Osmanlı El Sanatı Sedefçiliği Yaşatıyorlar

Yerel Haberler

"sedefçilik" mesleğini, zamana meydan okuyan atölyelerinde üretime devam ederek yaşatıyorlar.

Zeynep Yücetaş - Gaziantepli sedefkar ustaları, bir zamanlar Osmanlı sultanlarının saraylarını süsleyen eşyaları yapan

"sedefçilik" mesleğini, zamana meydan okuyan atölyelerinde üretime devam ederek yaşatıyorlar.

En yaygın ve en gelişmiş şekliyle Osmanlı döneminde görüldüğü bilinen el sanatı sedefçilik, bugün Türkiye'de sadece Gaziantep'te yapılıyor. Günümüzde kendini yenileyerek sürdürülen bu sanatla çeyiz sandığı, ayna, sandalye, sehpa, midye kutu, puroluk, rahle, şamdan ve mumluk, baston, anahtarlık, kül tablaları, sini atlıkları, tavlalar, telefonluklar gibi eşyaların yanı sıra sedef işlemeli orijinal Osmanlı tüfekleri, hançerler, kılıçlar, silah kabzaları yapılıyor.

Ceviz, gül gibi sert ağaçlar tercih edilerek yapılan sedef kakmada, kurşun, kalay, gümüş ve altın teller, motiflerin çevresini süslemede kullanılıyor. Tatlı sudan çıkarılan istiridye kabuğu olan sedef ile süslemede boynuz, fildişi ve kemik de kullanıyor. Sedef işçiliği "oyma" ya da "kakma" usulüyle yapıyor. Önce motifler ağaca çiziliyor ve küçük çekiç darbeleri ile tel ağaca gömülüyor, sonra motifin içi oyuluyor, elmas taşla şekil verilen sedef motife yerleştiriliyor, zımparalanıyor, renk veriliyor ve cilalanarak son hali veriliyor.

Gaziantep'te sedef kakma sanatını ilk uygulayanlardan olan Mustafa Demir tarafından 1964 yılında temelleri atılan Öz Osmanlı Sedefçilik, bugün ikinci kuşakla büyüyor.

Sedefçilikle yapılan ürünler, özellikle turistlerden büyük ilgi görüyor. İç piyasanın yanı sıra Amerika, Almanya, İtalya, Fransa, Kore, Çin, Hindistan'a kadar birçok ülkeden müşterileri bulunuyor.

-"İki üniversite bitirdi, baba mesleği sedefçiliği seçti"-

İki üniversite bitirdikten sonra baba mesleğini yapmayı tercih eden 33 yaşındaki Şerafettin Demir, özel bir okulda tarih öğretmeni olan kardeşi Ahmet Demir ve lise mezunu kardeşi Oğuz Demir ile birlikte bu zarif el sanatını hayatta tutuyor.

Yok olmaya yüz tutmuş el sanatlarını yaşatmak gerektiğini vurgulayan Şerafettin Demir, şöyle dedi:

"Bu, Osmanlı saraylarında sedef ustalarının yaptığı bir sanat; kapı, pencere, dolap kanatları, rahle, masa, koltuk gibi mobilyalar, silah kabzası, özellikle yabancı temsilciliklere gönderilen hediye kutuları gibi tüm ahşap eşyalarda görülmüş. Bugün dünyada sadece Türkiye'de yapılıyor. Selçuk harita kadastro ve Harran Üniversitesi iktisat bölümünü bitirdim, ama baba mesleğini tercih ettim. Yok olmaya yüz tutmuş bu el sanatını ayakta tutmak lazım. Bunu görevimiz olarak düşünüyoruz. Gaziantep'te şu anda 50-60 tane kayıtlı firma var. İşçi sıkıntısı, hammadde sıkıntısı yaşanıyor. Buna rağmen bu işi yaşatmaya çalışıyoruz."

Eski piştol ve tüfeklerin tamiratı ile uğraşan babalarının sedef kakma örneklerini daha ileriye taşıyarak çok daha estetik süslemeler yaptıklarını ve turistik eşyalara yöneldiklerini anlatan Demir, Gaziantep'te Kültür Yolu Projesi ve Zeugma Mozaik Müzesi'nin açılmasıyla birlikte sedefçiliğin daha revaçta olmaya başladığını söyledi.

-"Bill Clinton'a da sedeften hediyeler gitti"-

Ürünlerinde kullandıkları sedefi Hatay, Malatya ve Ankara'da tatlı sulardan toplattıklarını, ceviz ağacı kullandıklarını, Osmanlı-Selçuklu motiflerinin yanında yeni motifler çizilen 100'den fazla ürün çeşitleri bulunduğunu, özel üretim de yaptıklarını anlatan Şerafettin Demir, şöyle devam etti:

"Bir haftada da biten iki ayda da biten ürünlerimiz var. Satışlarımız toptan ve perakende. Özellikle yurt içi satışlarımız şu anda patlama gösterdi. Gaziantep'te Mozaik Müzesi'nin açılması, kültür yolunun açılması, İl Kültür Müdürlüğünün, Büyükşehir Belediyesinin, Valiliğin bu işe önem göstermesi satışlarımızda patlama yaşattı. İç piyasada genellikle Ege ve Akdeniz bölgeleri, İstanbul, Bursa, İzmir, Antalya, Alanya daha çok turistik bölgelere gönderiyoruz. Yurtdışından da müşterilerimiz var. Çok değişik ülkelerden Amerika, Almanya, Fransa, İtalya, Kuzey Kore, Güney Kore, Çin, Hindistan'dan müşterilerimiz ürünlerimizi istiyor. Siparişleri gönderiyoruz."

Sedef kakma ürünlerinin dünyada birçok ünlü kişiye hediye olarak gönderildiğini bildiren Demir, "3 yıl önce Güney Kore Devlet Başkanına bir tane sandık yapıp gönderdik. 2 yıl önce büyük bir inşaat firmasının talebi üzerine Kazakistan Meclis Başkanına ve Kazakistan Devlet Başkanına, Osmanlı tarzı tüfek yapıp gönderdik. Buradan eski ABD Başkanı Bill Clinton'a hediye alıp götürenler oldu" şeklinde konuştu.

-"Ayakta tutmak lazım"-

Atölyelerinde sedef süslemeli orijinal Osmanlı tüfeği de yaptıklarını belirten Şerafettin Demir, bunu yapan birkaç tane usta kaldığını belirtti.

Kızıldeniz'den getirdikleri sedef ve dana kemiğinden yapılan, gümüş ve altın işlemeli olan orijinal Osmanlı tüfeğinin piyasada örneğinin çok az olduğunu ve 65 bin TL'den satıldığını belirten Demir, "Orijinal Osmanlı tüfekleri günümüzde pek yapılmıyor. Yapan ustalar çok kalmadı. Biz eskicilerden topladığımız malzemelerle yapıyorduk, zaten onlar da kalmadı" dedi.

Sedefçilik mesleğinin yaşatılması ve yurtdışında daha fazla tanıtılması gerektiğine işaret eden Demir, yurtdışında düzenlenen el sanatları fuarlarına gitmede ise zorluk yaşadıklarını kaydetti.

Demir, "Ürünleri götürmekte problem yaşıyoruz. Çünkü bu ürünler tarihi eseri olarak görüyorlar. Dışarıya çıkarırken, müze müdürlüklerinden tarihi belge olmadığına dair belge almamız lazım, prosedürü ise uzun sürüyor" diye konuştu.

Sedef ürünlere özellikle turistlerin çok büyük ilgi gösterdiğini, devlet teşviği ile tanıtımı daha iyi yapılarak önemli bir gelir kaynağı sağlanabileceğini ifade eden Demir, Gaziantep'te sedef atölyelerinde 500-600 kişinin çalıştığını, bir sedef ustasının 7-8 yılda yetiştiğini, ama her geçen gün işçi sayısının düştüğünü ve yenilerinin yetişmediğini ifade etti.

Demir, "Devletten istediğimiz bizim tanıtımımızı daha güzel yapması, teşvikle önümüzü açması. Bu projeler olduğu zaman bu iş ölmez. Ayakta tutmak lazım" diyerek sözlerini tamamladı.

- GAZİANTEP
Kaynak: AA / Yerel

Yerel, Yerel, Haberler