Mustafa Destici: "Ölümlere Sebep Olan, Katliamlar Gerçekleştiren ve Bu Talimatları Veren Hiçbir Terör Örgütü Mensubu Affedilemez"

Güncel Haberler

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, “Kırk yılı aşkın bir süredir kanlı bir terör örgütüyle mücadele ediyoruz. Terörist başı başta olmak üzere; bu eli kanlı terör örgütünün bizzat kurşun sıkan, bomba patlatan ve bunun sonucunda ölümlere sebep olan, katliamlar gerçekleştiren ve bu talimatları veren hiçbir terör örgütü mensubu affedilemez. Açık ve net söylüyorum: Hiçbiri affedilemez. Toplumda bunun bir karşılığı yoktur. Bu, Meclis çoğunluğuyla alınabilecek bir karar da değildir. Terör örgütüyle ilgili verilecek kararlar referanduma götürülmelidir. Bakalım milletimiz ne diyor; bunu orada görürüz” dedi.

(ANKARA) - Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, "Kırk yılı aşkın bir süredir kanlı bir terör örgütüyle mücadele ediyoruz. Teröristbaşı başta olmak üzere; bu eli kanlı terör örgütünün bizzat kurşun sıkan, bomba patlatan ve bunun sonucunda ölümlere sebep olan, katliamlar gerçekleştiren ve bu talimatları veren hiçbir terör örgütü mensubu affedilemez. Açık ve net söylüyorum: Hiçbiri affedilemez. Toplumda bunun bir karşılığı yoktur. Bu, Meclis çoğunluğuyla alınabilecek bir karar da değildir. Terör örgütüyle ilgili verilecek kararlar referanduma götürülmelidir. Bakalım milletimiz ne diyor; bunu orada görürüz" dedi.

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Destici, 6 Şubat depreminin ardından yapılan çalışmaların yetersiz olduğunu kaydederek, şunları söyledi:

"6 Şubat 2023'te ülkemiz büyük bir deprem afeti yaşadı. Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli iki depremde; 11 ilimiz, bunlara bağlı ilçelerimiz ve mahallelerimiz adeta yerle bir oldu. On binlerce insanımız hayatını kaybetti. Bir kez daha hepsini rahmetle ve özlemle yad ediyoruz. Mekanları cennet, makamları ali olsun."

Depremden sağ kurtarılmalarına ya da çıkmalarına rağmen maalesef on binlerce kardeşimiz bundan sonraki hayatına engelli bireyler olarak devam etmek zorunda kaldı. Onlara da tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Cenabıhak yar ve yardımcıları olsun. Depremde yakınlarını kaybeden bütün vatandaşlarımıza ve milletimize başsağlığı ve sabır niyaz ediyorum. Cenabıhak bir daha ülkemize, milletimize böyle acılar yaşatmasın inşallah."

Depremin bir ülke gerçeği olduğunu akıllardan çıkarmamak, deprem öncesi tedbirleri almak, ülke ve millet olarak depreme hazırlıklı hale gelmek gerektiğinin altını çizen Destici, "Depreme hazırlıklı yakalanmalıyız. Ama maalesef üzülerek şunu ifade etmek istiyorum: Evet, yapılan çalışmalar var; ancak hala yetersiz olduğunu görmekten büyük bir üzüntü duyuyorum" diye konuştu.

"Biz sapıklara sapık, ahlaksızlara ahlaksız, teröristlere terörist demeye devam edeceğiz"

Destici, ABD'de kamuoyuna yansıyan Jeffrey Epstein dosyalarına yönelik şunları söyledi:

"Sadece ülkemizde değil, dünyamızda da insanlık bazı suçları telaffuz etmekten utanç duyar. Son dönemin, belki de dünya tarihinin en korkunç hadiselerinden biri tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi. Eğitimsiz, Yahudi kökenli bir ABD vatandaşının eş zamanlı olarak kaynağı izah edilemeyen, bir milyar dolara varan bir servete sahip olduğu; bununla bir pedofili ağı kurduğu, servetinin katbekat üzerinde bir parayı kontrol ettiği ve dünyanın pek çok yerinde, dünyanın en etkili ve herkes tarafından tanınan isimleriyle doğrudan bağlantısı olduğu gün yüzüne çıkarıldı."

Basına yansıyan iddialarda Türkiye'den de ABD'ye çocukların götürüldüğü iddiası var. Bu konuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye'den çocukların Epstein Adası'na götürüldüğü iddialarına ilişkin soruşturma başlattı. Elbette bu soruşturmayı biz de önemli buluyor ve sonucunu takip ettiğimizi buradan ifade etmek istiyorum. Son yıllarda Türkiye'de bu konuda da bir direnç var, biliyorsunuz. 'İnsan hakları ve özgürlük' adı altında bu tür sapkınlıklar milletimizin kanına işletilmeye çalışılıyor. Buna karşı çıkanlar ya özgürlüklere karşı çıkmış oluyor ya da 'şeriat istiyor' şeklinde damgalanmaya çalışılıyor. Ama ne derlerse desinler; biz doğruları söylemeye, sapıklara sapık, hayasızlara hayasız, ahlaksızlara ahlaksız, hainlere hain, teröristlere terörist demeye devam edeceğiz. Herkes sussa biz susmayacağız.

"Gelin, çocuklarımıza karşı işlenen suçlarda idam cezasını geri getirelim"

Çocuklarımıza yönelik suçlar söz konusu olduğunda vicdan sahibi her insan infiale kapılıyor. Ama 'gelin bununla ilgili kararlı bir adım atalım' dediğimizde maalesef yanımızda adeta kimseyi göremiyoruz. Çocuklara karşı işlenen ve sonu cinayetle biten suçlarda dahi bu suçların sahiplerinin üç-beş yıl hapis yattıktan sonra çıktığını görüyoruz. Dolayısıyla ne hak ettikleri cezayı alıyorlar ne de bir caydırıcılık meydana geliyor. Onun için, bu Epstein kirliliğinin ve pisliğinin ortaya çıkmasından sonra bir kez daha çağrı yapıyoruz: Gelin, çocuklarımıza karşı işlenen suçlarda idam cezasını geri getirelim. Tahliyesiz müebbet cezasını getirelim. Tahliyesiz müebbet cezası gelmeden vicdanlar, yürekler soğumaz; verilen ceza da caydırıcı olmaz."

"Terör örgütüyle ilgili verilecek kararlar referanduma götürülmelidir"

Terör örgütlerinin ve mensuplarının işlediği suçların affedilemez olduğunu dile getiren Destici, konuşmasını şöyle sürdürü:

"Kırk yılı aşkın bir süredir kanlı bir terör örgütüyle mücadele ediyoruz. Teröristbaşı başta olmak üzere; bu eli kanlı terör örgütünün bizzat kurşun sıkan, bomba patlatan ve bunun sonucunda ölümlere sebep olan, katliamlar gerçekleştiren ve bu talimatları veren hiçbir terör örgütü mensubu affedilemez. Açık ve net söylüyorum: Hiçbiri affedilemez. Toplumda bunun bir karşılığı yoktur. Bu, Meclis çoğunluğuyla alınabilecek bir karar da değildir. Terör örgütüyle ilgili verilecek kararlar referanduma götürülmelidir. Bakalım milletimiz ne diyor; bunu orada görürüz."

Burada hedef alınan bayrağımızdır, Türk milletidir, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. ve ay yıldızlı al bayrağın temsil ettiği değerlerdir; Türk bayrağına kanlarıyla rengini veren şehitlerimizdir, gazilerimizdir, istiklalimizdir, istikbalimizdir. Bayrağa saldırı; mensubu olduğumuz Türk milletine, milletimizin manevi çatısı olan Türkiye Cumhuriyeti'ne ve şehitlerimizin kanlarıyla sahip olduğumuz, koruduğumuz Türk vatanına düşmanlığın ifadesinden başka bir şey değildir. Onun için bunlarla bizim bir geleceğimiz olamaz.

"Türklerle Kürtler ne zaman savaştı da bugün savaşsınlar"

Ana Muhalefet Partisi bir toplumsal barış konferansı düzenledi. Savaş mı var bu ülkede de barış konferansı düzenleniyor? Kimle kimin arasında savaş var? Türklerle Kürtler ne zaman savaştı da bugün savaşsınlar? Biz kardeşiz. Bir terör örgütü var ve bu terör örgütüyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti pazarlık masasına oturup barış sağlayamaz. Buradan barış çıkmaz. Cumhuriyet Halk Partisi'ne bu konferansı düzenlettirenlerin kimler olduğunun ve hangi niyeti taşıdıklarının çok net bir şekilde ortaya çıkarılması gerekmektedir.

Biz açıkça söylüyoruz: Devletine bağlı, yasalara uyan, vergisini veren, askerliğini yapan, evlatlarını askere gönderen, şehit olan ve şehit veren vatandaşlarımızla; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve Türk milletine karşı ihanet eden insanların aynı haklara sahip olmaları adalete de, insanlığa da, vatana da, millete de hakarettir. Bayrağa, devlete, askere, polise, öğretmene, köylüye, işçiye, yaşlıya, kadına, bebeğe kurşun sıkanlar; devletin vatandaşlarına ücretsiz olarak sağladığı haklardan, devletine, milletine ve bayrağına bağlı vatandaşlarla aynı ölçüde yararlanamazlar."