Libyalı uzmanlar, ülkedeki çıkmazdan kurtulmanın tek yolunun sandıktan geçtiğini belirtiyor

Güncel Haberler

Libyalı siyasi analistler, 42 yıllık Muammer Kaddafi yönetiminin sona erdiği 17 Şubat Devrimi'nin yıl dönümünde ülkenin siyasi bölünmenin bedelini ağır bir şekilde ödediğini ve mevcut çıkmazdan kurtuluşun sandıkta olduğunu belirtti.

Libyalı siyasi analistler, 42 yıllık Muammer Kaddafi yönetiminin sona erdiği 17 Şubat Devrimi'nin yıl dönümünde ülkenin siyasi bölünmenin bedelini ağır bir şekilde ödediğini ve mevcut çıkmazdan kurtuluşun sandıkta olduğunu belirtti.

Libya, 17 Şubat 2011'de Kaddafi yönetiminin son bulmasının ardından yeni bir sürece girdi. Devrimin başından bu yana 15 yıllık süreçte ülkenin doğusunda ve batısında 9 hükümet kuruldu. Bu hükümetlerden Trablus'taki son iki hükümet; Fayiz es-Serrac (2015-2021) ve mevcut Abdulhamid Dibeybe (2021-) hükümeti Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde yürütülen diyalog sonucunda ortaya çıktı.

Ülkenin başkenti Trablus'taki BM'nin de meşru kabul ettiği hükümetin yanı sıra 2021'de Temsilciler Meclisi'nin atadığı yeni bir hükümetin ortaya çıkmasıyla bölünmüşlük derinleşti.

Libya, 17 Şubat Devrimi'nin yıl dönümüne Trablus ve Bingazi'deki iki farklı hükümetin bulunduğu, siyasi anlaşmazlıkların kronikleştiği bölünmüş bir yapıyla girdi. Libyalı siyasi analistler ülkedeki bölünmüşlüğün bedelini halkın ağır bir şekilde ödediğini ve tek çözümün sandıktan geçtiğini kaydetti.

Ülkedeki çatışma durumunu sona erdirmenin tek yolu "sandık"

Siyasi analist Muhammed Mahfuz, AA muhabirine verdiği demeçte, "uzlaşma" ifadesinin daha dikkatli yorumlanması gerektiğini, bunun "siyasiler nezdinde değil halk nezdinde" gerçekleştiğinde başarılı olacağını söyledi.

Libya'da daha önce çok sayıda başarılı uzlaşma örneği bulunduğunu aktaran Mahfuz, "Bizim değerlendirmemize göre, halk ve toplumsal düzeyde uzlaşma daha faydalıdır. Devlet veya dış müdahale olmadan elde edilen birçok başarılı uzlaşma örneği var. Bu uzlaşmalar, kabileler arasında çatışma, savaş ve kan dökülmesi dönemlerinden sonra gerçekleşti." ifadelerini kullandı.

Bugün ülkede tartışılan uzlaşmanın siyasiler arasındaki uzlaşma olduğunu belirten Mahfuz, "Bugün tartışılan uzlaşma bu kavramdan çok uzak; daha ziyade, iktidar için yarışan partiler, fikirler veya siyasi akımlar arasında bir uzlaşmadır. Bu çatışma durumunu sona erdirmenin tek yolu, herkesin sandık sonuçlarını kabul edip bunlara uymasıdır ki bu krizi sonlandırabilelim." değerlendirmesinde bulundu.

Ülkedeki bölünmüş yapının kurumlar düzeyinde bir an önce ortadan kalkması gerektiğini vurgulayan Mahfuz, çözümüm "siyasi arenadaki kutuplaşmalardan uzak, birleşik devlet kurumları tarafından yönetilen gerçek bir uzlaşma sürecinde" yattığını kaydetti.

Siyasiler maddi kazanımlarından mahrum kalmak istemiyor

Analist Ahmed et-Tuhami de ülkedeki mevcut çıkmazın temel sebebini "siyasilerin kamuoyundan kopuk kalmasına ve uzlaşmanın onları mevcut maddi kazanımlarından mahrum bırakacağına inanmalarına" bağladı.

"Bugün ufukta bu talihsiz ve zararlı bölünmenin devamından başka bir şey görmüyorum." diyen Tuhami, ülkenin içinde bulunduğu bölünmenin bedelini ağır şekilde ödediğini kaydetti."

Mevcut bölünmüşlük durumunun yalnız bir siyasi tarafın sorumluluğunda olmadığını söyleyen Tuhami, "Bölünme ekonomik sorunları daha da kötüleştirdi ve Libya dinarının değerini düşürerek hayat pahalılığında önemli bir artışa yol açtı." diye konuştu.

Ülkedeki sefaletin arkasında ABD ve İngiliz politikaları yatıyor

Siyasi analist İzzeddin Akil ise ABD Adalet Bakanlığı tarafından ocak ayında yayımlanan Epstein belgelerinde, "Libyalı yetkililerinden haraç alınması ve yeniden yapılanma yardımı bahanesiyle devlet varlıklarına el konulması planlarının görüşüldüğünün" zikredildiğine dikkati çekerek, "Ülke, özellikle Washington'un Libya ve kaynakları üzerindeki tam kontrolünü tamamlamasının ardından, en kötü olası sonuca daha da yaklaştı. Ülkeyi boğan tüm sefaletin arkasında ABD ve İngiliz politikaları yatıyor." dedi.

Libyalı siyasilerin bölünmeyi sona erdirme yönünde bir irade ortaya koydukları konusunun tartışmalı olduğunu savunan Akil, "ülkenin tamamen çöküşe doğru ilerlediğini ve halkın büyük acılar çektiğini" ifade etti.