Nureddin Yıldız'ın Boğaziçi'ne davetini protesto eden 15 kişi yargılanıyor

Güncel Haberler

Nureddin Yıldız'ın Boğaziçi'ne davetini protesto edenlere açılan davada 15 kişinin yargılanmasına başlandı. Aynı olayda 82 kişi hakkında KYOK verilirken duruşmada sanıklar, güvenlik koridoru açılmadığını ve ters kelepçeyle gözaltına alındıklarını savundu.

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) - İlahiyatçı Nureddin Yıldız'ın Boğaziçi Üniversitesi'ne davet edilmesini protesto edenlere yönelik açılan davada 15 kişinin yargılanmasına başlandı. Aynı olay kapsamında arkadaşları hakkında "yeterli delil bulunmadığı" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini belirten sanıklar, "Okulun çevresi tamamen kapatıldığı için bir yere gitme imkanımız olmadı. Defalarca çıkmak istememize rağmen güvenlik koridoru açılmadı ve ters kelepçeyle gözaltına alındık. Yan yana olduğumuz arkadaşlarımız hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilirken bizler buradayız." dedi.
İlahiyatçı Nureddin Yıldız'ın 13 Mayıs 2025'te Boğaziçi Üniversitesi'ne konuşmacı olarak davet edilmesi öğrenciler tarafından protesto edilmiş, üniversitenin Kuzey Kampüsü'nde düzenlenen protesto sırasında polis ile öğrenciler arasında arbede yaşanmıştı.
Olayların ardından başlatılan soruşturmada 82 kişi hakkında "yeterli delil bulunmadığı" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar (KYOK) verildi.
Savcılık, daha sonra KYOK verilen 82 kişi içerisinden 15 kişi hakkında hazırladığı iddianameyi, aynı olay kapsamında başka kişilerin yargılandığı İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi'ne göndererek dosyaların birleştirilmesini talep etti. Mahkemenin birleştirme talebini kabul etmemesi üzerine de 15 kişi hakkında ayrı bir iddianame düzenlendi. İddianamenin kabul edilmesiyle İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ayrı bir dava açıldı.
Savcılık, sanıkların tamamının 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçundan cezalandırılmasını istedi. Bazı sanıklara ayrıca "görevi yaptırmamak için direnme", iki sanığa ise yüzlerini kısmen kapattıkları ve "örgütü andıran flama" taşıdıkları iddiasıyla ek suçlamalar yöneltildi.
SANIKLARA YER KALMADI, AVUKATLAR VE GAZETECİLER AYAKTA KALDI
İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmaya 13 sanık ile avukatları katıldı. Salonun kapasitesinin yetersiz kalması nedeniyle sanıkların bir bölümü izleyici sıralarında otururken bazı avukatlar savunmaları, gazeteciler ise duruşmayı ayakta takip etti.
Duruşmanın başında sanıklar ve avukatları, savunmalar alınmadan dosya üzerinden derhal beraat kararı verilmesini talep etti. Savcılık, talebin reddedilmesini istedi.
Mahkeme, dosyadaki görüntü kayıtları ile mevcut soruşturma tutanaklarının kovuşturma aşamasında yeniden incelenmesi gerektiğini belirterek derhal beraat talebini reddetti.
"İADE EDİLMESİ GEREKEN İDDİANAMEYLE MAHKEMELER MEŞGUL EDİLİYOR"
Savunmalardan önce söz alan avukat Mustafa Atahan Öztürk, iddianamede sanıklara isnat edilen somut bir fiilin gösterilmediğini belirterek, "İade edilmesi gereken iddianameyle mahkemeler meşgul ediliyor. İddianın ne olduğu da belirsiz" dedi.
Aynı olaya ve aynı suçlamalara ilişkin başka bir davanın sürdüğüne dikkati çeken Öztürk, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde görülen benzer davaların neredeyse tamamında beraat kararı verildiğini belirterek bu kararların emsal alınmasını istedi.
Avukatlar ayrıca iddianamede suç tarihinin 20 Ağustos 2025 olarak yazıldığını, ancak suçlamalara konu olayın 13 Mayıs 2025'teki Boğaziçi Üniversitesi protestosu olduğunu belirterek tarihteki çelişkinin giderilmesini talep etti.
HAKİM, "ORADAYSANIZ NEDEN ORADAYDINIZ?" DİYE SORDU
Hakim, savunmalarını almak üzere söz verdiği sanıklara, "Orada mıydınız? Herhangi bir eyleme katıldınız mı? Oradaysanız neden oradaydınız?" sorularını yöneltti.
Sanıkların bir bölümü, ders çıkışında kampüs meydanındaki kalabalığı görerek alana gittiklerini ve Nureddin Yıldız'ın protesto edildiğini burada öğrendiklerini anlattı. Sanıklar, slogan atmadıklarını, pankart açmadıklarını, polise yönelik sözlü veya fiziki bir eylemde bulunmadıklarını savundu.
"KALABALIK BUNU PROTESTO EDİYORDU"
Savunma yapan sanıklardan biri, üniversitede öğrenci olduğunu ve ders çıkışında gördüğü kalabalığın yanına merak ederek gittiğini belirterek şunları söyledi:
"Kalabalıktaki kişilerden öğrendiğime göre Nureddin Yıldız isimli kişi okula gelmiş, kalabalık bunu protesto ediyordu. Polise karşı aktif bir eylemde bulunmadım. Grupta böyle bir eylem yapıldığını da görmedim. Benim de bu şekilde bir eylemim olmadı."
Bir başka sanık da olay günü ders çıkışında kalabalığı görerek alana gittiğini, herhangi bir sözlü veya fiziki eylemde bulunmadığını söyledi.
"GRUP HİÇBİR YERE HAREKET EDEMEYECEK ŞEKİLDE ABLUKA ALTINDAYDI"
Polisin dağılmaları yönünde bir uyarısını duymadığını belirten sanık, "Grup tamamen hiçbir yere hareket edemeyecek şekilde abluka altındaydı. İnsanların dağılması için koridor şeklinde bir yer de açılmadı" dedi.
"Görevi yaptırmamak için direnme" suçlaması yöneltilen bir başka sanık ise polisin bir anda grubun çevresini sardığını anlatarak şöyle konuştu:
"Grubun içinden çıkma imkanı yoktu. Polisin 'Dağılın' şeklinde uyarısını duymadım. Ayrıca dağılmamız için polisler bizi yönlendirmedi, güvenli koridor açılmadı. Polislere yönelik fiziki harekette bulunmadım."
Sanığın avukatı da müştekilerin herhangi bir adli raporunun bulunmadığını belirterek müvekkilinin beraatini talep etti.
"UYARI YAPILMADI, KORİDOR AÇILMADI, TERS KELEPÇEYLE GÖZALTINA ALINDIK"
Savunma yapan diğer sanıklar da polis tarafından çevrelerinin sarılmasının ardından kalabalığın içinde kaldıklarını ve alandan çıkamadıklarını anlattı.
Sanıklardan biri, ortamın çok gürültülü olduğunu, polisin dağılmaları için herhangi bir koridor açmadığını veya çıkış yönü göstermediğini söyledi. Slogan atmadığını, pankart açmadığını ve herhangi bir fiziki ya da sözlü eylemde bulunmadığını belirten sanık beraatini istedi.
Bir başka sanık ise "Etrafımız çevrili olduğu için alandan çıkamadık. Çıkmamız için herhangi bir alan da açılmadı" dedi.
Sanıklar, savunmalarında şu ifadeleri kullandı:
"Okulun çevresi tamamen kapatıldığı için bir yere gitme imkanımız olmadı. Defalarca çıkmak istememize rağmen güvenlik koridoru açılmadı ve ters kelepçeyle gözaltına alındık. Yan yana olduğumuz arkadaşlarımız hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilirken bizler buradayız."
"ELİMDE FLAMA VEYA PANKART YOKTU"
Hakkında flama taşıdığı iddiasıyla suçlama yöneltilen sanık ise olay günü üniversite öğrencisi olmadığını, yemek yemek için kampüste bulunduğunu söyledi.
Bir anda polis barikatının arasında kaldığını belirten sanık, şunları kaydetti:
"İddianamede beni flama taşımakla suçlamışlar. Benim elimde flama veya pankart yoktu. Görüntülerde ağaca yaslı bir flama var. Ben bu flamayı kesinlikle elime almadım veya taşımadım."
Gözaltına alınırken darbedildiğini ve ters kelepçelendiğini söyleyen sanık beraatini istedi. Avukatı da dosyadaki görüntülerde müvekkilinin flama taşıdığına ilişkin bir kayıt bulunmadığını belirtti.
SANIKLARIN FARKLI AÇILARDAN FOTOĞRAFLARI ÇEKİLECEK
Mahkeme, dosyadaki görüntülerin incelenmek üzere bilirkişiye gönderildiğini ancak bilirkişi raporunun henüz dosyaya sunulmadığını tutanağa geçirdi.
Ara kararını açıklayan mahkeme, dosyadaki görüntülerde yer alan kişilerle karşılaştırma yapılabilmesi amacıyla sanıkların duruşmanın ardından mahkeme kaleminde bilirkişi aracılığıyla farklı açılardan yüz fotoğraflarının çekilmesine karar verdi.
Mahkeme, müştekilerin de dinlenmesi için görev yaptıkları kolluk birimlerine yazı yazılmasına karar verdi.
Duruşma, 3 Kasım 2026 saat 10.00'a ertelendi.