Komedyen Deniz Göktaş savunma yaptı: "Gösterimdeki sözlerim siyasi eleştiri ve hicivdir"

Güncel Haberler

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle üç ayrı suçtan 12 yıl 2 aya kadar hapis istemiyle yargılandığı davada savunma yapan komedyen Deniz Göktaş, gösterisindeki cümlelerde suç unsuru olduğunu düşünmediğini, sözlerinin siyasi eleştiri ve hiciv olarak nitelendirilmesi gerektiğini söyledi. Göktaş, istememesine rağmen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüğünü de belirterek, "Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm" dedi.

Haber: Zuhal Çiloğlan
(İSTANBUL) - Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle üç ayrı suçtan 12 yıl 2 aya kadar hapis istemiyle yargılandığı davada savunma yapan komedyen Deniz Göktaş, gösterisindeki cümlelerde suç unsuru olduğunu düşünmediğini, sözlerinin siyasi eleştiri ve hiciv olarak nitelendirilmesi gerektiğini söyledi. Göktaş, istememesine rağmen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüğünü de belirterek, "Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm" dedi.
Deniz Göktaş'ın, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda sahnelediği gösterideki sözleri nedeniyle, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme", "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "suçu ve suçluyu övme" suçlarından 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı dava başladı.
İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce görülen davanın ilk duruşması, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin salonunda yapılıyor.
Duruşmada savunması alınan Deniz Göktaş, gösterimine yönelik trol hesaplar tarafından organize bir linç kampanyası yürütüldüğünü, rutin yurt dışı seyahatlerinin ise basında "yurt dışına kaçtı" şeklinde haberleştirildiğini söyledi.
Göktaş, turnesinin ardından her yıl olduğu gibi yurt dışındaki arkadaşlarının yanına gittiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Gelecek görmedikleri için yurt dışına gidip oturum izni alan bütün arkadaşlarıma, her gittiğimde Türkiye'ye dönmeleri ve beyin göçünü tersine çevirmeleri için ikna etmeye çalışan biriyim. Ben beyin göçünü engellemeye çalıştıkça Türkiye Cumhuriyeti bunu zorlaştırıyor. Yakalama kararı olduğunu biliyordum. Havalimanında polisler geldi. Onlarla sakin bir şekilde yürüdüm. Kelepçe taktılar. Tanıdığım yolcularla karşılaştım; hepsine 'İyi yolculuklar' dedim. Sonra havalimanı karakoluna indik. Oradaki polis memurları bana, 'Deniz, ne yapıyorsun, niye Türkiye'ye döndün?' diye sordu. 'Senin yerinde olsam, senin imkanların bende olsa Türkiye'de kalmam' dediler. Polis memurları bile Türkiye'den gitmek istiyor. Çocukken bize 'Devlet memuru ol, hayatın kurtulur' derlerdi. Şimdi devlet memurları da gitmenin hayalini kuruyor. Bu süreçte karşılaştığım birçok kişi bana aynı şeyi söyledi."
Deniz Göktaş, kelepçe takılmasını istememesine rağmen ters kelepçe takıldığını anlatarak, "Götürülürken başımı bastırarak görüntü almaya çalıştılar. Önden, arkadan, yandan çekim yaptılar. Ben de her seferinde başımı kaldırıp kameraya baktım" dedi.
"KEMAL KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞMEK İSTEMEDİĞİMİ SÖYLEMEME RAĞMEN GÖRÜŞTÜRÜLDÜM"
Gözaltında bir gece tutulduktan sonra sabah Çağlayan Adliyesi'ne getirildiğini ifade eden Göktaş, adliyede yaşananlara dair de şunları söyledi:
"Savcılık ifademde davaya konu olan gösterideki şakaları anlattım. Savcılık sorgusundan sonra, hakimliğe çıkarılmayı beklerken aileme, avukatlarıma ve bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi söyledim. Buna rağmen adliye koridorunda bir komiserin yönlendirmesiyle kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu, 'niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' dedi. Ben böyle bir görüşme istemiyordum. Bunun üzerinden ayrıca bir görüntü oluşmasını da istemiyordum. Görüşmek istemediğimi söylememe rağmen neden zorla görüştürüldüğümü hala merak ediyorum. Bu nasıl bir muamele? Neye dayandığını bilmiyorum."
Göktaş, daha sonra "kaçma ve delilleri karartma" şüphesi gerekçesiyle tutuklandığını anlattı. 57. gün sonra hakim karşısına çıkarıldığını belirten Göktaş, "Hakkımda yeni bir suçlamadan dolayı tutuklama istemi olduğunu söylediler. Bu yeni suçlama, daha önce sözünü ettiğim cümlelerden sonra geçen bir bölümdü. İki iş günü içinde üç farklı suçtan tutuklanmış oldum. İnsan böyle bir durumda ister istemez düşünüyor: İlk iki suçlama yönünden tahliye kararı verilmeseydi yeni bir suçlamayla karşılaşacak mıydım? Şu anda bende böyle bir his var. Umarım yanılıyorum. Bugün 88 gündür tutukluyum ve karşınızdayım. Üzerimde, hakkındaki suçlamalar yönünden tahliye edilmiş ama ardından yeniden tutuklanmış bir insanın rahatsızlığı var" diye konuştu.
"SİYASİ BİR NİTELEMENİN BİR KOMEDİ GÖSTERİSİNDE KULLANILMASI NEDEN HAKARET OLSUN?"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında söylediği sözlerin, siyasi eleştiri, hiciv olduğunu savunan Göktaş, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aynı zamanda AKP Genel Başkanı. Uzun yıllardır iktidarda bulunan partinin lideri ve Türkiye'nin en yetkili yöneticisi olarak, bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olması gerekir" dedi.
'Terapi' sözcüğünün geçtiği şaka nedeniyle de suçlandığını aktaran Göktaş, "Aynı zamanda psikoloji mezunuyum. Terapiyi olumsuz anlamda kullanmam söz konusu olamaz" ifadelerini kullandı.
"ŞAKA VE ELEŞTİRİ KALDIRAMAYAN, KIRILGAN YÖNETİCİLERLE KARŞI KARŞIYAYIZ"
Çocukken televizyonda mizah programları izleyip, mizah dergileri okuduğunu, Ferhan Şensoy'un oyunlarını izlediğini aktaran Deniz Göktaş, savunmasında şunları kaydetti:
"O sanatçılar davaya konu olan cümleleri izleseler belki bir komedyene göre fazla yumuşak bulur, bana 'korkak' derlerdi. Kendi dönemlerinde yöneticilere yönelik çok daha sert eleştiriler yapıyorlardı ve bunlar daha olağan karşılanıyordu. O dönemlerde de baskı, sansür girişimi veya sert tepkiler olmuş olabilir. Ama insanlar bu eleştirileri duyabiliyordu. Levent Kırca televizyonda, çok izlenen kanallardan birinde program yapıyordu. Ben ise kendi YouTube kanalımda paylaştığım bir gösteri nedeniyle yargılanıyorum. Garip olan şu: O yıllarda ifade özgürlüğünü ve hakaret suçunun sınırlarını düzenleyen yasalar değişmedi. Buna rağmen, geçmişteki örneklere göre yumuşak sayılabilecek bir politik mizah nedeniyle bir komedyen bugün hücrede yatıyor. Yasalar değişmediyse değişen ne? Şaka ve eleştiri kaldıramayan, kırılgan yöneticilerle karşı karşıyayız. 90 dakikalık gösterimde farklı konularda söylediğim sözler nedeniyle tutuklandım. Gösterinin beş dakikası Recep Tayyip Erdoğan hakkındaydı. O beş dakikadan yalnızca bir cümle iddianameye konuldu."
"ÇIKTIĞIMDA YAŞADIĞIM BU SÜRECİ ANLATMAYA VE ELEŞTİRMEYE DEVAM EDECEĞİM"
İddianameye konu sözlerin gösterinin yalnızca bir parçası olduğunu, herhangi bir hakaret veya hakaret kastının bulunmadığını öne süren Deniz Göktaş, "Cumhurbaşkanı'na hakaret" suçlamasından beraatini talep etti.
Diğer cümlelerinin de "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçlamasına dönüştürüldüğünü ifade eden Göktaş, buna kanıt olarak 185 CİMER şikayetinin gösterildiğini aktardı. Göktaş, "Oysa gösteri YouTube'da milyonlarca kez izlendi; yüz binlerce beğeni ve çok sayıda yorum aldı. Bir tarafta bu izlenme ve etkileşim sayıları, diğer tarafta 185 CİMER şikayeti var. Gösteri 24 Haziran'da yayımlandı. Üç gün boyunca internette ve medyada gündemdeydi; bu sürede yaklaşık 4 milyon kez izlendi. Peki ilk üç günde kaç CİMER şikayeti geldi? Bir tane. Yaklaşık 4 milyon izlenmeye karşılık yalnızca bir şikayet. Bu kadar yoğun paylaşıma rağmen sayının yalnızca 185 olduğunu öğrendiğimde şaşırdım" ifadelerini kullandı.
Sözlerinde insanları kin ve düşmanlığa tahrik eden bir şey olduğunu düşünmediğini söyleyen Göktaş, "Dini değerleri alenen aşağılayarak şehir şehir sahneye çıkmam, hayatımın akışına da yaptığım işe de uygun değil" dedi.
Kadınların nasıl giyineceğine müdahale edilmesine karşı olduğunu dile getiren Deniz Göktaş, gösterisinde de bunu anlattığını savundu. Deniz Göktaş, savunmasını şöyle tamamladı:
"Yeni suçlama 'suçu ve suçluyu övme'. Burada aslında basit bir kinaye var. Bir komedi gösterisindeki kinayeyi ve bir sözün hangi anlamda kullanıldığını değerlendirmek gerekiyor. Şakanın nasıl kurulduğunu ayrıntılarıyla ele alan bir iddianamede, bu anlatımın komedi olduğunu görmezden gelerek tutuklama istenmesini kabul edemiyorum. Son olarak, kaçma şüphem yok. Yurt dışındayken kendi isteğimle Türkiye'ye döndüm. Delilleri karartma ihtimalim de yok. Gösteri ve sözlerim zaten internette, herkesin erişimine açık. Yaklaşık üç aydır tutukluyum. Hayatımdan üç ay geçti; o zamanı geri alamam. Buna rağmen bu üç ay, kendimi en özgür ve en az kalabalık hissettiğim dönemlerden biri oldu. İzleyicilerimden yüzlerce mesaj aldım. Bunlar da halktan gelen tepkiler. Şikayette bulunanlardan daha fazla insan bana ulaşmak için emek verdi. Bu sayede geceleri huzurla uyudum. Söylediğim cümlelerde suç unsuru olduğunu düşünmüyorum. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum."