserin de yer aldığı "Eylül Şarkıları" adlı ikinci albümünde solist olarak yer aldı.
TRT başta olmak üzere birçok önemli kurumda icracı kimliğiyle yer alan usta sanatçı, müzik hayatının başlangıcını ve sanat serüvenini AA muhabirine anlattı.
"TRT'nin 1981'de açtığı sınavla İstanbul Radyosuna girdim"
Soru: Müzikal yolculuğunuz ilk olarak nasıl başladı?
Gülses: Bir kere doğuştan yeteneklisiniz, Allah cebinize bir avuç lokumu koymuş göndermiş. Böyle olunca o yetenek de fark edildi. Ailede müzikle uğraşan, kanun çalan bir baba var ve o babanın meşklerinde, gittiği müzikli toplantılarda siz de olduğunuz için bir anlamda çok küçücük yaşlarda müziğin içinde kendinizi buluyorsunuz. Zaman içinde de bu durum öyle güzel bir ilerleme kaydediyor ki, bir aşka dönüşüyor.
Soru: Konservatuvara giriş süreciniz nasıl oldu?
Gülses: Lise yıllarında, babamla uzun bir mücadelenin neticesinde konservatuvara başladım. 9 sene süren güzel bir eğitim süreci oldu. Tabii acı tatlı anıları da var. Bir yıl da babamın üniversite okumamı istemesi yüzünden ara vermiştim. Fakat neticede okulu bitirdim. Daha sonra TRT'nin 1981'de açtığı sınavla İstanbul Radyosuna girdim. Dolayısıyla sanat hayatı veya asıl müziği öğrenme çağı o zaman başladı benim için. İyi bir solist olmak adına radyonun arşivinde olan tüm solistlerin Sabite Tur Gülerman, Perihan Altındağ Sözeri, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla ve kendi hocalarım Bekir Sıtkı Sezgin, Alaeddin Yavaşca'nın bütün bantlarını hem dinledik hem de bunlarla evimizde bir arşiv oluşturduk.
Tabii konservatuvar yıllarımda eşimle (Necip Gülses) tanıştım. 6-7 yıl çok iyi arkadaştık. Daha sonra konservatuvarın son yılında evlendik ve bir bebeğimiz oldu. Bugünlere gelmemde eşimin de bana çok büyük katkısı oldu.
"Rol modelim babam oldu"
Soru: Müzikle bağınız aslında ilk olarak babanızla başladı değil mi?
Gülses: Evet, rol modelim babam oldu. Çünkü Türk müziğini babamla tanıdım. Ben Akşehirliyim, Nasreddin Hoca'nın torunuyum. Akşehir halkının da müziğe, sanata önem veren bir tarafı var. O toplumun içinde yetişerek de bugün geldiğim noktayı çok önemserim.
Soru: Sanat yolculuğunuzda dönüm noktalarınız var mıdır?
Gülses: Dönüm noktası değil de mihenk taşı diyebiliriz. Rol model aldığım babamın, bu sanatın içinde aktif yer almamı, şarkı söylememi istememesi ve onunla mücadelem benim için bir dönüm noktası. Hayatımdaki diğer mihenk taşları ise Cinuçen Tanrıkorur ve Bekir Sıtkı Sezgin hocanın talebesi olmak. Ayrıca İbrahim Bodur'un çok büyük desteğini gördüm. Babam da daha sonra, "Benim yapamadıklarımı kızım yaptı." diye albümlerimi dinleyerek son zamanlarını yaşadı. Benimle hep gurur duydu.
Soru: Hayatınızda sizi en çok etkileyen ya da sanatınızı dönüştüren bir isim ya da eser var mıydı?
Gülses: Evet, beni bu ülkeye tanıtan şarkı "Günaydınım Narçiçeğim" oldu. Sözlerini Fevzi Halıcı, hüzünlü bir efsaneden esinlenerek yazmış. Çok eski bir şarkı olmasına rağmen Türk halkı bunu benimle çok sevdi. Hatta bebeklere ninni olarak bile çok söyleyen anneleri bilirim. Bir de İncesaz ile yaptığım "Çok Aşığın Var Diyorlar" şarkısı... Bu şarkının gençlere ulaşması beni hep mutlu etmiştir. İncesaz ile yaptığımız "Eylül Şarkıları" isimli albümden şarkılar da bugün hala gençliğin dilinde.
Soru: Sanat hayatınız aktif bir şekilde devam ediyor. Yeni bir proje ve konser var mı?
Gülses: Birçok konser var. Bir albüm çalışması da var, henüz bitiremedik. İnşallah bu sene bu albümü tamamlamayı düşünüyoruz veya single olarak şarkıları çıkaracağız. Bunun dışında yapmak istediğim tabii ki çok şey var, bakalım hayatımıza ne kadar şey sığdıracağız. Ömür o kadar hızlı geçiyor ki ben de çalışmayı çok seviyorum. Hayatım hep çalışarak geçti. Kızım Neva Gülses de klasik kemençe çalıyor ve onunla da projelerimiz var.
Kaynak: AA / Güncel
Nasreddin Hoca, Melihat Gülses, Kültür, Güncel, Müzik, Sanat, Türk, Müzikal, Nasreddin Hoca, Melihat Gülses, Müzik, Sanat, Kültür, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA