Sağlık sorunları nedeniyle okuldan uzaklaştırılan özel gereksinimli çocuk hukuk mücadelesini sürdürüyor
İstanbul'da sağlık sorunları nedeniyle eğitim hakkı elinden alınan özel gereksinimli bir öğrenci için açılan emsal nitelikteki davada ailenin hukuk mücadelesi sürüyor.
İstanbul'da sağlık sorunları nedeniyle eğitim hakkı elinden alınan özel gereksinimli bir öğrenci için açılan emsal nitelikteki davada ailenin hukuk mücadelesi sürüyor.
Sağlık sorunları ağırlaştığı için "başarısız" sayılarak okuldan uzaklaştırılan DEHB tanılı (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) öğrencinin annesi Güler Yalça ile davayı yürüten avukat Burcu Akar Muratoğlu, AA muhabirine, sürece ilişkin yaşananları ve hukuki mücadeleyi anlattı.
Oğlunun ilkokul kademesinde kurayla İstanbul'un köklü ve yabancı dil ağırlıklı bir okuluna yerleştiğini dile getiren Yalça, ilkokul sürecinde çocuklarının dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olduğunu fark ettiklerini ve okulun kendilerini doktora yönlendirdiğini aktardı.
Yalça, oğlunun liseye geçtiği dönemde henüz tanısı konulamayan bir kan hastalığına yakalandığını belirterek, "Lise dönemine geldiğinde hematoloji ve onkolojide tedavi gördüğü rahatsızlığı başladı. Bu rahatsızlıkla birlikte kendi kullanması gereken dikkat eksikliği ilaçlarının hiçbirini alamamaya başladı. Bu da ister istemez akademik başarısına yansıdı." dedi.
"Öğretmeni 'Hastaysa başka okula gitsin' dedi, o gün yıkıldım"
Tedavi nedeniyle sık sık hastaneye gitmek zorunda kaldıklarını aktaran Yalça, bu dönemde okuldan destek görmediklerini ifade ederek, "Çok zorlandık. Bu zorlanma sürecinde okuldan destek almak yerine başka okula gitmesi yönünde çok büyük baskı uygulanmaya başlandı. Okuldaki bir öğretmen bana oğlumun devamsızlığının çok fazla olduğunu söyledi. Ben de 'Hocam hastanedeyiz, tedavi görüyoruz' dedim. 'Hastaysa başka okula gitsin' dedi ve ben o gün gerçekten yıkıldım." diye konuştu.
Okul ortamında performans odaklı bir yaklaşımın hakim olduğunu savunan Yalça, "Sadece baskı, akademik yarış, çocuklar arasında kıyaslama, ayrıştırma vardı. Onlar sadece sorunsuz, başarı odaklı öğrenci istiyor. Yük istemiyorlar. Sorun istemiyorlar. İş istemiyorlar." ifadelerini kullandı.
Yalça, bu süreçte oğlunun kaydını başka bir liseye almak zorunda kaldıklarını aktararak, "Oğlum çok üzüldü. İlkokuldan beri bütün arkadaşları oradaydı. Haksızlığa uğradığının farkındaydı ve 'Hakkımı aramak istiyorum" dedi. ve böyle başladık açıkçası. Herkes 'Karşınızdaki kurum çok büyük' diyordu. Ama biz her zaman adalete inandık ve adalet de bizim yanımızda olduğunu Danıştay sürecinde gösterdi." şeklinde konuştu.
"Hiçbir çocuk destek yerine baskı görmesin"
Okulların özel gereksinimli öğrencilere yönlendirme ve destek sağlama yükümlülüğü bulunduğunu vurgulayan Yalça, "Biz kuruma düşman değiliz. Biz sadece sistemin doğru işlemesini istiyoruz. Bilgi saklanamaz, hak gizlenemez, destek verilmesi gereken yerde baskı asla uygulanamaz. Biz bunu öğrendik. Bugün geldiğimiz noktada ülkemizin en büyük yargı mercii Danıştay lehimize karar verdi. Karar henüz kesinleşmedi ama hukukun bizi gördüğünü biliyoruz artık." ifadelerini kullandı.
Yalça, açtıkları davanın benzer sorunlar yaşayan aileler için emsal niteliği taşımasını istediklerini belirterek, şunları söyledi:
"Bu dava sadece bizim davamız değil. Bu dava başarılı olduğu için sorunsuz sayılan ama iç dünyasında yalnız bırakılan tüm çocukların davası. Ben bir anne olarak konuşuyorum. Keşke biri bize ilk gün 'Çocuğunuzun hakları var ve biz sizin yanınızdayız' deseydi. Bu çok önemli bir cümle. Ben kimseyi hedef göstermek istemiyorum ama hiçbir aile bizim yaşadığımızı yaşamasın. Hiçbir çocuk destek yerine baskı görmesin. Hiçbir anne çocuğunun sağlığıyla okulun sistemi arasında kalmasın."
"Okulun çocuğu pedagog yerine RAM'a göndermesi gerekiyordu"
Davayı yürüten avukat Burcu Akar Muratoğlu, öğrencinin özel gereksinimleri bilindiği halde okulun aileyi Rehberlik ve Araştırma Merkezi'ne (RAM) yönlendirmediğinin altını çizerek, "En temelinden hak ihlalleri yapılmış. Okulun çocuğu pedagog yerine RAM'a göndermesi gerekiyordu. Tanılaması ve çocuğa özel sınav yapması gerekiyordu. Böylece çocuk kaynaştırma öğrencisi olacaktı." dedi.
Muratoğlu, okulun yönlendirme yapmamasını "velayet hakkı" ile savunduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Diyor ki 'Bu velayet hakkıdır. Velayet hakkına biz müdahale edemeyiz. Evet, çocuğun durumunu biliyorduk. Kabulümüz ama biz yönlendirme yapamayız.' Ben de diyorum ki 'Hayır efendim. Bu velayet hakkının çok üzerinde çocuk üstün yararıdır. Velayet hakkı çocuğun üstün yararının zedelendiği yerde devlet korumasına geçer. Annenin, babanın velayet hakkından söz edemeyiz çocuğun üstün zararı söz konusuysa ki burada çocuğun üstün zararı söz konusu."
Davanın Türkiye'de bu alanda açılan ilk dava olduğunu belirten Muratoğlu, ilk derece mahkemesinin okulun işlemini iptal ettiğini söyledi. Okulun karara itiraz ederek dosyayı istinafa taşıdığını, istinafın okul lehine karar vermesi üzerine ise dosyayı Danıştay'a götürdüklerini ve Danıştay'ın istinafın kararını bozduğunu ifade etti.
"Kaynaştırma öğrencisi olmayan okulda RAM tarafından tanılanan 34 çocuk var"
Okulun itirazlarına rağmen hukuki mücadelenin devam ettiğini aktaran Muratoğlu, davanın ardından okuldaki kaynaştırma öğrencilerinin sayısındaki artışa dikkati çekerek, "Okulun bugüne kadar bir tane kaynaştırma öğrencisi, özel gereksinimli kayıtlı öğrencisi yokken şu anda Beyoğlu RAM tarafından tanılanan 34 çocuğa sahip olduğunu biliyoruz. Bu bile aslında o okulun ne kadar ağır ihmalde ve hak ihlalinde bulunduğunun açık göstergesidir." diye konuştu.
Muratoğlu, ayrıca Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'na yaptıkları başvuru sonucunda "ayrımcılık ihlali" tespit edildiğini ve okula 200 bin Türk lirası idari para cezası verildiğini kaydetti.
Bu süreçte yaşanan olumlu gelişmelere de değinen Muratoğlu, "İlk defa bu davanın hemen akabinde özel eğitim hakkında etik yönerge yayınlandı. Yönergede ne yazıyor biliyor musunuz? Okullar, okul idarecileri, rehber öğretmenlerin görev tanımları arasında 'Çocukta en ufak şüphe bulunması halinde aile derhal bilgilendirilir ve aileye rağmen RAM'a yönlendirilir.' Yani ilk derece mahkemesinden almış olduğum karar etik yönergeye girdi." diyerek sözlerini noktaladı.
İstanbul, Güncel, Hukuk, Çocuk, Hukuk, Çocuk, Hukuk Mücadelesi, İstanbul, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA