Pentagon'dan yeni savunma stratejisi: Öncelikli kaygı unsuru artık Çin değil
Pentagon tarafından yayımlanan 2026 Ulusal Savunma Stratejisi, iç güvenlik ve müttefikler arasında daha fazla yük paylaşımını vurgulayarak, ülkenin savunma önceliklerinde değişikliğin sinyallerini verdi. Buna göre, güvenlik önceliklerinde önemli bir değişikliğe giden Pentagon artık Çin'i değil, ABD anavatanının ve Batı Yarımküre'nin güvenliğini öncelikli kaygı unsuru olarak belirledi.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından 2026 "Ulusal Savunma Stratejisi" belgesi yayımlandı.
ÖNCELİKLİ KAYGI UNSURU ARTIK ÇİN DEĞİL
Belgeye göre, Güvenlik önceliklerinde önemli bir değişikliğe giden Pentagon artık Çin'i değil, ABD anavatanının ve Batı Yarımküre'nin güvenliğini öncelikli kaygı unsuru olarak belirledi. Her dört yılda bir yayınlanan stratejinin önceki versiyonlarında Çin'den kaynaklanan tehdit en önemli savunma önceliği olarak belirlenmişti. Rapora göre Çin ile ilişkilere artık "çatışma değil güç" yoluyla yaklaşılacak.

34 sayfalık yeni rapor, Avrupa'nın medeniyet çöküşüyle karşı karşıya olduğunu söyleyen ve Rusya'yı ABD için bir tehdit olarak görmeyen ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi'nin geçen yıl yayınlanmasının ardından geldi. O dönemde Moskova, belgenin kendi vizyonuyla "büyük ölçüde tutarlı" olduğunu söylemişti. Buna karşılık 2018 yılında Pentagon, Çin ve Rusya gibi "revizyonist güçleri" ABD güvenliğine yönelik "temel meydan okuma" olarak tanımlamıştı.
YENİ STRATEJİ MÜTTEFİKLERİ ADIM ATMAYA ÇAĞIRIYOR
Savunma stratejisi, Başkan Donald Trump'ın Rusya ve Kuzey Kore'den kaynaklanan tehditlere karşı müttefiklerden daha fazla "yük paylaşımı" da dahil olmak üzere son zamanlarda yaptığı çağrıları güçlendiriyor. Yeni strateji ABD'nin müttefiklerini adım atmaya çağırıyor ve Washington'ın savunmalarına mali destek sağlamasından "memnun" olduklarını söylüyor, ancak bu değişimin ABD'nin "izolasyonizme" kaydığı görüşünü reddediyor. "Aksine, ulusumuzun karşı karşıya olduğu tehditlere odaklanan, gerçekten bir stratejik yaklaşım anlamına geliyor" diyor.

Washington'ın uzun zamandır Amerikalıların "somut çıkarlarını" ihmal ettiği belirtilen raporda, ABD'nin Amerikan çıkarlarını dünyanın geri kalanının çıkarlarıyla yani, "dünyanın öbür ucundaki bir insana yönelik tehditle bir Amerikalıya yönelik tehdidin aynı olması" karıştırmak istemediği ifade ediliyor. Bunun yerine müttefiklerin, özellikle de Avrupa'nın ABD için "daha az ama kendileri için daha fazla" olan tehditlere karşı başat güç olarak mücadele edeceği belirtiliyor. Yaklaşık dört yıl önce Ukrayna'da geniş çaplı bir işgal başlatan Rusya, "NATO'nun doğudaki üyeleri için kalıcı ama yönetilebilir bir tehdit" olarak tanımlanıyor.
TAYVAN'DAN BAHSEDİLMİYOR
Stratejinin önceki versiyonlarından farklı olarak, Çin'in hak iddia ettiği özerk ada Tayvan'dan bahsedilmiyor. Ancak belgede ABD'nin amacının "Çin de dâhil olmak üzere herhangi bir ülkenin bize ya da müttefiklerimize hükmetmesini engellemek" olduğu belirtiliyor.

Geçtiğimiz yılın sonlarında ABD, Tayvan'a 11 milyar dolar değerinde büyük bir silah satışı yapacağını duyurmuş, Çin bunun karşılığında ada çevresinde askeri tatbikatlar düzenlemişti. Strateji ayrıca ABD'ye, Kuzey Kore'ye yönelik caydırıcılık politikası kapsamında "daha sınırlı" bir rol biçiyor. Güney Kore'nin bu görev için "birincil sorumluluğu üstlenebileceğini" de ekliyor.
'SERT GERÇEKÇİLİK' BENİMSENİYOR
Trump'ın ikinci başkanlık dönemine başlamasından bu yana geçen 12 ay içinde ABD, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'ya operasyon düzenledi, Doğu Pasifik ve Karayipler'de uyuşturucu teknesi olduğu iddia edilen gemilere saldırılar düzenledi ve son olarak Grönland'ı almak için müttefiklerine baskı uyguladı. Strateji, Pentagon'un ABD'nin Panama Kanalı, Meksika Körfezi (Trump adını Amerika Körfezi olarak tek taraflı değiştirmişti) ve Grönland başta olmak üzere "kilit bölgelere askeri ve ticari erişimini garanti altına alacağını" yineliyor. Belgede Trump yönetiminin yaklaşımının "Soğuk Savaş sonrası dönemde görev yapan geçmiş yönetimlerin büyüklenmeci stratejilerinden temel anlamda farklı" olacağı belirtiliyor. "Ütopik idealizm dışarı; sert gerçekçilik içeri" deniyor.

TRUMP, DAVOS'TA NATO'YU ELEŞTİRDİ
Hafta başında Dünya Ekonomik Forumu'nda (Davos) Trump, ABD'nin NATO'dan hiçbir zaman "hiçbir şey almadığını" ve "hiçbir şey istemediğini" iddia etti. Ayrıca, ABD'nin "NATO'nun neredeyse yüzde 100'ünü ödediği" yanlış iddiasında da bulunarak, Birlik'i eleştirdi.
Kanada Başbakanı Mark Carney eski dünya düzeninin "geri gelmeyeceğini" söyledi ve Güney Kore, Kanada ve Avustralya gibi diğer orta güçleri bir araya gelmeye çağırdı. Carney, Davos toplantısında "Orta güçler birlikte hareket etmeli çünkü masada olmazsak menüde oluruz" dedi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da "kuralsız bir dünyaya doğru gidiş" uyarısında bulundu.
Ulusal Savunma, Dış Politika, Savunma, Rusya, Dünya, Pentagon, Ulusal Savunma, Rusya, Çin, Dış Politika, Savunma, Dünya, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA