KPK Eş Başkanı Karayel, Türkiye AB'nin güvenlik girişimlerinden dışlanmamalı dedi

Politika Haberleri

KPK 82. Toplantısı'nda konuşan Eş Başkan Karayel, Türkiye'nin AB'nin güvenlik ve savunma girişimlerinden dışlanmaması gerektiğini söyledi. Karayel, aday ülke Türkiye'nin SAFE Mekanizması gibi girişimlere dahil edilmesinin AB güvenliğini güçlendireceğini belirtti.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) Eş Başkanı, AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Emrah Karayel, "Avrupa'nın güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde, Türkiye gibi Avrupa'nın güvenliği açısından kritik öneme haiz bir ülkenin dışlanmaması gerekmektedir." dedi.
Karayel, bir otelde düzenlenen Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 82. Toplantısı'ndaki konuşmasında, KPK toplantılarının karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi, siyasi diyaloğun canlı tutulması ve ilişkilerin geleceğinin ortak bir perspektifle şekillendirilmesi açısından önemli bir zemin teşkil ettiğini anlattı.
Son KPK toplantısından bu yana, AB'nin, Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesine yönelik olumlu bir yaklaşım sergilediğini belirten Karayel, bu süreçte parlamenterler olarak kendilerine de önemli sorumluluklar düştüğünü, bugünkü toplantının da ilişkilerin ilerletilmesine somut katkılar sağlayacağına inandığını dile getirdi.
Karayel, NATO Ankara Zirvesi'nin NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye'nin Avrupa-Atlantik coğrafyasının güvenliğindeki sarsılmaz rolünü bir kez ortaya koyduğunu vurguladı.
Türkiye'nin en kuzeyden en güneye Avrupa'nın güvenlik ve savunmasına katkı sağladığını belirten Karayel, "Güçlü savunma sanayimiz, gelişmiş imkan ve kabiliyetlerimiz ülkemizin 'net güvenlik sağlayıcısı' rolünü de perçinlemektedir." diye konuştu.
Türkiye'nin yüksek teknolojiye sahip savunma sanayisi ürünleri, yerli üretim kapasitesi ve hızlı tedarik avantajıyla AB üyesi birçok ülkenin ihtiyaçlarını da karşılayabileceğini belirten Karayel, "Bu bağlamda, aday ülke olan ülkemizin, 'SAFE Mekanizması' gibi AB'nin güvenlik ve savunma girişimleri, projeleri ve programlarına dahil edilmesi, her şeyden önce AB'nin güvenliğini tahkim edilmesidir. Avrupa'nın güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde, Türkiye gibi Avrupa'nın güvenliği açısından kritik öneme haiz bir ülkenin dışlanmaması gerekmektedir." ifadelerini kullandı.
Avrupa'nın güvenlik mimarisi ve bölgesel dengeler üzerinde etkili olan Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Türkiye açısından da Karadeniz'in güvenliği, bölgesel istikrar ve yakın çevredeki jeopolitik dengeler bakımından önemli bir sınama niteliğinde bulunduğunu bildiren Karayel, Türkiye'nin girişimleriyle hayata geçirilen Karadeniz Tahıl Girişimi'nin küresel gıda güvenliğine önemli katkılar sağladığını anlattı.
Girişim kapsamında Ukrayna limanlarından yaklaşık 33 milyon ton tahıl ve gıda ürününün dünya piyasalarına ulaştırıldığını vurgulayan Karayel, "Rusya'nın Temmuz 2023'te girişimden çekilmesiyle tahıl koridoru uygulaması sona ermiştir. Türkiye, ilgili taraflarla temaslarını sürdürmekte ve önceki girişime benzer yeni bir düzenleme için koşulları oluşturmaya çalışmaktadır." dedi.
Terörsüz Türkiye sürecine değinen, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'u, "tarihi bir merhale" olarak nitelendiren Karayel, Türkiye'nin, AB ile terörizmle mücadele alanında işbirliğini güçlendirmek istediğini söyledi. Karayel, şöyle konuştu:
"PKK ve FETÖ'nün AB ve üye devletlerindeki varlığını ve faaliyetlerini sürdürmesini, AB'yi adeta bir üs olarak kullanmasını derin üzüntüyle karşılıyoruz. PKK'nın, fesih anlatısını kötüye kullanmak suretiyle 'AB Terör Örgütleri Listesi'nden çıkarılma taleplerine itibar etmemenizi bekliyoruz. Diliyorum ki önümüzdeki yoğun temaslarımızın da vesilesiyle terörizmle mücadelede işbirliğimizi artırarak, bu illete karşı arzu ettiğimiz somut sonuçları birlikte alırız."
Filistin'de devam eden soykırımın insanlığın ortak utancı olmaya devam ettiğini dile getiren Karayel, İsrail'in Gazze'deki soykırımı, Batı Şeria'da sürdürdüğü işgal politikası ve işgal altındaki Filistin topraklarının statüsünü değiştirmeye yönelik adımlarının, BM Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukukla çeliştiğinin altını çizdi.
İsrail'in uyguladığı yasa dışı ve tek taraflı eylemlerin iki devletli çözüm temelinde adil ve kalıcı barışa ulaşma yönündeki uluslararası çabaları kasıtlı olarak zayıflattığını aktaran Karayel, "Bu çerçevede, Gazze'de yaşanan soykırım karşısında uluslararası toplumun sessiz kalmaması ve insanlık dramının sona erdirilmesi için somut adımlar atılması büyük önem taşımaktadır. Zira bu denli ağır bir insani dram karşısında sessiz kalmak, gelecek yıllarda bir utanç vesilesi olarak hatırlanacaktır." açıklamalarında bulundu.
Karayel, Türkiye'nin, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşı yakından takip ettiğini belirterek, söz konusu ihtilafın diyalog yoluyla çözülmesi için yoğun ve çok boyutlu bir diplomasi yürütmeye devam ettiğini anlattı.
ABD ve İran arasında dolaylı müzakerelerin yeniden başlamasından duyulan memnuniyeti dile getiren Karayel, "Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin savaş öncesindeki duruma geri dönülerek, seyrüsefer serbestisinin yeniden temin edilmesini destekliyoruz." diye konuştu.
Karayel, uluslararası belirsizliklerin ve güvenlik risklerinin arttığı mevcut koşullarda, Avrupa'nın geleceği ve ortak çıkarlar doğrultusunda birlikte hareket etmek ile yeni fasılların açılması, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, Türkiye'ye vize serbestisinin sağlanmasının her zamankinden daha büyük önem taşıdığını kaydetti.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Manolis Kefalogiannis, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu kapsamında en son Kasım 2024'te Strazburg'da bir araya geldiklerini hatırlatarak, bu toplantıları istikrarlı olarak düzenlemeleri gerektiğine değindi.
Bu toplantıların isteğe bağlı olmadığını ve zorunluluk teşkil ettiğini dile getiren Kefalogiannis, "Bunlar, katılım sürecinin parlamento boyutunu oluşturuyor." dedi.
Kefalogiannis, toplantı kapsamında verimli bir görüş alışverişinde bulunulmasını umduklarını dile getirdi.
Uygulamayı yükle! YÜKLE