Mahmut Arıkan: "Bugün Hakimlerimiz Maalesef Masadaki Dosyalar, Anayasa'daki Maddeler ve Vicdanlarıyla Hareket Edemiyorlar"

Güncel Haberler

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye’nin "özgürleştirme hamlesine" ihtiyacı olduğunu belirterek, "Bugün hakimlerimiz maalesef masadaki dosyalar, Anayasa'daki maddeler ve vicdanlarıyla hareket edemiyorlar. Birtakım mercilerden çekindikleri için vicdanlarına danışarak karar veremiyorlar. Savcılarımız topladıkları delillerle, ellerindeki kanunlarla hareket edemediklerini görüyoruz. İktidara yakın olanlarla iktidara uzak olanlara karşı adaletin farklı mekanizmalar işlettiğine şahitlik ediyoruz" dedi.

(İSTANBUL) - Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye'nin "özgürleştirme hamlesine" ihtiyacı olduğunu belirterek, "Bugün hakimlerimiz maalesef masadaki dosyalar, Anayasa'daki maddeler ve vicdanlarıyla hareket edemiyorlar. Birtakım mercilerden çekindikleri için vicdanlarına danışarak karar veremiyorlar. Savcılarımız topladıkları delillerle, ellerindeki kanunlarla hareket edemediklerini görüyoruz. İktidara yakın olanlarla iktidara uzak olanlara karşı adaletin farklı mekanizmalar işlettiğine şahitlik ediyoruz" dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, İstanbul Suriçi Grubu'nun toplantısında konuştu. Arıkan'ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

"Dünyamız önemli sıkınıtılar yaşıyor, özellikle geçen yüzyılın başında iki tane dünya savaşı yaşandı. İkinci Dünya Savaşı sonunda İsrail diye bir devlet kuruldu, dünya o gün bugündür huzur yüzü görmedi. İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda Birleşmiş Milletler kuruldu. Ortaya koyduğu gayretlerin yeterince başarıya uğramadığını gördüğümüz bir süreç yaşadık. İsrail'in Filistin topraklarındaki isgali ve bölge ülkelerinde savaşların yaşandığı günlere dünya şahitlik etti. Yaşadığımız yüzyıla baktığımızda durumların çok da değişmediğine şahitlik ettik. İkiz Kuleler saldırısı yaşanmıştı. Özellikle bölgemiz bu saldırıdan sonra yeni bir dizayn girişimine başlanmış oldu. Afganistan işgal edildi. Arap Baharını gördük, Suriye'deki iç savaşa şahitlik ettik. Lord of War filminde üç konu işleniyor; bu dünyadaki savaşları kim üretiyor, üretilen silahları parasını kim ödüyor ve bu silahların tetiğini kim çekiyor. Bu üç sorunun cevabını bulduğumuzda dünyadaki hadiselerin nasıl cereyan ettiğini, hangi merkezden yönetildiğini net bir şekilde görebiliyoruz."

"Devlet kavramının içerisinin boşaldığına şahitlik ediyoruz"

Savaşların yüzde 74'ü bize yakın coğrafyada gerçekleşiyor. Bu coğrafyada da bizim gibi inanan insanların da yaşadığı yerlerde bir plan yürüyor. Dünyada bu savaşlar yaşanırken ekonomik anlamda da çok büyük çıkmazlara giren ülke ekonomilerini görüyoruz. Birçok ülkenin birçok ülkeye borçlu kaldığı bir ekonomik dizayn gerçekleşti ve son dönemde uluslararası kuruluşların artık bir anlam ifade etmediği, aldıkları kararları uygulamaktan uzak kararlar olduğuna şahitlik ettik. En son geçen ay Amerika 66 uluslararası anlaşmadan geri çekildi. Manevi değer ve ahlaktan yoksun; bilim ve teknolojiye köle yapılmış insanlarla karşı karşıya kaldık. Epstein dosyalarında bunu çok net biçimde görmüş olduk. Özet olarak dünya yaşanmaz bir hale geldi ve kendisini 'büyük' olarak adlandıran ülkelerin de bu yaşanan sıkıntılar karşısında çözüm üretemediklerini görmüş olduk.

Türkiye'de de durum iç acıcı değil. Devlet kavramının toplumun çok büyük bir kesiminde anlam ifade etmemeye başladığını görüyoruz. Devlet kavramının içerisinin boşaldığına şahitlik ediyoruz. Cumhuriyet'in ilanından bu yana 103 yıl geçmesine rağmen ne Kürt meselesini ne Alevi meselesini ne de terör sorununu çözebildik. Milli ve manevi duyguların son derece tarumar edildiğini gördük. Ortakıkta hergün din alıp cennet satan 'şarlatanların' ortaya çıktığı günlere şahit olduk. Ekonomik krizin bir türlü çözülemediği, bir avuç mutlu azınlık dışında herkesde derin etkiler oluşturduğunu gördük. Hukukun evrensel ilkelerinin ayaklar altına alındığı günleri görmüş olduk. Eğitim kalitesinin her geçen gün düştüğünü gördük. Sağlıkta sorunların hala çözülemediğine şahitlik ettik. Toplumsal psikolojik sıkıntıların arttığını, gençlerimizin artık ülkede bir gelecek görmediğini gördük.

"Türkiye'nin bir özgürleştirme hamlesine acilen ihtiyacı var"

Çağın getirdiği sıkıntılar var ama bu sıkıntıların çoğu son dönemde ülkemizdeki iktidardan kaynaklı sıkıntılar. Yoksullukla mücadele edeceğiz' dediler emeklileri tanımlarkan 'gariban' kelimesini kullanmak zorunda kaldık. 'Yolsuzlukla mücadele edeceğiz' dediler ama 25 senenin sonunda kendilerine yakın insanların yolsuzluğunu görmezden gelirken, kendilerinden olmayanların yolsuzluklarının üzerine gidildiğini gördük. 'Yasaklarla mücadele edeceğiz' denildi ama bugün cezaevlerinde birçok akademisyen, gazeteci, düşünür var. Tüm bu sorunların çözümüyle ilgili bu tip sorunları çözmek zorundayız. Siyaset yapmak durum değerlendirmesi yapmak değildir. Türkiye'nin bir özgürleştirme hamlesine acilen ihtiyacı var. Biz Türkiye'de adaleti özgürleştirmek mecburiyetindeyiz. Bugün hakimlerimiz maalesef masadaki dosyalar, anayasadaki maddeler ve vicdanlarıyla hareket edemiyorlar. Birtakım mercilerden çekindikleri için vicdanlarına danışarak karar veremiyorlar. Savcılarımız topladıkları delillerle, ellerindeki kanunlarla hareket edemediklerini görüyoruz. İktidara yakın olanlarla iktidara uzak olanlara karşı adaletin farklı mekanizmalar işlettiğine şahitlik ediyoruz. Bizim iktidarımızda yargı özgür olacak.

"Türkiye'deki sorun kaynak olmaması değil, kaynağın paylaşımıyla ilgili"

İnancımızı özgürleştireceğiz. Malesef inanç kavramının da içinin boşaltıldığına şahitlik ediyoruz. Bugün camiler yapılıyor ama mayayı bu kurumlara veremezsek bugünkü gibi bir Türkiye'de yaşamak zorunda kalıyoruz. Cezaevleri dolu, sokaklar çetelere teslim edilmiş durumda. İnsanımızı özgürleştireceğiz. Hala Türkiye'de Kürt meselesini konuşuyorsak, Alevi meselesini konuşuyorsak insanlarımızın özgürlüğünden bahsedemeyiz. Çoğunluk ırkçılık yaparken bunun adını milliyetçilik olarak tanımlarsanız, azınlık ırkçılık yaparsa bunun adını da bölücülük olarak tanımlarsanız Türkiye'de bu meseleyi çözemezsiniz. Bugün ülkemizde Sünninin ne kadar hakkı varsa Alevinin de o kadar hakkı var. Ekmeği de özgürleştireceğiz. Bugün emekli maaşıyla, asgari ücretle bir insanın geçinmesi söz konusu değil. Meclis'te günlerce artış için gayretler gösterdik, bin 62 lira artış yapıldı. Bunu yaparken ışıltılı salonlarda zam verdik, bütçemize de bununla alakalı 77 milyar lira kaynak ayırdık dediler. Kulağa çok büyük geliyor ama ocak ayında faize ödenilen para 455 milyar. Türkiye'deki sorun kaynak olmaması değil, kaynağın paylaşımıyla ilgili bir problem. Sınırsız bir servet var ama bunun doğru paylaşımı olmazsa bu problemleri yaşamak zorundayız.

"Biz insanımıza öngörülebilir bir Türkiye vadediyoruz"

Biz İHA'lara karşı değiliz ama ihalelere karşıyız, duble yollara karşı değiliz ama bu bu yollar yapılırken duble yolsuzluklara karşıyız. Bir yatırım yapılabilir ama o yatırım yapılırken olan biten yolsuzlukları da konuşmak zorundayız. Bugün ülkede hem savunma hem kalkınma mümkün olabilir. Hem demokrasi hem adalet mümkün olabilir. Hem kalkınma hem refah olan bir ülke inşa etmek zorundayız. Türkiye'nin yeni nesil bir siyaset ihtiyacı var. Eskiden Türkiye'de ideoloji üzerinden bir siyaset tartışması vardı. Bugün ise dil ve ahlak üzerinden tartışılan bir siyaset ihtiyacımız var. Bu kötü cümleleri iktidar öyle normalleştirdi ki bağırmadan, masaya yumruk vurmadan konuşulamaz hale getirdi. Biz buna itiraz ediyoruz. Biz insanımıza öngörülebilir bir Türkiye vadediyoruz."