Operasyonel kiralama sektörü 2026'da 200 milyar liraya ulaşacak

Otomobil Haberleri

Türkiye'de operasyonel kiralama hızla büyüyor; şirketler satın alma yerine kiralamayı tercih ediyor. Sektör 2026'da 200 milyar lira büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor.

Türkiye otomotiv sektörü, pandemi, tedarik sorunları, yüksek enflasyon ve faiz artışlarının etkisiyle büyük bir dönüşüm yaşıyor. Şirketler sermayelerini araçlara bağlamak yerine ana faaliyetlerine yönlendiriyor ve operasyonel kiralama modelini hızla benimsiyor. Bu model hem filo yatırımlarında hem de vergi katkısında önemli büyüme sağlıyor, ayrıca mobilite anlayışındaki değişime öncülük ederek yeni hizmet ve iş modelleri getiriyor.

TOKKDER verilerine göre sektör, yılın ilk altı ayında 96 bin 519 yeni araç yatırımı yaptı ve yaklaşık 406 bin araçlık filoya ulaştı. Aynı dönemde yaklaşık 90 milyar lira vergi ödendi; geçen yıl toplam vergi 129 milyar liraydı. 2026 yılında sektör büyüklüğünün 200 milyar liraya ulaşacağı öngörülüyor. TOKKDER Başkanı Özarslan Tangün, Türkiye'de ticari araç parkının yalnızca yüzde 10'unun operasyonel kiralama ile yönetildiğini, Avrupa'da ise bu oranın yüzde 50'yi aştığını belirtiyor.

Otomobil artık sadece satın alınan bir ürün değil; araç paylaşımı, abonelik modelleri, uzun dönem kiralama, bağlantılı araçlar ve yapay zeka destekli filo yönetimi mobilite ekosisteminin parçaları haline geldi. Türkiye'nin sahiplik anlayışından kullanım ekonomisine geçmesi gerektiği ve bu dönüşümün ülkeyi küresel mobilite ekosisteminde daha güçlü kılacağı ifade ediliyor.

Uzun süredir beklenen "Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik" çalışmaları büyük ölçüde tamamlandı ve yıl sonuna kadar yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bu düzenleme tüketici güvenini artıracak, kayıt dışılıkla mücadeleyi güçlendirecek. Günlük araç kiralama yapan işletmeler için mesleki yeterlilik ve yetki belgesi zorunlu olacak, çevrim içi platformlar da kapsama alınacak.

Yakıt fiyatlarındaki artış elektrikli araçlara ilgiyi hızlandırdı. Avrupa'da şirketlerin yeni siparişlerinin yüzde 40-50'si elektrikliyken Türkiye'de bu oran yüzde 3-4 seviyesinde. Ancak dönüşüm kaçınılmaz ve şirketler filolarını kademeli olarak elektrikliye çevirecek. KOBİ'ler, finansmana erişimin zorlaşması nedeniyle öz mallarını satıp operasyonel kiralamaya yöneliyor.

Sektör için en kritik mesele ikinci el araç fiyatlarının öngörülebilirliği. Sıfır ve ikinci el fiyat artışları genel enflasyonun altında kalırken, şirketler ikinci el fiyatlama komitelerini daha sık topluyor. Elektrikli araçlarda pil teknolojisindeki hızlı ilerleme ve Çinli üreticilerin fiyat baskısı ikinci el değerlemelerini karmaşık hale getiriyor. Uzayan menziller kısa vadede olumlu, ancak 1000-1200 km menzile geçiş, 300-500 km menzilli araçların ikinci el değerlerini sert düşürebilir.

Sonuç olarak Türkiye operasyonel kiralama sektörü hızla olgunlaşıyor. Düzenlemeler, elektrikli dönüşüm ve değişen finansal tercihler sektörü büyütürken yeni riskler ve fırsatlar getiriyor. Sektör oyuncularının bu dinamiklerle proaktif başa çıkması ve kullanım ekonomisine uyum sağlaması gerekiyor.