Orta Asya'da su sorunu: Azalan kaynaklar ve artan talep bölgesel işbirliğini zorunlu kılıyor
- İklim değişikliği, buzulların erimesi ve hızla artan su talebi Orta Asya'da su kaynakları üzerindeki baskıyı artırırken uzmanlar, çözümün ortak su yönetimi, modern sulama teknolojileri ve bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesinden geçtiğini belirtiyor Özbekistanlı su yönetimi uzmanı Bahadir Kamilov: "Hiçbir Orta Asya ülkesi bu sorunu tek başına çözemez. Su artık yalnızca doğal bir kaynak değil, bölgenin ekonomik istikrarını ve geleceğini belirleyecek stratejik bir unsur haline geldi"
????? BAHTİYAR ABDÜLKERİMOV - Orta Asya'da iklim değişikliği, buzulların hızla erimesi, nüfus artışı ve ekonomik büyümenin etkisiyle su kaynakları üzerindeki baskı her geçen yıl artarken su sorunu artık yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve jeopolitik bir sorun haline gelmiş durumda.
Dünyanın en kurak bölgelerinden biri olan Orta Asya'nın esas su kaynaklarını oluşturan Amuderya ve Siriderya havzalarındaki su miktarının azalması bölgedeki tarımsal üretim, içme suyu arzı, enerji güvenliği ve gıda fiyatları üzerinde ciddi baskı oluştururken bölge ülkeleri ise bu soruna suyun daha verimli kullanılması, dijital teknolojilerin yaygınlaştırılması ve bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesi yoluyla çözüm bulmayı amaçlıyor.
Eski Sovyetler Birliği döneminde Siriderya Nehri'nin doğduğu Kırgızistan ile Amuderya Nehri'nin doğduğu Tacikistan, bu nehirler üzerine kurdukları hidroelektrik santraller aracılığıyla bölgenin enerji ihtiyacını karşılarken Özbekistan, Kazakistan ve Türkmenistan ise bu nehirlerin sularını tarımsal sulamada kullanıyordu.
Sovyetlerin dağılmasının ardından ortak enerji sisteminin sona ermesi ve kuraklık nedeniyle su kaynakları üzerindeki baskının artması, zaman zaman bölge ülkeleri arasında anlaşmazlıklara neden oldu.
Ancak son yıllarda gelişen iyi komşuluk ilişkileri ve siyasi diyalog sayesinde bölge ülkeleri arasında su kaynaklarının ortak kullanımı konusunda önemli ilerleme kaydedildi. Buna karşın iklim değişikliği, buzulların hızla küçülmesi, nüfus artışı ve ekonomik büyüme, bölge ülkelerini daha karmaşık bir su yönetimi sorunuyla karşı karşıya bıraktı.
Su kaynakları azalırken su talebi hızla artıyor
Orta Asya'nın en büyük tatlı su rezervlerini oluşturan Tacikistan ve Kırgızistan'daki dağ buzulları iklim değişikliğinin en belirgin etkilerinin görüldüğü alanlar arasında yer alıyor.
Yaklaşık 14 bin buzulun bulunduğu Tacikistan'da son 50 yılda 1300'den fazla buzul tamamen erirken bugün ülkedeki toplam buzul alanının yaklaşık yüzde 30'u kaybolmuş durumda.
8 binden fazla buzulun bulunduğu Kırgızistan'da ise son yarım yüzyılda yaklaşık 2 bin buzul eriyerek yok olurken mevcut eğilimin devam etmesi halinde 2040 yılına kadar ülkedeki buzulların üçte birinin daha eriyebileceği öngörülüyor.
Bunun sonucunda bölgedeki su miktarının gelecek yıllarda yüzde 15'e kadar azalabileceği ve bunun Orta Asya ekonomisinin küçülmesine yol açabileceği öngörülürken, buna karşılık bölgedeki nüfus artışı ve ekonomik büyümeye bağlı olarak Orta Asya'da su talebinin 2040 yılına kadar yüzde 25 artması bekleniyor.
Tarım en fazla etkilenecek sektör
Bölgede kullanılan suyun büyük bölümü tarımsal sulamaya ayrılırken, uzmanlar su kıtlığından en fazla etkilenecek alanın tarım olacağını belirtiyor. Su kıtlığıyla ilgili eğilimin sürmesi halinde 2050 yılına kadar tarımsal üretimde yaklaşık yüzde 20 düşüş yaşanabileceği öngörülüyor. Uzmanlar ayrıca su sorunu nedeniyle bölge ekonomisinin her yıl yaklaşık 2 milyar dolarlık kayba uğradığını belirtiyor.
Uzmanlar damla sulama, yağmurlama sistemleri, dijital tarım uygulamaları, akıllı su yönetimi, yer altı suyu izleme sistemleri ve arıtılmış atık suyun yeniden kullanımı gibi yöntemlerin öncelik kazanması gerektiğini ifade ederken, bölge ülkeleri de artan riskler karşısında son yıllarda su tasarrufu sağlayan teknolojilere yatırımlarını hızlandırdı.
Bu çerçevede kullandığı suyun yüzde 80'inden fazlası sınır aşan kaynaklardan sağlanan Özbekistan'da son beş yılda su tasarrufu alanında hayata geçirilen projeler sayesinde yıllık su tüketimi yaklaşık 10 milyar metreküp (yüzde 25) azalmış durumda.
Ülkede 4,3 milyon hektarlık sulanabilir arazinin yarısına yakınında su tasarrufu sağlayan teknolojiler kullanılırken bu uygulamaların ileriki yıllarda tüm sulanabilir alanlara yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Bölgesel işbirliği güçleniyor
Son dönemde bölge ülkeleri arasında sınır aşan su kaynaklarının ortak kullanımı konusunda bölgesel işbirliği giderek gelişiyor.
Bölgedeki su kaynaklarının büyük bölümü sınır aşan nehirlerden sağlanırken uzmanlar, su sorunu ile ilgili kalıcı çözümün ülkeler arasında ortak yönetim mekanizmalarının güçlendirilmesinden geçtiğine dikkati çekiyor.
Bu kapsamda bölge ülkeleri arasında su kaynaklarının ortak kullanımına ilişkin bir dizi anlaşma bulunurken, bu anlaşmalar Amuderya ve Siriderya sularında elektrik üreten Tacikistan ve Kırgızistan ile bu nehir sularını tarımsal üretimde kullanan Özbekistan, Kazakistan ve Türkmenistan arasında kış ve yaz mevsimlerinde su kaynaklarının ortak ve koordineli kullanımını içeriyor.
Amuderya ve Siriderya havzalarının entegre yönetimi, yer altı sularının dijital olarak izlenmesi ve ortak veri tabanlarının oluşturulmasının bölgesel su güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan uzmanlar, iklim değişikliğinin etkilerinin giderek belirginleştiği Orta Asya'da sürdürülebilir kalkınmanın yolunun suyun ortak, verimli ve bilimsel esaslara dayalı biçimde yönetilmesinden geçtiğini belirtiyor.
"Su artık Orta Asya'nın geleceğini belirleyen stratejik unsur"
Özbekistanlı su yönetimi uzmanı Bahadir Kamilov, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Orta Asya'nın geleceğinin su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimine bağlı olduğunu söyledi.
Bölgede geçmişte su paylaşımı konusunda yaşanan sorunların büyük ölçüde siyasi diyalog yoluyla aşıldığını belirten Kamilov, buna karşın iklim değişikliğinin yeni ve daha karmaşık bir sorunu ortaya koyduğunu dile getirdi.
Kamilov, "Eskiden sorun daha çok suyun paylaşılmasıydı. Bugün ise paylaşılacak su miktarı giderek azalıyor. Bu nedenle mesele yalnızca ülkeler arasındaki koordinasyon değil, aynı zamanda mevcut suyun çok daha verimli kullanılmasıdır." dedi.
Su tasarrufu sağlayan teknolojilerin yaygınlaştırılması, dijital su yönetimi sistemlerinin kurulması ve hidrolojik verilerin ortak paylaşımının artık tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Kamilov, "Hiçbir Orta Asya ülkesi bu sorunu tek başına çözemez. Su artık yalnızca doğal bir kaynak değil, bölgenin ekonomik istikrarını ve geleceğini belirleyecek stratejik bir unsur haline geldi." ifadelerini kullandı.
Dünyanın en kurak bölgelerinden biri olan Orta Asya'nın esas su kaynaklarını oluşturan Amuderya ve Siriderya havzalarındaki su miktarının azalması bölgedeki tarımsal üretim, içme suyu arzı, enerji güvenliği ve gıda fiyatları üzerinde ciddi baskı oluştururken bölge ülkeleri ise bu soruna suyun daha verimli kullanılması, dijital teknolojilerin yaygınlaştırılması ve bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesi yoluyla çözüm bulmayı amaçlıyor.
Eski Sovyetler Birliği döneminde Siriderya Nehri'nin doğduğu Kırgızistan ile Amuderya Nehri'nin doğduğu Tacikistan, bu nehirler üzerine kurdukları hidroelektrik santraller aracılığıyla bölgenin enerji ihtiyacını karşılarken Özbekistan, Kazakistan ve Türkmenistan ise bu nehirlerin sularını tarımsal sulamada kullanıyordu.
Sovyetlerin dağılmasının ardından ortak enerji sisteminin sona ermesi ve kuraklık nedeniyle su kaynakları üzerindeki baskının artması, zaman zaman bölge ülkeleri arasında anlaşmazlıklara neden oldu.
Ancak son yıllarda gelişen iyi komşuluk ilişkileri ve siyasi diyalog sayesinde bölge ülkeleri arasında su kaynaklarının ortak kullanımı konusunda önemli ilerleme kaydedildi. Buna karşın iklim değişikliği, buzulların hızla küçülmesi, nüfus artışı ve ekonomik büyüme, bölge ülkelerini daha karmaşık bir su yönetimi sorunuyla karşı karşıya bıraktı.
Su kaynakları azalırken su talebi hızla artıyor
Orta Asya'nın en büyük tatlı su rezervlerini oluşturan Tacikistan ve Kırgızistan'daki dağ buzulları iklim değişikliğinin en belirgin etkilerinin görüldüğü alanlar arasında yer alıyor.
Yaklaşık 14 bin buzulun bulunduğu Tacikistan'da son 50 yılda 1300'den fazla buzul tamamen erirken bugün ülkedeki toplam buzul alanının yaklaşık yüzde 30'u kaybolmuş durumda.
8 binden fazla buzulun bulunduğu Kırgızistan'da ise son yarım yüzyılda yaklaşık 2 bin buzul eriyerek yok olurken mevcut eğilimin devam etmesi halinde 2040 yılına kadar ülkedeki buzulların üçte birinin daha eriyebileceği öngörülüyor.
Bunun sonucunda bölgedeki su miktarının gelecek yıllarda yüzde 15'e kadar azalabileceği ve bunun Orta Asya ekonomisinin küçülmesine yol açabileceği öngörülürken, buna karşılık bölgedeki nüfus artışı ve ekonomik büyümeye bağlı olarak Orta Asya'da su talebinin 2040 yılına kadar yüzde 25 artması bekleniyor.
Tarım en fazla etkilenecek sektör
Bölgede kullanılan suyun büyük bölümü tarımsal sulamaya ayrılırken, uzmanlar su kıtlığından en fazla etkilenecek alanın tarım olacağını belirtiyor. Su kıtlığıyla ilgili eğilimin sürmesi halinde 2050 yılına kadar tarımsal üretimde yaklaşık yüzde 20 düşüş yaşanabileceği öngörülüyor. Uzmanlar ayrıca su sorunu nedeniyle bölge ekonomisinin her yıl yaklaşık 2 milyar dolarlık kayba uğradığını belirtiyor.
Uzmanlar damla sulama, yağmurlama sistemleri, dijital tarım uygulamaları, akıllı su yönetimi, yer altı suyu izleme sistemleri ve arıtılmış atık suyun yeniden kullanımı gibi yöntemlerin öncelik kazanması gerektiğini ifade ederken, bölge ülkeleri de artan riskler karşısında son yıllarda su tasarrufu sağlayan teknolojilere yatırımlarını hızlandırdı.
Bu çerçevede kullandığı suyun yüzde 80'inden fazlası sınır aşan kaynaklardan sağlanan Özbekistan'da son beş yılda su tasarrufu alanında hayata geçirilen projeler sayesinde yıllık su tüketimi yaklaşık 10 milyar metreküp (yüzde 25) azalmış durumda.
Ülkede 4,3 milyon hektarlık sulanabilir arazinin yarısına yakınında su tasarrufu sağlayan teknolojiler kullanılırken bu uygulamaların ileriki yıllarda tüm sulanabilir alanlara yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Bölgesel işbirliği güçleniyor
Son dönemde bölge ülkeleri arasında sınır aşan su kaynaklarının ortak kullanımı konusunda bölgesel işbirliği giderek gelişiyor.
Bölgedeki su kaynaklarının büyük bölümü sınır aşan nehirlerden sağlanırken uzmanlar, su sorunu ile ilgili kalıcı çözümün ülkeler arasında ortak yönetim mekanizmalarının güçlendirilmesinden geçtiğine dikkati çekiyor.
Bu kapsamda bölge ülkeleri arasında su kaynaklarının ortak kullanımına ilişkin bir dizi anlaşma bulunurken, bu anlaşmalar Amuderya ve Siriderya sularında elektrik üreten Tacikistan ve Kırgızistan ile bu nehir sularını tarımsal üretimde kullanan Özbekistan, Kazakistan ve Türkmenistan arasında kış ve yaz mevsimlerinde su kaynaklarının ortak ve koordineli kullanımını içeriyor.
Amuderya ve Siriderya havzalarının entegre yönetimi, yer altı sularının dijital olarak izlenmesi ve ortak veri tabanlarının oluşturulmasının bölgesel su güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan uzmanlar, iklim değişikliğinin etkilerinin giderek belirginleştiği Orta Asya'da sürdürülebilir kalkınmanın yolunun suyun ortak, verimli ve bilimsel esaslara dayalı biçimde yönetilmesinden geçtiğini belirtiyor.
"Su artık Orta Asya'nın geleceğini belirleyen stratejik unsur"
Özbekistanlı su yönetimi uzmanı Bahadir Kamilov, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Orta Asya'nın geleceğinin su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimine bağlı olduğunu söyledi.
Bölgede geçmişte su paylaşımı konusunda yaşanan sorunların büyük ölçüde siyasi diyalog yoluyla aşıldığını belirten Kamilov, buna karşın iklim değişikliğinin yeni ve daha karmaşık bir sorunu ortaya koyduğunu dile getirdi.
Kamilov, "Eskiden sorun daha çok suyun paylaşılmasıydı. Bugün ise paylaşılacak su miktarı giderek azalıyor. Bu nedenle mesele yalnızca ülkeler arasındaki koordinasyon değil, aynı zamanda mevcut suyun çok daha verimli kullanılmasıdır." dedi.
Su tasarrufu sağlayan teknolojilerin yaygınlaştırılması, dijital su yönetimi sistemlerinin kurulması ve hidrolojik verilerin ortak paylaşımının artık tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Kamilov, "Hiçbir Orta Asya ülkesi bu sorunu tek başına çözemez. Su artık yalnızca doğal bir kaynak değil, bölgenin ekonomik istikrarını ve geleceğini belirleyecek stratejik bir unsur haline geldi." ifadelerini kullandı.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA