NECM SURESİ Arapça - Türkçe Okunuşu Ve Anlamı! Nebe Suresi Oku, Dinle Ve Türkçe Meali, Faziletleri

Gündem Haberleri

NECM SURESİ Arapça, Türkçe okunuşu, meali, tefsiri ve fazileti nedir? Necm Suresi kaç ayettir? Necm Suresi ne anlatıyor? Necm Suresi'nin fazileti nedir? Necm Suresi ne zaman ve nerede indirilmiştir? Necm Suresi Arapça oku, dinle. Necm Suresi hakkında bilinmesi gereken her şey haberimizde.

Necm Suresi, Kur'an'ın 53. suresidir Sure 62 ayetten oluşur. Sure ismini ilk ayetin başında geçen ve yıldız anlamına gelen "en-Necm" kelimesinden alır. 32. ayeti Medine'de diğer ayetleri Mekke'de indirildiğine inanılmaktadır. Necm Suresinde Cebrail'in Muhammed'e ayetleri vahiy yoluyla bildirdiğinden Allah'ın affının bol olduğundan, herkesin kendi yaptığından sorumlu tutulacağından, Allah'ın kudretinden, Ad, Semud ve Nuh Peygamber'in kavminin başına gelenlerden Allah'a kulluk edilmesinin gereğinden bahsedilir. Surenin 13-18. ayetleri miraç ile ilgilidir. İşte NECM SURESİ Arapça - Türkçe Okunuşu Ve Anlamı! Nebe Suresi Oku, Dinle Ve Türkçe Meali, Faziletleri

NECM SURESİ ARAPÇA-TÜRKÇE OKUNUŞU

Necm suresinin Arapça- Türkçe okunuşu;

Bismillahirrahmanirrahim

1.Ven necmi iza heva

2.Ma dalle sahıbukum ve ma ğava

3.Ve ma yentıku anil heva

4.İn huve illa vahyuy yuha

5.Allemehu şedidul kuva

6.Zu mirrah festeva

7.Ve huve bil ufukıl a'la

8.Summe dena fe tedella

9.Fe kane kabe kavseyni ev edna

10.Fe evha ila abdihi ma evha

11.Ma kezebel fuadu ma raa

12.Efe tumarunehu ala ma yera

13.Ve le kad raahu nezleten uhra

14.Inde sidratil munteha

15.Indeha cennetul me'va

16.İz yağşes sidrate ma yağşa

17.Ma zağal besaru ve ma tağa

18.Le kad raa min ayati rabbihil kubra

19.E fe raeytumul late vel uzza

20.Ve menates salisetel uhra

21.E lekumuz zekeru ve lehul unsa

22.Tilke izen kısmetun dıyza

23.İn hiye illa esmaun semmeytumuh entum ve abaukum ma enzelellahu biha min sultan iy yettebiune illaz zane ve ma tehvel enfus ve le kad caehum mir rabbihimul huda

24.Em lil insani ma temenna

25.Fe lillahil ahıratu ve ula

26.Ve kem mim melekin fis semavati la tuğni şefaatuhum şey'en illa mim ba'di ey ye'zenellahu li mey yeşau ve yerda

27.İnnellezine la yu'minune bil ahırati le yusemmunel melaiket tesmiyetel unsa

28.Ve ma lehum bihi mim ılm iy yettebiune illez zann ve innez zanne la yuğni minel hakkı şey'a

29.Fe a'rıd am men tevella an zikrina ve lem yurid illel hayated dunya

30.Zalike mebleğuhum minel ılm inne rabbeke huve a'lemu bi men alle an sebilihi ve huve a'lemu bi menihteda

31.Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil erdı li yecziyellezine esau bima amilu ve yecziyellezine ahsenu bil husna

32.Ellezine yectenibune kebairal ismi vel fevahışe illel lemem inne rabbeke vasiul mağfirah huve a'lemu bi kum iz enşeekum minel erdı ve iz entum ecinnetun fi butuni ummehatikum fe la tuzekku enfusekum huve a'lemu bi menitteka

33.E fe raeytellezi tevella

34.Ve a'ta kalilev ve ekda

35.Eındehu ılmul ğaybi fe huve yera

36.Em lem yunebbe' bima fi suhufi musa

37.Ve ibrahimellezi veffa

38.Ella teziru vaziratuv vizra uhra

39.Ve el leyse lil insani illa ma sea

40.Ve enne sa'yehu sevfe yura

41.Summe yuczahul cezael evfa

42.Ve enne ila rabbikel munteha

43.Ve ennehu huve adhake ve ebka

44.Ve ennehu huve emate ve ahya

45.Ve ennehu halekaz zevceyniz zekara vel unsa

46.Min nutfetin iza tumna

47.Ve enne aleyhin neş'etel uhra

48.Ve ennehu huve ağna ve akna

49.Ve ennehu huve rabbuş şı'ra

50.Ve ennehu ehleke adenil ula

51.Ve semude fema ebka

52.Ve kavme nuhım min kabl innehum kanu hum azleme ve atğa

53.Vel mu'tefikete ehva

54.Fe ğaşşaha ma ğaşşa

55.Fe bi eyyi alai rabbike tetemara

56.Haza nezirum minen nuzuril ula

57.Ezifetil azifeh

58.Leyse leha min dunillahi kaşifeh

59.E fe min hazel hadisi ta'cebun

60.Ve tadhakune ve la tebkun

61.Ve entum samidun

62.Fescudu lillahi va'budu

NECM SURESİ Arapça - Türkçe Okunuşu Ve Anlamı! Nebe Suresi Oku, Dinle Ve Türkçe Meali, Faziletleri

NECM SURESİ ARAPÇA-TÜRKÇE OKUNUŞU

NECM SURESİ MEALİ , ANLAMI

Necm suresinin diyanet meali ve anlamı;

Bismillahirrahmanirrahim

1, 2.Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

3.O, nefis arzusu ile konuşmaz.

4.(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

5, 6, 7.(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

8.Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

9.(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

10.Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

11.Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

12.(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

13.Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.

14.Sidretü'l Müntehâ'nın yanında.

15.Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.

16.O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

17.Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.

18.Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.

19, 20.Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?

21.Erkek size de, dişi O'na mı?

22.Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.

23.Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.

24.Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?

25.Oysa, Ahiret de dünya da Allah'ındır.

26.Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.

27.Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.

28.Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

29.Öyle ise bizim zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.

30.İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.

31.Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir.

32.Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.

33, 34.Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?

35.Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?

36, 37.Yoksa, Mûsâ'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?

38.Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.

39.İnsan için ancak çalıştığı vardır.

40.Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.

41.Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.

42.Şüphesiz en son varış Rabbinedir.

43.Şüphesiz O güldürür ve ağlatır.

44.Şüphesiz O öldürür ve diriltir.

45, 46.Şüphesiz O iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.

47.Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.

48.Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.

49.Şüphesiz O, "Şi'râ'nın Rabbidir.

50, 51.Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

52.Daha önce de Nûh'un kavmini helak etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.

53, 54.O, "Mu'tefike"yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

55.O halde Rabbi'nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).

56.Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

57.Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.

58.Onu Allah'tan başka açacak kimse yoktur.

59, 60, 61.Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

62.Haydi Allah'a secde edin ve ona kulluk edin.

NECM SURESİ Arapça - Türkçe Okunuşu Ve Anlamı! Nebe Suresi Oku, Dinle Ve Türkçe Meali, Faziletleri
NECM SURESİ

NECM SURESİ KONUSU

Necm suresinin konusu;

Kur'ân-ı Kerîm'in Allah tarafından Cebrâil vasıtasıyla Hz. Muhammed'e indirilmiş olduğu ve Hz. Peygamber'in Allah'tan aldıklarını sadakatle tebliğ ettiği ortaya konmakta, müşriklerin melekleri Allah'ın kızları, putları da melekleri sembolize eden varlıklar olarak kabul etme şeklindeki inançları mahkûm edilmekte, önceki peygamberlere gönderilen vahiylerle Resûlullah'ın getirdikleri arasındaki bazı ortak noktalara değinilmekte, inkârcılıkları sebebiyle helâk edilmiş geçmiş toplumlardan örnekler verilmektedir.

NECM SURESİ Arapça - Türkçe Okunuşu Ve Anlamı! Nebe Suresi Oku, Dinle Ve Türkçe Meali, Faziletleri
NECM SURESİ

NECM SURESİ TEFSİRİ

Necm Suresi Tefsir (Kur'an Yolu);

Sûreye, Kur'an'ın önemli hususlara dikkat çekerken kullandığı bir üslûp olan kasem (yemin) ifadesiyle başlanmakta, Hz. Peygamber ve Kur'an hakkındaki asılsız isnatlar kesin bir dille reddedilmekte, onun yolunu şaşırmış bir insan olmadığı gibi kişisel ihtiraslarıyla da hareket etmediği, vahyin ve aklın icaplarından sapmadığı belirtilmektedir. Bu özlü anlatımla, onun içten veya dıştan gelebilecek olumsuz etkilere karşı ilâhî koruma altında bulunduğu gerçeği pekiştirilmektedir. Âyette "bu arkadaşınız" anlamındaki sâhibüküm tamlamasının kullanılmış olması, muhatapların Hz. Peygamber'i yakından tanıdıklarını (Şevkânî, V, 122), yıllar yılı onun ne kadar erdemli, mâkul düşünen ve ölçülü hareket eden bir insan olduğunu gözleriyle gördüklerini hatırlatması açısından oldukça mânidardır. Zira sâhib kelimesi daha çok, uzun süre birlikte olmuş kişiler hakkında kullanılır; dilimizdeki "sohbet" kelimesi de aynı kökten türetilmiştir (Allah'ın yemin etmesi ve Kur'an'da yer alan kasemler konusunda genel bilgi ve değerlendirme için bk. Zâriyât 51/1-6).

İlk âyette yüce Allah necm üzerine yemin etmiştir. Meâlde "yıldız" şeklinde çevrilen necm kelimesinin sözlük anlamları, Kur'an'daki kullanımları ve bağlamı dikkate alınarak bu kelime için değişik yorumlar yapılmıştır. Bunları şöyle özetlemek mümkündür: a) Belirli bir yıldızla sınırlı olmaksızın, yıldız olarak nitelenebilecek gök cisimleri. b) Süreyya (Ülker) yıldızı: Araplar necm kelimesini daha çok bu anlamda kullanırlardı. c) Zühre yıldızı: Bazı Arap kabileleri bu yıldıza taparlardı. d) 49. âyette geçen Şi'râ yıldızı. e) Hz. Muhammed: Kelime burada mecaz anlamında kullanılmıştır. f) Kur'ân-ı Kerîm veya o ana kadar inmiş olan kısmı: Ara ara, parça parça verilen şeyin her defasında verilen miktarına necm denir; dolayısıyla burada Kur'an'ın tedrîcî olarak, parça parça indirilme özelliğine işaret edilmiş veya Kur'an'ın o ana kadar gelen kısmı kastedilmiş olabilir. g) Gövdesi olmayan bitkiler: Rahmân sûresinin 6. âyetinde kelime bu mânada kullanılmıştır. Âyette geçen hevâ fiili "inme, meyletme, düşme, yukarıya yükselme" mânalarına gelir; belirtilen yorumlarda, daha çok "inme" anlamı esas alınmıştır. Meselâ "necm" yıldız olarak kabul edilince âyette, belirtilen yıldızın veya genel olarak yıldızların ufuktan inişinin, düşüşünün kastedildiği yorumu yapılmıştır, ki böylece gök cisimlerinin sukut (kütle çekimi, gravitation) kanununa tâbi olduklarına dikkat çekilmiş olmalıdır; ancak yıldız için bu fiilin hem doğmayı hem batmayı ifade etmesi mümkündür. Öte yandan, bu ifadeyle yıldızların kıyamet gününde sönüşüne veya dağılışına işaret edildiği kanaatini taşıyan müfessirler de vardır. Burada Kur'an'ın veya o ana kadar gelmiş kısmının kastedildiği düşünüldüğünde de, vahyin inmesi esnasında tecelli eden ilâhî irade ve olağan üstülükler üzerine yemin edildiği söylenebilir. Yine, Hz. Muhammed'in kastedilmiş olabileceği yorumunda, onun mi'racdan inmesi veya mekânın üstüne (fizik ötesi âleme) yükselmesi açıklamaları yapılmıştır. Necm kelimesinin "gövdesiz bitki" mânası esas alındığında ise bu fiille birlikte kullanılması, otların yükselip yere yatmasına yani baharın iyice belirgin hale geldiği döneme işaret şeklinde açıklanmıştır (Taberî, XXVII, 40-41; Beyzâvî, VI, 98-99; Şevkânî, V, 122; Elmalılı; VII, 4569-4570).